nükleer santral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nükleer santral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.09.2011

Fransa’da radyoaktif patlama

Fransa'nın güneyinde Gard bölgesinde bulunan Marcoule nükleer tesisinde patlama meydana geldi. Olayda bir kişi öldü, 4 kişi de yaralandı.

 Avrupa'da nükleer santrallerle ilgili korkutan bir gelişme yaşandı. Fransa’nın güneyinde Gard kentinde bulunan Marcoule nükleer tesisinde öğle saatlerinde bir patlama oldu. İlk bilgilere göre; patlamada 1 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi de yaralandı. Yaralılılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Olayın ardından tesisin çevresinde güvenlik koridoru oluşturuldu. Yetkililer, patlamanın nükleer sızıntıya yol açmadığını bildirdi.

 'NÜKLEER DEĞİL SANAYİ KAZASI' 

Yetkililer "kazanın nükleer değil bir sanayi kazası olduğu" ifade etti. Yaralı işçilerin muayenesinde de radyoaktif sızıntı görülmediği bildirildi. Greenpeace çevre örgütüyse "kazayla ilgili olarak bağımsız ve şeffaf bir soruşturma başlatılmasını" talep etti. Patlamanın nedeni henüz netlik kazanmazken, nükleer tesis radyoaktif atıkların yeniden işlendiği bir tesis olarak biliniyor.


 'PATLAMA KONTROL ALTINA ALINDI' 

 Fransız Enerji Güvenlik Kurumu, patlamanın, ''kontrol altına alındığını ve halk sağlığını tehdit edecek bir durumun olmadığını'' açıkladı. Patlama sonucunda ne kimyasal ne de radyoaktif sızıntı olmadığının tekrarlandığı açıklamada, ''tesiste çalışanların olası bir sızıntıya karşı karantina altına alınmalarını veya tahliye edilmelerini gerektirecek bin önlem alınmayacağı'' bildirildi. Bununla birlikte, bölgedeki gazeteciler, jandarmanın, bölgeye giriş ve çıkışları kontrol altında tuttuğunu bildirdi. Sağlık ekiplerinin, yaralı işçilerin üzerinde yaptıkları muayene sonucunda radyoaktif sızıntı görülmediği bildirildi. 50'den fazla nükleer reaktörün bulunduğu ülkede nükleer santrallerin güvenliği tartışılıyordu.

[NTV]

24.04.2011

Nükleere komşu 90 milyon insan var

Dünyada 211 nükleer santralin her birinin 30 kilometre yakınında yaşayanların sayısının 90 milyondan fazla olduğu belirtildi.

İngiliz bilim dergisi Nature'daki makalede, Japonya'daki depremden ağır zarar gören Fukuşima nükleer santralinin 30 kilometre yakınında, tahliye emrinden önce 172 bin insanın yaşadığı ifade edildi.

Asya, Kuzey Amerika, Almanya, İngiltere, Belçika ya da İsviçre'deki 21 nükleer santralin 30 kilometre yakınlarında yaşayanların ise 1 milyon civarında olduğu belirtildi.
Yaklaşık 16 milyon Amerikalı, 9,6 milyon Çinli ve bir o kadar da Almanın bir nükleer santralin 30 kilometre yakınında oturduğu ifade edilen makalede, Fransa'da da bir nükleer santralin etrafında yaklaşık 5 milyon insanın yaşadığına dikkat çekildi.

Amerikan Columbia Üniversitesi ile birlikte yapılan araştırmaların sonucunda yayımlanan makalede, her bir reaktörün 75 kilometre yakınının hesaplanması halinde, dünyada 500 milyon insan için riske maruz kalma olasılığının bulunduğuna vurgu yapıldı. (aa)

16.04.2011

Nükleer ve 3. Köprü ÇED'den Muaf

Nükleer santrallar, 3. köprü, Gebze-İzmir otobanı, Ilısu Barajı gibi dev projelere Çevresel Etki Değerlendirmesi muafiyeti getirildi.

İSTANBUL - Dün Resmi Gazete’de Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’ndeki, ÇED muafiyetini kapsayan Geçici 3. Madde’yle ilgili bir değişiklik yayımlandı. Buna göre 3. köprü, Gebze-İzmir otoban yolu, Sinop ve Akkuyu nükleer santraları, Hasankeyf gibi uygulamalara ÇED muafiyeti yeniden getirildi.

