11.01.2007

Sıtma Avrupa'yı da tehdit ediyor

Bastırılmış hastalıkların yeniden etkili olmaya başlaması üzerine Avrupa ülkeleri harekete geçti.

ANTALYA - Nüfus artışı, insan göçü, plansız ve kontrolsüz şehirleşme, ulaşımda ve tarımsal faaliyetlerdeki değişiklikler ve iklim değişiklikleri nedeniyle başta sıtma olmak üzere, sivrisineklerle, tatarcıklarla, kemirgen ya da kenelerle yayılan hastalıklar yeniden önemli sağlık problemi arasına girdi.

Sıtma, şark çıbanı ve ateşli virutik hastalıkların Avrupa ekosistemlerindeki dağılımlarını ortaya koymak ve olası salgınları önlemek amacıyla Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programları kapsamında 24 ülkenin katılımıyla EDEN (Değişen Avrupa Çevresinde Yeniden Ortaya Çıkan Hastalıklar) Projesi başlatıldı.

Türkiye’den Hacettepe ve Ege üniversitelerinin ortaklık yaptığı 5 yıllık projenin ikinci yıllık çalışma toplantısı Antalya’da başladı.

Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurden Özer, çevresel etkenlerin mikropların genetiğinde ve davranışlarında değişikliğe neden olduğunu vurguladı.

Çevresel değişikliklerin sivrisinek, kene gibi vektör türlerinin popülasyonlarında nasıl etki yaratacağını anlamaya çalıştıklarını belirten Özer, “Küresel ısınmayla, mikroorganizmaları bünyelerinde barındıran, bunları insan vücuduna taşıyan sivrisinek, kene, tatarcık gibi vektörlerin ömürleri uzuyor. Bu arada içlerinde taşıdıkları parazitin gelişim süresi de kısalıyor. Bu nedenle küresel ısınma hastalıkların dağılımını artıracak gibi görünüyor” dedi.

Özer, insanların bu vektörlerin yaşam alanlarına müdahale etmeleri nedeniyle bastırılmış hastalıkların yeniden görülmeye başladığını kaydetti. Dünyadaki insan hareketi nedeniyle vektörel hastalıkların daha önce görülmedikleri ya da ortadan kaldırıldıkları ülkelerde etkili olamaya başladıklarına işaret eden Özer, bunun üzerine AB’nin harekete geçtiğini bildirdi. Özer, EDEN’in bu önemli halk sağlığı probleminin çözümüne yönelik Avrupa ülkelerinin sağlık politikalarına katkı sağlamayı amaçladığını kaydetti.

TÜRKİYE’DE ÖLÜMCÜL SITMA VAKASI

Vektörlerin yaydığı en önemli hastalığın sıtma olduğuna dikkat çeken Özer, ateşli seyreden bu hastalıkların teşhisinin çoğu kez konulamadığını ifade etti. Türkiye’de 600 sivrisinek türü olduğuna dikkati çeken Özer, bunların her birinin hastalığın ayrı bir türüne neden olabileceğini vurguladı.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2006 yılında 750 sıtma vakası görüldüğünü belirten Özer, bunların büyük çoğunluğunun ölüme sebebiyet vermediğini söyledi. Buna karşın hastalığın ölümcül türünün Türkiye’ye komşu ülkelerden taşındığını dile getiren Özer, “Türkiye’de 2006 yılında Suriye ve Irak’tan taşınan 34 ölümcül sıtma vakasına rastlandı” dedi.

KENE PANİĞİ

Avrupa’da kene kökenli hastalıkların yaygın olduğunu vurgulayan Özer, kenelerin kan emdikleri yaban hayvanlarının türünün azalmasıyla insanlarda hastalık riskinin artığını söyledi. Özer, kenelerin neden olduğu ve ölümcül seyredebilen Kırım-Kongo kanamalı ateşinin de Türkiye’de ilk kez 6 yıl önce Kelkit Vadisi’nde görüldüğünü vurguladı. Son 6 yılda 22 ilde hastalığa rastlanıldığını ifade eden Özer, 815 vakada 43 kişinin öldüğünü kaydetti.

