nükleer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nükleer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.12.2011

Fukuşima için 40 yıl

Japonya, nükleer tesisi 40 yıl sürede temizleyecek planını açıkladı

Fukuşima için 40 yıl

TOKYO - Japonya, Mart ayındaki büyük depremden sonra oluşan tsunaminin vurduğu Fukuşima Daiçi nükleer santralini güvenli bir şekilde kontrol altında tutarak temizlemek ve devre dışı bırakmak için öngördüğü 40 yıl sürecek planını açıkladı.

Ticaret Bakanı Yukio Edano, hükümetin, nükleer santralin bulunduğu bölgeden tahliye edilen vatandaşların görüşlerini de dikkate alarak sıkı ve güvenli bir şekilde hareket edeceğini söyledi.

Yeni yol haritası, hükümetin santralin kontrol altına alındığını belirtmesinden birkaç gün sonra açıklandı.

Japonya'da, 11 Mart'ta meydana gelen deprem ve ardından oluşan tsunami Fukuşima Daiçi nükleer santralini vurmuş ve zarar gören santraldeki radyasyon sızıntısı nedeniyle 100 binden fazla kişi bölgeden tahliye edilmişti.

Uzmanlar Fukuşima'nın halen afetlere karşı savunmasız olduğunu belirtiyor.(aa)

9.12.2011

Bill Gates, Çin'e nükleer yardım elini uzatıyor

Washington'ta yer alan nükleer reaktör tasarım firması TerraPower'ın kurucusu ve baş yatırımcısı olan Bill Gates, şimdi de Çin'e nükleer yardım elini uzatıyor.
TerraPower firması adına Çin'in en büyük nükleer grubu CNNC ile görüşen ve ülkenin nükleer enerji programını tartışan Gates; toplantı ertesi basın mensuplarına verdiği demeçte; düşük maliyetli, aşırı güvenlikli ve çevre dostu yapıya sahip bir nükleer reaktör geliştirmek isteyen Çin'e bu yolda yardım edebileceklerini ifade ederken, önümüzdeki beş yıl içerisinde reaktörün AR&GE faaliyetlerine yönelik 1 milyar dolar para yatırılabileceğini de söyledi. Bununla beraber, nükleer endüstri sektörünün dijital pazardan farklı olarak daha yavaş gelişme gösterdiğini vurgulayan Gates, görüşmelerinin de henüz başlangıç aşamasında olduğunu dile getirdi.

Çin'in haricinde, Rusya ve Hindistan başta olmak üzere başka ülkelerde de yatırım ortaklığı araştırmaları yürüten TerraPower'ın üzerinde durduğu asıl konu ise TWR (Gezgin Dalga Reaktörü) ismini taşıyan ve mevcut reaktörlerden farklı olarak seyreltilmiş uranyumla çalışan ve bu sayede tek bir dolum ertesinde 40 ila 60 yıl arası kesintisiz çalışabilecek olan yeni nesil bir nükleer reaktör. Günümüzdeki reaktörler zenginleştirilmiş uranyumla çalıştıkları için, işlevselliklerini devam ettirebilmeleri yolunda her 3-5 yılda bir yeniden dolum yapılması gerekiyor. İşte Bill Gates ve firmasının amacı bu TWR'ler sayesinde hem daha az yakan hem de bununla orantılı olarak çok daha çevre ve cep dostu bir nitelik arzeden yeni bir tür reaktör tasarlamak.

PcLabs

19.11.2011

Japonya'da ilk kez pirinçte radyasyon bulundu

Japonya‘da, Fukuşima Nükleer Santrali‘nin Mart ayındaki depremden zarar görmesinden bu yana ilk kez pirinçte radyoaktif sezyum maddesi düzeyinin güvenlik sınırını aştığı belirlendi.

Yetkililer, pirinçten alınan örneklerin santrale 60 kilometre uzaklıktaki Fukuşima kentindeki bir çiftlikten geldiğini kaydetti.

Hükümetin, bölgeden sevkiyatları durdurmayı düşündüğü belirtildi. Japonya’da son aylarda et, mantar ve yeşil çay gibi gıda ürünlerinde radyasyon tespit edilmişti ancak ülkenin temel gıda maddesi pirinçte radyasyona rastlanmamıştı. Pirincin, marketlere pazarlanması için hazırlandığı ancak satış yapılmadığı kaydedildi.

