türlerin yok oluşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türlerin yok oluşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.04.2011

Akdeniz alarm veriyor

Akdeniz'deki balık türlerinden 40'a yakınının birkaç yıl içerisinde tükenebileceği bildirildi.

CENEVRE- İsviçre merkezli Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN)’nin yürüttüğü çalışmanın sonuçlarına göre, Akdeniz’deki köpek balığı ve vatoz türlerinin hemen hemen yarısı tükenme tehlikesi altında. Türlerin Akdeniz’den kaybolma tehlikesi altında bulunmasının başta gelen nedenleri aşırı avlanma, deniz kirliliği ve balıkların yaşam alanlarının bozulması.

En büyük tehlikeyle karşı karşıya bulunan türlerin orkinos, levrek, barlam balığı ve esmer orfoz olduğu kaydedildi.(aa)

Radikal

24.11.2009

Kıyamet Meteoru Yer Değiştirdi

Hindistan açıklarında bulunan dev krater, 65 milyon yıl önce yeryüzündeki tüm canlıları yok eden meteora ait olabilir.

Dinozorların yeryüzünden silinmesine neden olduğu düşünülen meteorun sanıldığından dört kata daha büyük ve Meksika değil Hindistan’da bulunduğu ileri sürüldü.

Bugüne kadar en çok kabul gören teoriye göre dinozorlar 65 milyon yıl önce Meksika’nın Yucatan Yarımadası’na düşen bir meteor nedeniyle yok oldu. Ancak Hindistan’ın açıklarında denizin altında keşfedilen bir ‘katil krater’in Yucatan’dakinden en az 50 kat daha büyük olduğu tespit edildi. Kraterin bir göktaşının düşmesiyle oluştuğu kesinleşirse, yeryüzündeki tüm canlıları yok ettiği söylenebilecek.

Hindu tanrısı Şiva’nın adını taşıyan 500 km çapındaki deniz altı havzasının çapı 40 km, merkezi yükseltisi 4.8 kilometreyi buluyor. Yeni keşfedilen dev krater, daha önce dinozor kıyametine yol açtığı düşünülen 9.6 kilometre çaplı Yucatan kraterinin neredeyse 50 katı.
Haberin devamı ↓reklam

Telegraph gazetesine konuşan Texas Tech University araştırma görevlisi Sankar Chatterjee, Hindistan’daki havzanın, bugüne kadar yeryüzünde bulunan en büyük krater olduğunu belirtti. Chatterjee, havzanın tabanındaki kayalarda iridyum anormallikleri ve şoklanmış kuartz arama çalışmalarının başladığınısöyledi. İridyum, göktaşlarında bolca bulunuyor.

Chatterjee’ye göre bu kadar büyük bir meteorun çarpması yeryüzü kabuğunu eritir ve üzerindeki tüm canlıları da öldürür.

[NTV]

11.08.2008

Arılardan sonra sinekler de mi kayboluyor?

Prof. Dik, Akdeniz ve Ege bölgesinde yaptığı saha çalışmalarında, bu yıl geçen yıllara oranla daha az sinek yakalayabildiğini söyledi.

Konya Selçuk Üniversitesi (SÜ) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bilal Dik, küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan kuraklığın, üreme alanları yok olan sinek popülasyonunun azalmasında etkili olduğunu düşündüğünü belirtti.

Prof. Dr. Dik, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, araştırmalar için Akdeniz ve Ege bölgesinde yaptığı saha çalışmalarında, bu yıl geçen yıllara oranla daha az sinek yakalayabildiğini söyledi.

Türkiye’de, bilimsel olarak henüz kanıtlanmamakla birlikte sinek popülasyonunun azaldığının söylenebileceğini ifade eden Prof. Dr. Dik, “Sinekler küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan kuraklık ve aşırı ilaçlama sonucunda azalıyor diyebiliriz ancak bu bir yaklaşım tarzıdır. Bilimsel bir araştırma yapılmadan kesin bir şey söylememiz mümkün değil” dedi.

Küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan kuraklığın sineklerin üreme alanlarındaki nemi yok ettiğini ifade eden Dik, “Sineklerin üremeleri için uygun ortamlar sığır pislikleri, nemli, pis veya organik maddelerce zengin olan bataklık gibi yerlerdir. Evsel veya hayvansal atıkların bulunduğu yerleri de bunlara ekleyebiliriz. Aşırı sıcaklarda, ısınmaya bağlı olarak sineklerin üredikleri alanlar kuruduğu için, üremeleri biraz kısıtlanmış olur. Böylece sayıları da azalır” diye konuştu.

“Küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan kuraklığın, üreme alanları yok olan sinek popülasyonunun azalmasında etkili olduğunu düşünüyorum” diyen Dik, sineklerin azalmasında aşırı ilaçlamanın da önemli bir etken olabileceğini belirtti.

[Ntvmsnbc]

6.08.2008

Yana yana, yene yene tükeniyorlar!

Dünyadaki maymun türlerinin yüzde 48’inin yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Primatları tehdit eden faktörlerin başında yangın ve yenmek üzere insanlar tarafından avlanmaları geliyor.

IUCN Red List of Threatened Species (Soyu tükenmekte olan türler listesi) adlı örgütün memeli hayvanlarla ilgili dünya çapında yaptığı araştırma; varlığı bilinen 634 tür ve alt türden yüzde 11’inin yok olmanın eşiğinde, yüzde 22’sinin tehdit altında, yüzde 15’inin ise tehlike sınırında olduğunu ortaya koydu.

Soyu tükenen canlı türleriyle ilgili rapora göre, genel adıyla primatlar olarak da tanımlanan bu türlerin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit içinde yaşadıkları tropik ormanların yangın ya da kesimlerle yok olması. Bu türü tehdit eden faktörlerden bir diğeri ise yenmek üzere insanlar tarafından avlanmalarıbb.

Asya primatların durumunun en kötü olduğu kıta. Türlerin yüzde 71’inin yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Tehlikedeki türlerin en çok yaşadığı beş ülke de yine Asya kıtasında.

IUCN yetkilileri bu araştırmanın şu ana kadar herhangi bir canlı türüyle ilgili en karamsar bulgulara ulaştığına dikkat çekiyorlar.

Örgütün Türler Programının başkan yardımcısı Christophe Vie, “Maymunlar yaşam süresi uzun hayvanlar, dolayısıyla yok olma sürecini tersine çevirmek de zor oluyor” diyor.

Araştırmanın ayrıntılı sonuçları Ekim ayında açıklanacak.

[Yeşil Ntvmsnbc]

20.07.2008

Brezilya’da yüzlerce ölü penguen kıyılara vurdu

Tropik Brezilya sahillerine yüzlerce yavru penguen ölüsünün vurduğu bildirildi.

Rio de Janeiro kıyı koruma ve çevre kurumu yetkilisi Eduardo Pimenta, kentin sahillerinde son iki ayda 400’den fazla yavru penguen ölüsünün bulunduğunu söyledi.

Sahillere vuran ölü penguenlerin çoğunun daha yeni yuvadan çıkan ve güçlü akıntılarda yolunu kaybeden yavrular olduğu belirtildi.

Antarktika ve Patagonya sahillerinden güçlü akıntılara kapılıp Brezilya kıyılarına her yıl onlarca ölü ve canlı penguen vurduğu, ancak bu yılki sayının şimdiye kadarki en büyük sayı olduğu belirtildi.

Bazı uzmanlar, aşırı balık avının penguenlerin balık bulmak için kıyıdan daha fazla açılmasına ve şiddetli akıntılara kapılmasına neden olduğunu savunurken, başka uzmanlar ölü penguen sayısındaki artışa deniz kirliliği ve iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Her yıl Brezilya sahillerinde canlı bulunan onlarca penguen ise Antarktika ve Patagonya kıyılarına geri götürülüyor.

