ekonomik kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomik kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.05.2011

Gıda krizi Maldivler'i vurdu

Artan gıda fiyatları binlerce insanı devlet başkanına karşı protestolar için sokaklara döktü

Maldiv Adalarında muhalifler, Devlet Başkanı Muhammed Naşid'in istifası istemiyle protesto düzenliyor.

Artan fiyatları dört gündür protesto eden binlerce kişi,Muhammed Naşidhükümetini ekonomiyi iyi yönetememekle suçluyor.

Başkent Male'de de dün binlerce kişi gösterilerini sürdürürken, muhalefetteki Divehi Raithunge Partisinin Genel Başkan Yardımcısının kısa süreliğine gözaltına alındığı bildirildi.

Polisin dağıttığı gösterilerde ayrıca 59 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

Devlet Başkanlığı sözcüsü Muhammed Züheyir, barışçı gösterilerin yasal olduğunu ve ülkedeki yeni demokrasi anlayışı çerçevesinde hoş görüldüğünü, ancak eski Devlet Başkanı Mamun Abdülgayum'un sokaklarda şiddete yol açmak için ekonomik durumdan istifade ettiğini söyledi.

Naşid, Abdülgayum'un 30 yıllık iktidarının ardından 2008 yılında ülkede yapılan ilk çok partili seçimde devlet başkanlığına seçilmişti.

Hint Okyanusu'nda 1200 adacıktan oluşan Maldivler, 300 bin civarında nüfusa sahip.

Dünya Bülteni

18.04.2011

Dünya Bankası Başkanı: "Krizden bir adım uzaktayız"

Dünya Bankası Başkanı dünyanın tam anlamıyla bir krizden bir adım uzakta olduğu uyarısında bulundu.

Robert Zoellick artan gıda fiyatlarının fakir ülkeler için en büyük tehdit olduğunu söyledi.

BBC News

6.10.2008

"Bu Krizden Savaş Çıkabilir"

Prof. Dr. Erinç Yeldan'la yapılan Milliyet Gazetesinde yayımlanıp, Savaş Karşıtları sitesinde linki verilen röportajın detayları aşağıda, dikkatlice okunması gerektiği kanaatindeyim ;

"Büyük sermaye “Dünya ticaretini sadece ben yönlendireyim” diyor. Eğer kârlılığı kısıtlanırsa buradan tek çıkış yolu kalıyor; “düzeltici savaş.” Yoksa çok fazla sermayedar çok fazla üretim yapıyor ve bu borçlulukla da yeni bir talep yaratılamıyor. O zaman da bu iktisadi artığın bir savaşla veya bir başka yolla yakılması gerekiyor"

Dünya borsaları çöktü!
Krize dair-S.Özel
Bir liberal olarak özeleştiri-C.Ülsever

Devrim SEVİMAY / SORU-CEVAP

Kapitalizmin yapısından dolayı büyük sermayedarlar arasındaki çelişkiler o noktaya geliyor ki, birikimlerini sürdürebilmek için birbirlerinin sınırlarını yeniden çizmek durumunda kalıyor Finansal rant ve sermaye kârlılığının doyum noktasına ulaştığı 20'nci yüzyılın son çeyreğinde sistem sürdürülemez bir noktaya geldi. Bunu aşmak için tek çıkış yolu kalıyor; 'düzeltici savaş...'

Tarihin paraya para denmeyen bu döneminde kapitalizmin ne kötü bir şey olduğundan veya Karl Marx’ın ne de doğru laflar ettiğinden söz etmeye kalkana “dinozor”, en iyi ihtimalle “demode” gözüyle bakılırdı, ama özellikle son bir-iki aydır lafın dönüp dolaştığı yer burası oldu. ABD’deki kriz aslında zaten bal gibi bilinenleri bir daha konuşma fırsatı verdi insanlığa... Biz de doları, borsayı, enflasyonu en azından üç-beş soru kadarlık bir kenara koyup, “Bu yaşananın tarihteki anlamı ne”; onu anlamaya çalıştık. Ve böyle bir çaba için de elbette Marksist bir iktisatçıyı seçtik: Prof. Dr. Erinç Yeldan. Krizi iki yıldır yerinde gözlemle fırsatı da bulmuş olan Yeldan’ın bir sosyal bilimci olarak getirdiği yorumlar şöyle:

Kapitalizmin henüz alternatifi yok

- “Kapitalizmin sonuna gelindi” ifadesini siz de abartılı buluyor musunuz?

Kesinlikle abartılı bir ifade. Çünkü önce kapitalizmin sonunu getirecek bir alternatifin, bir toplumsal düzenin ortaya çıkması lazım. Böyle bir alternatif düzen ise halihazırda yok. Sovyet sisteminin 1990’da çöküntüye uğraması, kapitalizm sonrası toplum tahayyüllerinin somut olarak gerçekleştirilmesi konusunda bize henüz bir dayanak sunmuyor.