EDEN’in 2. yıllık çalışma toplantısı, 24 ülkedeki 48 kuruluştan 140 kişinin katılımıyla sürüyor.

Toplantı, 12 Ocak’ta sona erecek.

[Ntvmsnbc]

Kiyamet, biyolojik istila ile gelecek

Bilim adamları, insanlığı ve dünyayı yakın gelecekte bekleyen en büyük tehlikenin kolay para kazanma hırsı ve 'daha verimli oldukları' gerekçesiyle ithal edilen bitki ve hayvanların yol açtığı 'biyoistila' olduğu uyarısında bulundular.

NEWSWEEK Dergisi, son sayısında "biyoistila tehdidi"ni kapak konusu yaptı ve geldikleri yerde önü kesilemez bir şekilde doğayı yok eden canlı türlerinin binlerce yeni hastalığın ortaya çıkmasına da neden olduğunu vurguladı.

İYİ PARA KAZANMAK

Newsweek’in haberine göre, birkaç yıl öncesine kadar dünyanın en güzel sahillerine sahip Brezilya, şimdi kumları kaplayan milyonlarca dev Afrika salyangozu ile mücadele ediyor. Afrika salyangozları, 19 yıl önce 1988’de ekonomiye katkı olması amacıyla bir kasa dolusu ithal edilmişti. Brezilyalı salyangoz üreticileri, kısa sürede bir kiloya ulaşan ve her bir seferinde 2 bin yumurta veren dev Afrika salyangozlarını büyük bir keşif ve mucize olarak değerlendirerek ithal etmiş ve tüm dünyaya ithal ederek iyi de para kazanmışlardı.

DOĞAL DÜŞMANI YOK

Ancak doğal düşmanlarının bulunmadığı ortamda kısa sürede çoğalan dev salyangozlar, fare artıklarından, çöplere varıncaya kadar her şeyi yemeye başladılar. Fare artıklarından alınan parazitler ise, içme suyu ve bitkiler aracılığıyla insanlarda menenjitin en ölümcül türlerini insanlara bulaştırıyor. Önce bir eyalete gelen salyangozlar, şimdi Brezilya’nın 27 eyaletinin 23’ünü kaplamış durumda. Her yerde ortaya çıkan salyangozlar, kendilerini yiyen fareler üzerinden tahıl ürünlerine binlerce Afrika kökenli bakteriyi bulaştırmış durumda.

İçme suyuna da karışan salyangozların yarattığı tahribatın büyüklüğü maddi olarak hesaplanamıyor. Brezilyalılar, şimdi yeri geldiğinde bitkileri yakarak, yeri geldiğinde de sulara ve çevreye zehir atarak salyangozlardan kurtulmaya çalışıyor. Ancak bilim adamları iş işten geçtiğini belirtiyor.

KÜRESELLEŞMENİN ZARARI

Cornell Üniversitesi öğretim görevlilerinden biyoloji uzmanı David Pimentel, bulundukları doğal ortamlarda, düşmanları olması nedeniyle kontrollü bir şekilde çoğalan binlerce tür hayvan ve bitkinin, ithal edildiklerinde, yeni geldikleri ülkelerde dengesiz bir şekilde çoğaldığına dikkat çekiyor. "Verimliliği yüksek" diye gerekçesiyle ithal edilen tahıl ve bitkilerin de milyonlarca farklı bakteri ve mikrobu beraberinde getirdiğine dikkat çeken Pimentel, "biyoişgal"in küreselleşmenin yan etkisi olduğuna dikkat çekiyor.

Arizona Üniversitesi çevre ekonomisti Charles Perrings ise, biyoişgal tehdidinin büyüklüğünün tahmin bile edilmediğini belirterek "Küreselleşmenin kaçınılmaz sonucu, maalesef tam bir kıyamet senaryosu" yorumunu yapıyor.

Biyo-işgalcilere karşı yılda 120 milyar dolar

Yapılan araştırmalara göre ABD, biyo-işgalcilerin neden olduğu tarım ürünlerindeki yeni hastalıklarla mücadele için her yıl 120 milyar dolar harcıyor. Sadece ABD’de her yıl 50 bin yeni bitki hastalığı ortaya çıkıyor.

