Işık kirliliği bitkilerin büyüme ritmini bozuyor, böcek ve kuşların yön bulma duygularını zayıflatarak ekosistemlere zarar veriyor.
Işık kirliliğinin çevre üzerindeki etkilerini değerlendiren Ankara Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Ekoloji ve Çevre Biyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Ketenoğlu, gökyüzüne dik ve gereğinden fazla aydınlatmanın “ışık kirliliği” olarak adlandırıldığını anlattı.
Prof. Dr. Ketenoğlu, özellikle yol, cadde ve sokak aydınlatmalarının ışık kirliliğine neden olduğunu belirterek, park, bahçe, gece aydınlatılan halı sahalar, güvenlik amaçlı aydınlatmalar, reklam panoları ve evlerin pencerelerinden taşan ışıkların da kirliliğe etki ettiğini ifade etti.
Bazı ülkelerde ışık kirliliğine karşı önlemlerin alındığını, dünyada ilk kez Yeni Zelanda’da yönetmelik yayımlandığını, Slovenya’nın kanun yoluyla kirliliği engelleme yoluna gittiğini kaydeden Ketenoğlu, Yunanistan’da da 1990’lı yıllarda konuyla ilgili eğitimler verildiğini söyledi.
“GÖÇMEN KUŞLAR, TELEF OLUYOR”
Prof. Dr. Osman Ketenoğlu, günlük ve mevsimlik sıcaklık ve ışık değişimlerinin canlıların biyolojik ritmlerini etkilediğini belirterek şöyle konuştu:
“Aşırı gece aydınlatmaları biyolojiyi yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle de olayın fiziksel özelliklerinden ziyade biyolojik etkileri ön plana çıkıyor. Işık kirliliği, ekolojik sistemleri etkiliyor, hayvan göçlerinin, av avcı ilişkilerinin değişmesine neden oluyor, ekolojik yapıyı bozuyor. Işık kirliliği, bitkilerin büyüme ritmini bozuyor, böcek ve kuşların yön bulma duyguları zayıflatarak ekosistemleri yok ediyor.”
KELEBEK VE BÖCEKLER TOZLAŞMA YAPAMIYOR
Osman Ketenoğlu, kirlilikten etkilenen kelebek ve diğer gece böceklerinin tozlaşmayı sağlayamadığı için bitkilerin zamanla yok olduğunu ifade etti.
Ketenoğlu, göçmen kuşların geceleri takım yıldızlarıyla yön belirlediklerini ancak ışık kirliliği yüzünden çok aydınlatılmış yüksek binaların etrafında dolaşarak telef olduklarını belirtti. Ketenoğlu, bunun önlenmesi için Kanada ve Toronto da göç dönemlerinde yüksek binaların ışıklarının kapatılması yönünde çalışmalar yapıldığını söyledi.
“CARETTA CARETTALAR, TEHDİT ALTINDA”
Prof. Dr. Ketenoğlu, Akdeniz kıyılarında görülen caretta caretta türü deniz kaplumbağasının ışık kirliliği yüzünden yok olmak üzere olduğunu bildirerek, yumurtadan çıktıktan sonra deniz sanarak aşırı aydınlatılmış sahillere yönelen yavruların öldüklerini belirtti.
Gece kurbağaları ve semenderlerin de (kertenkele türü) ışık kirliliğinden etkilendiğini ifade den Ketenoğlu, gece canlısı olarak sınıflandırılan bu türlerin aşırı aydınlatma nedeniyle bulundukları yerden geç çıktıklarını, bunun da çiftleşmelerini engellediğini bildirdi.
Osman Ketenoğlu, tropikal bölgelerde mercan topluluklarının üzerlerine düşen ışık yüzünden kendilerine renk veren “alg”leri kabul etmediklerini, bu durumun mercanların renklerinin solmasına ve ekolojik yapılarının bozulmasına neden olduğunu kaydetti.
Ketenoğlu, ışık kirliliğinin göllerde “su piresi” gibi canlıların su yüzeyindeki “alg”leri tüketmesini engellediğini, bunun da “alg”lerin çoğalıp göl bitkilerinin ölmesine ve su kalitesinin düşmesine yol açtığını söyledi.
“KAYNAKLAR BOŞA HARCANIYOR”
Gereğinden çok aydınlatmanın öncelikle enerji kaybına neden olduğunu aktaran Ketenoğlu, “Bu demektir ki, elektrik üretiminde kullanılan kömür, su ve petrol gibi kaynaklar boşa harcanıyor. Özetle ışık kirliliği, boşa giden para anlamına da geliyor” diye konuştu.
Aydınlatma yapılırken ışığın gökyüzüne yöneltilmemesi, doğrudan aydınlatılacak zemine çevrilmesi gerektiğine işaret eden Ketenoğlu, geniş aydınlatma yerine istenen alanın iyi aydınlatılması gerektiğini belirtti.