ÇED Yönetmeliği’nde ‘Kapsam Dışı Projeler’ başlığını taşıyan Geçici 3. Maddesi ile 1993’ten önce planlanan yatırımların ÇED muafiyeti vardı. Çevre Mühendisleri Odası da konuyu yargıya taşıdı. 27 Ocak 2011’de, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Oda’nın itirazını kabul etti. Yönetmeliğin yürütmesini durdurdu. ÇED muafiyeti kalktı ve İstanbul’a 3. köprü, Gebze-İzmir otobanı, Akkuyu ve Sinop nükleer santralları, Ilısu Barajı gibi projelere de ÇED yapma zorunluluğu yeniden geldi. Ancak dün Resmi Gazete’de yayımlanan yeni Geçici 3. Madde ile bu projeler için yeniden ÇED muafiyeti getirildi.

Üstelik, Bakanlık yeni yönetmelikte bununla da yetinmedi, 1993 ve öncesinde proje kapsamına alınmış tüm üretime ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projelere de bu muafiyet getirildi.

Radikal

 

23.03.2011

Japonya'da radyasyon denize yayıldı

Fukuşima nükleer santralinin yakınlarındaki deniz suyunda ve Tokyo'nun şebeke suyunda yüksek oranda radyoaktif madde tespit edildi.

TOKYO - 11 Mart'ta meydana gelen deprem sonrasında hasar gören Fukuşima nükleer santralinde yaşanan radyasyon sızıntısı denize ve şebeke suyuna da karıştı.

Ülkenin kuzeydoğu kıyılarının yakınındaki nükleer santralin yakınlarındaki deniz suyunda yüksek oranda radyoaktif iyot ve sezyum tespit edildi. Yetkililerin radyasyon seviyesini belirlemek için deniz mahsulü gıdaları test ettikleri açıklandı.

Bu gelişmenin yanısıra Tokyo'daki şebeke suyunda da radyasyona rastlandı. Hükümet yetkilileri, şebeke suyundan alınan numunelerdeki iyot miktarının 210 bekerel olarak ölçüldüğünü, bebekler için kabul edilebilir yasal sınırınsa 100 bekerel olduğunu belirtti. Yetkililer, bebeklere şebeke suyunun verilmemesini veya biberonlarını hazırlamak için bu suyun kullanılmamasını tavsiye etti.

RADYASYON AVRUPA'YA ULAŞTI
Japon Polis Ajansı, ölü sayısının 9 bini geçtiği, 13 bin kadar kişinin de kayıp olduğunu açıkladı. Can kaybının 18 bine çıkmasından endişe edilirken, dün ilk kez radyasyonun ABD’de California’dan sonra Avrupa’da İzlanda’ya ulaştığı belirtildi.

Viyana kaynaklı diplomatlara göre miktar çok küçük ve insan sağlığı için herhangi bir tehdit oluşturmuyor.

Reuters ajansına konuşan kaynağa göre, “İzlanda’nın başkenti Reykjavik, Avrupa’da radyoaktif izinin bulunduğu ilk yer”. Merkezi Viyana’da bulunan Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması Örgütü (CTBTO), 63 istasyonun dünya çapında küçük partiküllerin incelenmesi için çalıştığını açıkladı.

18.03.2011

180 Kamikazeye Nobel Ödülü Verin

Sakin karakterleriyle tüm dünyada ünlenen Japonlar nükleer facia durumunda da aynı tavrı sergilemeyi sürdürüyor. Gelişmeler üzerine Fukuşima’daki Kamikaze sayısı 180’e yükseldi. Bu kişilerin sadece 30 dakikalık soğutma faaliyeti sırasında tüm çalışma hayatları boyunca maruz kalacaklarından bile fazla radyasyon aldıkları ve belki de sadece birkaç ay veya yıl hayatta kalabilecekleri açıklandı.

Fuşiyama Santralinde kalan cesur ekipten bir kişinin ailesine gönderdiği mesajda, “Siz iyi bir şekilde hayatınızı sürdürmeye devam edin, ben bir süre daha eve gelemeyeceğim” dediği açıklandı.

Japon ve Batı basını, hayatlarını feda eden bu kişilere Nobel Barış Ödülü verilmesi teklifinde bulundu.

