tehlike altındaki türler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tehlike altındaki türler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.08.2008

Yana yana, yene yene tükeniyorlar!

Dünyadaki maymun türlerinin yüzde 48’inin yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Primatları tehdit eden faktörlerin başında yangın ve yenmek üzere insanlar tarafından avlanmaları geliyor.

IUCN Red List of Threatened Species (Soyu tükenmekte olan türler listesi) adlı örgütün memeli hayvanlarla ilgili dünya çapında yaptığı araştırma; varlığı bilinen 634 tür ve alt türden yüzde 11’inin yok olmanın eşiğinde, yüzde 22’sinin tehdit altında, yüzde 15’inin ise tehlike sınırında olduğunu ortaya koydu.

Soyu tükenen canlı türleriyle ilgili rapora göre, genel adıyla primatlar olarak da tanımlanan bu türlerin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit içinde yaşadıkları tropik ormanların yangın ya da kesimlerle yok olması. Bu türü tehdit eden faktörlerden bir diğeri ise yenmek üzere insanlar tarafından avlanmalarıbb.

Asya primatların durumunun en kötü olduğu kıta. Türlerin yüzde 71’inin yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Tehlikedeki türlerin en çok yaşadığı beş ülke de yine Asya kıtasında.

IUCN yetkilileri bu araştırmanın şu ana kadar herhangi bir canlı türüyle ilgili en karamsar bulgulara ulaştığına dikkat çekiyorlar.

Örgütün Türler Programının başkan yardımcısı Christophe Vie, “Maymunlar yaşam süresi uzun hayvanlar, dolayısıyla yok olma sürecini tersine çevirmek de zor oluyor” diyor.

Araştırmanın ayrıntılı sonuçları Ekim ayında açıklanacak.

[Yeşil Ntvmsnbc]

20.07.2008

Brezilya’da yüzlerce ölü penguen kıyılara vurdu

Tropik Brezilya sahillerine yüzlerce yavru penguen ölüsünün vurduğu bildirildi.

Rio de Janeiro kıyı koruma ve çevre kurumu yetkilisi Eduardo Pimenta, kentin sahillerinde son iki ayda 400’den fazla yavru penguen ölüsünün bulunduğunu söyledi.

Sahillere vuran ölü penguenlerin çoğunun daha yeni yuvadan çıkan ve güçlü akıntılarda yolunu kaybeden yavrular olduğu belirtildi.

Antarktika ve Patagonya sahillerinden güçlü akıntılara kapılıp Brezilya kıyılarına her yıl onlarca ölü ve canlı penguen vurduğu, ancak bu yılki sayının şimdiye kadarki en büyük sayı olduğu belirtildi.

Bazı uzmanlar, aşırı balık avının penguenlerin balık bulmak için kıyıdan daha fazla açılmasına ve şiddetli akıntılara kapılmasına neden olduğunu savunurken, başka uzmanlar ölü penguen sayısındaki artışa deniz kirliliği ve iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Her yıl Brezilya sahillerinde canlı bulunan onlarca penguen ise Antarktika ve Patagonya kıyılarına geri götürülüyor.

[Ntvmsnbc]

12.07.2008

Küresel ısınma mercanları da yaktı

1998’den önce 704 mercan türünün sadece 13’ü tehditle karşı karşıyaydı, şimdiyse bu sayı 231

İklim değişimi yüzünden suların ısınması sonucu dünyadaki mercan türlerinin üçte biri yok olma tehlikesi yaşıyor. Mercanların karşılaştığı risk konusunda yapılan ilk küresel çaptaki araştırmada 39 bilim insanı iklim değişimi, kıyılardaki gelişme, aşırı balık avlama ve kirliliğin mercanların karşılaştığı belli başlı tehditler olduğunu açıkladı. Londra Zooloji Derneği’nden Alex Rogers, mercan kayalıklarını oluşturan mercanların üçte birinin yok olmasının, 50-100 yıl içinde bu ekosistemlerin önemli bölümünün kaybına yol açabileceğini söylüyor.

Su ısısı yükseldiği zaman, kayalıkları oluşturan minik hayvancıklar olan mercan polipleri, genellikle ortak yaşam ilişkisi içinde yaşadıkları deniz yosunlarını yerlerinden ediyor. Kayalıklar beyazlatılmış gibi bir görünüm kazanıyor, mercanlar renklerini kaybediyor ve kendisine besin sağlayacak yosun olmadığı için ölmeye başlıyor. Araştırmaya göre 1998’den önce 704 mercan türünün sadece 13’ü tehditle karşı karşıyaydı, şimdiyse bu sayı 231.

