Ünlü yatırımcı George Soros, Euro Bölgesi'nde iflasların yaşanabileceğini belirtti. Soros, iflasa ülkelerin kendilerinin karar vermesinin ve bu sürece hazırlanmasının çok önemli olduğunu söyledi.
Ünlü yatırımcı George Soros, Euro Bölgesi'nde birkaç ülkenin iflas edebileceğini belirtti. CNBC'nin sorularını yanıtlayan Soros, iflasın ve Euro Bölgesi'nden çıkışın düzenli olmasının önemini vurguladı.
Soros "Bence Euro Bölgesi'nde iki veya üç küçük ülke iflas edebilir veya para birliğinden çıkabilir. Ama buna iyi hazırlanılmalı ve bu organize bir şekilde gerçekleşmeli. Hazırlıklı bir iflas olmadığı takdirde küresel piyasalarda çalkantı yaşanabilir. Hazırlıklı bir iflas halinde bu ülkeler gerçek bir seçim yapmış olacaklar. Euro Bölgesi'nde kalarak acı çekmeye veya birlikten çıkmaya kendileri karar vermiş olacaklar" dedi.
Avrupa'daki borç krizinin dünya ekonomisi için Lehman Brothers'ın çöküşünden bile daha tehlikeli olduğunu belirten Soros, "Bence yetkililer yolun sonuna geldiklerinde sistemin dağılmasını önlemek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar. Çünkü bu işin alternatifine kafa yormak çok daha zor" diye konuştu.
Doların yükselişinin altında likidite sorunu yattığını kaydeden Soros şunları kaydetti: "ABD'de problemler olmasına rağmen doların güvenli liman olarak görülmesi bence bir likidite problemi. Bu karışık bir durum ve birazcık açmamız gerekiyor. Avrupa bankaları gelişmekte olan piyasaların ana kredi kaynağı. Bu yıl Mart ayına kadar baktığımızda, gelişmekte olan piyasalara, Avrupa bankaları 3.5 trilyon dolar, ABD bankaları 740 milyar dolar ve Japon bankaları ise 310 milyar dolar kredi kullandırdı. Yani Avrupa'nın, gelişmekte olan piyasaların en büyük kredi kaynağı olduğunu görebilirsiniz."
[NTV]
kapitalizm krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kapitalizm krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22.09.2011
18.11.2009
Kapitalizmin İkiyüzlülüğü : Açlık zirvesine, lüks damgası
Aşağıda Radikal Gazetesinden alıntıladığım bir haberi okuyacaksınız. Açlıkla Mücadele Zirvesine katılan "yoksul" ülkelerin liderlerinin ve eşlerinin "zengin"liği teşhir edilmiş. Bu zaten hep böyleydi, kapitalizmin ne adaleti vardır ne de adalet isteği.. Finans kapitalin baronları ve devletlerin liderleri, gezegendeki tüm zenginliği gasp ederler ve diğer tüm canlıları ve türleri bu amaç için hunharca kullanmaktan, ezmekten, köleleştirmekten ve nihayetinde yok etmekten çekinmezler. Mutlak bir totalitarizm ve tahakküm, sistemin doğasında vardır, Kapitalizm hiç bir zaman insancıl, gezegencil olmayacağı için düzenlediği zirveler, aldığı kararlar, protokoller, YALANDIR! Hepsi bizi oyalamak, uyutmak, baskı altına almak içindir.. O yüzden hepbirlikte, Yaşanabilir Bir Dünya İçin Mücadele Et!
Kemal Mete
Açlıkla mücadele için yapılan Dünya Gıda Zirvesi'ne katılan yoksul ülkelerin liderlerinin ve lider eşlerinin israfçı tutumları zirveye damgasını vurdu
Açlıkla mücadelede yeni bir stratejinin onaylanması beklenen, İtalya’nın başkenti Roma’da toplanan Dünya Gıda Zirvesi’ne zengin ülkelerin liderlerinden hiçbiri katılmazken, zirveye, katılan yoksul ülkelerin liderlerinin ve lider eşlerinin israfçı tutumları damgasını vurdu.
Libya lideri Muammer Kaddafi pazartesi gecesi bir villada parayla tutulmuş 200 hostese uzun bir konuşma yaparken, Tunus liderinin eşi Leyla Zine, moda devlerinin butiklerinin bulunduğu Via Condotti kasabasına giderken, konvoyu ile trafiği tıkadı. İtalyan gazetesi Il Messaggero, Leyla Zine’nin en lüks mücevher mağazası Bulgari’nin önünde çekilmiş bir fotoğrafını yayımladı.
Bu görüntüler BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) çağrısı ile toplanan zirvenin dünyadaki 1 milyar aç insanın sorunlarına çözüm bulmaktan uzak, sadece konuşulan bir toplantı olduğu eleştirilerini güçlendirdi.
Devamı İçin : Radikal
Kemal Mete
Açlıkla mücadele için yapılan Dünya Gıda Zirvesi'ne katılan yoksul ülkelerin liderlerinin ve lider eşlerinin israfçı tutumları zirveye damgasını vurdu
Açlıkla mücadelede yeni bir stratejinin onaylanması beklenen, İtalya’nın başkenti Roma’da toplanan Dünya Gıda Zirvesi’ne zengin ülkelerin liderlerinden hiçbiri katılmazken, zirveye, katılan yoksul ülkelerin liderlerinin ve lider eşlerinin israfçı tutumları damgasını vurdu.
Libya lideri Muammer Kaddafi pazartesi gecesi bir villada parayla tutulmuş 200 hostese uzun bir konuşma yaparken, Tunus liderinin eşi Leyla Zine, moda devlerinin butiklerinin bulunduğu Via Condotti kasabasına giderken, konvoyu ile trafiği tıkadı. İtalyan gazetesi Il Messaggero, Leyla Zine’nin en lüks mücevher mağazası Bulgari’nin önünde çekilmiş bir fotoğrafını yayımladı.
Bu görüntüler BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) çağrısı ile toplanan zirvenin dünyadaki 1 milyar aç insanın sorunlarına çözüm bulmaktan uzak, sadece konuşulan bir toplantı olduğu eleştirilerini güçlendirdi.
Devamı İçin : Radikal
Etiketler:
açlık,
g8,
ikiyüzlülük,
kapitalizm,
kapitalizm krizi
6.10.2008
"Bu Krizden Savaş Çıkabilir"
Prof. Dr. Erinç Yeldan'la yapılan Milliyet Gazetesinde yayımlanıp, Savaş Karşıtları sitesinde linki verilen röportajın detayları aşağıda, dikkatlice okunması gerektiği kanaatindeyim ;
"Büyük sermaye “Dünya ticaretini sadece ben yönlendireyim” diyor. Eğer kârlılığı kısıtlanırsa buradan tek çıkış yolu kalıyor; “düzeltici savaş.” Yoksa çok fazla sermayedar çok fazla üretim yapıyor ve bu borçlulukla da yeni bir talep yaratılamıyor. O zaman da bu iktisadi artığın bir savaşla veya bir başka yolla yakılması gerekiyor"
Dünya borsaları çöktü!
Krize dair-S.Özel
Bir liberal olarak özeleştiri-C.Ülsever
Devrim SEVİMAY / SORU-CEVAP
Kapitalizmin yapısından dolayı büyük sermayedarlar arasındaki çelişkiler o noktaya geliyor ki, birikimlerini sürdürebilmek için birbirlerinin sınırlarını yeniden çizmek durumunda kalıyor Finansal rant ve sermaye kârlılığının doyum noktasına ulaştığı 20'nci yüzyılın son çeyreğinde sistem sürdürülemez bir noktaya geldi. Bunu aşmak için tek çıkış yolu kalıyor; 'düzeltici savaş...'
Tarihin paraya para denmeyen bu döneminde kapitalizmin ne kötü bir şey olduğundan veya Karl Marx’ın ne de doğru laflar ettiğinden söz etmeye kalkana “dinozor”, en iyi ihtimalle “demode” gözüyle bakılırdı, ama özellikle son bir-iki aydır lafın dönüp dolaştığı yer burası oldu. ABD’deki kriz aslında zaten bal gibi bilinenleri bir daha konuşma fırsatı verdi insanlığa... Biz de doları, borsayı, enflasyonu en azından üç-beş soru kadarlık bir kenara koyup, “Bu yaşananın tarihteki anlamı ne”; onu anlamaya çalıştık. Ve böyle bir çaba için de elbette Marksist bir iktisatçıyı seçtik: Prof. Dr. Erinç Yeldan. Krizi iki yıldır yerinde gözlemle fırsatı da bulmuş olan Yeldan’ın bir sosyal bilimci olarak getirdiği yorumlar şöyle:
Kapitalizmin henüz alternatifi yok
- “Kapitalizmin sonuna gelindi” ifadesini siz de abartılı buluyor musunuz?
