kaz dağları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaz dağları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.11.2007

Kaz Dağları madenciyi de isyan ettirdi

Kaz Dağları'nda incelemelerini tamamlayan Maden Mühendisleri Odası heyeti, 'Yıpranma çok yönlü. Milli park sınırı genişletilmeli' dedi

ANKARA - Kaz Dağları'nda altın arama çalışmalarıyla ilgili iddiaları yerinde incelemek üzere bölgeye bir heyet gönderen Maden Mühendisleri Odası raporunu tamamladı. 10 kişilik heyetin hazırladığı raporda Kaz Dağları'nda milli park alanının yeniden belirlenmesi istenilerek "Bu alanda sadece madencilik faaliyetine değil sanayi tesisleri, yapılaşma ve turizm tesisleri dahil hiçbir faaliyete izin verilmemelidir. Kaz Dağları'nın denize bakan kesimleri ve sahiller yıllardır turizm ve yapılaşma adına talan edilmiştir" denildi.

'Güvensizlik oluştu'
Heyet, "Madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması zorunluluktur. Bu konuda gelişmiş ülkelerdeki olumlu örnekler, ülkemizde de uygulanmalı" vurgusu yaptı.

Raporda madencilik sektöründe kamu denetiminin gevşetilmesi de eleştirildi ve yasalarda yer alan kısmi denetimlerin dahi yeterince yapılmadığı belirtilerek şöyle denildi:

"Önlemlerin alınıp alınmadığı denetlenmemekte, sonuç olarak genel anlamda güvensizlik ortamı oluşmaktadır. Meslek odaları da devre dışı bırakılarak kamusal denetimin göz ardı edilmesiyle piyasa mantığı gereği 'Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler' düşüncesi egemen olmakta. Stratejik madenlerimiz kamu eliyle işletilmeli, kamu denetimi mutlaka sağlanmalı. Yerel halkın onayını almamış hiçbir ekonomik girişimin ülkeye yarar getirmesi beklenemez. Madencilik sektörüne ilişkin kararlara ilgili yöre halkının da katılımı sağlanmalıdır."

[Radikal]

8.11.2007

35 belediye altın aramaya karşı birleşti

Kaz Dağı ve Madra Dağı’ndaki altın arama çalışmalarına karşı bölgedeki 35 belediye birleşti.

ÇANAKKALE - Çevre platformu oluşturan belediye başkanları, madenlerin yapacağı tahribat ile ilgili halkı bilgilendirerek sosyal dayanışma sağlamaya çalışacak. Ancak bölgede maden arama çalışmalarına destek veren belediye başkanları da var.

Kazdağı ve madra dağı’ndaki altın madeni arama çalışmaları sürüyor.Ancak çalışmalara tepkiler de artıyor..

Kaz Dağı ve Madra Dağı’na sınırı olan belediyelerin başkanları Balıkesir’in Burhaniye İlçesi’nde biraraya geldi.

39 belediye başkanının katıldığı toplantıda başkanlardan 35’i altın arama çalışmalarınaa karşı ortak mücadele kararı aldı. “İde-Madra Yerel Yönetimler Çevre Platformu” çatısı altında birleşen belediye başkanları, tavsiye niteliğindeki kararlarla baskı oluşturmayı amaçlıyor.

Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy: “Küçükkuyu Belediye Meclisi olarak tarihi bir karara imza attık. Biz de demokratik bir baskı oluşturmak için kamuoyunu bu konuda yüreklendirmek ve cesaretlendirmek çalışıyoruz.

Toplantıya katılan beledile başkanlarından bazılarıysa maden çalışmalarına destek veriyor:

Çanakkale-Yenice’ye bağlı Kalkım Beldesi Belediye Başkanı Necdet Gürhan: “Benim beldemde kurşun madeni işleten bir şirket var. Bir tane de sondaj çalışması yapan başka bir şirket var. İş yerini açmış olan şirketin çalışmalarında bugüne kadar hiçbir engel olmadım. Çünkü belde insanının kış döneminde bir çay parasına ihtiyacı var. Ben bu yüzden bu şirketlerin hiç birisine karşı çıkmadım. Çıkamıyorum. Çünkü insanım çalışıyor orada.”

[NTVMSNBC]

25.10.2007

'Kaz'ları da yolarlar

Dünya Bankası, 'Genetik çeşitliliği yerinde koruyacağım' sözü verilince Kaz Dağları için 1993'te Çevre Bakanlığı'na 5.1 milyon dolar hibe etmiş

ANKARA - Altın arayan şirketler Kaz Dağı'nı delerken Türkiye'nin, "Bölgedeki genetik çeşitliliği yerinde koruyacağım" diyerek Dünya Bankası'ndan 5.1 milyon dolar hibe aldığı ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi biyologlarından Prof. Dr. Barbaros Çetin, "Bu parayı alıyorsanız, ben burayı korurum taahhüdünü de vermiş sayılırsınız" dedi.

Dünya Bankası tarafından yönetilen Küresel Çevre Fonu (GEF), 1993 yılında 'Türkiye'nin Genetik Bitki Çeşitliliğinin Yerinde (insitu) Korunması Ulusal Planı' için 5.1 milyon dolar hibe etti. Çetin, Kaz Dağı, Ceylanpınar ve Bolkar Dağları'nı kapsayan projeyi anlattı:
"Projenin amacı küresel boyutta önemli kültür bitkilerinin yabani akrabalarının ve orman ağaç türlerindeki genetik çeşitliliğin 'bulunduğu yerde' korunması. Parayı Çevre ve Orman Bakanlığı almış. Proje kapsamında yaklaşık 2 milyon dolar Kaz Dağı'ndaki araştırmalar için harcandı. Çalışmalar sonucu beş 'gen koruma ve yönetim alanı' belirlendi. Bazı gen alanları Kaz Dağı Milli Parkı'nın da dışında. Milli parkı kâğıt üzerinde sınırlayabilirsin. Ama ekosistem bütündür. Yaban hayvanlarının, bitkilerinin dağılım alanını sınırlayamazsınız. Burasını dünya döndükçe korumak zorundayız."