[Radikal]

17.06.2008

Yavrularını çalan köyün kabusu oldu

Arazide buldukları 3 kurt yavrusunu köylerine getiren köylülerin yaşamı kábusa döndü. Anne kurt, Ardahan’a 12 kilometre uzaklıktaki köye karşı saldırıya geçti ve bir at, bir tay ve bir eşeği parçaladı. Silahla nöbet tutmaya başladıklarını söyleyen Koca Köyü Muhtarı, "Başımıza bela aldık" dedi.

ARDAHAN’a 12 kilometre uzaklıktaki Koca Köyü’nün sakinleri, arazide buldukları 3 yavru kurdu köye getirince başlarına bela aldı. Merkeze bağlı, 280 nüfuslu Koca Köyü’nün Muhtarı Yüksel Ünlü, arazide buldukları 3 kurt yavrusunu geçen Cuma günü köye getirdiklerini bildirdi. Yavru kurtların köye getirilmesinden sonra anne kurdun başlarına bela olduğunu belirten Ünlü, "Gece- gündüz demeden köyümüze saldıran anne kurt, bir atı, tayı ile birlikte ve bir de eşeği parçaladı. Bu nedenle köyün çevresinde ve sürülerin yanında eli silahlı nöbet tutturmaya başladık. Yavruları aldığımız yere bırakmak istiyoruz ama yavru kurtlardan 2’sini jandarmalar aldı" dedi.

Yasal işlem yapılacak

Köyde tek kalan 2 aylık yavru kurdun boğazına ip bağlayarak evinin önüne besleyen Atilla Şahin ise "Üç yavruyu köyümüze getirdik. İkisini İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli bir astsubay bizden alıp götürdü. Köyde tek kalan bu yavruya da ben bakıyorum. Gittikçe büyüyen yavru kurt da tehlikeli olmaya başladı" diye konuştu. Olayı gazetecilerden öğrenen Çevre ve Orman İl Müdürü Faruk Köksoy, kurt yavrularının toplanarak doğal hayata salıverilmesi için görevlileri harekete geçirdi. Bir ekibi Koca Köyü’ne gönderen Faruk Köksoy, "Yabani hayvanlar doğal hayattan alıkonamaz. Soruşturmanın tamamlanmasından sonra gereken yasal işlem yapılacak. Ayrıca kurt yavruları toplanacak ve doğal hayata bırakılacak" diye konuştu.

Diğer ikisi jandarmada

Kurt yavrusunu evinde besleyen Atilla Şahin, "Diğer iki yavruyu jandarmadan gelen bir astsubay aldı. Bu yavru da büyüyor ve giderek tehlikeli olmaya başladı" dedi.

[
Hürriyet]

16.05.2008

Canlı türlerinin üçte biri yok oldu

Doğal ortamda yaşayan hayvanların sayısı 1970’lerin başından bu yana yaklaşık üçte bir oranında azaldı.

Doğal Hayatı Koruma Vakfının, yüzlerce balık, kuş, memeli ve böcek türünün akıbetinin araştırıldığı Yaşayan Gezegen Endeksine göre, hayvan sayısı ortalama yüzde 27 oranında azaldı.

Daily Mail’in haberine göre raporda, hayvanların aşırı avlanılması, yeni tarım alanları açılması sonucu doğal yaşam ortamlarının daralması, hayvan ticareti, kirlilik ve insanoğlunun yol açtığı iklim değişiminin kurbanı olduğu bildirildi.

Amur (Mançurya) kaplanlarından şempanzelere, yeşil kaplumbağalardan kutup ayılarına kadar 1400 türü kapsayan araştırma çerçevesinde, hayvan sayılarıyla ilgili 4000 araştırma da incelendi.

Araştırma sonucunda, karada yaşayan hayvanların sayısının 1970 ile 2005 arasında dörtte bir oranında azaldığı, suda yaşayan canlıların sayısınınsa yüzde 29 oranında düştüğü saptandı.

Vakfın İngiltere şubesi kampanya başkanı Colin Butfield, “çevre meselelerinde bilincin giderek artmasına karşın gidişatın kötüye doğru olması alarm verici” dedi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı genel müdürü James Leape de, bunun etkisinden kimsenin kaçamayacağını çünkü küresel çeşitliliğin azalmasının daha az yeni ilaç bulunması ve doğal felaketlere daha açık olmak anlamına geldiğini söyledi.