- Ama bu krizle birlikte bir şeyler de değişti; o değişen ne oldu sizce?
Biliyorsunuz, 1990’larda Francis Fukuyama teziyle “ideolojilerin sonunun geldiği” ilan edildi. Samuel Huntington da bu teze küresel bir boyut getirdi. Ona göre bundan sonra ideolojiler değil, medeniyetler çatışacaktı. Çelişkiler, çatışmalar yine olacaktı, fakat artık tek ideoloji vardı, o da serbest piyasacı, küreselleşmeci ideoloji. Şimdi bu kriz bu tezin özgüvenini temelden sarstı. Çünkü bu kriz, “piyasa ekonomisinin kendi kendini dengeye getireceği, denetleyebileceği, kendi kendine istikrarlı bir büyüme, kaynakların dağılımında istikrar ve verimlilik sağlayacağı” konusundaki bütün ezberleri bozdu.

Ama “Washington mutabakatı” çöktü

- Peki şu cümleyi sarf edebiliyor muyuz: “Fukuyama’nın tarihi yanılgısı!”

Ben sadece Fukuyama’yı manşete çıkarmak istemiyorum, ama doğrudan doğruya “Washington mutabakatı” diye anılan “piyasa her türlü sorunu çözer; istikrarlı ve etkin bir şekilde kaynak dağıtır; müdahaleci devletin iktisatta, ekonomide rolü yoktur; özelleştirmeyi, esnekleştirmeyi, sermayenin serbestleşmesini sağlayan, küreselleşmeye ayak uyduran ekonomiler verimli çalışacaktır; istikrarlı büyüyecektir; bu uygarlık projesine uyanlar uygar dünyanın birer vatandaşı olacaktır” önermesi artık sorgulanır hale geldi. Hatta çöktü.

- Çökünce de ne çıktı ortaya?
Ortaya, “serbest piyasaya dayalı kapitalist ideolojinin aslında uluslararası finansal sermayenin ve çok uluslu şirketlerin ideolojik bir projesi olduğu” gerçeği tüm çıplaklığıyla çıkmış oldu. Öyle ki, örneğin 14 Mart tarihinde ABD’de Bearn Stearns adlı yatırım bankası kamunun kaynaklarıyla kurtarıldığında, muhafazakar görüşleri ile tanınan Financial Times’ın baş ekonomisti Martin Wolf, karışık duygular içerisinde şu satırları dile getirmişti: “14 Mart 2008 tarihini unutmayınız: Bu tarih bundan böyle küresel serbest piyasa kapitalizm düşünün öldüğü gün olarak anılacaktır.”

- Yani bu kriz kapitalist sistemi yıkmadı, ama sistemin o iyi zamanları dışında gerçekte ne olduğunu gösterdi?..
Evet, bu kriz kesinlikle kapitalist sistemin aslında anarşik, istikrarsız, sürekli krizlere gebe bir sistem olduğunu gösterdi ve sistemi tartışmaya açtı. Marx’ın çok sık kullandığım bir cümlesini burada tekrarlayayım: “Kapitalist birikimin önündeki en önemli engel yine sermayedir.” Gerçektende kapitalizm bir anarşi ve kaos sistemidir. Çünkü sermaye birikimi kapitalist ihtirası öyle kamçılar ki, bunun neticesinde periyodik olarak 50-60 senelik veya bunun arasına sıkışmış daha şiddetli fakat daha kısa erimli dalgalar halinde ‘kriz, büyüme, aşırı üretim, tekrardan kriz, tekrardan büyüme, sermayenin el değiştirmesi, yeniden yapılanması, tekelci üretim koşullarının ortaya çıkması, sermayenin yoğunlaşması’ süreçleri kapitalizm tarihinde iç içe yaşanır. Marx bence kapitalizmi en doğru biçimde bu şekilde tahlil ediyor ve bazı çevrelerin bugün Marx’ı yeniden keşfetmeleri de bu yüzden. Oysa Marx ve Engels Manifesto’yu 140 yıl evvel yazdığı vakit zaten çok net bir şekilde kapitalizmin bu özelliklerini ortaya koymuştu.


DEVAMI : Bu krizden sonra ‘savaş’ gelebilir

19.05.2008

Afrika'dan vahşet manzaraları

Güney Afrika, ANC-Zulu kapışmasından beri ilk kez siyahın siyahı katletmesine sahne oluyor. Ekonomik krize gıda fiyatlarındaki artış eklenince, Mugabe rejiminden kaçan Zimbabveli göçmenler hedef oldu.