Çetin, altıncılığın bölgede doğal zenginliği geri dönülemeyecek derecede tahrip edeceğini savunuyor: "Kaz Dağı köknarı da dahil 33 tane endemik bitki türü sadece Kaz Dağı'nda yetişiyor. Genetik çeşitlilik öyle mükemmel ki hâlâ yeni türler çıkıyor. Son beş yılda bunlara yedi tür eklendi. Kaz Dağı 50 yılda, 100 yılda değil binlerce yılda oluştu. Ve bitkileri, ağaçları koruyarak maden arayamazsınız." AB'yle sürdürülen tam üyelik müzakerelerine de dikkat çeken Prof. Dr Çetin, Türkiye'nin Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi'ne (Bern Sözleşmesi) imza koyduğunu hatırlattı. Kaz Dağı'nda yapılanların Bern Sözleşmesi'ne aykırı olduğuna dikkat çeken Çetin, "AB'yle çevreyle ilgili müzakerelerde Kaz Dağı önümüze gelecek" dedi.

[Radikal]

Kaz Dağları Enerji Bakanı'nı bunalttı

Enerji Bakanı Güler, Kaz Dağları'nda altın aramayla ilgili soru üzerine 'Bu konu benden önce başladı, ama hesabını ben veriyorum' dedi

RADİKAL - ANKARA - TOBB Madencilik Sektör Meclisi'nin toplantısına katılan Enerji Bakanı Hilmi Güler, Kaz Dağları'ndaki altın arama faaliyetleriyle ilgili sorulardan bunaldı.

Güler, konuyla ilgili soru üzerine "Bu, benden önce başladı ama hesabını ben veriyorum" dedi. Çevreye rağmen bölgede maden aranmasının mümkün olmadığını belirten Güler, "Biz çevreye hassasiyet gösteren bütün kişi ve kuruluşları takdirle karşılıyoruz. Ama olayın yanlış sunulan kısımları var. Bir kere altın aramalarında siyanür kullanılmıyor. Çevrede maden ocakları da var ama konu altın olunca böyle bir hassasiyet gösteriliyor" dedi.

Kaz Dağları'ndaki son sondajların bir kısmı Güler döneminde bir kısmıysa 20 yıl kadar önce verilen arama ruhsatlarına dayanıyor.
Kaz Dağları konusu TBMM gündeminden de düşmüyor. Enerji Bakanı Hilmi Güler'in Kaz Dağları'nda altın arama çalışmalarını eleştirenleri 'dışa bağımlı çevreler' diye nitemesi, TBMM gündemine taşındı. Bakan Güler'in yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan CHP Milletvekili Yaşar Ağyüz, bu açıklamasının doğru olup olmadığını sordu. Ağyüz, Çevre Bakanı Veysel Erolğu'nun yanıtlaması istemiyle sunduğu diğer önergede de "Kaz Dağları'nda" milli park sınırları içinde de altın arama faaliyeti yürütülüp yürütülmediğini' sordu.

[Radikal]

24.10.2007

Kaz Dağları, Boz Dağlar Olmasın!

Daha önce Bergama'da siyanürlü altına karşı da eylem gerçekleştirme Gökkuşağı Vosvosları şimdi de Kaz Dağları'nı altın arayıcılarının işgalinden kurtarmak için harekete geçti. 27 Ekim Cumartesi günü Çanakkale'de, Çanakkale Çevre Platformu ile birlikte "Kaz Dağları Boz Dağları Olmasın" diyecekler. Açıklamada, "Dünyanın hiçbir yerinde barınamayan, hatta bazı ülkelerden kovulmuş olan siyanürle altın arayan firmalar, bir yolunu bulup taşeronlar vasıtasıyla ülkemizi "kaz"maya yeltenmektedirler. Bu duruma karşı durmak, omuz omuza vermek, Kaz Dağları'nı "kaz"dırmamak için Çanakkale Çevre Platformu etrafında bir saf da biz oluşturuyoruz" sözleri yer aldı. 27 Ekim Cumartesi günü Çanakkale Cumhuriyet Meydanı'nda yapılacak olan kitlesel basın açıklamasına çevreye duyarlı herkesi davet eden Gökkuşağı Vosvosları, "Altın aramaya son verilene kadar Çanakkale halkının yanındayız. Kaz Dağları'nın kazılmasına hayır!" açıklamasını yaptı. İrtibat ■ Kayıt: Mustafa Dermanlı : 535 663 26 66; Recep Ertürk : 536 851 88 81

[Birgün]