Bununla birlikte son yıllarda bazı hayvan türlerinin sayılarında artış olduğu, bunların arasında Sibirya kaplanlarıyla bazı bölgelerindeki Afrika fillerinin bulunduğu kaydedildi.

[Ntvmsnbc]

15.05.2008

Kutup ayıları, tehdit altındaki türler listesinde

ABD İçişleri Bakanlığı, kutup ayılarının “tehdit altındaki türler” listesine alınmasına karar verdi.


WASHINGTON - İçişleri Bakanı Dirk Kempthorne, küresel ısınmanın neden olduğu Arktik deniz buzları seviyesindeki azalma sebebiyle, kutup ayılarının da “tehdit altındaki türler” sınıfına alınarak korunmasına karar verdiklerini açıkladı.

Kempthorne, bu kararın, “kutup ayılarının da yakın gelecekte, nesli tükenme tehlikesi altında olan türler içine gireceği” anlamına geldiğini kaydetti.

ABD’nin, “Tehlike altındaki türler” (Endangered Species Act) yasasına göre türler, “tehdit altındakiler” ve “nesli tükenme tehlikesi altındakiler” olarak iki farklı seviyede listeye alınıyor.

Başta Grönland ve Norveç olmak üzere Alaska, Kanada ve Rusya’da yaşayan kutup ayılarının sayıları, küresel ısınmanın yanı sıra, çevre kirliliği ve yanlış avlanma nedeniyle de azalıyor.

[NTVMSNBC]

28.02.2008

Dünyayı kurtaracak aracın tasarımı hazır

Dünya’ya 2036’da çarpma olasılığı bulunan “Apophis” göktaşı ile buluşarak, elektronik izlemeye alacak uzay aracının tasarımı hazırlandı.

Merkezi Pasadena’da bulunan ve amacı uzay çalışmalarını desteklemek olan sivil toplum örgütü The Planetery Society tarafından geçen yıl açılan 50 bin dolarlık “Apophis Mission Tasarım Yarışması”nı SpaceWork Mühendislik şirketi kazandı.

Apophis’i 300 gün süreyle izleyecek projeyle Dünya’ya 2029’da yaklaşacak ve 2036’da az da olsa çarpma olasılığı bulunan 300 metre çapındaki göktaşının yörüngesi kesin olarak belirlenecek ve Dünya’ya çarpıp çarpmayacağı anlaşılacak.

Tasarım yarışmasını açan Planetary Society Başkanı Dan Geraci, Apophis’in bir bilim kurgu hikayesi ya da kapalı gişe oynayan bir Hollywood yapımı değil, bir gerçek olduğunu belirterek, “Göktaşının etiketleneceği elektronik izleme sayesinde, şimdi, 2017, 2029 ve 2036 arasındaki zaman diliminde uzun vadede odaklanma olanağı bulabileceğiz. Bu sayede çarpma riskine en iyi şekilde hazırlanma ve bir plan oluşturma imkanı elde edebileceğiz” diye konuştu.

Apophis’in Dünya’ya çarpıp çarpmayacağını anlayabilmek için doğru bir izleme ve eğer gerekiyorsa yörüngesini değiştirmek için bir yöntem bulmak gerekiyor.

Yarışma kurallarına göre, göktaşını elektronik olarak izlemeyi öngören tasarımın, 2017’ye dek göktaşının yörüngesini değiştirmek için insanlı bir sefer düzenlenmesinin gerekli olup olmadığı bilgisini en kısa sürede sağlaması gerekiyor.

MISIR KÖTÜLÜK TANRISI APOPHİS
Adını Mısır mitolojisindeki kötülük tanrısı Apophis’den alan ve Haziran 2005’te keşfedildikten sonra incelemeye alınan Apophis’in, Dünya’ya çarpması durumunda, 1945’de Hiroşima’ya atılan atom bombasından 100 bin kat daha fazla bir güç yaratacağı tahmin ediliyor.

Bu etkinin binlerce kilometrekarelik bir alan üzerinde yaşayan tüm canlıları etkileyeceğini söyleyen bilim adamları, çarpışmayla atmosfere yayılacak toz bulutunun tüm dünyayı kaplayabileceğini belirtiyorlar.

NASA, bu çarpmanın yönünü değiştirmenin ve göktaşından korunma stratejisinin planlama, deneme ve uygulama aşamalarının yıllar alacağını ifade ederek, bir an önce çalışmalara başlanmasının şart olduğunu açıklamıştı.