Pirinçte radyoaktif sezyumun bulunması, rüzgar ve yağmurla ülkenin doğu kesimlerine yayılan radyasyonun izini sürmenin zorluklarına dikkat çekti.

Japonya’da 11 Mart’ta meydana gelen depremin, Fukuşima nükleer santralinde oluşturduğu hasar ülkeye büyük miktarda radyasyon yayılmasına neden olmuştu. Fukuşima’daki patlama, Çernobil santrali felaketinden bu yana en büyük nükleer felaket olarak kayıtlara geçti.

16.04.2011

Nükleer ve 3. Köprü ÇED'den Muaf

Nükleer santrallar, 3. köprü, Gebze-İzmir otobanı, Ilısu Barajı gibi dev projelere Çevresel Etki Değerlendirmesi muafiyeti getirildi.

İSTANBUL - Dün Resmi Gazete’de Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’ndeki, ÇED muafiyetini kapsayan Geçici 3. Madde’yle ilgili bir değişiklik yayımlandı. Buna göre 3. köprü, Gebze-İzmir otoban yolu, Sinop ve Akkuyu nükleer santraları, Hasankeyf gibi uygulamalara ÇED muafiyeti yeniden getirildi.

ÇED Yönetmeliği’nde ‘Kapsam Dışı Projeler’ başlığını taşıyan Geçici 3. Maddesi ile 1993’ten önce planlanan yatırımların ÇED muafiyeti vardı. Çevre Mühendisleri Odası da konuyu yargıya taşıdı. 27 Ocak 2011’de, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Oda’nın itirazını kabul etti. Yönetmeliğin yürütmesini durdurdu. ÇED muafiyeti kalktı ve İstanbul’a 3. köprü, Gebze-İzmir otobanı, Akkuyu ve Sinop nükleer santralları, Ilısu Barajı gibi projelere de ÇED yapma zorunluluğu yeniden geldi. Ancak dün Resmi Gazete’de yayımlanan yeni Geçici 3. Madde ile bu projeler için yeniden ÇED muafiyeti getirildi.

Üstelik, Bakanlık yeni yönetmelikte bununla da yetinmedi, 1993 ve öncesinde proje kapsamına alınmış tüm üretime ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projelere de bu muafiyet getirildi.

Radikal

 

18.03.2011

Çernobile Saatler Kaldı

ABD ve Fransa 24 saat içinde Çernobil benzeri bir felaketin yaşanabileceği uyarısını yaptı. Dünya diken üstünde...

Patlayan santralde hayatlarını feda ederek soğutma işlemi yapan Japon “kamikazelerinin” sayısı 180’e çıktı.


Önce deprem vurdu... Elektrik kesintisi nedeniyle Fukuşima nükleer santralinin soğutma sistemi devre dışı kaldı. Ancak endişelenecek bir durum yoktu. Jeneratörler hemen devreye girdi ve sistem yeniden çalışmaya başladı. Ama bu durum sadece 9 dakika sürdü. Tsunami dalgaları jeneratörleri alıp götürünce santralin soğutma sistemi için tek alternatif kaldı, o da akülü sistem. Ancak o da sadece 8 saat dayanabildi ve 1760 ton çok tehlikeli radyoaktif yakıt barındıran santral tamamen korumasız kaldı. Japonların tek çaresi vardı, deniz kenarındaki santrale tonlarca su püskürterek soğutma yapmak.

Tokyo’da panik var

Ancak bu çözüm de yetersiz kaldı ve radyoaktif sızıntı başladı. Nükleer tehlikenin 240 kilometre uzaktaki başkent Tokyo’ya kadar ulaşmasının ardından santralde çalışan 1800 çalışanın büyük kısmı tahliye edildi. Sadece 50 gönüllü, hayatları pahasına soğutma faaliyetine devam etmek için gönüllü oldu. Gönüllülere, “Fukuyama 50” ve “Kamikazeler” gibi isimler takıldı. Bu kahramanlık öyküsüne rağmen soğutma çalışmaları yine yeterli olmuyordu.