23.10.2007

Kaz Dağı yapış yapış, sular bulanık akıyor

Muratlar Köyü'nde sondaj çalışmalarında kullanılan bentonit isimli madde yerleri yapış yapış yaptı. Maden mühendisleri 'Suya karışan bentonit insanı öldürmüyor ama mide bulantısı ve kusmaya yol açıyor' dedi
RADİKAL - İSTANBUL - Altın arama çalışmalarının yapıldığı Kaz Dağları'ndaki Muratlar Köyü'nde sondaj çalışmaları sırasında kullanılan yapışkan kimyasal bir maddenin içme suyu kaynağını kirlettiği öne sürüldü. Köylüler, içme suyunun üzerinde sütteki kaymak gibi yağ tabakası oluştuğunu söyledi. Sondaj çalışmalarında kullanılan 'bentonit' isimli madde sık kullanılması halinde insan sağlığını tehdit edebiliyor.
Çanakkale'nin Bayramiç ilçesine bağlı Muratlar Köyü'nde içme suyu kaynağına yaklaşık 150 metre uzaklıkta sondaj çalışması yapıldığını söyleyen köylüler, toprağa karışan yapışkan maddeden tedirgin oldu. Köylüleri asıl korkutansa içme suyunun artık daha bulanık ve yağlı olması. Muhtar Mehmet Aydoğan, bazı köylülerin sondaj yapan Teckcominco firmasında işçi olarak çalıştığını ancak köyün içme sularının bozulunca işi bıraktıklarını belirtti. Suyun üzerinde kokulu bir yağ tabakası oluştuğunu anlatan Aydoğan, "Suyuk kimse içmiyor. Tedirginiz. Çalışmaların bitmesini istiyoruz" dedi. Köy sakinlerinden çoban Raşit Akıncı'ysa şöyle konuştu: "İçme suyunu beklettiğimizde sütün üstündeki kaymak gibi suyun üstünde de yağ tabakası oluşuyor. Aylardır bulanık olan suyun üzerinde bir de yağ tabakası görünmeye başlandı."

'Halk hazır su kullanıyor'
Bayramiç Belediye Başkan Yardımcısı Reşit Tümer, "Köylüler artık su içemediğini söylüyor. Yıllardır doğal kaynaklardan suyunu sağlayan halk hazır su kullanmaya başlamış" dedi.
Firmanın Halkla İlişkiler Müdürü Özgün Demircan yapışkan madde hakkında bilgi sahibi olmadığını söylerken, "Çalışmaların durdurulması konusunda bize her hangi yazılı ya da sözlü bir bilgi gelmedi" diye konuştu.
Yüksek Maden Mühendisi Hasan Gök Vardar, yapışkan maddenin sondaj çalışmalarında sık kullanılan 'Bentonit' olduğunu söyledi. Bu maddenin kil ve suyla karıştırıldığını ve içine de bir miktar mazot karıştırıldığını anlatan Vardar, "Bunu yapmanın amacı sondaj sırasında aşağılara inildikçe oluşan çatlakların kapatılması. Ancak sondaj aleti yeraltı suyuna rastladıkça bentonit ve mazotlu su yeraltı suyunun kirlenmesine neden oluyor. İçme suyunun rengini ve tadını bozuyor. İnsanı öldürmüyor ancak mide bulantısı kusma gibi tepkiler verdirir. Sondaj calışmaları çok sık yapılır ve bu madde çok kullanılırsa tabiki insan sağlığı açısından riskli olabilir" diye konuştu.
CHP de Kaz Dağlarındaki altın arama çalışmalarını yerinde inceleme incelemek üzere dokuz milletvekilinden oluşan komisyon oluşturdu. Komisyon olabilecek çevre kirliliğini ve diğer sorunları yerinde inceleyecek.

22.10.2007

Kaz Dağları'nda neler oluyor?

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Muratlar köyünde, üç ayrı noktada sondaj çalışmalarını sürdüren firmaya, yöre halkının tepkisi sürüyor.


ÇANAKKALE - Muratlar köyü Muhtarı Mehmet Aydoğan, köyden bazı kişilerin sondaj yapan firmada işçi olarak çalıştıklarını ancak köyün içme sularının bozulması yüzünden işi bıraktıklarını söyledi. Sondaj çalışmalarının tamamlandığı alanlarda da kaynağı henüz bilinmeyen bir tür yapışkan madde dikkati çekiyor.
Haberin devamı

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Muratlar köyünde, üç ayrı noktada sondaj çalışmalarını sürüyor. Muratlar köyü Muhtarı Mehmet Aydoğan, Muratlar köyü sınırları içinde yürütülen altın madeni arama ve sondaj çalışmalarının bir an önce durdurulmasını istediklerini belirtti.

Aydoğan, köy halkından bazı vatandaşların, yörede sondaj çalışması yapan Teckcominco firmasında işçi olarak çalıştıklarını, ancak köyün içme sularının bozulması nedeniyle, tüm çalışanların işi bıraktığını söyledi.

İçtikleri suyun üzerinde kokulu bir yağ tabakası oluştuğunu iddia eden Aydoğan, “Köyümüzün suyunu artık kimse içmiyor. Köy halkı tedirgin. Çalışmaların sona ermesini istiyoruz” dedi.

SONDAJ ALANINDA YAPIŞKAN MADDE
Öte yandan, sondaj çalışmalarının tamamlandığı alanlarda, kaynağı henüz bilinmeyen bir tür yapışkan madde dikkati çekiyor.

Firmanın Halkla İlişkiler Müdürü Özgün Demircan, yaptığı açıklamada, yapışkan madde hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi.

Enerji Bakanı Hilmi Güler’in bölgedeki tüm arama izinlerinin iptal edildiği yönündeki açıklamasına rağmen firma yetkilisi Demircan, sondaj çalışmalarının, durdurulmasıyla ilgili herhangi bir karar olmadığını belirterek “Çalışmaların durdurulması konusunda bize her hangi yazılı ya da sözlü bir bilgi gelmedi” diye konuştu.