NASA’nın geçen yıl, saatte 48 bin kilometre hızla yol alan ve 2029’da Dünya için olası tehdit olarak tanımlanan “Apophis” adlı göktaşına astronot indirmeyi planladığı bildirilmişti.

Space.com internet sitesindeki habere göre, plan konusunda son derece ciddi olan NASA yetkililerinden, Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’nden Chris McKay, insanlığın asteroid sorununun çözüldüğünü görmek istediğini belirtmiş, “Oraya astronot göndermek ve asteroidin yönünü değiştirebilmek, bilimsel açıdan olduğu kadar insanlığın neler yapabileceğini göstermek açısından da çok değerli olur” demişti.

Bilim adamları, Dünya için tehdit yaratan göktaşlarını nükleer başlıklı silahla vurarak, aynı rotada binlerce küçük cisim oluşmasına yol açacağından, göktaşının hafifçe yönünün değiştirilmeye çalışılmasının en iyi yaklaşım olduğunu düşünüyorlar.

Uzmanlar, küçük bir otomobilin itme gücünün 1 milyar ton ağırlığında bir göktaşını yalnızca 75 günde güvenli bir rotaya çevirmeye yetebileceğini belirtiyorlar.

Bu konuda bir başka yaklaşım da Amerikalı aktör Bruce Willis’in Hollywood yapımı Aramgeddon filminde Dünya’yı felaketten kurtardığı gibi, göktaşının üzerine delici bir makine indirerek, asteroidi başka yöne itebilmeye yetecek materyalin gökcisminden çıkmasını sağlamak.
[Ntvmsnbc]

28.01.2008

Mercan Resifleri Yokolma Tehdidi Altında

UNESCO, mercan resiflerinin, başta Karaipler’de olmak üzere, küresel ısınma, kasırgalar ve insan faaliyetlerine bağlı nedenlerden dolayı yokolma tehdidi altında olduğu uyarısında bulundu.

UNESCO, yayımladığı bildiride, “mercan resiflerinin hassas ekosistemler olduğunu ve şu anki tahminlere göre ekonomik kalkınma ve iklimin etkilerinin dünyadaki mercan resiflerinin yaklaşık 3’te 2’sini önemli ölçüde tehdit ettiği” vurgulandı ve “özellikle mercanların beyazlaşmasının dünyanın ısınmasının bir sonucu olduğuna” dikkat çekildi.

Bilimsel bir rapora dayanılan bildiride, 2005 yılının, Karaipler’de birçok insanın geçim kaynağı olan ve kıyıların korunmasına, turizme ve yenilenebilir kaynaklara katkı sağlayan mercan resfileri açısından en kötü yıl olduğu belirtildi. Ölçümlerin başladığı 1880 yılından beri en sıcak yıl olan ve yıl içinde 13’ü kasırga olmak üzere 26 büyük fırtınanın meydana geldiği 2005’te çok önemli ölçüdeki beyazlama yüzünden büyük oranda mercan kaybının olduğu, bu oranın Cayman Adaları, Jamaika, Küba ve Fransız Antilleri gibi birçok adada yüzde 95 olduğu kaydedildi.

UNESCO, dünya çapında yaklaşık 500 milyon insanın, geçimini sağlamak, kıyıların korunması, yenilenebilir kaynaklar ve turizm için sağlıklı durumdaki mercan resiflerine bağlı olduklarını ve dünyanın en yoksul ülkelerinden yaklaşık 30 milyon insanın beslenmeleri için tamamıyla mercan resiflerine bağlı olduklarını bildirdi.

UNESCO Uluslararası Denizbilim Komisyonu’nun sponsor olduğu ve 80 bilim insanı ve mercan resiflerinden sorumlu kişiler tarafından hazırlanan raporda, dünyadaki resiflerde mercanların canlı kalmasını sağlamanın tek yolunun, sera etkisi yaratan gazların salımını ciddi ölçüde azaltarak küresel ısınmayı kontrol altına almak ve kirlilik, avlanma ve kıyı kesimlerinin zarar verici biçimde gelişimi gibi etkenleri titizlikle ele almak olduğu ifade edildi.
[Ntvmsnbc]

23.12.2007

Zürafalar için tehlike çanları

REUTERS - NAIROBI - ABD'li ve Kenyalı bilim insanları en az altı farklı tür zürafa olduğunu ve bunların bir kısmının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Vahşi Yaşamı Koruma Toplumu'ndan genetik bilimci David Brown "Bu türlerden bazılarının sayısı yüzlere düştü ve acil koruma gerekiyor" diye konuştu.