Kesinlikle abartılı bir ifade. Çünkü önce kapitalizmin sonunu getirecek bir alternatifin, bir toplumsal düzenin ortaya çıkması lazım. Böyle bir alternatif düzen ise halihazırda yok. Sovyet sisteminin 1990’da çöküntüye uğraması, kapitalizm sonrası toplum tahayyüllerinin somut olarak gerçekleştirilmesi konusunda bize henüz bir dayanak sunmuyor.
- Ama bu krizle birlikte bir şeyler de değişti; o değişen ne oldu sizce?
Biliyorsunuz, 1990’larda Francis Fukuyama teziyle “ideolojilerin sonunun geldiği” ilan edildi. Samuel Huntington da bu teze küresel bir boyut getirdi. Ona göre bundan sonra ideolojiler değil, medeniyetler çatışacaktı. Çelişkiler, çatışmalar yine olacaktı, fakat artık tek ideoloji vardı, o da serbest piyasacı, küreselleşmeci ideoloji. Şimdi bu kriz bu tezin özgüvenini temelden sarstı. Çünkü bu kriz, “piyasa ekonomisinin kendi kendini dengeye getireceği, denetleyebileceği, kendi kendine istikrarlı bir büyüme, kaynakların dağılımında istikrar ve verimlilik sağlayacağı” konusundaki bütün ezberleri bozdu.
Ama “Washington mutabakatı” çöktü
- Peki şu cümleyi sarf edebiliyor muyuz: “Fukuyama’nın tarihi yanılgısı!”
Ben sadece Fukuyama’yı manşete çıkarmak istemiyorum, ama doğrudan doğruya “Washington mutabakatı” diye anılan “piyasa her türlü sorunu çözer; istikrarlı ve etkin bir şekilde kaynak dağıtır; müdahaleci devletin iktisatta, ekonomide rolü yoktur; özelleştirmeyi, esnekleştirmeyi, sermayenin serbestleşmesini sağlayan, küreselleşmeye ayak uyduran ekonomiler verimli çalışacaktır; istikrarlı büyüyecektir; bu uygarlık projesine uyanlar uygar dünyanın birer vatandaşı olacaktır” önermesi artık sorgulanır hale geldi. Hatta çöktü.
- Çökünce de ne çıktı ortaya?
Ortaya, “serbest piyasaya dayalı kapitalist ideolojinin aslında uluslararası finansal sermayenin ve çok uluslu şirketlerin ideolojik bir projesi olduğu” gerçeği tüm çıplaklığıyla çıkmış oldu. Öyle ki, örneğin 14 Mart tarihinde ABD’de Bearn Stearns adlı yatırım bankası kamunun kaynaklarıyla kurtarıldığında, muhafazakar görüşleri ile tanınan Financial Times’ın baş ekonomisti Martin Wolf, karışık duygular içerisinde şu satırları dile getirmişti: “14 Mart 2008 tarihini unutmayınız: Bu tarih bundan böyle küresel serbest piyasa kapitalizm düşünün öldüğü gün olarak anılacaktır.”
- Yani bu kriz kapitalist sistemi yıkmadı, ama sistemin o iyi zamanları dışında gerçekte ne olduğunu gösterdi?..
Evet, bu kriz kesinlikle kapitalist sistemin aslında anarşik, istikrarsız, sürekli krizlere gebe bir sistem olduğunu gösterdi ve sistemi tartışmaya açtı. Marx’ın çok sık kullandığım bir cümlesini burada tekrarlayayım: “Kapitalist birikimin önündeki en önemli engel yine sermayedir.” Gerçektende kapitalizm bir anarşi ve kaos sistemidir. Çünkü sermaye birikimi kapitalist ihtirası öyle kamçılar ki, bunun neticesinde periyodik olarak 50-60 senelik veya bunun arasına sıkışmış daha şiddetli fakat daha kısa erimli dalgalar halinde ‘kriz, büyüme, aşırı üretim, tekrardan kriz, tekrardan büyüme, sermayenin el değiştirmesi, yeniden yapılanması, tekelci üretim koşullarının ortaya çıkması, sermayenin yoğunlaşması’ süreçleri kapitalizm tarihinde iç içe yaşanır. Marx bence kapitalizmi en doğru biçimde bu şekilde tahlil ediyor ve bazı çevrelerin bugün Marx’ı yeniden keşfetmeleri de bu yüzden. Oysa Marx ve Engels Manifesto’yu 140 yıl evvel yazdığı vakit zaten çok net bir şekilde kapitalizmin bu özelliklerini ortaya koymuştu.
DEVAMI : Bu krizden sonra ‘savaş’ gelebilir
"Büyük sermaye “Dünya ticaretini sadece ben yönlendireyim” diyor. Eğer kârlılığı kısıtlanırsa buradan tek çıkış yolu kalıyor; “düzeltici savaş.” Yoksa çok fazla sermayedar çok fazla üretim yapıyor ve bu borçlulukla da yeni bir talep yaratılamıyor. O zaman da bu iktisadi artığın bir savaşla veya bir başka yolla yakılması gerekiyor"
Dünya borsaları çöktü!
Krize dair-S.Özel
Bir liberal olarak özeleştiri-C.Ülsever
Devrim SEVİMAY / SORU-CEVAP
Kapitalizmin yapısından dolayı büyük sermayedarlar arasındaki çelişkiler o noktaya geliyor ki, birikimlerini sürdürebilmek için birbirlerinin sınırlarını yeniden çizmek durumunda kalıyor Finansal rant ve sermaye kârlılığının doyum noktasına ulaştığı 20'nci yüzyılın son çeyreğinde sistem sürdürülemez bir noktaya geldi. Bunu aşmak için tek çıkış yolu kalıyor; 'düzeltici savaş...'
Tarihin paraya para denmeyen bu döneminde kapitalizmin ne kötü bir şey olduğundan veya Karl Marx’ın ne de doğru laflar ettiğinden söz etmeye kalkana “dinozor”, en iyi ihtimalle “demode” gözüyle bakılırdı, ama özellikle son bir-iki aydır lafın dönüp dolaştığı yer burası oldu. ABD’deki kriz aslında zaten bal gibi bilinenleri bir daha konuşma fırsatı verdi insanlığa... Biz de doları, borsayı, enflasyonu en azından üç-beş soru kadarlık bir kenara koyup, “Bu yaşananın tarihteki anlamı ne”; onu anlamaya çalıştık. Ve böyle bir çaba için de elbette Marksist bir iktisatçıyı seçtik: Prof. Dr. Erinç Yeldan. Krizi iki yıldır yerinde gözlemle fırsatı da bulmuş olan Yeldan’ın bir sosyal bilimci olarak getirdiği yorumlar şöyle:
Kapitalizmin henüz alternatifi yok
- “Kapitalizmin sonuna gelindi” ifadesini siz de abartılı buluyor musunuz?
Kesinlikle abartılı bir ifade. Çünkü önce kapitalizmin sonunu getirecek bir alternatifin, bir toplumsal düzenin ortaya çıkması lazım. Böyle bir alternatif düzen ise halihazırda yok. Sovyet sisteminin 1990’da çöküntüye uğraması, kapitalizm sonrası toplum tahayyüllerinin somut olarak gerçekleştirilmesi konusunda bize henüz bir dayanak sunmuyor.
- Ama bu krizle birlikte bir şeyler de değişti; o değişen ne oldu sizce?
Biliyorsunuz, 1990’larda Francis Fukuyama teziyle “ideolojilerin sonunun geldiği” ilan edildi. Samuel Huntington da bu teze küresel bir boyut getirdi. Ona göre bundan sonra ideolojiler değil, medeniyetler çatışacaktı. Çelişkiler, çatışmalar yine olacaktı, fakat artık tek ideoloji vardı, o da serbest piyasacı, küreselleşmeci ideoloji. Şimdi bu kriz bu tezin özgüvenini temelden sarstı. Çünkü bu kriz, “piyasa ekonomisinin kendi kendini dengeye getireceği, denetleyebileceği, kendi kendine istikrarlı bir büyüme, kaynakların dağılımında istikrar ve verimlilik sağlayacağı” konusundaki bütün ezberleri bozdu.
Ama “Washington mutabakatı” çöktü
- Peki şu cümleyi sarf edebiliyor muyuz: “Fukuyama’nın tarihi yanılgısı!”
Ben sadece Fukuyama’yı manşete çıkarmak istemiyorum, ama doğrudan doğruya “Washington mutabakatı” diye anılan “piyasa her türlü sorunu çözer; istikrarlı ve etkin bir şekilde kaynak dağıtır; müdahaleci devletin iktisatta, ekonomide rolü yoktur; özelleştirmeyi, esnekleştirmeyi, sermayenin serbestleşmesini sağlayan, küreselleşmeye ayak uyduran ekonomiler verimli çalışacaktır; istikrarlı büyüyecektir; bu uygarlık projesine uyanlar uygar dünyanın birer vatandaşı olacaktır” önermesi artık sorgulanır hale geldi. Hatta çöktü.