[NTVMSNBC]

19.10.2007

Kaz Dağları'nı savunmak dış güçlere alet olmakmış

Güler'in, Kaz Dağları'ndaki maden çalışmalarına itiraz edenlere bakışı: Konu altın olunca, ülke zenginliğine müsaade etmek istemeyen dış kaynaklı grupların etkin olduğunu düşünüyorum

İSTANBUL - Türkiye, günlerdir sivil toplum kuruluşları, köylüsü, basını, yerel yönetimleri ve parlamenterleriyle Kaz Dağları'nı konuşuyor. Hektarına 5 bin YTL 'doğayı tahrip' bedeli veren herkesin Kaz Dağları'nda maden arama ruhsatı almasını sağlayan düzenlemeler tartışılıyor. Bu konuda bir hal çaresi bulunmaya çalışılıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'e göreyse tüm bu çabalar, "Ülkemizin altın zenginliğine müsaade etmek istemeyen dış kaynaklı grupların etkinliği."

Çanakkale ve Balıkesir'de Kaz Dağları çevresinde yaşayan 1.5 milyon insanı doğrudan ilgilendiren sorularla ilgili bugüne dek bakanlıklar eliyle yapılan tek etkinlik, Çevre Bakanlığı'ndan görevli bir heyetin bölgeye gidip inceleme yapması oldu. Ancak 'heyet'in sadece iki kişiden oluşması ve fotoğraf çekimi yapıp sadece bir günde ayrılması, bölgede şaşkınlık yarattı. Küçükkuyu Belediye Başkanı, "Heyet bize uğramadı bile" dedi.

Enerji Bakanı Hilmi Güler de 27 Ekim günü Çanakkale'ye gelerek Kaz Dağları'ndaki maden arama çalışmalarıyla ilgili bir toplantıya katılacak. Ancak bu toplantının sponsorunun bizzat altın arayan firmalar olduğunu iddia eden Çanakkale Çevre Platformu, toplantıya katılmayarak aynı saatte bir basın açıklaması yapacak.

Bakan Güler 'mutlu' ama...
16 Ekim'de TBMM'de gazetecilere "Konu altın olunca daha farklı davranışla karşılaşıyoruz. Hiçbir konuda altına gösterilen hassasiyet gösterilmedi. İş altın olunca bir başka mekanizma işliyor" diyen Bakan Güler, dün NTV televizyonuna benzer açıklamalar yaptı.
Güler, "Türkiye'de başka madenler de var ama konu altın olunca, ülkemizin altın konusundaki zenginliğine müsaade etmek istemeyen dış kaynaklı bazı grupların etkinliğinin olduğunu düşünüyorum. Ama çevre gibi bir konuda bölge halkının hassasiyet göstermesi de bizi mutlu ediyor" dedi.

Güler, NTV'de 'Kaz Dağı delik deşik ediliyor' ifadesinin de gerçeği yansıtmadığını savundu: "Bir su bardağının çapı kadar aşağı iniliyor, numune alınıyor. 17 sondaj yapılacak. Toplamı 1 metrekare bile yapmıyor. Yanlış bir uygulamaya rastlanırsa derhal ruhsatlar iptal edilecek. Şu anda taşocakları dahil bütün ruhsatları durdurdum."

Bakan konuşmasında su bardağı çapındaki sondajlar için Kaz Dağları'ndaki ormanlara giren iş makineleri ve açılan şantiyelere değinmezken, sondaj çalışmalarıyla ilgili bir bilgi de dün Çevre Bakanlığı'ndan gelen heyeti ağırlayan Teckcominco Fronteer Arama ve Madencilik Şirketi'nde görevli Yüksek Jeoloji Mühendisi Hakan Baran'dan geldi.

Kirazlı, Söğütalan ve Muratlar köyleri bölgelerinde altın arama çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Baran, "İki noktada sondaj çalışmalarımız tamamlandı. Muratlar Köyü'nde devam ediyor. Şu ana kadar üç ayrı noktada 400 civarında sondaj yaptık" dedi. Bölgede 10 kadar firma, 36 noktada maden araması yapıyor.

Çevre Bakanı Veysel Eroğlu'nun 'bölgeye göndereceğini' açıkladığı heyet dün Kaz Dağları'ndaydı. İki kişilik heyet incelemelerine Teckcominco Şirketi'nin Çan ilçesinin Söğütalan Köyü mevkiinde altın arama çalışmalarını sürdürdüğü bölgeden başladı. Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nde görevli Şube Müdürü Erdoğan Üçpınar ve beraberindeki bir uzman, inceleme kapsamında kamera ve fotoğraf makinesiyle çekim yaptı. Heyet, Çan'ın Söğütalan köyü Ağıdağı mevkiinde, Bayramiç ilçesinin Muratlar Köyü'nde, Ayvacık ilçesinin Küçükkuyu beldesi Bahçedere Köyü Fatma Kayası mevkiinde inceleme yapıp bölgeden ayrıldı. Heyet bir rapor hazırlayıp, bakana iletecek.

'Bizi muhatap almadılar'
Ancak heyetin incelemesini erken bitirmesi bölge halkını şaşırttı. Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy, heyetin kendileriyle iletişim kurmamalarından yakındı. Aksoy, "Belediye hudutları içindeki incelemelerde heyetin yanında olup en azından ön bilgi vermek isterdik ama bizi muhatap almadılar. Ayrıca heyetin en az dört kişiden oluşacağını tahmin ediyorduk. İki kişi geldiler" dedi.

