savaş tehdidi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
savaş tehdidi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.01.2010

ABD: İran’ı bombalayabiliriz

İran’la olan nükleer krizin diplomasiyle çözülmesini ümit ettiğini söyleyen ABD’nin Merkez Kuvvetler Komutanı David Petraeus, “Nükleer tesislerini bombalayabiliriz” dedi.

ABD'nin Irak ve Afganistan'daki güçlerinin komutan Orgeneral David Petraeus, Amerikan televizyonuna yaptığı açıklamada, bölgeden sorumlu komutanlık Merkez Kuvvetler Komutanılığı’nın(Centcom) büyük çeşitlilik gösteren durumlara yanıt vermek için birçok senaryo ve plan tasarlamamasının sorumsuzluk olacağını belirtti.

ABD’li general, İran'ın nükleer tesisleri ve bunların bir saldırıya karşı korunaklı hale getirilmesi olasılığıyla ilgili bir soruya, bu tesislerin hepsinin bombalanabileceği yanıtını verdi.

Amerikan planlarıyla ilgili hiçbir ayrıntıya değinmeyen Orgeneral Petraeus, her eylemin etkisinin dikkatle değerlendirildiğinin altını çizdi.
Haberin devamı ↓reklam

Petraeus, İran nükleer krizinin hala diplomatik yollardan çözülebileceği ümidini taşıdığını belirterek, ''Kritik noktaya henüz gelmedik'' dedi.

[NTV]

6.10.2008

"Bu Krizden Savaş Çıkabilir"

Prof. Dr. Erinç Yeldan'la yapılan Milliyet Gazetesinde yayımlanıp, Savaş Karşıtları sitesinde linki verilen röportajın detayları aşağıda, dikkatlice okunması gerektiği kanaatindeyim ;

"Büyük sermaye “Dünya ticaretini sadece ben yönlendireyim” diyor. Eğer kârlılığı kısıtlanırsa buradan tek çıkış yolu kalıyor; “düzeltici savaş.” Yoksa çok fazla sermayedar çok fazla üretim yapıyor ve bu borçlulukla da yeni bir talep yaratılamıyor. O zaman da bu iktisadi artığın bir savaşla veya bir başka yolla yakılması gerekiyor"

Dünya borsaları çöktü!
Krize dair-S.Özel
Bir liberal olarak özeleştiri-C.Ülsever

Devrim SEVİMAY / SORU-CEVAP

Kapitalizmin yapısından dolayı büyük sermayedarlar arasındaki çelişkiler o noktaya geliyor ki, birikimlerini sürdürebilmek için birbirlerinin sınırlarını yeniden çizmek durumunda kalıyor Finansal rant ve sermaye kârlılığının doyum noktasına ulaştığı 20'nci yüzyılın son çeyreğinde sistem sürdürülemez bir noktaya geldi. Bunu aşmak için tek çıkış yolu kalıyor; 'düzeltici savaş...'

Tarihin paraya para denmeyen bu döneminde kapitalizmin ne kötü bir şey olduğundan veya Karl Marx’ın ne de doğru laflar ettiğinden söz etmeye kalkana “dinozor”, en iyi ihtimalle “demode” gözüyle bakılırdı, ama özellikle son bir-iki aydır lafın dönüp dolaştığı yer burası oldu. ABD’deki kriz aslında zaten bal gibi bilinenleri bir daha konuşma fırsatı verdi insanlığa... Biz de doları, borsayı, enflasyonu en azından üç-beş soru kadarlık bir kenara koyup, “Bu yaşananın tarihteki anlamı ne”; onu anlamaya çalıştık. Ve böyle bir çaba için de elbette Marksist bir iktisatçıyı seçtik: Prof. Dr. Erinç Yeldan. Krizi iki yıldır yerinde gözlemle fırsatı da bulmuş olan Yeldan’ın bir sosyal bilimci olarak getirdiği yorumlar şöyle:

Kapitalizmin henüz alternatifi yok

- “Kapitalizmin sonuna gelindi” ifadesini siz de abartılı buluyor musunuz?

Kesinlikle abartılı bir ifade. Çünkü önce kapitalizmin sonunu getirecek bir alternatifin, bir toplumsal düzenin ortaya çıkması lazım. Böyle bir alternatif düzen ise halihazırda yok. Sovyet sisteminin 1990’da çöküntüye uğraması, kapitalizm sonrası toplum tahayyüllerinin somut olarak gerçekleştirilmesi konusunda bize henüz bir dayanak sunmuyor.

- Ama bu krizle birlikte bir şeyler de değişti; o değişen ne oldu sizce?
Biliyorsunuz, 1990’larda Francis Fukuyama teziyle “ideolojilerin sonunun geldiği” ilan edildi. Samuel Huntington da bu teze küresel bir boyut getirdi. Ona göre bundan sonra ideolojiler değil, medeniyetler çatışacaktı. Çelişkiler, çatışmalar yine olacaktı, fakat artık tek ideoloji vardı, o da serbest piyasacı, küreselleşmeci ideoloji. Şimdi bu kriz bu tezin özgüvenini temelden sarstı. Çünkü bu kriz, “piyasa ekonomisinin kendi kendini dengeye getireceği, denetleyebileceği, kendi kendine istikrarlı bir büyüme, kaynakların dağılımında istikrar ve verimlilik sağlayacağı” konusundaki bütün ezberleri bozdu.