Şu anda Afrika ormanlarında sadece bir tür dolaşıyor. Bu, bazı türlerin uçurumun eşiğine geldiğini gösteriyor. Özellikle Kenya, Etiyopya ve Somali'deki zürafaların 1990'larda 27 binlerde olan sayısının 3 binlere kadar düştüğü belirtiliyor. Batı ve Orta Afrika'da 160 tane Nijerya zürafasının kaldığı söyleniyor. Brown 5.8 metre uzunluğa ve 2 bin kg ağırlığa kadar büyüyebilen tüm zürafaların tehdit altında olduğunu, son 10 yılda yüzde 30'luk azalma görüldüğünü vurguladı. Çalışma BMC Biyoloji dergisinde yayımlandı.

[Radikal]

11.12.2007

Penguenler yok olabilir

Güney kutbunda yaşayan penguen türlerinin küresel ısınma yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bildirildi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından Endonezya’nın Bali adasında yapılan açıklamada, Antarktika’da başlıca dört penguen türünün yaşadığı, iklimin ısınması yüzünden bu hayvanların neslinin tükenme riskinin ortaya çıktığı belirtildi.

Vakıf yetkilisi Anna Reynolds, dört tür arasındaki "Adelie" penguenlerinin nüfusunun şimdiden yüzde 65 azaldığına işaret etti.

Dünyadaki ısınmanın, Antarktika’da diğer bölgelerden beş kat fazla olduğunu hatırlatan WWF yetkilisi, buzulların azalıp incelmesi sonucu "imparator" penguenlerinin sayısının da yarı yarıya azaldığını vurguladı. WWF’nin raporuna göre, diğer penguen türlerinin sayısı da yüzde 30 ila 60 arasında azaldı.

[Milliyet]

18.11.2007

1000 balina izinli ava kurban gidecek!

LONDRA - 1963'ten beri ilk kez, Japonya'da bir av filosu büyük çaplı balina avı için Antarktika sularına açıldı. Dün Shimonoseki limanından kalkan dört geminin mürettebatı şarkılar ve kasalar dolusu birayla uğurlandı, aileler arkalarından gülümseyen balina resimli bayraklar salladı. Görevliler kalabalığa, Japonya'nın militan aktivistlere geçit vermeyip balina yeme kültürünü sürdürmesi gerektiğini anlattı. Filo, 1000 balina vurup Kuzey Pasifik'teki en büyük avını gerçekleştirecek, kurbanların 50'si tükenmekte olan kambur balinalar olacak. Avlanma nedeniyle sayısı çok azalan bu tür, 1963'te uluslararası koruma altına alınmıştı. Uluslararası Balinacılık Komisyonu, o yıldan beri ilk kez bu kadar büyük sayıda kambur balinanın avlanması izni verdi. İzne göre Japon balina avcıları bu yıl, nisana kadar 1035 balinayı avlayabilecek. Çevreciler bunun bilimsel amaçlı değil, ticari bir av olduğunu ve araştırma kılıfıyla sunulduğunu savunuyor. Japonya'da ticari balina avcılığı 1986'dan beri yapılmıyor ama bilimsel araştırma adına avlanmak halen yasal. (aa, ap)

Radikal

15.11.2007

Akdeniz’de köpekbalığını bekleyen tehdit

Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), Akdeniz’deki köpek balığı ve kedi balığı türlerinin yüzde 40’tan fazlasının soyunun tükenme tehlikesi bulunduğunu bildirdi.

PARİS - IUCN’nin açıklamasında, bölgede 30 türün soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ve dünya genelinde en büyük yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan köpek balığı ve kedi balığı türlerinin bu bölgede bulunduğu belirtildi. Açıklamada, Birliğin uzmanlarının 71 türü incelediği ve konuyla ilgili bir raporun yarın yayımlanacağı belirtildi.

Raporda, bu türlerin özellikle aşırı avlanmaları nedeniyle soyunun tükenebileceği kaydedildi. Türlerin soyunun tükenmesine yol açan nedenler arasında, çevre koşullarının kötüye gitmesi ve hobi amacıyla yapılan balıkçılık da yer aldı.

IUCN’nin açıklamasında, derin sularda avlanmada uygulanacak bazı yasaklarla bu türlerin soyunun tükenmesinin engellenebileceği belirtildi.