[Radikal]

17.10.2007

Kaz Dağları milli park olsun

'Altın arayıcıları' yüzünden şimdiden delik deşik hale gelen Kaz Dağları'nın tek kurtuluşu, milli park ilan edilmesinde. Valilik ve belediyeler başvuruları yaptı, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kararı bekleniyor



İSTANBUL - Enerji Bakanlığı'ndan edindiği maden arama ruhsatını gösteren herkesin Kaz Dağları'nı iş makineleriyle delik deşik edebilmesine karşı, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler, bölge halkı kolları sıvadı. İlk hedef, Kaz Dağları'nın tamamının milli park alanı kabul edilmesi. Ayrıca bölgenin özel koruma alanı ilan edilmesi de isteniyor.

Balıkesir ve Çanakkale illeri sınırlarındaki Kaz Dağları endemik, jeolojik, kültürel, mitolojik ve arkeolojik açıdan bir bütün. Ama halen Kaz Dağları'nın Balıkesir'deki güney kısmı yani sadece yüzde 30'u milli park. Kuzeyde, çoğunlukla Çanakkale sınırları içinde kalan yüzde 70'lik kısımsa milli park değil.

Yani bu bölgede maden araması yapmak için Enerji Bakanlığı'na bağlı Maden Arama Şubesi'nden izin alıp, hektar başına 5 bin YTL'lik doğayı tahrip bedelini ödemek yeterli. Bölgenin tamamı milli park kapsamı içinde alındığında, işte bu prosedür kolaylığı ortadan kalkacak. Kaz Dağları'nda maden arama için Çevre Bakanlığı, maden işletme içinse Bakanlar Kurulu izinleri aranacak.

Çanakkale Valiliği, birkaç ay önce bölgenin tamamının milli park yapılması için başvurdu. Çanakkale Belediyesi de bu konuda Meclis kararı çıkararak Çevre ve Orman Bakanlığı'na başvurdu. Şimdi gözler bakanlığa bağlı Tabiat ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde.

Top iki bakanlıkta
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, bölgenin tamamının milli park ilan edilmesi için çıkardıkları Meclis kararının Başbakan Tayyip Erdoğan'a da iletildiğini tahmin ediyor. Gökhan'a göre milli park ilanı sadece bir ilk adım:

"Kaz Dağları'nın Çanakkale ili sınırları içindeki kısmının tamamının milli park ilan edilmesi konusunda Çevre Bakanlığı'na öneride bulunduk. Bölgenin sadece milli park değil, özel koruma kapsamına alınması ve Maden Kanunu'nun değiştirilmesi taleplerimizi de ilgili Çevre Bakanlığı ile birlikte Enerji Bakanlığı'na da ilettik. Bakanlıklara şu andaki arama ruhsatı alan firmaların sürelerinin uzatılmaması ve işletme ruhsatının verilmemesi konusunda da Enerji Bakanlığı'na öneride bulunduk."

İmza kampanyası başlatılacak
Çanakkale Çevre Platformu'nun ve Ziraat Mühendisleri Odası'nın Başkanı Hicri Nalbant da bölgenin milli park ilan edilmesi için öncelikle imza kampanyası başlatacaklarını söyledi.

Ancak, Balıkesir'in Havran ilçesinde, yani milli park sınırları içinde de Koza Altın A.Ş.'nin arama için sondaj yaptığını söyleyen Nalbant'a göre, milli park ilanı tek başına yeterli değil: "Milli parkın yanında özel koruma alanı da yapılmalı. Asıl önemlisi de Maden Kanunu'nun değiştirilmesi. Bir gram altın çıkarmak için yarım ton su kullanılacak. Kaz Dağları'nın bu kadar suyu yok."

Çanakkale Belediye Başkanı Gökhan Ülgür'se kararlı: "Dağların tamamında altın bulunsa dahi yine de dokunulmaması gerekiyor. Kaz Dağları 40 çeşit endemik türü, tarihi ve oksijen deposuyla eşi benzeri olmayan bir yer."

Güneyi milli park, kuzeyi mahzun
Kaz Dağları'nın Edremit Körfezi'ne bakan 21 bin 300 hektarlık kısmı, 1993 yılında milli park ilan edildi. 'Kaz Dağları kütlesinin Balıkesir il sınırları içinde kalan güney yüzü, Zeytinli Çayı'ndan Altınoluk beldesinin batısına kadar olan bölümüyle bu bölümün doruklara kadar olan yükseklikleri'ni kapsayan alan, aslında tüm Kaz Dağları'nın yüzde 30'u. Sık göknarlarla kaplı kuzey kısmıysa milli park sınırları dışında.

'Binpınarlı İda' da denilen Kaz Dağları'nın su zenginliğini mitolojik kaynakların yanı sıra DSİ de doğruluyor! DSİ verilerine göre Kaz Dağları yılda 1.3 milyar metreküplük su verimliliğiyle yüzlerce dereyi, su kaynağını besliyor. Bölgede DSİ tarafından yapımına devam edilen barajlar var. Bir gramı için yarım ton su, 175 gram siyanür gerektiren altınsa, çevrecilere göre öncelikle su için tehdit. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Önder Ayyıldız, "Kullanılan siyanür yeraltı ve yerüstü sularını kirletecek. Ormanlık arazi yok olacağından erozyon ve sel gibi problemler de oluşacak. Kaz Dağları, kesinlikle doğal zenginlikleri, endemik türleriyle milli park olması gereken bir bölge" diyor.

[Radikal]

15.10.2007

Doğayı katlettirmeyiz

Kaz Dağları'nda altın aramaya karşı çıkan sivil örgütler kararlı: Herkes bu kavgada taraf olmalı. Kaybedersek, çocuklarımız 'Yazıklar olsun' der

İSTANBUL - Kaz Dağları'nda ilk sondajlara başlayan altın madeni işletmecilerine karşı sivil toplum örgütleri ayaklandı. Çanakkale'de, Çevre Derneği, TEMA, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çanakkale Kadınlar Birliği, Barolar Birliği, DİSK ve KESK'e bağlı sendikalar, Eğitim-Sen, Türkiye Mimar Mühendisler Odası'na bağlı meslek odaları gibi 30 kuruluşun katılımıyla 'Çanakkale Çevre Platformu' kuruldu.