Ama “Washington mutabakatı” çöktü

- Peki şu cümleyi sarf edebiliyor muyuz: “Fukuyama’nın tarihi yanılgısı!”

Ben sadece Fukuyama’yı manşete çıkarmak istemiyorum, ama doğrudan doğruya “Washington mutabakatı” diye anılan “piyasa her türlü sorunu çözer; istikrarlı ve etkin bir şekilde kaynak dağıtır; müdahaleci devletin iktisatta, ekonomide rolü yoktur; özelleştirmeyi, esnekleştirmeyi, sermayenin serbestleşmesini sağlayan, küreselleşmeye ayak uyduran ekonomiler verimli çalışacaktır; istikrarlı büyüyecektir; bu uygarlık projesine uyanlar uygar dünyanın birer vatandaşı olacaktır” önermesi artık sorgulanır hale geldi. Hatta çöktü.

- Çökünce de ne çıktı ortaya?
Ortaya, “serbest piyasaya dayalı kapitalist ideolojinin aslında uluslararası finansal sermayenin ve çok uluslu şirketlerin ideolojik bir projesi olduğu” gerçeği tüm çıplaklığıyla çıkmış oldu. Öyle ki, örneğin 14 Mart tarihinde ABD’de Bearn Stearns adlı yatırım bankası kamunun kaynaklarıyla kurtarıldığında, muhafazakar görüşleri ile tanınan Financial Times’ın baş ekonomisti Martin Wolf, karışık duygular içerisinde şu satırları dile getirmişti: “14 Mart 2008 tarihini unutmayınız: Bu tarih bundan böyle küresel serbest piyasa kapitalizm düşünün öldüğü gün olarak anılacaktır.”

- Yani bu kriz kapitalist sistemi yıkmadı, ama sistemin o iyi zamanları dışında gerçekte ne olduğunu gösterdi?..
Evet, bu kriz kesinlikle kapitalist sistemin aslında anarşik, istikrarsız, sürekli krizlere gebe bir sistem olduğunu gösterdi ve sistemi tartışmaya açtı. Marx’ın çok sık kullandığım bir cümlesini burada tekrarlayayım: “Kapitalist birikimin önündeki en önemli engel yine sermayedir.” Gerçektende kapitalizm bir anarşi ve kaos sistemidir. Çünkü sermaye birikimi kapitalist ihtirası öyle kamçılar ki, bunun neticesinde periyodik olarak 50-60 senelik veya bunun arasına sıkışmış daha şiddetli fakat daha kısa erimli dalgalar halinde ‘kriz, büyüme, aşırı üretim, tekrardan kriz, tekrardan büyüme, sermayenin el değiştirmesi, yeniden yapılanması, tekelci üretim koşullarının ortaya çıkması, sermayenin yoğunlaşması’ süreçleri kapitalizm tarihinde iç içe yaşanır. Marx bence kapitalizmi en doğru biçimde bu şekilde tahlil ediyor ve bazı çevrelerin bugün Marx’ı yeniden keşfetmeleri de bu yüzden. Oysa Marx ve Engels Manifesto’yu 140 yıl evvel yazdığı vakit zaten çok net bir şekilde kapitalizmin bu özelliklerini ortaya koymuştu.


DEVAMI : Bu krizden sonra ‘savaş’ gelebilir

23.06.2008

ABD’de İran’a saldırı spekülasyonları artıyor

ABD’nin İsrail’le birlikte yaz sonu, ya da sonbaharın başlarında, İran’a saldıracağına dair spekülasyonlar ağırlık kazanıyor.

Eski bir CIA yetkilisi, ABD ve İsrail’in ortak bir operasyonla İran’a saldırması konusunun, İsrail Başbakanı Olmert’le Amerikan başkanı George W. Bush arasında 4 Haziran’da Beyaz Saray’da yapılan görüşmede gündeme geldiğini, iki taraftan yetkililerin ayrıntılar üzerinde çalıştığını belirtti.

Eski CIA ajanı Ray McGovern’e göre, yaz sonu ya da sonbaharın başlarında düzenlenecek operasyonda ağırlıklı olarak hava kuvvetleri kullanılacak.

Geçen hafta, İsrail’in, Doğu Akdeniz ve Yunanistan üzerinde gerçekleştirdiği tatbikatla, İran’a saldırının provasını yaptığı iddia edilmişti.

İsrail’in adı geçen tatbikatta, İran’daki Natanz nükleer tesisi ile arasındaki yaklaşık 1500 kilometre uzaklığa eşdeğer uçuş yapıldığı belirtiliyor.

İran ise, bu haberlere, “böylesine küstahça bir girişim, imkansızdır” açıklamasıyla yanıt verdi.

[Ntvmsnbc]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...