Rüzgâr izin vermedi

Krizin 5’inci gününde Japon yönetimi ABD’den resmi olarak yardım istedi. İki ülkenin nükleer bilimcileri, sonunda yangın söndürme helikopterleri ile reaktörlerin üzerine su atma formülünü ortaya attılar. Hemen Japon ordusuna ait Chinook-47 tipi helikopterler havalandı. Denizden her seferinde çektikleri 7.5 ton suyu en kritik durumda olan 3 no’lu reaktörün üzerine bıraktılar. Ancak çok yüksek radyasyon nedeniyle santrale 90 metre yüksekten su bırakabiliyorlardı, daha aşağıya inmeleri durumunda pilotlar için ölüm tehlikesi olduğu belirtildi. Su bu kadar yüksekten bırakılınca bu kez de rüzgarın azizliğine uğradılar. 3 no’lu reaktör için bırakılan suyun büyük kısmı 2 no’lu reaktöre gidiyordu. 11 itfaiye aracından püskürtülen su da yetersiz kaldı.

48 saat sonra felaket

Radyasyon seviyesinde hiçbir düşme olmadığı belirtildi. İşte o an ABD Nükleer Güvenlik Teşkilatı Başkanı Gregory Jaczko ve Enerji Başkanlığı’dan gelen açıklama tüyleri diken diken etti: “İntihar görevi olduğunu biliyoruz ama Japonya’nın o santrale soğutma operasyonunda görev almak için daha fazla insan göndermesi gerekiyor...” Fransız nükleer bilimcilerin sözleri ise çok daha korkutucu oldu. Nükleer Güvenlik Enstitüsü’nden Thierry Charles, “Yaptıkları hiçbir girişim sonuç vermedi. Yeni bir Çernobil’e 48 saat kaldı” ifadesini kullandı. Öte yandan reaktörün çevresindeki bir hastanede tedavi gören 14 radyasyon mağduru, diğer hastalara da bulaşma riskine karşı bir spor salonuna transfer edilmelerinden hemen sonra hayatlarını kaybetti.

30 yıl giriş yasak

Fukuşima Santrali’ndeki nükleer kriz aşılsa bile santralin bulunduğu bölgede kaydedilen yüksek radyasyon ve radyoaktif sızıntı nedeniyle santral ve çevresi şimdiden yeni Çernobil alanı oldu bile. Nükleer bilimciler özellikle santralde kullanılan Cesium-137 elementi üzerinde duruyor. Çok yüksek oranda toksik olan ve atmosfere karışması durumunda ölümcül olan elementin sızması durumunda bu bölgede en az 30 yıl boyunca hiçbir canlının yaşamasına müsaade edilmeyecek.

8.11.2007

Nükleer kapıya dayandı

Nükleer santral yasası, protestolar eşliğinde görüşülmeye başlandı. Nükleer karşıtları: Hem tehlikeli hem de maliyeti devlete ve vatandaşa yüklenecek. Hükümet: Çernobil dışında kayda değer kaza yaşanmadı

ANKARA - Nükleer santral yasasının TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri, dün protesto gösterileriyle başladı. Hükümet yasaya dayanarak 2010 ve 2020 yılları arasında 5 bin megavat kurulu gücünde üç adet nükleer santral yapmayı hedefliyor.

Hükümet, eski cumhurbaşkanı Sezer tarafından üç maddesi veto edilen yasada seçim öncesi, gerekli düzeltmeleri yapmıştı. Yasa bu dönem TBMM Sanayi Komisyonu'nda tekrar görüşülürken vetolu maddeler dışında çok sayıda maddede değişiklik yapıldı.

Buna göre yasanın yürürlüğe girmesini izleyen bir ay içinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) nükleer santral kuracak şirketlerde aranacak kriterleri yayınlayacak. Şirketin seçimi, Türkiye Elektrik Ticareti A.Ş. (TETAŞ) tarafından klasik ihale yerine 'yarışma' yöntemiyle yapılacak. Son karar Bakanlar Kurulu onayıyla verilecek.

Teşvik amacıyla santral arazisi bedava verilecek. Yapımcı şirkete TETAŞ 15 yıl süreyle elektrik alım garantisi de sağlayacak.

Atıkların imhası ve ömrü biten santralın sökümü için 'İşletmeden Çıkarma Hesabı-İÇH' ve 'Ulusal Radyoaktif Atık Hesabı-URAH' açılacak. Şirketten üretilen elektriğin kilovat saati başına 0.15'şer cent para kesilecek. İÇH'de biriken para, söküm masraflarını karşılamaya yetmezse, Hazine, fonda biriken paranın yüzde 25'i kadar katkıda bulunacak. O da yetmezse, kalan tutar ilgili şirket tarafından karşılanacak. Ancak şirket, bu hesaplara aktardığı 0.15'er centlik paraları, sattığı elektriğin fiyatlarına yansıtabilecek.