Balıkesir'de de 24 sivil toplum örgütü bir araya gelerek Kaz Dağları'nı korumak için ortak hareket etme kararı verdi Balıkesir ve Çanakkale örgütleri, Kaz Dağları için birlikte hareket edecek.

'Bakan, şirketin toplantısında'
Çanakkale Çevre Platformu, 27 Ekim'de Çanakkale'ye gelecek olan Enerji Bakanı Hilmi Güler toplantısına katılmama kararı aldı. Platform başkanı Hicri Nalbant, "Toplantının yapıldığı saatte biz de bir basın açıklaması yapacağız. Toplantının sponsorluğunu bölgede arama faaliyeti gösteren Teck Cominco firmasının yapacağını duyduk. Bakan Güler, zaten bu işe razı olmuş görünüyor. Toplantıya katılıp Kaz Dağları'nın yok edilmesine alet olmayacağız" dedi.

Belediye başkanlarının da ÇED aşamasından sonra aktif olarak eylemlere katılacaklarına dair söz verdiğini vurgulayan Nalbant, "Kaz Dağları'nda altına izin verilirse Türkiye, bugüne kadarki en büyük çevre eylemine şahit olacak" dedi.

Balıkesir'de de 24 sivil toplum örgütü Kaz Dağları için ortak hareket kararı verdi. Önce ormanlarda maden ruhsatı verme yetkisini Enerji Bakanlığı'na veren Maden Yasası'nın iptali için imza kampanyaları başlatılacak. Tüm Türkiye'nin dikkatini Kaz Dağları'na çekecek eylemler yapılacak.

Balıkesir'deki örgütlenmeye öncülük eden Balıkesir Barosu avukatlarından Necdet Bayhan "24 kuruluşun katıldığı bir toplantı yaptık. Oluşumun tam adı belirlenmedi ancak Çanakkale gibi biz de tek yürek Kaz Dağları için mücadele edeceğiz. Sorun tüm Türkiye'nindir" diye konuştu.

'Zararı 300 yılda telafi olmaz'

Bölgedeki bir diğer sivil toplum örgütü de Troia İda Platformu. Başkan Muzaffer Bayraktar, "Kaz Dağları'nı kaybedersek çocuklarımız bize 'yazıklar olsun' der. Madenciler, en az 300 yıl telafi edilemeyecek bir bir yıkıma neden olacak. Türkiye'deki herkesin bu duruma taraf olması gerekir" dedi.

Çanakkale Çevre Derneği Başkanı Yıldıray Ölçe'ye göre konu zaten Türkiye gündeminde: "Kaz Dağları'nda olanları TRT'nin radyosunda dahi dinledim. Demek ki konu herkesin gündeminde. Tüm insanlar buna ses çıkarıyor, hükümet kulak tıkıyor." Çanakkale Çevre Platformu üyesi ve Çanakkale Barosu avukatlarından Ardahan Dikmen, baro olarak idari konularda ilgili kurumlara davalar açacaklarını söyledi. Sosyal Demokrasi Vakfı da Edremit'teki gençlik kampında, çalışmaları protesto edecek.

Sivil toplum örgütleri ve köylüler maden varlığını tespit için yapılan sondajlarla bile suları kirleten ve ağaç kesen uluslararası firmaların altın çıkarmaya başladıklarında bölgeyi bitireceğini söylüyor. Bölgede 250-300 ton altın olduğu tahmin ediliyor.

[Radikal]

14.10.2007

'Kaz Dağları'nda hayat altından değerlidir'

Daha sondaj aşamasındaki 10 firma, Kaz Dağlarındaki asırlık ağaçları katlediyor. Homeros'un 'Bin pınarlı İda'sında sulara çamur karışmaya başlamış bile. Bölge halkı kararlı: Dağımızı koruruz

Radikal Gazetesinin bugün ki manşet haberi "Kaz Dağlarına Kıymayın" [linke tıklayarak habere ulaşabilirsiniz]

Buraya Haluk Şahin'in nefis yazısını almak istiyorum ;