Vatan

26.08.2008

Nükleerci Polis Devleti mi Geliyor?

“Ben boşta gezen çevreci değilim”, “Çevrecilerin daniskasıyım” diyen Başbakan Erdoğan’ın sözlerini “çok vahim” bulan Yeşiller Partisi’ne göre bu sözler çevrecilere karşı zor kullanılacağının göstergesi.

NTVMSNBC’ye konuşan Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin, Başbakan’ın çevrecilere yönelik sözlerini şöyle değerlendirdi: “Nükleerci polis devleti mi geliyor? Nükleer santrale karşı çok ciddi bir tepki var Türkiye’de. Bunları bastırmak için polis devleti kurallarını uygulamaya karar vermiş olsalar gerek ki... Başbakan’ın sözlerinin de bunun önünü açmak için söylenmiş, çevrecileri hedef gösteren ve onlarla alay eden sözler olduğunu düşünüyoruz. Çok vahim...”

Kendisini, “Sürdürülebilir yaşam için, ekolojik, paylaşımcı ve çoğulcu bir toplumun kurulması yolunda mücadele eden şiddet karşıtı, demokratik bir siyasi parti” olarak tanımlayan ve 30 Haziran 2008’de kurulan Yeşiller Partisi, önümüzdeki günlerde nükleere karşı sürekli eylem başlatacağını açıkladı. Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin, Başbakan’ın çevrecilere ilişkin sözlerinin çevreciler tarafından nasıl anlaşıldığını NTVMSNBC’ye değerlendirdi:

BAŞBAKAN’IN SÖZLERİNİN HEMEN ARDINDAN...
“Boş vakit” meselesi... Başbakan’ın bu lafları söylemesi aslında bu kadar iyi niyetli ele alınamayabilir. Çünkü çevrecilere ilişkin müdahaleleri aynı anda tetikliyor. Doğrudan doğruya çevrecileri karşısına almaya yönelik, alaycı bir ifade. Sinop’ta nükleer santrale karşı eylem yapan gençler çok sert bir şekilde bastırıldılar, göz altına alındılar. Bunlar Başbakan’ın sözlerinin hemen ardından oldu.

NÜKLEERCİ POLİS DEVLETİ Mİ GELİYOR?

Nükleerci polis devleti mi geliyor? Nükleer santrale karşı çok ciddi bir tepki var Türkiye’de. Bunları bastırmak için polis devleti kurallarını uygulamaya karar vermiş olsalar gerek ki... Başbakan’ın sözlerinin de bunun önünü açmak için söylenmiş, çevrecileri hedef gösteren ve onlarla alay eden sözler olduğunu düşünüyoruz. Çok vahim...

BAŞBAKAN NE KADAR DEMOKRATSA O KADAR ÇEVRECİ
Başbakan kendini çevreci sanıyor ama, Başbakan Erdoğan ne kadar demokratsa o kadar çevrecidir. Çevrecilikten, çevreden, çevrecilerin ve bizim anladığımız şeyi anlamadığı çok açık. Çok iyi niyetli yorumlamaya çalışıyorum; Başbakan’ın çevrecilikten anladığı ekolojik dengeleri hiçe sayarak nehirlerin sularını başka yerlere akıtmak, boruların içine hapsetmek, önlerine barajlar kurmak... Bu gibi ne kadar çevre düşmanı yatırım ya da müdahale varsa bunları çevrecilik sanıyor. Başbakan’ın çevrecilikten ne anladığını sorgulaması gerektiğini düşünüyoruz.

NÜKLEERE KARŞI SÜREKLİ EYLEM BAŞLATIYORUZ
Şu andan itibaren nükleere karşı sürekli eylem başlatıyoruz. İki üç gün içinde programını duyuracağız. Nükleer santral ihalesinin derhal iptal edilmesine yönelik. Bu tür sözler söyleyerek, bizi hedef alarak yapacakları açıklamalarla bizi sindiremezler. Durum çok ciddidir. Türkiye’de nükleer santral ihalesinin geçmemesi lâzımdır. Bunun Türkiye’nin önünde çok büyük bir bela haline geleceğini düşünüyoruz.