Kamer Genç salondan atılacaktı
TBMM'deki görüşmeler sırasında CHP'liler "Nükleer teknolojinin geliştirilmesi düzenlenmeden dışa bağımlı nükleer santral kurulması yanlış. Yasayla şirketler öyle üşüşecek ki ülkeyi küçük nükleer santral çöplüğü yapacaksınız" diye eleştirdi. Görüşmeye içtüzükle ilgili itirazda bulunan bağımsız milletvekili Kamer Genç ise başkanlık eden Eyüp Cenap Gülpınar tarafından salondan çıkartılmak istendi. Genç, söz almaktan vazgeçince görüşmelere devam edilebildi.

Bir Çernobil: 300 milyar avro
NEDEN NÜKLEER ENERJİ?

Nükleer karşıtları: Ülkemizin yakın gelecekte bir enerji kriziyle karşı karşıya kalmaması için yapımı 10-15 yıl sürecek, kurulum ve işletim maliyeti yüksek, söküm maliyeti daha da yüksek, pahalı, tehlikeli, dünyada atık sorunu henüz çözülememiş nükleer enerji santralı yerine; yenilenebilir ve yerli kaynaklarına neden öncelik verilmiyor?
Hükümet: Yenilenebilir enerjiyle doğalgaz ve ithal kömüre dayalı santrallarda sürekli elektrik üretilememesi nedeniyle, kesintisiz elektrik üretimine imkân veren nükleer santral 'baz etki' yapacak ve elektrik üretimimizi sürekli belli bir noktada sabit tutacak. Örneğin, Türkiye'nin şu an toplam elektrik kurulu gücü 40 bin 500 megavat olmasına rağmen, elektrik tüketiminin tepe yaptığı saatlerde bunun ancak 29 bin MW'lık bölümü kullanılabiliyor.
Bu yıl 188 milyar kilovat saat (kWh) olması beklenen elektrik tüketimi 2010 ve 2020 yıllarında yüksek senaryoya göre 242 milyar kWh ve 499 milyar kWh'e, düşük senaryoda ise 216 milyar ve 406 milyar kWh'e ulaşacak. 2020 yılına kadar yüksek senaryoya göre yaklaşık 55 bin 500 MW'lık, düşük senaryoya göre 39 bin 500 MW'lık yeni yatırım gerekiyor. Bugün itibariyle kurulu gücümüz 40 bin 500 MW düzeyindedir. Öncelikle yerli kaynaklarımızın tam olarak değerlendirilmesi hedeflenmekle birlikte 2010-2020 arası dönemde yaklaşık 5000 MW kapasiteye karşılık gelen üç adet nükleer santralın devreye alınması gerekiyor.

HALEN DÜNYADA NÜKLEER SANTRALLARLA İLGİLİ DURUM NE?
Nükleer karşıtları: Nükleer enerji santralı sonlu yakıtlıdır; finansman, yatırım, işletim, söküm, atık maliyetleri açısından en pahalı; ekolojik dengeyi bozma, üretim güvenliği, kaza riski açısından en tehlikelisidir. Dünyada nükleer endüstri dibe vurmuştur.
Hükümet: Dünya Nükleer Birliği'nin (World Nuclear Associaton) verilerine göre, dünyada şu an 139 nükleer santral faaliyette, 33 santral yapım aşamasında. Yapımı süren santrallardan yedisi Rusya'da, altısı Hindistan'da, beşi Çin'de yer alıyor. Yapımı süren diğer santralların ikişer tanesi Kanada, Japonya, Güney Kore, Slovakya'da, birer tanesi de Arjantin, Finlandiya, Fransa, İran ve Pakistan'da.

KAZA OLURSA MADDİ ZARAR NASIL KARŞILANACAK?
Nükleer karşıtları: Yasada, bir kaza olması durumunda zararın tazmini 'Paris Sözleşmesi'ne bağlanıyor. Paris Sözleşmesi bu yükümlülüğü 700 milyon avro olarak belirtiyor, devletin yükümlülüğü ise 500 milyon avrodur. Çernobil kazasının ekonomik boyutunun yaklaşık 300 milyar avroya dayandığı dikkate alınırsa, şirketlerin zararın giderilmesinde yükümlülüklerinin Paris Sözleşmesi ile sınırlandırılması 'devede kulak'tır.
Hükümet: Dünyada felaket boyutunda nükleer kaza sadece Çernobil'de yaşandı. Geri kalan santrallarda 'kayda değer' hiçbir kaza söz konusu olmadı.