[NTVMSNBC]

13.11.2007

Daha fazla ayı türü yok olma tehlikesi altında



Dünya Koruma Birliği'nden yayınlanan bir rapora göre, dünyadaki sekiz ayı türünden altısının nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Çin'deki kapsamlı koruma çabalarına rağmen dev panda tehlike altında kalırken, düyanın en ufak ayı türü, güneş ayısı ilk kez listede yer almıştı.

12.09.2007

Nesli tükenenlerin kırmızı listesi

Dünya Koruma Birliği’nin bugün Cenevre’de açıkladığı ve 2007 Kırmızı Listesi’ni de içeren raporda tam 41 bin 415 canlı var ve bunların 16 bin 306 tanesi, yani üçte birinden fazlası yok olma tehdidiyle karşı karşıya.

CENEVRE - Tüm kategorilerde kötüleşme var, tek istisna 15 yıl önce dünyadaki en nadir papağanlardan olan Mauritus Eko papağanının artık daha az tehlike altında olması. Soyu tükenen canlı sayısının 785’e ulaştığı belirtilen raporda 65 canlının da ancak koruma altında yaşamaya devam edebildikleri vurgulanıyor.
Haberin devamı

İnsanın en yakın akrabalarından gorillerin nüfusunda Ebola virüsünün de etkisiyle son 25 yılda yaklaşık yüzde 60’lık bir düşüş kaydedilmiş.

Mercanlar ise bu yıl ilk kez tehlike listesinde. Çin’de bulunan bir tür olan Yangtze nehir yunuslarının soyları neredeyse tükenmiş durumda. Hindistan ve Nepal timsahları da en çok tehdit altındaki canlılardan, son dokuz senede sayıları yüzde 58 azalmış.

Barajlar, sulama projeleri, madencilik gibi çalışmalar sonucu eski yaşam alanlarının yalnızca yüzde 2’si geriye kalmış. Akbabaların nesli ise beslenebilecekleri büyük memelilerin sayısının azalması, yaşam alanlarının daralması ve enerji hatlarında çarpılmaları sebebiyle tehlikede.

Besi hayvanlarını korumak için çakal, sırtlan gibi yağmacı hayvanları öldürmede kullanılan zehirli yemler de akbabaları etkiliyor. Meksika ve Kuzey Amerika’da 738 sürüngen tehlikede, bunlardan 90’ının nesli tükenmek üzere.

Fazla avlanma ve akvaryumculuk merakı nedeniyle balık neslinde de azalmalar sözkonusu. Bitkilere gelince, bu yıl listede bulunan 12 bin 43 bitkinin 8 bin 447 adedi tehdit altında olarak sınıflanmış.

15 milyonu saptanmış, ancak toplam sayısı 100 milyon olarak tahmin edilen canlı türleri açısından en büyük tehdit insanların faaliyetleri. Canlıların doğal yaşam alanlarının yıpranması, hava ve çevre kirliliği, fazla ekim, fazla avlanma ve hastalıklar; bunların tümü yeryüzündeki canlıların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmesine neden oluyor.

Alanındaki en etkin çalışma olarak nitelenen rapora göre bu güne kadar yapılanlar yetersiz, çok daha geniş çaplı ve organize çabalara ihtiyaç var.

[NTVMSNBC]

8.09.2007

Kutup ayıları 2050'den sonra sadece kitaplarda



Buz denizlerinde fok avlayarak yaşayan kutup ayıları, küresel ısınmanın buzları eritmesi yüzünden sıkıntıda. Rapor 2050'de üçte iki nüfusun tükeneceğini söylüyor

WASHINGTON - Kutup ayıları, küresel ısınmadan dolayı 'nesli tükenmekte olan hayvanlar' sınıfına girebilir. ABD'de yapılan bir araştırma, küresel ısınma nedeniyle eriyen buzulların tahmin edilen hızda erimeyi sürdürmesi halinde, 2050'de kutup ayılarının üçte ikisinin yok olacağını ortaya koydu. Kutup ayıları yaşamlarını buz denizlerinde fok avlayarak sürdürüyor. Ancak araştırmaya göre 30 yıl içinde, avlandıkları buz denizlerinin yüzde 42'si küresel ısınmaya kurban gidebilir.