[Ntvmsnbc]

16.05.2008

Canlı türlerinin üçte biri yok oldu

Doğal ortamda yaşayan hayvanların sayısı 1970’lerin başından bu yana yaklaşık üçte bir oranında azaldı.

Doğal Hayatı Koruma Vakfının, yüzlerce balık, kuş, memeli ve böcek türünün akıbetinin araştırıldığı Yaşayan Gezegen Endeksine göre, hayvan sayısı ortalama yüzde 27 oranında azaldı.

Daily Mail’in haberine göre raporda, hayvanların aşırı avlanılması, yeni tarım alanları açılması sonucu doğal yaşam ortamlarının daralması, hayvan ticareti, kirlilik ve insanoğlunun yol açtığı iklim değişiminin kurbanı olduğu bildirildi.

Amur (Mançurya) kaplanlarından şempanzelere, yeşil kaplumbağalardan kutup ayılarına kadar 1400 türü kapsayan araştırma çerçevesinde, hayvan sayılarıyla ilgili 4000 araştırma da incelendi.

Araştırma sonucunda, karada yaşayan hayvanların sayısının 1970 ile 2005 arasında dörtte bir oranında azaldığı, suda yaşayan canlıların sayısınınsa yüzde 29 oranında düştüğü saptandı.

Vakfın İngiltere şubesi kampanya başkanı Colin Butfield, “çevre meselelerinde bilincin giderek artmasına karşın gidişatın kötüye doğru olması alarm verici” dedi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı genel müdürü James Leape de, bunun etkisinden kimsenin kaçamayacağını çünkü küresel çeşitliliğin azalmasının daha az yeni ilaç bulunması ve doğal felaketlere daha açık olmak anlamına geldiğini söyledi.

Bununla birlikte son yıllarda bazı hayvan türlerinin sayılarında artış olduğu, bunların arasında Sibirya kaplanlarıyla bazı bölgelerindeki Afrika fillerinin bulunduğu kaydedildi.

[Ntvmsnbc]

10.02.2008

'Işık Kirliliği' Ekosistemleri Yokediyor!

Işık kirliliği bitkilerin büyüme ritmini bozuyor, böcek ve kuşların yön bulma duygularını zayıflatarak ekosistemlere zarar veriyor.

Işık kirliliğinin çevre üzerindeki etkilerini değerlendiren Ankara Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Ekoloji ve Çevre Biyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Ketenoğlu, gökyüzüne dik ve gereğinden fazla aydınlatmanın “ışık kirliliği” olarak adlandırıldığını anlattı.

Prof. Dr. Ketenoğlu, özellikle yol, cadde ve sokak aydınlatmalarının ışık kirliliğine neden olduğunu belirterek, park, bahçe, gece aydınlatılan halı sahalar, güvenlik amaçlı aydınlatmalar, reklam panoları ve evlerin pencerelerinden taşan ışıkların da kirliliğe etki ettiğini ifade etti.

Bazı ülkelerde ışık kirliliğine karşı önlemlerin alındığını, dünyada ilk kez Yeni Zelanda’da yönetmelik yayımlandığını, Slovenya’nın kanun yoluyla kirliliği engelleme yoluna gittiğini kaydeden Ketenoğlu, Yunanistan’da da 1990’lı yıllarda konuyla ilgili eğitimler verildiğini söyledi.

“GÖÇMEN KUŞLAR, TELEF OLUYOR”
Prof. Dr. Osman Ketenoğlu, günlük ve mevsimlik sıcaklık ve ışık değişimlerinin canlıların biyolojik ritmlerini etkilediğini belirterek şöyle konuştu:
“Aşırı gece aydınlatmaları biyolojiyi yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle de olayın fiziksel özelliklerinden ziyade biyolojik etkileri ön plana çıkıyor. Işık kirliliği, ekolojik sistemleri etkiliyor, hayvan göçlerinin, av avcı ilişkilerinin değişmesine neden oluyor, ekolojik yapıyı bozuyor. Işık kirliliği, bitkilerin büyüme ritmini bozuyor, böcek ve kuşların yön bulma duyguları zayıflatarak ekosistemleri yok ediyor.”