BİRİKEN NÜKLEER ATIKLAR NASIL BERTARAF EDİLECEK?
Nükleer karşıtları: Nükleer santralların atık sorunu yeryüzünde henüz 'çözülememiştir' ve pahalıdır.
Hükümet: Nükleer atıkların dünyada alıcıları var. Başta Almanya olmak üzere bazı ülkelerdeki şirketler, nükleer santralların atıklarına müşteri olmaktadır.

ÖMRÜ BİTEN SANTRALIN SÖKÜM MALİYETİ NE OLACAK?
Nükleer karşıtları: Nükleer santralların sökümü bazen yapım maliyetini dahi aşmaktadır. Santralın söküm maliyetine Hazine'nin katkı zorunluluğu getirilmesi ve şirketin, bu amaçla oluşturulacak fona aktaracağı paranın elektrik fiyatlarına yansıtılması, pahalı nükleer enerji maliyetinin 'halkın sırtına' yüklenmesi anlamına geliyor.
Hükümet: Yasada Hazine'nin söküm masraflarıyla ilgili sorumluluğu, bunun için oluşturulacak fonda biriken paranın yüzde 25'iyle sınırlı olacak. Fonda biriken para ve Hazine'nin bu konuda yaptığı katkı eğer ortaya çıkan masrafları karşılamaya yetmezse, kalan miktarı ilgili şirket üstlenecek.

[Radikal]

15.10.2007

Üçüncü endüstriyel devrim için nükleer

Avrupa Komisyon'u başkanı José Manuel Barroso'ya göre, "üçüncü endüstriyel devrim"in kenarındayız. Barroso'ya göre, bu ulusların nükleer enerjiyi kabul etmek zorunda olabilecekleri anlamına geliyor.

Avrupanın "düşük karbon çağı", Barroso'nun geçen hafta Madrid'deki enerji konferansında bahsettiği devrimdir. Komisyonun yeni nükleer enerji araştırma girişiminin geçen ayki bildirisini takiben, Barrosso "Üye ülkeler nükleer enerji sorunundan kaçamazlar." dedi.

Yine de, Avrupanın tamamı Barosso'nun bakış açısını paylaşmıyor. Geçen hafta Viyena'daki ayrı bir nükleer enerji konferansında, Avusturya, Almanya, İrlanda, Litvanya, Norveç ve İtalya çevre bakanları, nükleer enerjideki küresel büyümenin nükleer proliferasyon risklerini şiddetle arttıracağını deklare etti. Viyena'daki Uluslararası Atom Enerji Ajansı'ndan Hans-Holger Rogner, "Bazı Avrupa ülkeleri neredeyse dinsel bir şekilde karşılar." dedi.

New Scientist dergisi 2625. sayı, 13 Ekim 2007, sayfa 4-5

Çeviri: GlobalDisaster

11.10.2007

Belarus nükleer santral kuracak

Belarus lideri Aleksandr Lukaşenko, ülkesinin bir nükleer santral inşa edeceğini açıkladı.

Lukaşenko çalışmaların gelecek yıl başlayacağını söyledi.

Lukaşenko bir nükleer santral olmaksızın ülkesinin ayakları üzerinde durmayı sürdüremeyeceğini söylüyor.

Belarus lideri bu kararın siyasi gerekçelerle değil ülkenin enerji güvenliğini teminat altına almak üzere verildiğini kaydetti.

Eski Sovyet cumhuriyetlerinden olan Belarus, yakın zaman dek komşusu Rusya'dan ucuz doğal gaz ve petrol alıyordu.

Ancak geçen yıl Rusya, eski tabi cumhuriyetlerine sağladığı teşvikleri kaldırmış ve fiyatları yer yer ikiye katlayan zamlar uygulamıştı.

Hükümet adına yapılan açıklamada da Rusya, Avrupa ve ABD'xden şirketlere santral için ihale daveti gönderildiği belirtiliyor.