Hindistan, İngiltere, Avustralya, Güney Afrika ve Brezilya’da tahıl ve bitki hastalıklarına geçen yıl 228 milyar dolar harcadı. Biyo-işgalcilerin zararları, fakir ülkelerde doğanın yok olması, tarımın yapılamaması ve açlık olarak ortaya çıkıyor.

Biyo-işgalciler, uzun yıllar uykuda da kalabiliyor. Güney Afrika Cumhuriyeti’nden bir yüzyıl önce bir avuç tohum olarak İngiltere’ye getirilen kırmızı ve sarı renkte çiçek açan özel bir çim, küresel ısınma sonucu iklimin yumuşamasıyla aniden ortaya çıktı. Güney Afrika çimi o kadar hızlı yayıldı ki, İngiltere’nin güneyindeki birçok bölgeyi tamamen kapladı. İngiliz bilim adamları, her yerde biten bu yeni çimi şimdi nasıl yok edeceğini düşünüyor.

ABD’nin Hawaii Adaları ise, iki yüzyıl önce adaya farelerle mücadele için getirilen yılanlarla bir türlü baş edemiyor.

Filipinler’in, sivrisineklerde mücadele için getirdiği balıklar ise, göl ve sahilleri kaplamış durumda. Neredeyse deniz ve akarsulardaki tüm balıkları yok eden sivrisinek katili balıklar içen Filipinliler, şimdi tüm canlıları yok etme pahasına sularını zehirliyor.

Çin, ülkeye gelen Amerikan güvesinin yok ettiği 1.3 milyon rektar bambu ve ormanlık alanı nasıl kurtaracağını düşünüyor. Çinlilerin bu yılki karabasanları ise, Filipinliler gibi sivrisinekle mücadele için ithal ettikleri kontrolden çıkan egzotik balıklar.

[Hürriyet]

7.01.2007

Deniz Çekilmeleri Sürüyor!


BARTIN
Marmara'da meydana gelen deniz suyu çekilmesinin ardından Bartın'ın İnkumu Beldesi'nde de deniz suyu 7 metre çekildi. Amasra'da dün meydana gelen 3.2 şiddetindeki depremin ardından deniz suyunun çekilmesi halk arasında paniğe neden oldu.
Bartın'ın İnkumu Beldesi'nde deniz suyu yaklaşık 7 metre çekildi. Deniz suyunun çekilmesinin ardından kum adaları oluşurken, daha önce denizin altında kalan kayalar da ortaya çıktı. Amasra İlçesi'nde dün meydana gelen 3.2 şiddetindeki depremin ardından deniz suyunun çekilmesi, vatandaşlar arasında paniğe sebep oldu.
İnkumu Beldesi'ne bağlı Karasu Köyü Muhtarı Fahrettin Küçükaltay, deniz suyunun çekilmesi sebebiyle yetkililerin araştırma yapması gerektiğini ifade etti.
Muhtar Küçükaltay, daha önce de bu tür olayların yaşandığını, ancak hiçbirinin deprem sonrası olmadığını belirtti. Küçükaltay, "Suların çekilmesi sebebiyle köy halkı panik yaşıyor. Köyümüzde daha büyük bir deprem olacak korkusu hakim. Yetkililerin bu konu üzerinde bir araştırma yapıp, bizleri bilgilendirmesini istiyoruz. Şu an baktığımızda denizin 7-8 metre çekildiğini, kayaların ortaya çıktığını görebiliyoruz. Bunun bir sebebi olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Mynet Haber
TEKİRDAĞ


Tekirdağ’ın Marmara Eğrelisi İlçesi’ne bağlı Yeniçiftlik Beldesi’nde deniz, 20 metre çekildi.
Yeniçiftlik Beldesi’nde denizin çekilmesiyle birlikte bölgede deprem paniği yaşandı. Belde sakinleri suyun çekildiği bölgede ortaya çıkan adacıklarda dolaşarak hatıra fotoğrafı çektirdi. Yörede oturanlar, "Denizin çekilmesi deprem işareti olabilir" dedi.
Hürriyet

6.01.2007

Kuş gribi hala küresel tehdit

Dünya Sağlık Örgütü'nün yeni Genel Sekreteri Margaret Chan, kuş gribinin hala küresel bir tehdit oluşturmaya devam ettiğini söyledi.