KELEBEK VE BÖCEKLER TOZLAŞMA YAPAMIYOR
Osman Ketenoğlu, kirlilikten etkilenen kelebek ve diğer gece böceklerinin tozlaşmayı sağlayamadığı için bitkilerin zamanla yok olduğunu ifade etti.

Ketenoğlu, göçmen kuşların geceleri takım yıldızlarıyla yön belirlediklerini ancak ışık kirliliği yüzünden çok aydınlatılmış yüksek binaların etrafında dolaşarak telef olduklarını belirtti. Ketenoğlu, bunun önlenmesi için Kanada ve Toronto da göç dönemlerinde yüksek binaların ışıklarının kapatılması yönünde çalışmalar yapıldığını söyledi.

“CARETTA CARETTALAR, TEHDİT ALTINDA”
Prof. Dr. Ketenoğlu, Akdeniz kıyılarında görülen caretta caretta türü deniz kaplumbağasının ışık kirliliği yüzünden yok olmak üzere olduğunu bildirerek, yumurtadan çıktıktan sonra deniz sanarak aşırı aydınlatılmış sahillere yönelen yavruların öldüklerini belirtti.

Gece kurbağaları ve semenderlerin de (kertenkele türü) ışık kirliliğinden etkilendiğini ifade den Ketenoğlu, gece canlısı olarak sınıflandırılan bu türlerin aşırı aydınlatma nedeniyle bulundukları yerden geç çıktıklarını, bunun da çiftleşmelerini engellediğini bildirdi.

Osman Ketenoğlu, tropikal bölgelerde mercan topluluklarının üzerlerine düşen ışık yüzünden kendilerine renk veren “alg”leri kabul etmediklerini, bu durumun mercanların renklerinin solmasına ve ekolojik yapılarının bozulmasına neden olduğunu kaydetti.

Ketenoğlu, ışık kirliliğinin göllerde “su piresi” gibi canlıların su yüzeyindeki “alg”leri tüketmesini engellediğini, bunun da “alg”lerin çoğalıp göl bitkilerinin ölmesine ve su kalitesinin düşmesine yol açtığını söyledi.

“KAYNAKLAR BOŞA HARCANIYOR”
Gereğinden çok aydınlatmanın öncelikle enerji kaybına neden olduğunu aktaran Ketenoğlu, “Bu demektir ki, elektrik üretiminde kullanılan kömür, su ve petrol gibi kaynaklar boşa harcanıyor. Özetle ışık kirliliği, boşa giden para anlamına da geliyor” diye konuştu.

Aydınlatma yapılırken ışığın gökyüzüne yöneltilmemesi, doğrudan aydınlatılacak zemine çevrilmesi gerektiğine işaret eden Ketenoğlu, geniş aydınlatma yerine istenen alanın iyi aydınlatılması gerektiğini belirtti.

Işık kirliliğinin, uzay alanındaki araştırmaları olumsuz yönde etkilediğini bildiren Ketenoğlu, bu durumun gökyüzündeki ani değişimlerin izlenmesini de engellediğini söyledi.
[Ntvmsnbc]

21.01.2008

İlaç Sanayinde Kullanılan Bitkiler Yokoluyor

İlaç yapımında kullanılan yüzlerce bitki çeşidi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 120’den fazla ülkede yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre, bu bitki türlerinin ortadan kalkması nedeniyle gelecekte birçok hastalığın tedavisi mümkün olmayabilir.

İlaçların yüzde 50’den fazlası bitkilerden üretilen kimyasallarla yapılıyor. Bir başka deyişle ilaç sanayisi, büyük ölçüde doğaya bağımlı. Doğadaki dengenin son yıllarda hızla bozulması sonucu bitki türleri yok oluyor, bu da ilaç sanayisini tehdit ediyor.