Göçmen karşıtlığı daha çok Batı ülkeleriyle birlikte anılırken, bu kez bir Afrika ülkesinde bir başka Afrika ülkesinden gelenler hedef alınıyor. Güney Afrika’nın ‘altın şehir’ lakaplı ekonomik başkenti Johannesburg ve çevresinde Zimbabve’den kaçmış göçmenlere yönelik saldırılarda en az 22 kişi ölürken, ateş topuna çevrilen insan görüntüleri herkesi şoke etti. Apartheid devrinde Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile Zulu Inkhata Özgürlük Partisi yandaşları arasındaki çatışmalardan beri ilk kez siyahlar siyahlara karşı böylesine bir şiddet uyguluyor.

Johannesburg’un polisin giremediği teneke semtlerinde yüzlerce kişi saldırıya uğradı, barakaları yağmalanıp ateşe verildi. Yerliler elde silah ‘yabancı avı’na çıkarken, şiddetten kaçan en az altı bin kişi kilise ya da karakollara sığındı. Sokaklarda dövülmüş, kanlar içinde, ateşe verilmeye çalışılmış kol, bacakları yanık insan bedenleri yatıyor. Pazar günü üstüne battaniye kapatılıp ateşe verilerek öldürülen bir göçmenin fotoğrafları dün tüm Güney Afrika gazetelerinin manşetindeydi. Bin Zimbabvelinin sığındığı bir kiliseye de saldırıldı. Dumanı tüten semtlerden Reiger Park’ta Noxolo adlı bir kadın, “Hepsi Zimbabvelilerin suçu. Çekip gitmeliler” diyerek saldırgan hissiyatı dile getirdi.

Apartheid sonrası işler düzelmedi
Apartheid’ın bitmesinden 14 yıl sonra, Güney Afrika doğal kaynak zenginliğine rağmen hâlâ gelişmekte olan bir ülke ve gelir eşitsizliğinde başı çekiyor. İşsizliğin yüzde 40’larda seyrettiği, suçun alıp başını gittiği yoksul bölgelerde, göçmenler yerlilerden ‘iş çalmak’la suçlanıyor. Tüm dünyayı etkileyen gıda krizinin de darbesini yiyen ülkede yoksullar yiyecek alamaz hale gelince şiddet göçmene patladı. En yoğun Johannesburg’da olmak üzere Güney Afrika’da, üç milyonu Mugabe rejiminin demir yumruğunu beş haneli enflasyonun keskinleştirdiği Zimbave’den kaçmış, kalanı Mozambik, Nijerya, Malavi ve Kongo’dan gelen 5 milyon göçmen yaşıyor.
Geçen hafta başlayan şiddet kontrolden çıkarak, göçmenlerle birlikte yerel halkı da hedef alma yolunda. Reiger Park sakini Bongani, devrilmiş bir konteynırı göstererek “Sahibi renkli bir Güney Afrikalıdır. Ama her şeyini çaldılar” dedi ve ekledi: “Polisin geldiğine memnunum, ama beni de bacağımdan vurdular. Bahçemdeyken sebepsiz yere ateş ettiler.” Tutuklananların sayısı 257’yi buldu. Kötü yönetimle suçlanan hükümet, saldırıları kuvvetle kınadı. Nobel Barış Ödüllü Başpiskopos Desmond Tutu “Biz böyle davranmayız. Bunlar bizim kardeşlerimiz. Lütfen durun. Apartheid’la savaşırken Afrikalılar bizi destekledi. Teşekkürümüz çocuklarını öldürmek olamaz. Şiddet eylemiyle mücadelemize itibar kaybettiremeyiz” çağrısı yaptı. (afp)

[Radikal]

7.04.2008

IMF krize karşı hükümetleri göreve çağırdı

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, kredi kriziyle mücadele etmek için hükümetlerin küresel çapta eyleme geçmesi gerektiğini kaydetti.

Financial Times gazetesine konuşan Strauss-Kahn, özel sektörün bankaların sermaye yapısını düzeltememesi durumunda, kamu fonlarının devreye sokulmasının düşünülebileceğini belirtti.

Piyasalardaki karmaşanın küresel ekonomik büyüme hızını ciddi biçimde etkileyeceği uyarısında bulunan IMF Başkanı, şu an yaşanan krizin ABD’nin ötesine geçmiş bir sorun olduğunu ifade etti.

Krizin küresel bir hal aldığını vurgulayan Strauss-Kahn, ayrışma teorisinin tamamen yanıltıcı bir yaklaşım olduğunu, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin de krizden etkilendiğini söyledi.

Küresel ekonomiye ilişkin tahminlerin iyimser olmadığına dikkat çeken Strauss-Kahn, yüksek emtia fiyatlarının bankaların büyümeye yönelik risklerle mücadele etme gücünün azalmasına neden olduğunu kaydetti.

IMF, dünya ekonomisi için 2008 büyüme tahminini yüzde 4.1’den, yüzde 3.7’ye çekmişti.
[Ntvmsnbc]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...