- Çökünce de ne çıktı ortaya?
Ortaya, “serbest piyasaya dayalı kapitalist ideolojinin aslında uluslararası finansal sermayenin ve çok uluslu şirketlerin ideolojik bir projesi olduğu” gerçeği tüm çıplaklığıyla çıkmış oldu. Öyle ki, örneğin 14 Mart tarihinde ABD’de Bearn Stearns adlı yatırım bankası kamunun kaynaklarıyla kurtarıldığında, muhafazakar görüşleri ile tanınan Financial Times’ın baş ekonomisti Martin Wolf, karışık duygular içerisinde şu satırları dile getirmişti: “14 Mart 2008 tarihini unutmayınız: Bu tarih bundan böyle küresel serbest piyasa kapitalizm düşünün öldüğü gün olarak anılacaktır.”
- Yani bu kriz kapitalist sistemi yıkmadı, ama sistemin o iyi zamanları dışında gerçekte ne olduğunu gösterdi?..
Evet, bu kriz kesinlikle kapitalist sistemin aslında anarşik, istikrarsız, sürekli krizlere gebe bir sistem olduğunu gösterdi ve sistemi tartışmaya açtı. Marx’ın çok sık kullandığım bir cümlesini burada tekrarlayayım: “Kapitalist birikimin önündeki en önemli engel yine sermayedir.” Gerçektende kapitalizm bir anarşi ve kaos sistemidir. Çünkü sermaye birikimi kapitalist ihtirası öyle kamçılar ki, bunun neticesinde periyodik olarak 50-60 senelik veya bunun arasına sıkışmış daha şiddetli fakat daha kısa erimli dalgalar halinde ‘kriz, büyüme, aşırı üretim, tekrardan kriz, tekrardan büyüme, sermayenin el değiştirmesi, yeniden yapılanması, tekelci üretim koşullarının ortaya çıkması, sermayenin yoğunlaşması’ süreçleri kapitalizm tarihinde iç içe yaşanır. Marx bence kapitalizmi en doğru biçimde bu şekilde tahlil ediyor ve bazı çevrelerin bugün Marx’ı yeniden keşfetmeleri de bu yüzden. Oysa Marx ve Engels Manifesto’yu 140 yıl evvel yazdığı vakit zaten çok net bir şekilde kapitalizmin bu özelliklerini ortaya koymuştu.
DEVAMI : Bu krizden sonra ‘savaş’ gelebilir
Etiketler:
ekonomi,
ekonomik kriz,
kapitalizm,
kapitalizm krizi,
savaş,
savaş tehdidi
15.09.2008
Kapitalizmin Krizi : Küresel Çöküş Yakında mı?
2008'e girdiğimiz ilk aylarda, bağımsız, sosyalist ekonomistlerin çoğu 2008 yılının krizlerle kapanacağını 2009'a büyük krizlerle gireceğimizi söylemişlerdi. Görüşlerini önemsediğim politik iktisatçı Ahmet İNSEL 30.12.2007 tarihli Radikal 2'de "2008'de Büyük Kriz mi?" başlıklı bir yazı yazmıştı. (Yazıya ulaşmak için : TIKLAYINIZ) Yazıda Ahmet İnsel ; "Varolan, mali piyasalar merkezli kapitalist sistemin bir müddet daha sürdürülebilir olup olmadığı, 2008'de büyük ölçüde açıklığa kavuşacak. Bu nedenle, önümüzdeki günlerde, "piyasalar 2008'i coşkuyla karşıladı" manşeti atacak olan borsa goygoycularının dediklerine gözü kapalı inanmak, onların peşi sıra gitmek, akılla değil imanla izah edilebilir bir durum olacak. Ama kapitalizm büyük ölçüde akla değil, sermayeye ve piyasaya iman etmeye dayanmıyor mu?" diyordu. Dün ABD piyasalarında büyük bir krizin ilk çatırtısı duyuldu, ABD yatırım bankası Lehman Brothers iflas ettiğini duyurdu. Söz konusu banka iki dünya savaşında da zararsız çıkmış bir bankaydı. Öte yandan Sigorta Devi AIG'in de tehlikede olduğu söyleniyor. Dolar/YTL kotasyonu bankalar arası piyasada 1,27 YTL'yi aştı yıl sonuna dek 1,40'a ulaşacağı iddia edilmekte. Biliyoruz ki krizler kapitalizmin itici motoru işlevini görür, kapitalist sistemin oligarşisini oluşturan bir avuç ultra-zengin yine bu krizden korkunç paralar kazanıp kasalarına dolduracaklar, olan binlerde, milyonlarca emekçiye olacak. Peki krizler kapitalizmin sonunu getirebilir mi? Kapitalist sistemin motoru olmaya devam eden krizler elbette sistemin sonunu getirmeyecek, ta ki emekçilerin, işçilerin krize müdahale edip, kapitalist sistemin aleyhinde derinleştirmediği sürece...
Krizle İlgili Haberler :
* Dolar 1,27’yi aştı, borsada kayıp sürüyor
* Greenspan: Bu kriz yüzyılda bir olur
* Sigorta devi AIG’nin varlığı da tehlikede
* IMF: Krizde en kötüyü atlatmadık
* Borsalarda kara pazartesi
* Piyasalarda ABD Gerginliği
* ABD borsasında tarihi düşüş
Krizle İlgili Haberler :
* Dolar 1,27’yi aştı, borsada kayıp sürüyor
* Greenspan: Bu kriz yüzyılda bir olur
* Sigorta devi AIG’nin varlığı da tehlikede
* IMF: Krizde en kötüyü atlatmadık
* Borsalarda kara pazartesi
* Piyasalarda ABD Gerginliği
* ABD borsasında tarihi düşüş
Etiketler:
kapitalizm krizi,
küresel kriz
4.09.2008
Goldman: Petrol 149 dolara çıkar
Yatırım bankası Goldman Sachs, petrol fiyatlarının yıl sonuna kadar 149 dolara çıkacağını öngördü.
ABD’de etkili olan Gustav kasırgasının etkisiyle son günlerde hafif yükselen petrol fiyatları 110 doların altında seyrediyor. ABD ham petrolü, 109.20 dolara inerken, Brent türü Kuzey Denizi ham petrolünün varil fiyatı da, 108 dolara geriledi.
Petrolün son iki ayda 147 dolardan 110 dolar düzeyine düşmesine karşın tahminler fiyatların yukarı yönlü olduğunu ortaya koyuyor.
Goldman Sachs, petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşe rağmen petrolün varil fiyatının yıl sonuna kadar 149 dolara yükseleceğini öngördü.
Goldman petrolün 149 dolara çıkacağı tahminine gerekçe olarak Çin’den gelen talebin artacağı beklentisini gösterdi. Goldman Sachs, daha önce de önümüzdeki yıl için 200 dolar tahminini yapmıştı.
OPEC NE YAPACAK?
Öte yandan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) resmi toplantıları 9 Eylül’de Avusturya’nın başkenti Viyana’da yapılacak. OPEC yetkililerine göre, normalde gün boyunca devam eden resmi görüşmeler Ramazan ayı dolayısıyla 9 Eylül Salı günü akşam saatlerinde başlayacak.
Toplantıda OPEC’in ne yapacağı merakla bekleniyor. Ünlü petrol yatırımcısı T. Boone Pickens, OPEC’in toplantıda üretimini kısacağını öngördü. Ancak OPEC’in üretimde değişikliğe gitmeyeceği de belirtiliyor.
Goldman Sachs, petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşe rağmen petrolün varil fiyatının yıl sonuna kadar 149 dolara yükseleceğini öngördü.
Goldman petrolün 149 dolara çıkacağı tahminine gerekçe olarak Çin’den gelen talebin artacağı beklentisini gösterdi. Goldman Sachs, daha önce de önümüzdeki yıl için 200 dolar tahminini yapmıştı.
OPEC NE YAPACAK?
Öte yandan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) resmi toplantıları 9 Eylül’de Avusturya’nın başkenti Viyana’da yapılacak. OPEC yetkililerine göre, normalde gün boyunca devam eden resmi görüşmeler Ramazan ayı dolayısıyla 9 Eylül Salı günü akşam saatlerinde başlayacak.
Toplantıda OPEC’in ne yapacağı merakla bekleniyor. Ünlü petrol yatırımcısı T. Boone Pickens, OPEC’in toplantıda üretimini kısacağını öngördü. Ancak OPEC’in üretimde değişikliğe gitmeyeceği de belirtiliyor.
[Ntvmsnbc]
2.07.2008
ABD ekonomisinden kötü sinyaller
Amerika Birleşik Devletleri'nin üç büyük otomotiv şirketinin açıkladıkları son satış rakamları, Amerikan ekonomisine yönelik kaygıları artırdı.