Uluslararası Botanik Bahçeleri Koruma Grubu’nun 120 ülkeyi kapsayan araştırması da bu tehdidin boyutunu gözler önüne seriyor. Zira araştırmaya göre, tıpta kulanılan 400 bitki yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Kanser ilaçlarının etkin bileşenlerinden porsuk ağacı, güz çiğdemi ve çeşitli manolya türleri bunlardan sadece birkaçı.

Bitkilerin yok olmasındaki ana etken gereğinden çok toplanmaları. Ormanların azalması da bir diğer faktör.

Araştırmacılar uyarıyor: “Gelecekte kanser, AIDS gibi hastalıkların tedavisi zorlaşabilir.”

Rapora göre, gelecekteki tıbbi buluşlar risk altında olduğu gibi bu durum, gelişmekte olan ülkelerde de olumsuz sonuçlar doğuracak. Dünyada hala 5 milyar insan, çareyi modern tıpta değil bitkilerden elde edilen geleneksel karışımlarda arıyor.
[Ntvmsnbc]

15.11.2007

Akdeniz’de köpekbalığını bekleyen tehdit

Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), Akdeniz’deki köpek balığı ve kedi balığı türlerinin yüzde 40’tan fazlasının soyunun tükenme tehlikesi bulunduğunu bildirdi.

PARİS - IUCN’nin açıklamasında, bölgede 30 türün soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ve dünya genelinde en büyük yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan köpek balığı ve kedi balığı türlerinin bu bölgede bulunduğu belirtildi. Açıklamada, Birliğin uzmanlarının 71 türü incelediği ve konuyla ilgili bir raporun yarın yayımlanacağı belirtildi.

Raporda, bu türlerin özellikle aşırı avlanmaları nedeniyle soyunun tükenebileceği kaydedildi. Türlerin soyunun tükenmesine yol açan nedenler arasında, çevre koşullarının kötüye gitmesi ve hobi amacıyla yapılan balıkçılık da yer aldı.

IUCN’nin açıklamasında, derin sularda avlanmada uygulanacak bazı yasaklarla bu türlerin soyunun tükenmesinin engellenebileceği belirtildi.

[NTVMSNBC]

14.11.2007

Greenpeace: Orkinos nesli bitiyor, suşi yemeyin

Japon pazarında tanesi 3 bin 800 Euro alıcı bulabilen orkinosların neslinin tehlikede olduğu açıklandı.

ANTALYA - Greenpeace Akdeniz Ofisi Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, pazarın yüzde 90’ının Japonya’nın elinde olduğu belirterek, “suşi tüketmeyin” çağrısında bulundu.

Uluslararası Atlantik Orkinoslarını Koruma Komisyonu’nun (ICCAT) Antalya’daki toplantısının ilk gününde, “Orkinoslar ve Zaman Tükeniyor” sloganıyla eylem yapan Greenpeace üyeleri, basın toplantısı düzenledi.

Greenpeace Akdeniz Ofisi Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, kota aşımı nedeniyle orkinos neslinin tehlike altında olduğunu belirterek, ICCAT tarafından doğu Atlantik ve Akdeniz’deki mavi yüzgeçli orkinoslar için hazırlanan “iyileştirme planı”nın başarısızlık örneği olduğunu söyledi.

ICCAT Bilimsel Komitesi’nin geçen yıl 15 bin ton teklif etmesine rağmen komisyonun kota miktarını 30 bin olarak belirlediğini ifade eden Dökmecibaşı, “Buna rağmen 50 bin ton orkinos avlandı. ICCAT orkinosları, yuvalama ve üreme alanlarını koruyamıyorsa avlanma yasaklanmalıdır. Orkinos avcılığı devam ederse Akdeniz’in ekosisteminin ve balıkçılığın çöküşüne tanık olacağız” diye konuştu.

Geçtiğimiz yıllarda, kaçak avcılık yaptığı tespit edilen ülkelerin, bir sonraki yılki kotalarından bu miktarın düşüldüğünü ifade eden Dökmecibaşı, “Ne yazık ki geçtiğimiz yıl uygulanan sözde iyileştirme planları dahilinde, bu ceza bile kaldırıldı” dedi.