Başkent Minsk'teki Belard Nükleer Güvenlik Enstitüsünden Vasili Nesterenko, Çernobil kazasının korkusunu hala üzerinden atamamış bir ülkenin bu yönde adım atmasının hafife alınacak bir karar olmadığını belirtti.

Günümüzde Ukrayna sınırları içinde kalan Çernobil nükleer santralında 1986'da yaşanan sızıntı Belarus'un üçte birinde nükleer kirliliğe yol açmıştı.

Reaktör inşası için çalışmaların 2008'de başlaması, santralın da dört ila sekiz yıl içinde üretime hazır hale gelmesi hedefleniyor.

Yaklaşık 2 milyar 800 milyon dolar olarak öngörülen maliyetin büyük bölümünün dış kredilerle karşılanması planlanıyor.

Belarus halihazırda enerji ihtiyacını karşılamak için büyük oranda Rusya'ya bağımlı. Ancak fiyat konusundaki tartışmalar Moskova'nın arzı kesme tehditleri ile karşılanıyor.

Lukaşenko da açıklamasında "Maalesef enerji konusu safi ekonomiyi ilgilendiren bir konu olmaktan çıktı ve siyasi bir konu haline gelerek başka ülkeler ve kuruluşlarla ilişkileri etkiler oldu." dedi.

8.10.2007

Nükleer santral için geri sayım başlıyor

Geçen dönem Sezer'in vetosuyla karşılaşan Nükleer Enerji Yasası, yarın bir kez daha Meclis'te. Hükümet, nükleer santral için kararlı, çevreciler tepkili: Nükleer enerjiyi bütün dünya terk ediyor, biz niye kuruyoruz?

İSTANBUL - Türkiye, Çernobil kâbusunu hâlâ Karadeniz'deki kanserden ölümlerle birlikte anarken, hükümet, nükleer santral kurma yolunda kararlılıkla ilerliyor. Nükleer Enerji Yasası 17 Ocak 2007'de çıkmış, ancak eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetosuyla karşılaşmıştı. Sezer'in, santralı kuracak şirketin yapısı, denetimi, söküm masrafı gibi alanlarda Anayasa'ya aykırılıklar olduğu gerekçesiyle üç maddesini veto ettiği yasa, yarın bazı değişikliklerle TBMM Sanayi ve Enerji Komisyonu'nda yeniden görüşülecek. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, nükleer santralın 'enerjide dışa bağımlılığını azaltılması için şart olduğunu ve mutlaka yapılacağını' söylemişti. Nükleer yasaya başından beri karşı olan çevrecilerin görüşü ise değişmedi: "Nükleer santrala ihtiyacımız yok, yasa hiçbir riski yok edemiyor."

Giysileri bile nükleer atık

Türkiye Yeşillerinden Dr. Ümit Şahin: Kanunun bazı maddelerine değil, tümüne karşıyız. Nükleer santralların atık sorunu çözümlenmiş değil, kaza riski ortadan kalkmadı, radyoaktiviteden kaynaklanan problemleri çözülmedi. Kanunda bu sorunlara, güvenlik sorununa ilişkin öneri yok. Sadece nükleer santral kurulması için kolaylıklar var. Nükleer atıklar doğada yüzyıllarca yok olmayan radyoaktif maddeler. Santalda kullanılan her şeye, çeşitli düzeylerde radyoaktif madde bulaşıyor. Hatta çalışanların kıyafetlerine bile. Zararsız hale getirilemiyorlar. Bunların insanlara temas etmeyecek şekilde depolanması gerekiyor. Başka ülkelerde de bertarafı söz konusu değil.

Eskiden okyanuslara dökülmüştü. Şu anda derin madenlere gömmek, uzaya göndermek, geçirgen olmayan kaya yataklarına depolamak gibi düşünceler var ama sadece proje bazında. Hiçbir ülkede nükleer atık deposu yok. Nükleer santralların tüm atıkları santralların içinde. Kaza riskinin sıfıra inmesi mümkün değil. Her yıl santrallarda kazalar, sızıntılar oluyor. Japonya'da çalışmalar kazalardan dolayı durduruldu. Bir de kazalar hakkında açıklandığı kadarıyla bilgiye sahip oluyoruz. Türkiye'de böyle bir durum, daha da tehlikeli olur. Dünyada güvenlik standartları artıyor. Bu, maliyeti yükseltiyor. Yeni kurulmakta olan santrallardan biri Finlandiya'da. Ve bir türlü bitirilemiyor. Çünkü güvenlik şartları artıyor. Nükleer santral maliyeti 5 milyar dolara ulaştı. Türkiye'de de serbest piyasa bunu yapamayacağı için devlet güvencesiyle yaptırılmaya çalışılıyor. Ayrıca bu yasaya ek madde konularak termik santral yapımı özendirildi. Çünkü 25 termik santral projesi onay bekliyor. Yasayla bütün uyarılara karşın termik santralın da önü açılıyor.