Ülkenin en büyük otomotiv şirketi General Motors, Haziran ayında satışlarının geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 18 düştüğünü duyurdu.
Şirketin hisseleri dün son 50 yılın en düşük düzeyine gerilemişti.
Ford da satışlarının yüzde 29 azaldığını bildirdi.
Bazı gözlemciler şirketin geleceğinin tehlikede olduğunu söylüyor.
Chrysler'in satışlarında da düşüş oranı yüzde 36 oldu.
Şirket dün de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki fabrikalarından birini kapatacağını, bir diğer fabrikasının da üretim kapasitesini azaltacağını açıklamıştı.
Chrysler'in kararı, yaklaşık 2500 kişinin işsiz kalacağı anlamına geliyor.
Amerika'da mevcut trendin devamı halinde bu yıl satılan motorlu araç sayısının 14 milyondan az olması bekleniyor.
Bu da otomotiv sektörü için son 15 yılın en kötü performansı.
ABD'de motorlu araç satışlarının düşüşüne gerekçe olarak, rekor düzeyde seyreden benzin fiyatları ve ülke ekonomisinin resesyonun eşiğine gelmesi gösteriliyor.
Son gelişmeler sonrası bir açıklama yapan Beyaz Saray sözcüsü Tony Fratto, Amerikan otomotiv sektörünün zor günler geçirdiğini kabul etti.
Tony Fratto Amerika'nın daha yavaş büyüdüğü bir dönemden geçtiğini, bunun otomotiv sektörü üzerinde etkili olacağını söyledi.
Starbucks yüzlerce kafeyi kapatıyor
Öte yandan yine Amerika Birleşik Devletleri'nin önemli şirketlerinden Starbucks da ülke genelinde yüzlerce kafeyi kapatacağını duyurdu.
Karara gerekçe olarak satışların azalması gösterildi.
Starbucks'ın kararı sonrası tam ya da yarım zamanlı çalışan 12.000 kişi işsiz kalacak.
[BBC Turkish]
Ülkenin en büyük otomotiv şirketi General Motors, Haziran ayında satışlarının geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 18 düştüğünü duyurdu.
Şirketin hisseleri dün son 50 yılın en düşük düzeyine gerilemişti.
Ford da satışlarının yüzde 29 azaldığını bildirdi.
Bazı gözlemciler şirketin geleceğinin tehlikede olduğunu söylüyor.
Chrysler'in satışlarında da düşüş oranı yüzde 36 oldu.
Şirket dün de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki fabrikalarından birini kapatacağını, bir diğer fabrikasının da üretim kapasitesini azaltacağını açıklamıştı.
Chrysler'in kararı, yaklaşık 2500 kişinin işsiz kalacağı anlamına geliyor.
Amerika'da mevcut trendin devamı halinde bu yıl satılan motorlu araç sayısının 14 milyondan az olması bekleniyor.
Bu da otomotiv sektörü için son 15 yılın en kötü performansı.
ABD'de motorlu araç satışlarının düşüşüne gerekçe olarak, rekor düzeyde seyreden benzin fiyatları ve ülke ekonomisinin resesyonun eşiğine gelmesi gösteriliyor.
Son gelişmeler sonrası bir açıklama yapan Beyaz Saray sözcüsü Tony Fratto, Amerikan otomotiv sektörünün zor günler geçirdiğini kabul etti.
Tony Fratto Amerika'nın daha yavaş büyüdüğü bir dönemden geçtiğini, bunun otomotiv sektörü üzerinde etkili olacağını söyledi.
Starbucks yüzlerce kafeyi kapatıyor
Öte yandan yine Amerika Birleşik Devletleri'nin önemli şirketlerinden Starbucks da ülke genelinde yüzlerce kafeyi kapatacağını duyurdu.
Karara gerekçe olarak satışların azalması gösterildi.
Starbucks'ın kararı sonrası tam ya da yarım zamanlı çalışan 12.000 kişi işsiz kalacak.
[BBC Turkish]
27.06.2008
Yeni Bir Petrol Şoku mu?
Geçen yıl varili 70 dolar olan petrolün fiyatının yılbaşından bu yana yüzde 40 artarak 142 doları geçmesi, dünyanın üçüncü bir petrol şoku deneyimi geçirdiği fikrini akla getiriyor.
Petrol fiyatları, petrol arzına ilişkin kaygılar ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin yanı sıra yatırımcıların enflasyona karşı korunmak için emtiaya aktardıkları paranın artması ve doların değerinin düşük olması nedeniyle yükseliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı Nabuo Tanaka, bu ay başında, “dünyanın üçüncü büyük enerji krizinde olduğunu” söyledi ve petrol talebinin kesilmesi için “enerji devrimi” çağrısı yaptı.
Önceki petrol krizlerine siyasi kargaşa ve savaşın yol açtığı arzdaki keskin düşüş neden olurken, bu kez gelişmekte olan Asya ülkeleri ve Orta Doğu ekonomilerinin petrole olan talep patlaması fiyatları yükseltti.
Dünya ekonomilerini sarsan petrol şokları şöyle:
1973
İlk petrol şokuna, Arap-İsrail savaşında İsrail’in destekçilerini, özellikle ABD, Japonya, Hollanda, Portekiz ve Güney Afrika’yı doğrudan etkileyen Arapların petrol ambargosu yol açtı. Petrol ambargosuyla petrol fiyatı 4 misli artarak 12 doları buldu. Artan enflasyon diğer sanayileşmiş ülkelerin ekonomilerini etkiledi. Petrol krizi, farklı petrol kaynaklarının araştırılmasını ve farklı yakıt kullanımını teşvik etti.
1979
İran İslam Devrimi’nden sonra ortaya çıkan ikinci petrol şoku, özellikle dünyanın en büyük petrol tüketicisi ABD’de çok şiddetli hissedildi. İran’dan bütün petrol ihracatı durdu, toplam petrol arzı yaklaşık yüzde 5 azaldı ve fiyat yüzde 150 yükseldi. Ortalama petrol fiyatı 1979 yılında 32 doların biraz altındaydı.
İki önemli petrol ihracatçısı olan İran ve Irak arasındaki savaş nedeniyle başlangıçta petrol piyasasında günlük petrol üretimi 4 milyon varil ya da dünya petrol talebinin yüzde 8’i kadar azaldı. 1980 yılında petrolün varil fiyatı yaklaşık 37 dolar oldu.
Uluslararası petrol şirketleri 1979’dan sonra önemli yatırımlar yaptı ve Suudi Arabistan tam ölçek arz krizinin önüne geçilmesine yardımcı olmak için üretimini artırdı. Bu iki petrol krizinden sonra aşırı üretim petrol piyasasında arz fazlasına yol açtı, durgunluk talebi azalttı ve fiyatlar çöktü.
Petrolünün yüzde 90’ını Ortadoğu’dan alan Japonya, akaryakıt verimliliğine dayalı otomotiv endüstrisini geliştirdi, elektronik ve robot teknolojisi gibi teknolojik olarak ilerlemiş sanayiler üzerine yoğunlaştı.
...VE BUGÜN
Petrol fiyatlarının yılbaşından bu yana yüzde 40 artmasıyla, ham petrolün efektif para maliyetinin şimdiye kadarki en yüksek seviyesine çıkması, üçüncü petrol şoku olduğu yönündeki fikirlerin tartışılmasına neden oldu. Asya’da yeni sanayileşmiş ülkelerde petrole olan talep, bu ülkelerde akaryakıt yardımları kısılsa bile güçlü olmaya devam etti.
Son üç ayda Çin ve Hindistan’ın yanı sıra Endonezya, Bangladeş, Vietnam ve Singapur’da benzin fiyatları yüzde 10’dan fazla zamlandı. Petrol fiyatlarındaki artış, bu ülkelerde enflasyonist baskıya yol açarken asıl tehlike, büyümesi düşük olan ülkeler için söz konusu oldu.
Çiftçiler, balıkçılar ve nakliyeciler artan petrol ve gıda fiyatlarından yakınırken, İspanya, Fransa, Yunanistan, İsrail ve Nepal’ın da arasında bulunduğu bazı ülkelerde göstericiler sokaklara çıktı.
[Ntvmsnbc]
Petrol fiyatları, petrol arzına ilişkin kaygılar ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin yanı sıra yatırımcıların enflasyona karşı korunmak için emtiaya aktardıkları paranın artması ve doların değerinin düşük olması nedeniyle yükseliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı Nabuo Tanaka, bu ay başında, “dünyanın üçüncü büyük enerji krizinde olduğunu” söyledi ve petrol talebinin kesilmesi için “enerji devrimi” çağrısı yaptı.
Önceki petrol krizlerine siyasi kargaşa ve savaşın yol açtığı arzdaki keskin düşüş neden olurken, bu kez gelişmekte olan Asya ülkeleri ve Orta Doğu ekonomilerinin petrole olan talep patlaması fiyatları yükseltti.