Daha kötüsü de mümkün

Kutup ayıları için bundan daha kötü bir senaryo daha var. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS) hazırladığı raporda, Kuzey Kutbu'ndaki buzulların bilgisayarda oluşturulan tahmini modellerden çok daha hızlı erimesi durumunda, kutup ayılarının tahmin edilenden de fazla tehlike altında olacağını belirtiyor.

USGS Direktörü Mark Myers, söz konusu bulguların, ABD'li ve Kanadalı uzmanların yaptığı yeni araştırmalar ışığında, altı ayda elde edildiğini ifade etti. Raporun hazırlanma nedeniyse kutup ayılarının nesli tükenmekte olan canlılar listesine alınıp alınmayacağına karar vermek.

Karar, 2008'in Ocak ayında belli olacak. ABD Balık ve Yaban Hayatı Hizmetleri, 2007'nin Ocak ayında, kutup ayılarının avlanmak için buzul alanlarına ihtiyaç duyduklarını, küresel ısınma kaynaklı erime yüzünden sıkıntı yaşayan bu hayvanların da Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası'ndaki listeye eklenmesi gerektiğini açıklamıştı. (ap, aa)

[Radikal]

15.08.2007

Saka Kuşlarının Nesli Tehlikede


Temiz su kanallarının kirlenmesi, kuraklık nedeniyle çok sevdikleri kara hindiba ve deve dikeni tohumlarının yok olması ve ticari ürüne dönüşmeleri saka kuşlarının varlığını tehdit ediyor.
Göç yollarında avlanmanın yanı sıra kuş pazarlarında da satılan saka kuşların nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Doğadaki çeşitliliğin ve dengenin tehlike sinyalleri verdiği günümüzde daldan dala konan saka kuşlarının, bitkilerin tohum dağılımına ve üremesine katkısı büyük.

Çok sevdikleri kara hindiba ve deve dikeni tohumlarının hızla azalması bu kuşların varlığını tehdit ediyor.
[Ntvmsnbc]

10.08.2007

Nehir yunuslarının nesli tükendi?



Altı haftalık kapsamlı bir çalışmadan sonra, "baiji" olarak bilinen nadir Çin Yangtze nehir yunuslarının nesillerinin tükenmiş olabileceğinden korkuluyor. Dünya Koruma Birliği'nin Tehlike Altındaki Türler Kırmızı Listesinde zaten "kritik olarak tehlike altında" olarak işaretlenen baiji'den herhangi bir birey bulmada başarısız olan araştırmacılar, baijilerin yok olması için aşırı balık avcılığını suçluyor.

Londra Zooloji Topluluğu'ndan Dr. Sam Turvey, bunu "şok edici bir trajedi" olarak tanımladı: "Bu, evrimsel yaşam ağacının bütün bir dalının yok olması anlamına geliyor ve gezegenin koruyucuları rolümüzde şimdi tam bir sorululuk almak zorunda olduğumuzu vurguluyor."

[Environmental Graffiti]

8.08.2007

Kelaynaklar göçe uğurlandı

Nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde koruma altında tutulan ve 16 yıldan bu yana göç etmelerine izin verilmeyen kelaynaklardan 5'i uzun bir aradan sonra göçe gönderildi. Birecik Kaymakamı Tuncay Sonel, Kelaynak Üretim İstasyonu'nda yapılan törende, Kaymakamlık, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Doğa Derneği'nin önemli bir işi başardığını söyledi.

Dünyada yalnızca Fas'ta ve Birecik'te koloni halinde yaşayabilen kelaynakların sayılarının kritik sınır olan 100'ün üzerine çıktığını bildiren Sonel, birkaç yıldan bu yana kuşların göçe gönderilmesi için çalışmalar yürüttüklerini hatırlattı. Bu yıl sayıları 110'a yükselen kelaynakların en son 1991 yılında göç ettiğini ve bir kısmının geri dönmediğini anlatan Sonel, "Amacımız yıllar önce göçe giden kuşlardan yararlanarak diğer kuşların da göç etmesini sağlamak ve kuşların göç yolunu belirlemek. Ayrıca bu güzergah üzerinde ne gibi zorluklarla karşılaştıklarını tespit etmek. Bu konuda umutluyuz. Umarım proje başarıyla sonuçlanır." dedi.