[NTVMSNBC]

13.11.2007

Daha fazla ayı türü yok olma tehlikesi altında



Dünya Koruma Birliği'nden yayınlanan bir rapora göre, dünyadaki sekiz ayı türünden altısının nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Çin'deki kapsamlı koruma çabalarına rağmen dev panda tehlike altında kalırken, düyanın en ufak ayı türü, güneş ayısı ilk kez listede yer almıştı.

12.11.2007

BM, Dünya için alarm verdi

Son BM raporuna göre 2050’ye kadar küresel sıcaklığın 2 dereceden fazla artması, dünya nüfusunun yüzde 20’sinin büyük bir kuraklıkla karşı karşıya kalmasına neden olacak. Hayvan türlerinin üçte birinin soylarının tükenebileceği de tahminler arasında.

VALENCIA - 145 ülkeden bilim insanları ve hükümet yetkilileri, Birleşmiş Milletler hükümetlerarası iklim değişikliği panelinin bu yıl içinde yayımlayacağı dördüncü ve son rapora nihai şeklini vermek üzere İspanya’nın Valencia kentinde toplandı.

Hafta boyunca sürecek müzakerelerin ardından raporun, Cumartesi günü Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun tarafından kamuoyuna açıklanması bekleniyor.

25 sayfalık rapor, panelin daha önce hazırladığı raporların bir özeti niteliği taşıyacak ve siyasetçilerin rahat anlayabilmesi için basit bir dil kullanılacak.

Basına sızan taslağa göre raporda 2050’ye kadar sıcaklığın 2 dereceden fazla artması durumunda, dünya nüfusunun yüzde 20’sinin büyük bir kuraklıkla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuluyor.

Hatta sıcaklığın sera etkisi yaratan gazların salımının azaltılmaması durumunda 2050’ye kadar 5 derece artabileceği öngörüsüne yer veriliyor.

Bu durumda hayvan türlerinin üçte birinin soylarının tükenebileceği belirtiliyor. Rapora göre tahıl ürünleri dünyanın dört bir yanında azalırken özellikle Çin, Bangladeş ve Pasifik’teki adalar sel tehdidi altında kalacak.

Ancak çevre örgütleri rapordaki bu uyarıları yetersiz buluyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı, hayati önem taşıyan bazı gerçeklerin ABD ve Çin gibi ülkelerin baskısıyla rapordan çıkarıldığını söylüyor.

[NTVMSNBC]

29.10.2007

Kuşlar ölecek böcekler çoğalacak

KÜRESEL iklim değişikliğiyle ortaya çıkan koşullara ilk tepkiyi veren kuşlar küresel ısınmadan en fazla etkilenecek türlerin başında geliyor. Kuşların, barınmalarına olanak sağlayan koşulların yok olduğunda o bölgeyi terk ettiklerini anlatan Akdeniz Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ali Erdoğan, "Popülasyon belli bir yerde yoğunlaştığı zaman rekabetle birlikte kuşların stresleri de artacak bu da başta üremelerini, dolayısıyla ekosistemin sağlıklı işlemesini olumsuz yönde etkileyecek" dedi. Erdoğan, "Dünya ısısının 2 derece artması pek çok şeyi etkileyip, dengeleri bozacağı gibi pek çok kuş türünü olumsuz etkileyecek. Hava sıcaklıklarındaki 5 derecelik bir artış ise, hayvanların yüzde 30'unu göçe zorlayacak" dedi.

[Birgün]

27.10.2007

Primatların üçte biri tehlikede

Koruma örgütleri, maymun ve benzeri hayvanların dahil olduğu biyolojik takım olan primatların üçte birinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu duyurdu.




ANKARA - Uluslararası Primatoloji Derneğinin araştırmasına göre, birçok maymun ve diğer primatlar (goril, orangutan, şempanze vb.) yaşadıkları ormanlık alanlardan sürülüyor, yiyecek ya da ilaç sanayisinde kullanılmak için öldürülüyor.