DİYALOGLA DEĞİL ZOR KULLANARAK...
Başbakan’ın sözleri kendi programlarıyla örtüşüyor. AKP’nin çevre programını anlayabilmek için doğrudan doğruya başta enerji ve ulaşım konusundaki politikalarına bakmak lazım. Kesinlikle, gelmiş geçmiş en çevre düşmanı politikalardan birini izliyor AKP. Bu anlamda geri adım atmak istemedikleri ve muhalefetten de hoşlanmadıklarının sinyalidir bu. Demek ki bundan sonra bu mücadelenin güçleneceğinin farkındalar. Buna karşı karşılıklı diyalog yoluyla değil zor kullanarak tedbir alacaklarını göstermiş oluyorlar. Biz bu nedenle çok vahim bir gelişme olarak nitelendiriyoruz.

[Ntvmsnbc]

20.11.2007

Nükleer yasalaştı, ihale süreci başladı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, nükleer santral kurulmasına olanak sağlayan yasayı onayladı. Böylece ihale süreci resmen başladı.

ANKARA - 10. Cumhurbaşkanı Sezer’in veto etmesinin ardından iki kez Meclis’te görüşülen Nükleer Santral Yasası yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaklaşık 10 günlük incelemenin ardından yasayı onayladı.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), bir ay içerisinde ihaleye katılacak firmaları belirleyecek 9 kriteri yayınlayacak. Ancak 6 aydır Meclis sürecinde olan yasa nedeniyle TAEK bu yöndeki hazırlıklarını tamamlamıştı. Ardından TETAŞ 2 ay içinde ihale ilanına çıkarak firmaları teklif vermeye çağıracak.

Sinop ve Mersin’de kurulması planlanan 5 bin megavatlık santral için Türkiye’nin büyük holdingleri ve dünya çapında enerji şirketleri ortaklık kurarak ihaleye girmek için bir süredir çalışma yürütüyor.

[NTVMSNBC]

25.10.2007

İngiltere: nükleer istasyonların yarısı tamir için kapatıldı

Nükleer Endüstri Kurumu (NIA), İngiltere'nin nükleer istasyonlarının hemen hemen yarısının tamirat ya da bakım çalışmaları nedeniyle kapalı olduğunu bildirdi.

Nükleer enerji şirketi British Energy, Morecambe, Lancashire yakınlarındaki Hartlepool ve Heysham'daki birimlerin teftişler sırasında bulunan problemlerden sonra kapatıldığını açıkladı.

NIA sözcüsü John McNamara, ülke elektriğinin yaklaşık %18'ini üreten 16 reaktörden yedisinin kapatıldığını onayladı.

Newcastle Üniversitesinden enerji uzmanı Prof. Ian Fells, eskiyen elektirik santralleriyle ilgili problemin eğer kış soğuk geçerse ışıkların sönebileceği anlamına gelebileceğini söyledi.

[Guardian Unlimited]

Nükleer Yasası komisyondan geçti

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in bir kez daha görüşülmesi için geri gönderdiği nükleer santral kurulmasına ilişkin kanun, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda kabul edildi.

ANKARA - AK Parti Kütahya Milletvekili Soner Aksoy başkanlığında toplanan komisyonda, nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesine ilişkin kanun ele alındı.

Komisyonda görüşülen 11 maddelik kanun üzerinde 11 önerge verildi. Kabul edilen önergeler doğrultusunda kanunda değişiklik yapıldı.

Tasarıda, Sezer’in veto gerekçeleri de dikkate alındı. Buna göre santral kurmak için kurulu güç alt limiti 600 megavat olarak belirlendi. Ayrıca getirilecek teknolojinin ABD’den lisanslı olması ya da başka ülkelerde problem çıkarmamış olması şartı aranacak. Yönetmeliğin 2 ay içinde yayınlanmasının ardından en geç 1 ay içinde TETAŞ ihale ilanına çıkacak.

Komisyona bilgi veren TAEK Başkanı Okay Çakıroğlu, “Bize köşe başında santral kuralım diyenler var. Hiç denenmemiş teknolojiyi getirmek isteyenler var” diyerek, bu tür firmaların getirilen şartlar nedeniyle ihaleye giremeyeceğini söyledi.

Enerji Bakanı Hilmi Güler de kontrol ve denetim devlette olmak kaydıyla kamunun yapacağı nükleer santrallerin özelleşebileceğini açıkladı.

[NTVMSNBC]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...