Kaz kafalılık sınavı!
Volkanik Kazdağı binlerce yıl sonra bir kez daha patlamaya hazırlanıyor. Bu patlama Türkiye'de pek çok şeyi değiştirebilir.
Kazdağı eteklerinde ilk belirtilerini gördüğümüz direniş dalga dalga büyüyüp bir çığ haline gelirse ülkemizdeki çevreci hareketin ve yeşil bilincin dönüm noktası olabilir.
Doğal özellikleri ve güzellikleri vahşice talan edilen ülkemizin buna şiddetle ihtiyacı var.
Marmara gitti, Ege ve Akdeniz bitiyor... Şimdi sıra dağlara geldi. Kazdağı'nı da bitirirlerse işimiz bitik demektir.
Talancılar deneyimli ve zengindir. Her zamanki yalanlarıyla geleceklerdir: Biz aslında sizden daha çevreciyiz, doğaya hiçbir şey olmayacak, istihdam yaratacağız, buraya güzel binalar yapacağız, medeniyet getireceğiz diyeceklerdir.
Karşı çıkanları ideolojik olmakla, gericilikle suçlayacak, satın almaya çalışacak, tehdit edeceklerdir. Kimi kalemleri satın alacaklardır. Kimi yerel politikacıları yanlarına çekeceklerdir. Kimi kafalar karışacaktır.
Tek bir kelimelerine bile inanmayın! Kanadalı şirketlerin kendi ülkelerinde ve başka yerlerde yaptıklarını inceleyen Kanadalı gazeteciler söylüyor bunu. Dünyanın başka yerlerine gidin, oradakiler de söyleyecektir.
Kazdağı'na ne mi yapacaklardır? Bir uzmanın öngörüsünü vereyim size:
# Kazdağı'nın eteklerinde 1 trilyon ton kadar kayayı kazıp sağa sola saçacaklar; l Çanakkale ve ilçelerinin kullandığı kadar suyu yok yere tüketecekler; l Buralara 300 -400 bin ton siyanür koklatacaklar; l Çıkaracakları 250 -300 ton altını buradaki şirketlerinden yurtdışındaki merkezlerini ucuza satılmış ve zarar etmiş gösterip vergi kaçıracaklar; l Bu sayede Toronto ve New York borsalarında birilerine 3 -4 milyar dolar kazandıracaklar.
Kanada'nın deneyimlerine dayanarak bir madde de ben ekleyeyim:
# Geride bıraktıkları çevre felaketini temizlemek için bu şirketlerden aldığı verginin birkaç katını ödemek zorunda kalacak olan Türkiye Cumhuriyeti devletine sırtlarıyla gülecekler...
Bu bir sınavdır: Bakalım dünyanın en kaz kafalı milleti biz miyiz?
Haluk Şahin > Kaz Kafalılık Sınavı

9.10.2007

Edremit Körfezi madene karşı tek yumruk oldu

Çanakkale ve Balıkesir illerinin sınırları içinde yer alan Kazdağında başlatılan maden arama çalışmalarını önlemek ve insana, doğaya ve yöreye gelebilecek zararları vatandaşlara anlatıp bilinçlenmesini sağlamak ve Kazdağının Feryadını yetkililere duyurmak için Küçükkuyu Seğmen Motelde düzenlenen panele bin'i aşkın vatandaş katıldı.

Küçükkuyu'da oluşan Kazdağı Koruma Girişimi gönüllülerinin düzenlediği "Kazdağı ve Maden" adlı panel de TMMOB Metalürji Müh. Odası Gen. Bşk Cemalettin KÜÇÜK, "3213 Sayılı Maden Yasasının Değerlendirilmesi", Yüksek Jeoloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi Tahir ÖNGÜR ile Ege Böl. Kimya Müh. Odası Bşk., EGEÇEP Y.K.Bşk. Ertuğrul BARKA "Altın Aramada Kullanılan Yöntemler ve Bu Yöntemlerin Çevreye ve Halk sağlığına Olası Etkileri", Av. İskender Azatoğlu-Araştırmacı Yazar-Turizmci "Tarihten Günümüze Kazdağı Bölgesinde Maden ve Turizm". ÇOMU Ziraat Fak. Bahçe Bitkileri Böl. Bşk. Doç. Dr. Murat ŞEKER- "Zeytin ve Maden" adlı konuları işlerken panele Altınoluk Belediye Başkanı İsmail Aynur, Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu, Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç, Güre Belediye Başkanı Kamil Saka ve Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncel katılıp panele destek verdiler. Önemli bir işi nedeniyle İstanbul'da bulunan Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy'un ise mesajı okundu.

Ayvalık, Güre, Edremit, Zeytinli, Altınoluk, Bayramiç, Ezine, Ayvacık, Çanakkale ve Çan gibi yerlerden gelen Kazdağı gönüllüleri gerekirse tek vücut olup Kazdağlarına kalkan olacaklarını söylediler. Vatandaşlar ovacığın eşmenin yalnız kaldığını ama körfezde yaşayan bir buçuk milyonu aşkın vatandaşın topluca hareket etmesi halinde Kazdağlarının madenciler için "Zurnanın zırt dediği yer olacağını" yani insan seli olup gerekirse Ankara'ya yürüyüp bu yasaya karşı geleceklerini söylediler.

Üç saat süren panelde konuşmacılardan TMMOB Metalürji Mühendisleri Odası Genel Bşk. Cemalettin KÜÇÜK; "Sağlıklı bir yaşam hakkını tanıyan maddelerle birlikte bu madencilik lobilerine karşı açılmış olan davalar kazanılmaya başlanınca madencilik şirketlerinde ve işbirlikçilerinde sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı. Buna bağlı olarak çevre yasası,tabiat ve kültürel varlıkları koruma yasası,orman yasası,mera yasaları ve bunları aşabilmek içinde 2004 yılında 2313sayılı yasadan 9 ayrı kanundan da değişiklikler yapılarak 5170 sayılı madencilik yasası gündeme getirilerek ülkemizi bir hafriyat ülkesi konumuna dönüştürmeye başladı.

2,5 ton topraktan 1gr altın elde ediliyor pasasını üstüne koyduğun zamanda 5 ton topraktan 1gr altın elde edilmektedir. Siyanürle işletme yönteminde 0,2gr'a indiği zaman bu 10 ton topraktan 1gr altın elde edilmektedir

Değerli arkadaşlar!10 ton insanı bir araya toplarsanız, artık 1gr altın elde edersiniz. Bu alçaklar, namussuzlar yakında 10 tonunuzu bir araya toplayıp siyanürden geçirirler haberiniz olsun.