Dünya ekonomilerini sarsan petrol şokları şöyle:
1973
İlk petrol şokuna, Arap-İsrail savaşında İsrail’in destekçilerini, özellikle ABD, Japonya, Hollanda, Portekiz ve Güney Afrika’yı doğrudan etkileyen Arapların petrol ambargosu yol açtı. Petrol ambargosuyla petrol fiyatı 4 misli artarak 12 doları buldu. Artan enflasyon diğer sanayileşmiş ülkelerin ekonomilerini etkiledi. Petrol krizi, farklı petrol kaynaklarının araştırılmasını ve farklı yakıt kullanımını teşvik etti.
1979
İran İslam Devrimi’nden sonra ortaya çıkan ikinci petrol şoku, özellikle dünyanın en büyük petrol tüketicisi ABD’de çok şiddetli hissedildi. İran’dan bütün petrol ihracatı durdu, toplam petrol arzı yaklaşık yüzde 5 azaldı ve fiyat yüzde 150 yükseldi. Ortalama petrol fiyatı 1979 yılında 32 doların biraz altındaydı.
İki önemli petrol ihracatçısı olan İran ve Irak arasındaki savaş nedeniyle başlangıçta petrol piyasasında günlük petrol üretimi 4 milyon varil ya da dünya petrol talebinin yüzde 8’i kadar azaldı. 1980 yılında petrolün varil fiyatı yaklaşık 37 dolar oldu.
Uluslararası petrol şirketleri 1979’dan sonra önemli yatırımlar yaptı ve Suudi Arabistan tam ölçek arz krizinin önüne geçilmesine yardımcı olmak için üretimini artırdı. Bu iki petrol krizinden sonra aşırı üretim petrol piyasasında arz fazlasına yol açtı, durgunluk talebi azalttı ve fiyatlar çöktü.
Petrolünün yüzde 90’ını Ortadoğu’dan alan Japonya, akaryakıt verimliliğine dayalı otomotiv endüstrisini geliştirdi, elektronik ve robot teknolojisi gibi teknolojik olarak ilerlemiş sanayiler üzerine yoğunlaştı.
...VE BUGÜN
Petrol fiyatlarının yılbaşından bu yana yüzde 40 artmasıyla, ham petrolün efektif para maliyetinin şimdiye kadarki en yüksek seviyesine çıkması, üçüncü petrol şoku olduğu yönündeki fikirlerin tartışılmasına neden oldu. Asya’da yeni sanayileşmiş ülkelerde petrole olan talep, bu ülkelerde akaryakıt yardımları kısılsa bile güçlü olmaya devam etti.
Son üç ayda Çin ve Hindistan’ın yanı sıra Endonezya, Bangladeş, Vietnam ve Singapur’da benzin fiyatları yüzde 10’dan fazla zamlandı. Petrol fiyatlarındaki artış, bu ülkelerde enflasyonist baskıya yol açarken asıl tehlike, büyümesi düşük olan ülkeler için söz konusu oldu.
Çiftçiler, balıkçılar ve nakliyeciler artan petrol ve gıda fiyatlarından yakınırken, İspanya, Fransa, Yunanistan, İsrail ve Nepal’ın da arasında bulunduğu bazı ülkelerde göstericiler sokaklara çıktı.
[Ntvmsnbc]
10.06.2008
Gazprom: Petrol fiyatları 2009’da 250 $’a çıkacak!
"Kapitalizmin oligarşik efendileri, dünya para piyasasının tanrıları yeni ve büyük bir krizin peşinde anlaşılan.. 1907 ve 1929 Büyük Bunalım krizlerinden önce de petrol fiyatları yükselmiş, buna bağlı olarak öncesinde ekonomi de para arzı yükseltilmişti.. Aşağılık sistemin şeytanları yine kasalarını insanların acılarıyla doldurmak istiyorlar.. Buna karşı durun! Kapitalizmi Öldürün! O Sizi Öldürmeden.. (Kemal Mete)"
81.7 milyar dolar cirosuyla dünyanın en büyük doğalgaz şirketi Rus Gazprom’dan kötü haber. Rus enerji devi Gazprom’un petrol fiyatlarıyla ilgili öngörüsü, İran ve Goldman Sachs’ın 200 dolarlık tahmininden çok daha vahim çıktı. Gazprom Başkanı Alexey Miller, Fransa’daki temasları sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hampetrolün bir varilinin yakın bir gelecekte 250 dolara kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz” dedi. Miller, petrol fiyatlarının spekülasyonla artmadığını, kaynakların hızlı tüketildiğini savundu. Gazprom yetkilileri, Miller’ın yakın gelecekten “2009” yılını kastettiğini açıkladı. Yetkililer ayrıca gaz fiyatlarının da petrol fiyatları oranında artacağını tahmin ettiğini kaydetti.
[Vatan]
BBC Basın Özetleri :
Gazetelerin çoğu bugün, dünyanın en büyük enerji şirketi Gazprom'un uyarısını ilk sayfalarından duyuruyorlar.. Haber Independent'da da manşette.
"Petrol fiyatı iki misline çıkacak. Dünyanın en büyük petrol şirketi, Rus Gazprom'un yönetim kurulu başkanı Aleksey Miller petrolün varil başına fiyatının yakın bir gelecekte, örneğin önümüzdeki yıl 250 dolara ulaşacağını tahmin ediyor.
"Miller'in tahmini varil başına artışın en fazla 150 ila 200 dolar arasına tırmanacağını öngören en kötümser piyasa tahminlerinin bile çok üzerinde. Ve sağlam gerekçeler göstermiş değil.
"Ama yine de ekonominin tüm alanlarını alt üst eden akaryakıt fiyatlarının, giderek büyüyen öfkeli gösteriler ve tepkilere dönüştüğü Avrupa'da bu uyarı hemen yankı uyandırdı."
Independent, ham petrolün varil başına fiyatı gerçekten Gazprom yöneticisinin öngördüğü düzeylere yükselirse, neler olabileceğini de hatırlatıyor.
"Şimdiden sıkışmaya başlayan bir çok hava yolu şirketi iflas eder. Artan uçak fiyatları hem turizm sektörünü hem de diğer sektörleri etkiler.
"Ham petrolün varil başına fiyatı 250 dolar olursa İngiltere'de benzinin litresi de 2 sterline çıkar ve bu bir çok şirketi iflasa sürükler. Evlerin ve işyerlerinin ısınma masrafları iyice artar, enerji tasarrufu ve nükleer enerji tartışmalarını yeniden gündeme getirir.
"Gübre ve taşıma giderleri yükseleceğinden gıda maddeleri fiyatları çok daha fahiş düzeylere yükselir. "
Independent'ın ekonomi yazarı Sean O'Grady, petrol fiyatlarının 2004 yılından bu yana dörde katlandığını hatırlatarak, bir yıl içinde bir daha ikiye katlanırsa bunun sonuçlarının ağır olacağını kabul ediyor ama uzun vadede iyimser.
"Küresel ekonomi buna da uyum sağlar ve sağlayacaktır da" diyor ve sürdürüyor:
"Araba firmaları daha ekonomik otomobiller yapacak, enerji tasarrufu yolları bulunacak, akaryakıtın yerini alacak sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji türleri, ikinci, üçüncü ve dördüncü nesil biyoyakıtlar geliştirilecek. Petrol krizinin çözümü tıpkı iklim değişikliğiyle mücadelenin çözümü gibi, teknolojik ilerlemede yatıyor."
[BBC Turkish]
Gazprom ‘petrol 250 dolar olur’ dedi
Avrupa’nın gaz ihtiyacının yüzde 25’ini karşılayan Rus Gazprom şirketi bir varil petrolün 2009’da 250 dolara kadar yükselebileceğini açıkladı.
Rus haber ajansları, Gazprom Başkanı Aleksiy Miller’ın Fransa’daki temasları sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ham petrolün bir varilinin yakın bir gelecekte 250 dolara kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz” dedi. Rus yetkililer, Miller’ın yakın gelecekten “2009” yılını kastettiğini açıkladılar...
[Ntvmsnbc]
81.7 milyar dolar cirosuyla dünyanın en büyük doğalgaz şirketi Rus Gazprom’dan kötü haber. Rus enerji devi Gazprom’un petrol fiyatlarıyla ilgili öngörüsü, İran ve Goldman Sachs’ın 200 dolarlık tahmininden çok daha vahim çıktı. Gazprom Başkanı Alexey Miller, Fransa’daki temasları sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hampetrolün bir varilinin yakın bir gelecekte 250 dolara kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz” dedi. Miller, petrol fiyatlarının spekülasyonla artmadığını, kaynakların hızlı tüketildiğini savundu. Gazprom yetkilileri, Miller’ın yakın gelecekten “2009” yılını kastettiğini açıkladı. Yetkililer ayrıca gaz fiyatlarının da petrol fiyatları oranında artacağını tahmin ettiğini kaydetti.