İstanbul Elektrik Mühendisleri Odası Başkan Yardımcısı ve Nükleer Santrallara Karşı Platform Başkanı Tahir Çiçekçi: Cumhurbaşkanı değişti. Bazı partilerin de desteğiyle nükleer santral yasası için artık bir engel kalmadı. Türkiye'nin şunu sorması gerekir: Mevcut sanrallar, yeterince kullanılabiliyor mu? Yenilenebilir enerji potansiyelini kullanabiliyor muyuz? Hayır. Yatırımlar öncelikli olarak temiz enerji kaynaklarına yapılmalı. Nükleer santrallara kesinlikle ihtiyaç yok. Nükleer santrallar konusunda kaza, radyoaktif riski hâlâ söz konusu. Riskin azaltılması için birçok çalışma yapıldı ancak başarılı olunmadı. 1990'lardan bu yana kayıtlı 110 kaza var. Çernobil'in etkisini hâlâ yaşıyoruz.

Türkiye Çevre Platformları Genel Koordinatörü Tanay Sıdkı Uyar: Dünyada terk edilmiş bir teknolojinin, terk edilme nedenleri göz ardı edilerek, nükleer santrallarda diretiliyor. Atık tesislerine para yetmeme meselesi 15-20 yıldır biliniyor. Ödenek yetmeyince bunu devlet karşılayacak. Ülkelerin atıklarını Türkiye'de depolamaya yönelik enerji üretmeyecek, kurulmasının parasını ve üretilmeyen enerjinin parasını vatandaşlara ödetecek bir yasa. Bu yasanın çıkmasında vekiller kadar, ses çıkarmayan meslek odaları da sorumludur. Tüm dünyanın su, rüzgâr, güneş gibi alternatif enerji kaynaklarına yöneldiği ve nükleer enerji gibi son derece riskli ve pahalı bir teknolojiyi terk ettiği bir süreçte nükleer enerji yasası toplum yararına ve siyasi etik ilkelerine aykırı.

Greenpeace Basın Sözcüsü Yeşim Aslan: Nükleer enerji, eski, pahalı ve geri kalmış bir teknoloji. Güvenli değil. Biz nükleer enerjiye ayrılan kaynağın daha temiz güvenli olan yenilenebilir enerji için kullanılması gerektiğini savunuyoruz. Bu gelişmeler nükleer lobinin etkisiyle oluyor. 2000 yılı Birleşmiş Milletler iklim görüşmelerinde dünya nükleer enerjiyi, kirli, tehlikeli ve yararsız olarak tanımladı.

Batı yeni reaktör siparişi vermiyor
Nükleer enerjinin bugün dünyadaki yeri ve alternatifleri ne? Greenpeace Akdeniz Enerji Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı anlattı: "ABD'de 30, Avrupa ülkelerindeyse 20 yıldır yeni nükleer reaktör siparişi verilmedi. Sadece Finlandiya 2005'te Avrupa basınçlı reaktörü siparişi verdi. Dört yılda bitecekti ancak güvenlik şartları nedeniyle yapımı gecikti. 2009'a yetişmeyecek. Finlandiya örneğinden sonra Avrupa, nükleere kuşkuyla bakmaya başladı. Batı'da yeni nükleer reaktör siparişi olmuyor, bu nedenle nükleerciler Asya ülkelerinde yayılmaya çalışıyor. Dünyada nükleerin yerine 'yenilenebilir enerjiler' kullanımı tercih ediliyor. Yani güneş, rüzgâr, biyokütle, jeotermal gibi kaynağı tükenmeyen enerjiler. Almanya, 2020'ye kadar nükleer enerjiyi devre dışı bıraktı. İspanya, yeni nükleer santral yapmayacağını, olanları kapatacağını açıklamıştı.