Hong Kong'lu kuş gribi uzmanı Margaret Chan, BM kurumlarından birinde genel sekreter olan ilk Çin asıllı yetkili.

Chan, Çin asıllı olmasının kuş gribinin ilk görüldüğü ülke olan Çin'de yetkililerle temaslarda işleri kolaylaştıracağını belirtiyor.

Margaret Chan kuş gribinin özellikle yoksul ülkelerde son haftalarda yeniden belirmeye başladığını gözlemlediklerini söyledi.

Vietnam'da geçen ay, son bir yıldır ilk kez bir tavuk çiftliğinde kuş gribi virüsü H5N1'e rastlanmıştı.

Dünya Sağlık Örgütü'nün Vietnam'daki direktörü Hans Toredsson da, BBC'ye havaların soğumasıyla birlikte virüsün daha bulaşıcı olacağını ve ülkede düzenlenecek yeni ay yılı festivalinin, hastalığın insanlara bulaşması riskini arttıracağını anlattı.

Hâlihazırda uygulanan politikalarının başarısızlığa uğramadığını savunan Dünya Sağlık Örgütü yetkilisi, Vietnam'da kuş gribini ortadan kaldırmanın yıllar alacağını vurguladı.

[BBCTurkish]

5.01.2007

Çin iklim değişikliğinden kaynaklanan tarımsal problemlere karşı uyarıyor

Pekin (AP): Çin devletinin açıkladığı rapora göre; iklim değişikliği, tarımsal üretimde büyük düşüşlere yol açarak gelecek yıllarda Çin'in ekolojisine ve ekonomisine zarar verecek.

Devlet Meteoroloji Dairesi, Çin Bilim Akademisi ve Teknoloji Bakanlığını da içeren altı devlet dairesi tarafından yayınlanan rapor, medyanın 2006 yılının ortalamadan daha sıcak olduğu ve normalden daha fazla doğal afetle sonuçlandığını söylediğinden birkaç gün sonra açıklandı.

Xinhua Haber Ajansına göre raporda, ``İklim değişikliği tarımsal üretimin dayanıksızlığını arttıracak,'' ifadesi yer alıyor. ``Eğer önlem alınmazsa, yüzyılın ikinci yarısında Çin'deki buğday, mısır ve pirinç üretimi %37lere kadar düşecek.''

Çin'deki ortalama sıcaklıklaın gelecek 50 ila 80 yılda 2 veya 3 derece yükseleceği, ve bunun "değişim hızının hızlanmasına" sebep olacağı ifade edildi.

Rapor iklim değişikliği ile mücadele için hangi önlemlerin alınması gerektiğini söylemedi. Bazı denizden uzak nehirlerin buharlaşma oranlarının %15 artacağını belirtti. Çin zaten, özellikle ülkenin kuzey bölgesinde, şiddetli su kesintileriyle yüzleşiyor.

Pazar günü, Xinhua Haber Ajansı 2006'daki sıcaklıkların normal yıllardan ortalamanın 1 derece üzerinde olduğu bildirdi. Meteoroloji yetkilileri normalden daha az yağmur yağdığını söyleyerek, ortalama yıldan 16 milimetre aşağıda olduğunu açıkladılar.

Çin Meteoroloji Heyeti tarafından yayımlanan yıllık meteorolojik rapor 2006 yılının hayat kaybı ve maddi hasar bakımından en felaket getiren yıl olduğunu açıklarken, Pekin İklim Merkezi müdürü Dong Wenjie yüksek sıcaklıklara küresel ısınmanın sebep olduğunu söyledi.

Rapora göre, tayfunlar, seller ve kuraklıklar, 2006 yılında 2,704 kişinin ölümüne ve 212 milyar yuan (20.65 milyar euro) ekonomik kayba sebep oldu.

Çin'in yüzölçümü ve coğrafyası ülkeyi doğal felaketlere açık kılıyor. Her yıl, doğal felaketler 400 milyon insanı ve 50 milyon hektar tarım alanını etkiliyor, yerli üretimin %1 ila %3'üne eşit ekonomik kayba sebep oluyor.

[Kaynak]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...