Biz buna karşı ne yapacağız? Hukuku kullanacağız. Hukuk güçlüden yanadır hukukçular bizi kandırıyor Neden, Çünkü hukuk güçlüden yanadır. Bizim Bergama da, Eşme de çeşitli şehirlerde Seydişehir de aldığımız hukuk kararları uygulanmamaktadır. O zaman ne yapacağız, Hukuku değil gücü toplumsallaştıracağız. Bunun karşısında eğer çaresiz kalırsak 1793 yurttaşlık hakları bildirgesi madde 35 derki; hükümet toplumun bir kısmını ya da tamamı aleyhine karar alırsa insanların bu karşı isyan etme hakkı, en temel hakkıdır , Sizleri en temel hakkınızı kullanmaya çağırıyorum arkadaşlar" deyince alkış yağmuruna tutuldu. Diğer bir konuşmacı Yüksek Jeoloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi Tahir ÖNGÜR

"Kazdağını ne bekliyor. Böyle giderse toplam 10–15 yerde altın işletmeleri olacak her birinde rezerve miktarına göre yatağın özelliğine göre 50 ile 300 er milyon ton arasında değişen kazılar yapılacaktır.1000 metre çapında 300–400 metre derinliğinde çukurlar açılacak ormanlar kaldırılacak o derinliğe inildiği için yeraltı suları zarar görecek.

Kaz Dağının çevresinde bu saldırı sürerse, önüne geçilemezse yöre insanının başına neler gelecek bunu bilemek için çok uzak olmayan Balya ya gitmek, sadece Maden Deresi Vadisinde bir dolaşmanız yeterli. Burnunuzu tıkayacağınızdan hiç kuşkum yok. Çünkü genziniz yanacak. Sular pembe, kırmızı, yeşil akıyor. O vadi de her yağmurdan sonra balıklar öldüğü için Çevre Bakanlığının uzmanları gelip analiz yapmışlar bu maden deresinin sularında izin verilen sınırların 22kat üzerinde siyanür bulunmuş.1939 yılında terk edilen maden işletmesinde 70 yıl sonra hala balıklar ölüyor." Dedi.

ÇOMU Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Murat ŞEKER; Bugün ne yazık ders almamış bir toplum olarak Kazdagı zenginliklerinin tahrip edilmesi ve bunları konuşmak düşündürücü. Zeytin yetiştiriciliğinde madenciliğin ne tür etlileri olabilir onlara değinmek istiyorum. İlk olarak zeytin ağaçlarının bulunduğu doğal yapı tahrip edilecektir. Tam verime yatması 15-20 süre gereken zeytin ağaçları binlercesi ya kesilecek ya kurumaya terk edilecektir. Açık maden sahalarında yeniden zeytincilik yapmak, sağlıklı ağaç yetiştirmek yüksek kalite almak artık bir hayal olacaktır. Kaz Dağı eteklerin de yamaç arazilerin çok fazla olması nedeniyle başta erozyon olmak üzere ekolojik dengenin birçok faktörlerle bozulması söz konusu olacaktır.

Siyanür bulaşığı olan alanlarda zeytincilik yapmak mümkün değildir. Siyanür adının geçmesi bile körfez yöresi yağlarının mevcut imajını son derece kötü etkileyecektir. Diğer taraftan toz bulutları zeytinde rüzgarla gerçeklesen meyve tutumunu sağlayan tozlanma ve döllenme olayını bloke edecektir. Çünkü zeytin çiçeklerinin hassas bir dişi organı vardır. Dişicik tepesi toz parke tülleriyle kaplandığında bu tozla kaplanmış alanda çiçek tozlarının çimlenmesi engellenecek dolayısıyla %50'lere varan ürün kaybı olacaktır." diye konuştu.

Panelde ayrıca Bayramiç,Akçay, Zeytinli ve Güre Belediye Başkanları söz alarak Kazdağlarında maden aranmasına şiddetle karşı çıktılar.

Güre Belediye Başkanı Kamil Saka konuşmasında; "Uluslar arası şirketlerin körfezimiz açısından en önemli tehlikeyi oluşturacak yaklaşık 113 değişik noktada almış olduğu maden arama ruhsatları ile Körfezimizin Güney ucundaki Bergama, Körfezin orta noktasındaki Dereköy ve Körfezin kuzey ucundaki Çan'da başlayan ve arama ruhsatlarının çalışma ruhsatına çevrilmesi suretiyle Körfezimizin diğer noktalarına da yayılmak istenen talan ancak ve ancak burada yaşayan bizlerin örgütlü bir kamuoyu gücüyle durdurabilinir." dedi.

Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç işe, maden çalışma iznini kastedip "Bunun iznini veren insanların hangi psikolojik durumda olduklarını merak ediyorum. Şimdi bir insanın Kazdağındaki bu değerleri bir daha hiç geriye gelemeyeceğini öğrenmediğini düşünemiyorum. Onlar Kazdağının bu maden araması nedeniyle ya da Türkiye'nin bir çok yerinin o madenlerin çıkarılması nedeniyle yok olacağını bilmiyorlar mı? Peki, bile bile buna izin veriyorlarsa bunun karşılığında acaba ne alıyorlar . DSP İstanbul milletvekili o yasayı çıkarırken tahkim kurulu peşinde koştururken ne almıştı acaba bunu bir takip etmenizi istiyorum ama bunu örgütlü yapmalısınız" dedi. Daha sonra Bayramiç belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncel ve Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu'nun yaptığı konuşmalarla son buldu.

Üç saat süren panel gösteriyor ki Ayvalık'tan Çanakkale'ye kadar tün Biga yarımadası ve Kazdağı eteklerinde yaşayanlar tek yumruk olarak madene maden yasasına tepki gösterdiler.

Bekir Erdinç
Çanakkale Olay Gazetesi
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...