Dünya Koruma Birliğinin öncülüğündeki 60 kadar uzmanın hazırladığı raporda, en fazla tehlike içindeki 25 türün akıbeti araştırıldı. Uzmanlar, bu türlerin mensuplarının toplamının, sadece küçük bir stadyuma sığacak kadar kaldığını bildirdiler.

Raporda, primatlara en büyük tehdidin tropik ormanların tahrip edildiği ve birçok maymunun avlandığı, ev hayvanı olarak alınıp satıldığı Asya’da olduğu belirtildi.

Uzmanlar ayrıca, bazı türlerin iklim değişimine karşı daha hassas olduklarını bildirdiler.

Bilim adamları, insanoğlu yüzünden dünyadaki hayvan türlerinin soylarının tehlike altında olduğunu onyıllardır söylüyor. Ancak bu araştırmada, insanların yakın akrabaları olarak kabul edildikleri için primatların karşı karşıya oldukları tehlikeden özellikle kaygı duyulduğu belirtildi.

[NTVMSNBC]

25.10.2007

Küresel ısınma pek çok türü yok edebilir

LONDRA (Reuters) - Çarşamba günü iklim değişiminin geçmişteki kitlesel yok oluşlarla bağını araştıran bir çalışma yayınlayan araştırmacılara göre, artan sıcaklıklar önümüzdeki birkaç yüzyıl içersinde dünyadaki türlerin yarısından fazlasını yok edebilir.

York Universitesinden araştırmacılar, bunun uzun bir dönemdeki iklim, yok oluş oranları ve biyoçeşitlilik arasındaki ilişkiyi inceleyen ilk çalışma olduğunu söylediler.

Çalışmadan yer alan ekolojist Peter Mayhew, Proceedings of the Royal Society'de yayınlanan bulguların, iklim değişiminin büyük ölçekli yok oluşun nedeni olduğunu öne sürdüğünü açıkladı.

Çalışma 500 milyon yıllık fosil kayıtlarını ve sıcaklık değişimlerini analiz etti ve - türlerin yarısından fazlasının yok olduğu - dört büyük yok oluştan üçünün yüksek sıcaklık dönemlerinde meydana geldiğini buldu.

[Reuters]

15.08.2007

Saka Kuşlarının Nesli Tehlikede


Temiz su kanallarının kirlenmesi, kuraklık nedeniyle çok sevdikleri kara hindiba ve deve dikeni tohumlarının yok olması ve ticari ürüne dönüşmeleri saka kuşlarının varlığını tehdit ediyor.
Göç yollarında avlanmanın yanı sıra kuş pazarlarında da satılan saka kuşların nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Doğadaki çeşitliliğin ve dengenin tehlike sinyalleri verdiği günümüzde daldan dala konan saka kuşlarının, bitkilerin tohum dağılımına ve üremesine katkısı büyük.

Çok sevdikleri kara hindiba ve deve dikeni tohumlarının hızla azalması bu kuşların varlığını tehdit ediyor.
[Ntvmsnbc]

10.08.2007

Nehir yunuslarının nesli tükendi?



Altı haftalık kapsamlı bir çalışmadan sonra, "baiji" olarak bilinen nadir Çin Yangtze nehir yunuslarının nesillerinin tükenmiş olabileceğinden korkuluyor. Dünya Koruma Birliği'nin Tehlike Altındaki Türler Kırmızı Listesinde zaten "kritik olarak tehlike altında" olarak işaretlenen baiji'den herhangi bir birey bulmada başarısız olan araştırmacılar, baijilerin yok olması için aşırı balık avcılığını suçluyor.

Londra Zooloji Topluluğu'ndan Dr. Sam Turvey, bunu "şok edici bir trajedi" olarak tanımladı: "Bu, evrimsel yaşam ağacının bütün bir dalının yok olması anlamına geliyor ve gezegenin koruyucuları rolümüzde şimdi tam bir sorululuk almak zorunda olduğumuzu vurguluyor."

[Environmental Graffiti]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...