Göçün uydu aracılığıyla izlenebilmesi için kaymakamlık imkanıyla ABD'den uydu verici sistemi ve bilgisayar üzerinden izlenmesine imkan sağlayan donanım satın aldıklarını ifade eden Sonel, şöyle konuştu:

"Göç için belirlenen 5 kuşun vücuduna uydu vericileri yerleştirdik. Kelaynaklarla ilgili yıllardır bir türlü yapılamayanı gerçekleştirmiş olduk. Koruma altında tutulan ve 16 yıldan bu yana göç etmelerine izin verilmeyen kelaynaklardan 5'i, uzun bir aradan sonra göçe gönderildi. Nil Vadisi'ne gitmesi düşünülen bu kuşların bütün hareketlerini ve göç edip etmediklerini bu sistem sayesinde günlük olarak takip etme imkânı bulacağız."

Doğa Derneği Kelaynak Projesi sorumlusu Turan Çetin ise geçen yıl 92 olan kelaynakların sayısının bu yıl 110'a yükseldiğini belirtti. Kelaynakların doğadayken dürbünlerle sürekli gözlemlendiğini ve göçe gönderilecek 5 kuşun da bu sayede belirlendiğini dile getiren Çetin, şöyle konuştu:

"Bu kuşlardan 18 yaşından büyük olduğunu tahmin ettiğimiz 'Anadolu' adlı en yaşlı olanını, öncü olarak eşi 'Dicle' yavruları 'Fırat', 'Seyhan' ve 'Ceyhan'la birlikte göçe gönderme kararı aldık. Bunun için gerekli olan uydu verici sistemi yurtdışından getirildi. Kuşların sırt bölgelerine özel bir ip yardımıyla takılan uydu vericileri sayesinde göndereceği sinyaller göç süresince bilgisayara kaydedilecek. Buradan da harita üzerinde göç ettikleri alanlar belirlenecek." Şu ana kadar Fırat Nehri'ni terk etmediği belirlenen kuşların hareketlerinin bilgisayarların yanı sıra Doğa Derneği gönüllüleri tarafından dürbünlerle günlük olarak kontrol edildiğini ifade eden Çetin, "İşin bundan sonraki kısmı daha zor. Çünkü bu kuşlardan 'Anadolu'nun en son 1991 yılında göç ettiğini düşünüyoruz. Ancak uzun süredir göç etmiyorlardı. Umarım göçü sorunsuz bir şekilde tamamlarlar." dedi.

Mehmet Ali Yılmaz

[Zaman]

2.08.2007

Hindistan'daki leoparlar kaçak avcılık tehlikesi altında

Vücud parçaları için kaçak avlanmalarındaki artış ve köylülerin insan yerleşim alanlarından uzak tutmak için öldürmeye baş vurmalarıyla birlikte, Hindistan'daki leoparlar tehdit altındalar.

Kaplan nüfusunun son yıllarda kaçak avlanmanın bir sonucu olarak düşmesiyle birlikte, avcılar leoparlara yönelmiş durumda olduğu açıklanıyor. Leoparlar, geleneksel Asya tıbbında kullanılmak için kemikleri, pençeleri ve penisleri kadar derileri içinde öldürülüyor.

Yaşam alanlarının azalması da, leoparları insan yerleşkelerine girmek - insalara ve sığırlara saldırmak - zorunda bırakarak leoparları tehdit ediyor, çünkü karşılığında öldürülüyorlar.

Hindistan Yaban Hayatı Koruma Topluluğu başkanı Belinda Wright, "Azalan yaşam alanları nedeniyle leoparla her zaman tehlike altında oldular, fakat şimdi peşlerindeki avcılarla birlikte hayvanların korunması için acil bir ihtiyaç bulunmaktadır," dedi.

Wright'ın açıklamasına göre, tehlike altında ve korunan bir tür olmasına rağmen, Ocak 2006'tan beri en az 228 leopar öldürüldü, ki bunun 68'i yalnızca bu sene öldürüldü.

[Kaynak]

5.05.2007

Orangutan nesli tükenebilir

Büyük kuyruksuz maymun ailesinin bir parçası olan orangutan, yakında, nesli tükenen diğer hayvan gruplarının bir parçası olabilir.

Orangutan popülasyonunun azalmasındaki ana faktör, pek çok abur cubur besin, kozmetik ürünler ve deterjanlarda bulunan hurma yağınının artan kullanımıdır. Hurma yağı, Afrika yağlı hurma ağacının meyvelerinden elde edilir, ve orangutanların doğal ortamlarının çoğu, daha fazla yağlı hurma plantasyonu elde etmek için yok edilmektedir.

Birleşmiş Milletler, orangutanların beş ila on yıl içersinde nesillerinin tükenebileceğini tahmin ediyor.

[Kaynak]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...