Şu an dünyada 400 nükleer reaktör var. Bir santralın dört reaktörü olabiliyor. Bu nedenle santral sayısı değil, reaktör sayısı söyleniyor."

Bedelsiz arazi
  • Nükleer enerji yasa tasarısına göre kamu şirketleri de santral yapabilecek. Kurulacak şirkete özel sektör şirketleri ortak olabilecekler.
  • Şirket Türkiye Atom Enerjisi Kurumu standartlarına uyan firmalar arasından bir yarışmayla seçilecek.
  • Atıklar ve söküm için iki fon oluşturulacak. Bu fonlara ödemeler mergiden muaf. Söküme devlet katkı yapabilecek. Yatırımcılara santral arazisi bedelsiz tahsis edilecek.
  • 2014 yılına kadar faaliyete geçecek 1000 MW'nin üzerindeki yerli kömür kullanan santrallara 15 yıl boyunca alım garantisi var.
[Radikal]

Nükleer Yasası yeniden Meclis'e geliyor

10. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından kısmen iade edilen nükleer santral kurulmasına dair kanun bu hafta yeniden Meclis gündemine geliyor. Kanun, özel şirketlerin ve devletin belirlenen kriterlere uygun nükleer santraller kurabilmesine olanak tanıyacak.

ANKARA - Meclis Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nun 10 Ekim Çarşamba günü nükleer güç santrallerinin kurulmasına ilişkin kanunu görüşmek üzere toplanacak.

Kanun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na nükleer santral kuracak ve işletecek şirketleri seçme sürecini başlatma yetkisi tanıyor.

Şirketlerin seçimi ise, ilgili kriterlerin belirlenmesinin ardından düzenlenecek yarışmayla yapılacak.
Yarışma sonucunda en düşük teklifi veren şirket veya şirketler nükleer santral kurma ve işletme hakkına sahip olacak.

Kanunla sadece özel sektörün değil devletin de nükleer santral yapması öngörülüyor. Nükleer santrallerin kurulmasına ilişkin kanun, şirketlerin, ömrünü tamamlayan santrallerin söküm işlemlerinin karşılanması amacıyla bir fona katkıda bulunmalarını da zorunlu kılacak.

[NTVMSNBC]

23.09.2007

Brüksel: Nükleer enerji düşük karbon enerji politikasında kilit rol oynayacak

BRÜKSEL (AFP) — Nükleer enerji araştırması için yeni bir forumu bildiren Avrupa Komisyonu, dünyanın düşük karbon enerjisine doğru geçmeye çabaladıkça nükleer enerjinin önemli bir unsur olarak kalacağını açıkladı.

BM'nin yönetim kolu yayınladıkları bildiride, Sürdürülebilir Nükleer Enerji Teknolojisi Platformunun "bu sektördeki Avrupa liderliğini sürdürmek ve geleceğe hazırlanmak adına" bir strateji oluşturulması için endüstri ve araştırmacıları bir araya getireceğini açıkladı.

"Dünya genelindeki enerji tüketiminin 2000 ve 2050 yılları arasında ikiye katlanması muhtemeldir, ve nükleer enerji gelecekteki düşük karbonlu enerji sistemleri için önemli bir öge olacak."

"Avrupa dünyaki en büyük nükleer endüstriye sahip ve elektriğinin üçte biri nükleer santrallerden geliyor."

Avrupa Bilim ve Araştırma Komisyon üyesi Janez Potocnik, "nükleeri seçmiş bu ülkeler için, nükleer enerji sera gazlarının salınımının düşürülmesi ve stokların güvenliği çözümlerinin çok önemli bir parçası olacaktır."

Potocnik, bunu mümkün kılmak için iki ana politik ve kamusal kaygıya dikkat çekmek zorunda olunduğunu vurguladı.

İlki, nükleer enerjinin ekonomik olarak rekabet edebilir olduğunu garanti ediyor.

İkincisi ve daha önemlisi, nükleer enerjiyi gelecek nesillere bırakacağımız miras bakımından ve çevresel bakımdan mümkün olduğu kadar yansız yapmaktır.

Potocnik, her iki endişenin cevabı geri dönüşüm ya da depolama yollarını duyurmak kadar nükler atıkta önemli miktarda bir azalmayı da kapsayan araştırma ve yatırımda yattığını söyledi.

[AFP]

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...