[Vatan]
BBC Basın Özetleri :
Gazetelerin çoğu bugün, dünyanın en büyük enerji şirketi Gazprom'un uyarısını ilk sayfalarından duyuruyorlar.. Haber Independent'da da manşette.
"Petrol fiyatı iki misline çıkacak. Dünyanın en büyük petrol şirketi, Rus Gazprom'un yönetim kurulu başkanı Aleksey Miller petrolün varil başına fiyatının yakın bir gelecekte, örneğin önümüzdeki yıl 250 dolara ulaşacağını tahmin ediyor.
"Miller'in tahmini varil başına artışın en fazla 150 ila 200 dolar arasına tırmanacağını öngören en kötümser piyasa tahminlerinin bile çok üzerinde. Ve sağlam gerekçeler göstermiş değil.
"Ama yine de ekonominin tüm alanlarını alt üst eden akaryakıt fiyatlarının, giderek büyüyen öfkeli gösteriler ve tepkilere dönüştüğü Avrupa'da bu uyarı hemen yankı uyandırdı."
Independent, ham petrolün varil başına fiyatı gerçekten Gazprom yöneticisinin öngördüğü düzeylere yükselirse, neler olabileceğini de hatırlatıyor.
"Şimdiden sıkışmaya başlayan bir çok hava yolu şirketi iflas eder. Artan uçak fiyatları hem turizm sektörünü hem de diğer sektörleri etkiler.
"Ham petrolün varil başına fiyatı 250 dolar olursa İngiltere'de benzinin litresi de 2 sterline çıkar ve bu bir çok şirketi iflasa sürükler. Evlerin ve işyerlerinin ısınma masrafları iyice artar, enerji tasarrufu ve nükleer enerji tartışmalarını yeniden gündeme getirir.
"Gübre ve taşıma giderleri yükseleceğinden gıda maddeleri fiyatları çok daha fahiş düzeylere yükselir. "
Independent'ın ekonomi yazarı Sean O'Grady, petrol fiyatlarının 2004 yılından bu yana dörde katlandığını hatırlatarak, bir yıl içinde bir daha ikiye katlanırsa bunun sonuçlarının ağır olacağını kabul ediyor ama uzun vadede iyimser.
"Küresel ekonomi buna da uyum sağlar ve sağlayacaktır da" diyor ve sürdürüyor:
"Araba firmaları daha ekonomik otomobiller yapacak, enerji tasarrufu yolları bulunacak, akaryakıtın yerini alacak sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji türleri, ikinci, üçüncü ve dördüncü nesil biyoyakıtlar geliştirilecek. Petrol krizinin çözümü tıpkı iklim değişikliğiyle mücadelenin çözümü gibi, teknolojik ilerlemede yatıyor."
[BBC Turkish]
Gazprom ‘petrol 250 dolar olur’ dedi
Avrupa’nın gaz ihtiyacının yüzde 25’ini karşılayan Rus Gazprom şirketi bir varil petrolün 2009’da 250 dolara kadar yükselebileceğini açıkladı.
Rus haber ajansları, Gazprom Başkanı Aleksiy Miller’ın Fransa’daki temasları sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ham petrolün bir varilinin yakın bir gelecekte 250 dolara kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz” dedi. Rus yetkililer, Miller’ın yakın gelecekten “2009” yılını kastettiğini açıkladılar...
[Ntvmsnbc]
16.04.2008
Petrol fiyatları 115 doları aştı!
Petrolde yükseliş hız kesmiyor. ABD ham petrolü bu sabah 115.21, Brent petrolü ise 112.83 dolar ile tarihi zirveye çıktı.
Doların uluslararası piyasalarda değer kaybetmesiyle petrol fiyatları rekorlar kırmaya devam ediyor. ABD ham petrolü 115.21, Brent petrolü ise 112.83 dolarla tarihin en yüksek düzeyine tırmandı. Yılbaşından bu yana yüzde 19 artan petrolün varil fiyatı ortalama 100 dolardan işlem görüyor.
Fiyatların yükselmesinde, arza yönelik kaygılar da rol oynuyor. Meksika, kötü hava koşulları nedeniyle ihracatının yüzde 80’ini gerçekleştirdiği Meksika Körfezi’ndeki üç ihracat limanını pazartesi gününden bu yana kapalı tutuyor.
Diğer yandan, ABD’de bu hafta açıklanacak haftalık petrol stokları verilerinin bir kez daha düşüşe işaret edeceği beklentisi fiyatlarda yukarı yönlü baskı yaratıyor.
ABD’de yaz aylarının gelmesiyle benzine olan talebin artacak olması ve doların değerinin düşük olmasının yatırımcıları mal alımına yöneltmesi de petrol fiyatlarını artıran diğer nedenler olarak gösteriliyor.
İNGİLTERE VE ABD’YE GÖRE OPEC SORUMLU
İngiltere ve ABD, küresel ekonominin yavaşlamasında önemli role sahip yüksek petrol fiyatlarından Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nü (OPEC) sorumlu tutuyor. Başbakanı Gordon Brown ve ABD Başkanı George Bush, petrol fiyatlarının düşmesine yardımcı olması için OPEC ülkelerine vanaları açması baskısı yapıyorlar.
Brown, Sky televizyonuna verdiği demeçte, “Biz yeteri kadar petrol üretmiyoruz ve petrol fiyatının gerilemesi için OPEC ve diğerlerini ikna etmek amacıyla birlikte hareket edebiliriz” dedi.
Bush ile görüşmek için yarın ABD’ye gidecek Brown, petrol fiyatlarının düşmesi için ortak plan geliştirmeyi istediğini de söyledi. da sık sık OPEC’e daha fazla petrol üretmesi çağrısında bulunuyor.
OPEC: PETROL ARZI YETERLİ
İngiltere ve ABD’nin tepkisine karşın OPEC, petrol arzının yeterli olduğunu bildirdi. OPEC’in aylık petrol piyasası raporunda, OPEC’in mevcut durumda günlük 32 milyon varilden fazla olan üretiminin talebi karşılamak ve stoklara katkıda bulunmak için yeterli olacağı ifade edildi.
Raporda, ABD ekonomisinin yavaşlayacağına ilişkin kaygıların artması ve yüksek benzin fiyatları yüzünden ikinci çeyrekte petrole olan talebin düşeceği belirtildi.
OPEC’e göre, petrol fiyatlarının yükselmesinde petrol arzının yeterli olmaması değil, doların değerinin düşük olması, spekülatif ticaret ve siyasi gerginlikler etkili oluyor.
[Ntvmsnbc]
Doların uluslararası piyasalarda değer kaybetmesiyle petrol fiyatları rekorlar kırmaya devam ediyor. ABD ham petrolü 115.21, Brent petrolü ise 112.83 dolarla tarihin en yüksek düzeyine tırmandı. Yılbaşından bu yana yüzde 19 artan petrolün varil fiyatı ortalama 100 dolardan işlem görüyor.
Fiyatların yükselmesinde, arza yönelik kaygılar da rol oynuyor. Meksika, kötü hava koşulları nedeniyle ihracatının yüzde 80’ini gerçekleştirdiği Meksika Körfezi’ndeki üç ihracat limanını pazartesi gününden bu yana kapalı tutuyor.
Diğer yandan, ABD’de bu hafta açıklanacak haftalık petrol stokları verilerinin bir kez daha düşüşe işaret edeceği beklentisi fiyatlarda yukarı yönlü baskı yaratıyor.
ABD’de yaz aylarının gelmesiyle benzine olan talebin artacak olması ve doların değerinin düşük olmasının yatırımcıları mal alımına yöneltmesi de petrol fiyatlarını artıran diğer nedenler olarak gösteriliyor.
İNGİLTERE VE ABD’YE GÖRE OPEC SORUMLU
İngiltere ve ABD, küresel ekonominin yavaşlamasında önemli role sahip yüksek petrol fiyatlarından Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nü (OPEC) sorumlu tutuyor. Başbakanı Gordon Brown ve ABD Başkanı George Bush, petrol fiyatlarının düşmesine yardımcı olması için OPEC ülkelerine vanaları açması baskısı yapıyorlar.
Brown, Sky televizyonuna verdiği demeçte, “Biz yeteri kadar petrol üretmiyoruz ve petrol fiyatının gerilemesi için OPEC ve diğerlerini ikna etmek amacıyla birlikte hareket edebiliriz” dedi.
Bush ile görüşmek için yarın ABD’ye gidecek Brown, petrol fiyatlarının düşmesi için ortak plan geliştirmeyi istediğini de söyledi. da sık sık OPEC’e daha fazla petrol üretmesi çağrısında bulunuyor.