Işık kirliliğinin, uzay alanındaki araştırmaları olumsuz yönde etkilediğini bildiren Ketenoğlu, bu durumun gökyüzündeki ani değişimlerin izlenmesini de engellediğini söyledi.
[Ntvmsnbc]
ekoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10.02.2008
4.01.2008
Biyoyakıt çevre için kurtarıcı olmayabilir
Bilimadamları, biyoyakıtların, sera etkisine yol açan gaz salımlarının daha az olduğunu belirtiyor ancak ekliyorlar: Biyoçeşitliliğe ve tarım alanına verdikleri zararın faturası çok daha yüksek.
Guardian gazetesinin uzmanlara dayandırdığı bir habere göre; Mısır, şeker kamışı ve soyadan üretilen biyoyakıtların petrol ve kömür gibi fosil yakıtlara kıyasla çevreye çok daha büyük etkileri olabilir.
Bilimadamları, biyoyakıtların, sera etkisine yol açan gaz salımlarının daha az olduğunu belirtiyor ancak ekliyorlar: Biyoçeşitliliğe ve tarım alanına verdikleri zararın faturası çok daha yüksek.
İsviçre’de bir enstitünün araştırmasında, yakıt olarak kullanılan 26 farklı biyoyakıttan 21’inin ürettiği sera gazlarının, benzine kıyasla, yüzde 30’dan daha fazla azaldığı gözlendi.
Ancak, en az 12 biyoyakıt, çevreye fosil yakıtlardan daha fazla zarar verdi.
Bunlar arasında ekonomik açıdan dikkat çeken ABD’deki mısır etanolü, Brezilya’daki şeker kamışından üretilen yakıt da bulunuyor.
[NTVMSNBC]
Guardian gazetesinin uzmanlara dayandırdığı bir habere göre; Mısır, şeker kamışı ve soyadan üretilen biyoyakıtların petrol ve kömür gibi fosil yakıtlara kıyasla çevreye çok daha büyük etkileri olabilir.
Bilimadamları, biyoyakıtların, sera etkisine yol açan gaz salımlarının daha az olduğunu belirtiyor ancak ekliyorlar: Biyoçeşitliliğe ve tarım alanına verdikleri zararın faturası çok daha yüksek.
İsviçre’de bir enstitünün araştırmasında, yakıt olarak kullanılan 26 farklı biyoyakıttan 21’inin ürettiği sera gazlarının, benzine kıyasla, yüzde 30’dan daha fazla azaldığı gözlendi.
Ancak, en az 12 biyoyakıt, çevreye fosil yakıtlardan daha fazla zarar verdi.
Bunlar arasında ekonomik açıdan dikkat çeken ABD’deki mısır etanolü, Brezilya’daki şeker kamışından üretilen yakıt da bulunuyor.
[NTVMSNBC]
Etiketler:
biyo-yakıt,
biyoyakıt,
çevre,
ekoloji
4.11.2007
5 altın madeni sahasına daha ihale
Kazdağı’nda altın madenlerindeki sondaj çalışmalarına kamuoyunun tepkisi devam ederken; yeraltı maden kaynaklarının özel sektörce işletilmesi için, 5 altın sahasında daha ihaleye çıkılıyor.
Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü; Balıkesir, Çanakkale, Gümüşhane ve Kırşehir’de toplam 5 bin 300 kilogram görünür altın rezervi bulunan altın yatakları belirledi.
Altın sahalarında yaklaşık 160 milyon YTL değerinde rezerv bulunduğu tahmin ediliyor.
Bu sahalar arasında en yüksek altın rezervinin 3 bin 320 kilogram ile Çanakkale’de bulunduğu belirlendi.
5 altın sahasının özel sektör tarafından işletilmesine yönelik ihalelerin bu ay içinde yapılmasına ve arama faaliyetlerinin bu yıl içinde başlatılmasına karar verildi.
[Ntvmsnbc]
Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü; Balıkesir, Çanakkale, Gümüşhane ve Kırşehir’de toplam 5 bin 300 kilogram görünür altın rezervi bulunan altın yatakları belirledi.
Altın sahalarında yaklaşık 160 milyon YTL değerinde rezerv bulunduğu tahmin ediliyor.
Bu sahalar arasında en yüksek altın rezervinin 3 bin 320 kilogram ile Çanakkale’de bulunduğu belirlendi.
5 altın sahasının özel sektör tarafından işletilmesine yönelik ihalelerin bu ay içinde yapılmasına ve arama faaliyetlerinin bu yıl içinde başlatılmasına karar verildi.
[Ntvmsnbc]
Etiketler:
altın madeni,
çevre kirliliği,
ekoloji
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)