OPEC: PETROL ARZI YETERLİ
İngiltere ve ABD’nin tepkisine karşın OPEC, petrol arzının yeterli olduğunu bildirdi. OPEC’in aylık petrol piyasası raporunda, OPEC’in mevcut durumda günlük 32 milyon varilden fazla olan üretiminin talebi karşılamak ve stoklara katkıda bulunmak için yeterli olacağı ifade edildi.
Raporda, ABD ekonomisinin yavaşlayacağına ilişkin kaygıların artması ve yüksek benzin fiyatları yüzünden ikinci çeyrekte petrole olan talebin düşeceği belirtildi.
OPEC’e göre, petrol fiyatlarının yükselmesinde petrol arzının yeterli olmaması değil, doların değerinin düşük olması, spekülatif ticaret ve siyasi gerginlikler etkili oluyor.
[Ntvmsnbc]
Etiketler:
kapitalizm krizi,
petrol fiyatları
14.04.2008
Tarım Bakanı: Birkaç gün pirinç almayın
Pirinçte spekülatif artış olduğuna dikkat çeken Tarım Bakanı Mehdi Eker, “Elimizde pirinç ve çeltik var. Tüketicileri biraz daha dikkatli olmaya çağırıyoruz; gerekirse birkaç gün pirinç almasınlar” dedi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, “Atçılığın Dünya Ekonomisindeki Yeri” konulu seminerin kokteyline katılan Tarım Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Türkiye’de pirinç fiyatlarındaki artışa ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Neticede burası serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı bir yer” diyen Bakan Eker, bu durumun spekülasyondan kaynaklandığı söyledi.
“Bu fiyatların düşmesini bekliyor musunuz?” sorusuna Eker, şöyle cevap verdi: “Tabii ki biz bu konuda zaten tedbirleri aldık. Şu anda bizi hasada yetiştirecek kadar elimizde, piyasada pirinç ve çeltik var. Bir miktar eksiğimizle ilgili olarak ithalat bağlantımız var. Onlar da bu ay ve önümüzdeki ay içerisinde verilecek. bir sorun yok. Gerçek bir sorun değil, Dünyada buğday fiyatı 2,5 kat arttı, pirinçte de öyle. Ancak dünyadaki artış bizdeki artışla aynı değil. Bizde geçen Temmuz ayından şimdiye kadar buğdaydaki artış yüzde 50, pirinçteki artış spekülatif bir artış, elimizde, piyasada pirinç ve çeltik var.”
Bakan Eker, geçen hafta ellerindeki 31 bin ton çeltiği 77 firmaya sattıklarını, ancak 4 firma yazıldığını bunun doğru olmadığını söyledi.
Eker, ellerinde vatandaşa ait, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) depolarında, silolarında geçen yıldan beri emanete alınmış 30 bin tonun üzerinde stok bulunduğunu da ifade etti.
Bakan Eker, “Türkiye’nin aylık pirinç tüketimi 50 bin ton civarında. Yeni hasat Ağustos sonunda başlıyor. 4 aylık ihtiyaç var. Bu da 200 bin tonluk bir tüketim demek. Şu an elimizde hazır, en az 120 bin ton pirinç var. Kalanı için bağlantılar yapılmış. Şu an herhangi bir sorun yok, olmayacak” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 2002 yılı dahil olmak üzere, bu tarih öncesinde en fazla 360 bin ton çeltik üretebildiğini belirten Eker, şu bilgileri verdi: “Bu yıl 650 bin ton çeltik ürettik. Türkiye son 4 yılda çeltik üretimini yüzde 90’lar oranında arttırdı. Şu an 400 bin ton pirinç karşılığı çeltik üretiyoruz. Türkiye’nin yıllık tüketimi 500-550 bin ton civarında.’ Piyasada yeterince pirinç bulunduğunu, bağlantılarının olduğunu vurgulayan Eker, “Bazıları biraz daha fazla kar elde etmek istiyor. Vatandaşları, tüketicileri buna karşı uyanık olmaya, biraz daha dikkatli olmaya çağırıyorum; gerekirse birkaç gün pirinç almasınlar” dedi.
[Ntvmsnbc]
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, “Atçılığın Dünya Ekonomisindeki Yeri” konulu seminerin kokteyline katılan Tarım Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Türkiye’de pirinç fiyatlarındaki artışa ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Neticede burası serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı bir yer” diyen Bakan Eker, bu durumun spekülasyondan kaynaklandığı söyledi.
“Bu fiyatların düşmesini bekliyor musunuz?” sorusuna Eker, şöyle cevap verdi: “Tabii ki biz bu konuda zaten tedbirleri aldık. Şu anda bizi hasada yetiştirecek kadar elimizde, piyasada pirinç ve çeltik var. Bir miktar eksiğimizle ilgili olarak ithalat bağlantımız var. Onlar da bu ay ve önümüzdeki ay içerisinde verilecek. bir sorun yok. Gerçek bir sorun değil, Dünyada buğday fiyatı 2,5 kat arttı, pirinçte de öyle. Ancak dünyadaki artış bizdeki artışla aynı değil. Bizde geçen Temmuz ayından şimdiye kadar buğdaydaki artış yüzde 50, pirinçteki artış spekülatif bir artış, elimizde, piyasada pirinç ve çeltik var.”
Bakan Eker, geçen hafta ellerindeki 31 bin ton çeltiği 77 firmaya sattıklarını, ancak 4 firma yazıldığını bunun doğru olmadığını söyledi.
Eker, ellerinde vatandaşa ait, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) depolarında, silolarında geçen yıldan beri emanete alınmış 30 bin tonun üzerinde stok bulunduğunu da ifade etti.
Bakan Eker, “Türkiye’nin aylık pirinç tüketimi 50 bin ton civarında. Yeni hasat Ağustos sonunda başlıyor. 4 aylık ihtiyaç var. Bu da 200 bin tonluk bir tüketim demek. Şu an elimizde hazır, en az 120 bin ton pirinç var. Kalanı için bağlantılar yapılmış. Şu an herhangi bir sorun yok, olmayacak” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 2002 yılı dahil olmak üzere, bu tarih öncesinde en fazla 360 bin ton çeltik üretebildiğini belirten Eker, şu bilgileri verdi: “Bu yıl 650 bin ton çeltik ürettik. Türkiye son 4 yılda çeltik üretimini yüzde 90’lar oranında arttırdı. Şu an 400 bin ton pirinç karşılığı çeltik üretiyoruz. Türkiye’nin yıllık tüketimi 500-550 bin ton civarında.’ Piyasada yeterince pirinç bulunduğunu, bağlantılarının olduğunu vurgulayan Eker, “Bazıları biraz daha fazla kar elde etmek istiyor. Vatandaşları, tüketicileri buna karşı uyanık olmaya, biraz daha dikkatli olmaya çağırıyorum; gerekirse birkaç gün pirinç almasınlar” dedi.
[Ntvmsnbc]
Etiketler:
besin sıkıntısı,
kapitalizm krizi
Dünya Bankası’ndan gıda alarmı
Robert Zoellick zengin ülkelerin çabuk hareket ederek Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Programı’na, 500 milyon dolar aktarmaları gerektiğini söyledi. Zoellick, bu noktada “Yeni Düzen” benzeri bir plan uygulanması çağrısı yaptı.
“Yeni Düzen”, Amerika Birleşik Devletleri’nin eski başkanlarından Franklin Roosevelt’in, ülkesini 1929 yılında patlak veren büyük ekonomik krizden kurtarma amacıyla aldığı bir dizi önlemi içeren reform paketinin adı.
100 MİLYON KİŞİYİ YOKSULLUĞA İTEBİLİR
Robert Zoellick son açıklamasında artan gıda fiyatlarının yoksul ülkelerde 100 milyon kişiyi daha yoksulluğa itebileceği uyarısında bulundu.
Robert Zoellick, Dünya Gıda Programı’nın, açlığa azaltmaya yönelik çalışmaları için yarım milyar dolara daha ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
Zoellick ayrıca önerdiği “Yeni Düzen” kapsamında önümüzdeki yıla kadar Afrikalı çiftçilere verilecek kredi miktarının da iki katına çıkarılmasını istedi.
FİYATLAR İKİ KATINA ÇIKTI
Dünyada geçtiğimiz yıl içinde buğday ve pirinç fiyatları iki katına çıkmıştı.Uzmanlar bu durumun birçok ülkede sosyal ve siyasi çalkantıları da beraberinde getirebileceği uyarısı yapmışlardı. Son dönemde Haiti, Filipinler ve Mısır’da bu yönde gelişmeler görülmüştü.
Dünya Bankası’nın bazı ülkelerin maliye ve kalkınma bakanlarından oluşan Kalkınma Komitesi ise Robert Zoellick’in “Yeni Düzen” çağrısını memnuniyetle karşıladı.
IMF DE UYARMIŞTI
IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn da daha önce dünyada yüz binlerce kişinin açlık riskiyle yüz yüze olduğunu söylemişti.
[Ntvmsnbc]
4.01.2008
Petroldeki Rekorun Faturası Ağır
Türkiye’nin, en büyük kalemini petrolün oluşturduğu enerji ithalatının faturasının 2008’de 40 milyar doları aşması bekleniyor. Petrolde 1 dolarlık artış, ekonomiye 200 milyon dolarlık bir fatura çıkarırken, cari açığı 350 milyon dolar artırıyor.
Uluslararası piyasalarda varili 100 doları gören ham petrolün, Türkiye ekonomisine faturasının yüksek olması bekleniyor. Uluslararası yatırım bankalarının, Türkiye tahminlerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye’nin, 2006’da 29 milyar dolar, 2007’de 35 milyar dolara ulaşan enerji ithalat faturasının, 2008 yılında 40 milyar doları aşması, fiyat artışının kalıcı olması halinde ise 45 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Yatırım bankaları, Türkiye için 2008 yılında ortalama 65 dolara göre yaptıkları petrol faturası hesabını, uluslararası piyasalarda petrolün 100 doları görmesi nedeniyle, ortalama 80 dolara yükselttiler. Yatırım bankaları, 2009 yılında ise ortalama 75 dolar düzeyinde bir ham petrol fiyatı tahmin ediyorlar.Uluslararası yatırım bankaları, Türkiye’nin, genel makro hedeflerinde henüz topyekun ve yüksek oranlı bir revizeye gerek olmadığını vurgularken, petrolün ortalama varil fiyatının 80 dolar olmasıyla, Türkiye’nin net enerji faturasının, gelecek yıl 40 milyar doları aşacağını vurguluyorlar.
CARİ AÇIK, ENFLASYON VE BÜYÜME DE ETKİLENECEK
Türkiye’nin enerji faturasının yükselmesi, dış ticaret açığından cari açığa, enflasyondan yatırım ve büyümeye kadar bir dizi olumsuz etkide bulunacak. Türkiye’nin, bu yıl için cari işlemler açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYİH) oranı yüzde 8 olarak tahmin ediliyor.
1 DOLARLIK ARTIŞ 350 MİLYON DOLAR AÇIK YARATIYOR
Türkiye’nin enerji faturasındaki artış nedeniyle çari Açık artış gösterirken, enerji faturasının cari açığa etkisi, GSMH temelinde yüzde 4 oranında bulunuyor. Ham petrol fiyatlarındaki ortalama 1 dolarlık artışın, Türkiye’nin cari açığını 350 milyon dolar artıracağı vurgulanıyor.Ham petrol fiyatındaki 1 dolarlık artışın Türkiye’ye faturası ise ortalama 200 milyon dolar olurken, bu fiyat artışının, diğer enerji ürünleri fiyatlarına toplam etkisi ise 500 milyon doları geçiyor.
ENFLASYONA ETKİSİ 2 PUAN
Petrol fiyatlarındaki rekor yükselişin, yıllık TÜFE’ye ortalama etkisinin de en az 2 puan olabileceği vurgulanıyor. Enflasyonun artışıyla, tüketimin düşmesi, tasarruf ve yatırım eğiliminin yükselmesi ise ekonomik büyümeyi olumsuz etkiliyor.Yatırım bankası uzmanları, petrolün, Türkiye ekonomisi açısından talep esnekliği oldukça düşük bir mal olduğunun altını çizerken, bu çerçevede fiyat artışının talebi ciddi biçimde düşürmesinin beklenemeyeceğini, genel olarak iç talepte ortaya çıkacak top yekun bir yavaşlamanın ise petrol ithalatını da düşürmesinin beklenebileceğini ifade ediyorlar.Enflasyon üzerinde kuraklık nedeniyle bir baskı olduğuna işaret eden yatırım bankası uzmanları, petrol fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak akaryakıt fiyatlarında yaşanacak artışların, enflasyonunu daha da yükselteceğini belirtiyor.Doğalgaz fiyatlarındaki artışın da katkısıyla, hem TÜFE hem de ÜFE’de artışların önceki aylara göre daha yüksek çıkabileceği belirtiliyor.
MİLLİ GELİRİN YÜZDE 2’Sİ PETROLE
Türkiye, yüksek ham petrol fiyatları nedeniyle, milli gelirinin, her yıl yüzde 1.5-2’sini, petrol ve doğalgaz üreten ülkelere transfer etmek zorunda kalıyor. Türkiye, toplam enerji ihtiyacının yüzde 70’ini, petrol ihtiyacının da yüzde 90’dan fazlasını ithalat ile karşılıyor.
[NTVMSNBC]
Uluslararası piyasalarda varili 100 doları gören ham petrolün, Türkiye ekonomisine faturasının yüksek olması bekleniyor. Uluslararası yatırım bankalarının, Türkiye tahminlerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye’nin, 2006’da 29 milyar dolar, 2007’de 35 milyar dolara ulaşan enerji ithalat faturasının, 2008 yılında 40 milyar doları aşması, fiyat artışının kalıcı olması halinde ise 45 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Yatırım bankaları, Türkiye için 2008 yılında ortalama 65 dolara göre yaptıkları petrol faturası hesabını, uluslararası piyasalarda petrolün 100 doları görmesi nedeniyle, ortalama 80 dolara yükselttiler. Yatırım bankaları, 2009 yılında ise ortalama 75 dolar düzeyinde bir ham petrol fiyatı tahmin ediyorlar.Uluslararası yatırım bankaları, Türkiye’nin, genel makro hedeflerinde henüz topyekun ve yüksek oranlı bir revizeye gerek olmadığını vurgularken, petrolün ortalama varil fiyatının 80 dolar olmasıyla, Türkiye’nin net enerji faturasının, gelecek yıl 40 milyar doları aşacağını vurguluyorlar.
CARİ AÇIK, ENFLASYON VE BÜYÜME DE ETKİLENECEK
Türkiye’nin enerji faturasının yükselmesi, dış ticaret açığından cari açığa, enflasyondan yatırım ve büyümeye kadar bir dizi olumsuz etkide bulunacak. Türkiye’nin, bu yıl için cari işlemler açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYİH) oranı yüzde 8 olarak tahmin ediliyor.
1 DOLARLIK ARTIŞ 350 MİLYON DOLAR AÇIK YARATIYOR
Türkiye’nin enerji faturasındaki artış nedeniyle çari Açık artış gösterirken, enerji faturasının cari açığa etkisi, GSMH temelinde yüzde 4 oranında bulunuyor. Ham petrol fiyatlarındaki ortalama 1 dolarlık artışın, Türkiye’nin cari açığını 350 milyon dolar artıracağı vurgulanıyor.Ham petrol fiyatındaki 1 dolarlık artışın Türkiye’ye faturası ise ortalama 200 milyon dolar olurken, bu fiyat artışının, diğer enerji ürünleri fiyatlarına toplam etkisi ise 500 milyon doları geçiyor.
ENFLASYONA ETKİSİ 2 PUAN
Petrol fiyatlarındaki rekor yükselişin, yıllık TÜFE’ye ortalama etkisinin de en az 2 puan olabileceği vurgulanıyor. Enflasyonun artışıyla, tüketimin düşmesi, tasarruf ve yatırım eğiliminin yükselmesi ise ekonomik büyümeyi olumsuz etkiliyor.Yatırım bankası uzmanları, petrolün, Türkiye ekonomisi açısından talep esnekliği oldukça düşük bir mal olduğunun altını çizerken, bu çerçevede fiyat artışının talebi ciddi biçimde düşürmesinin beklenemeyeceğini, genel olarak iç talepte ortaya çıkacak top yekun bir yavaşlamanın ise petrol ithalatını da düşürmesinin beklenebileceğini ifade ediyorlar.Enflasyon üzerinde kuraklık nedeniyle bir baskı olduğuna işaret eden yatırım bankası uzmanları, petrol fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak akaryakıt fiyatlarında yaşanacak artışların, enflasyonunu daha da yükselteceğini belirtiyor.Doğalgaz fiyatlarındaki artışın da katkısıyla, hem TÜFE hem de ÜFE’de artışların önceki aylara göre daha yüksek çıkabileceği belirtiliyor.
MİLLİ GELİRİN YÜZDE 2’Sİ PETROLE
Türkiye, yüksek ham petrol fiyatları nedeniyle, milli gelirinin, her yıl yüzde 1.5-2’sini, petrol ve doğalgaz üreten ülkelere transfer etmek zorunda kalıyor. Türkiye, toplam enerji ihtiyacının yüzde 70’ini, petrol ihtiyacının da yüzde 90’dan fazlasını ithalat ile karşılıyor.
[NTVMSNBC]
Etiketler:
kapitalizm krizi,
petrol doruğu,
petrol fiyatları
Kaydol:
Yorumlar (Atom)