siyanür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyanür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.06.2011

Kütahya'da siyanür dehşeti!

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Dulkadir köyünde, siyanür karıştığı iddia edilen şebeke suyundan içen 4 kişi hastaneye kaldırıldı.

Siyanürle gümüş üretilip işlenen ve geçen ay atık su barajında çökme oluşan Eti Gümüş A.Ş'ye ait tesislere 3 kilometre uzaklıktaki köyde yaşayan aynı aileden Mehmet (36), Emeti (28) ve Emine Sözer (28) ile Leyla Sert (30) şebeke suyu içmelerinden bir süre sonra rahatsızlandı.

Yakınları tarafından Kütahya Evliya Çelebi Devlet Hastanesine kaldırılan ve zehirlenme tanısıyla gözlem altına alınan 4 kişinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Zehirlenmelerin siyanüre bağlı olup olmadığının yapılacak laboratuvar analizlerinin sonucuna göre belirleneceği bildirildi.

Bu arada köyde şebeke suyu içtikleri öne sürülen 1 inek, 2 koyun, 7 ördek ve 8 civcivin ise telef olduğu ifade edildi.

Köy Muhtarı Selim İlhan, İl Sağlık Müdürlüğü laboratuvarında yapılan analizlere göre köyün içme suyu şebekesindeki siyanür oranının baraj suyundaki siyanür oranı ile aynı olduğunu ileri sürdü. İlhan, ''Köyümüzden 4 kişi zehirlendi. Şu anda hastanede gözlem altında tutuluyorlar. İl Tarım Müdürlüğünden gelen görevliler, içme suyundan numune aldı. Köyümüzün içme suyu ile tesiste kullanılan içme suyu aynı kaynaktan çıkıyor. Köyümüzde 55 kişi yaşıyor. Şu anda şebeke suyumuzu önlem amacıyla kapattık. Tavşanlı Belediyesince köyümüze tankerle içme suyu gönderildi'' diye konuştu.

Öte yandan Kütahya Vali Yardımcısı Cengiz Horozoğlu ve Tavşanlı Kaymakamı Numan Hatipoğlu, Dulkadir köyü ve çevresinde incelemelerde bulundu.

"SABOTAJ VAR"
Eti Gümüş A.Ş. Genel Müdürü Ergun Kılıç, Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Dulkadir köyünün içme suyuna siyanür karıştığı iddiasına ilişkin, ortada bir sabotaj olduğunu iddia ederek, ''Dün öğleden sonra nasıl olmuşsa biri gitmiş, fabrikanın özelleştirilmesinden bu yana gerektiğinde Dulkadir köyüne su verilen ve iki aydır tamamen kapalı olan hattın vanasını açmış'' dedi.

Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dulkadir köyünden bazı kişilerin siyanürlü suyu içerek öldüğüne ilişkin çeşitli internet sitelerinde yer verilen haberlerin asılsız olduğunu söyledi.

Fabrikanın özelleştirilmesinden önce köye su sağlanan ve zaman zaman açık tutulan hattın iki aydır kapalı olduğunu, buradan köye su verilmediğini belirten Kılıç, şöyle konuştu:

''Ortada bir sabotaj var. Dulkadir köyüne giden bir su hattı var. Dün öğleden sonra nasıl olmuşsa biri gitmiş, fabrikanın özelleştirilmesinden bu yana gerektiğinde Dulkadir köyüne su verilen ve iki aydır tamamen kapalı olan hattın vanasını açmış. O hatta bizim içme suyu hattımızın dışında, özelleştirmeden önce devletin yaptığı bir şebeke suyu var. O vanayı kim açmış bilmiyoruz. Oraya gönderdiğimiz bir içme suyu yok. Regülatör suyu ile bir bağlantımız yok. Depolar boş, hiçbir şekilde depoda su yok. Bunlar İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tespit edildi. Durup dururken havuzdaki siyanürlü suyu, vanayı açıp köye verir miyiz? Ne olduğunu araştırıyoruz.''

KÖYÜN BULUNDUĞU ALANIN SATIN ALINMASI GİRİŞİMİ
Kılıç, akla hayale gelmeyecek bir durum yaşandığını, bunun bir ''suikast'' olduğunu söyledi.

Hem güvenlik güçleri hem de kendilerinin şüphelendikleri kişiler olduğunu dile getiren Kılıç, ''Bu suyun kesinlikle Dulkadir'e gitmemesi gerekiyor. Fabrika dışından olması muhtemel kişi veya kişilerce vana açılmış. Bu su, işletme içerisinde kullanılıyordu ve bu olay meydana geldi'' diye konuştu.

Kılıç, devlet kurumlarının kendilerinden Dulkadir köyünün bulunduğu alanı satın almalarını istediğini, bunu yapmazlarsa kamulaştıracaklarını söylediklerini anlattı.

Bunun üzerine köylülerle görüştüklerini bildiren Kılıç, ''Orada dağdan gelen arsenik sorunu var ve bizimle hiçbir alakası yok. Köylüler, köyü terk etmek istediklerini söylediler. 100'den fazla dönümlük bir alan söz konusu. Köylülere, burayı alabileceğimizi söyledik. Bize geldiler ve aile başı yüklü miktarlarda para istediler. Bu sabotaj, bazı kişilerin bizden para koparmak için yaptığı bir iş'' dedi.

AA

17.05.2011

Kütahya'da suda siyanür!

Kütahya'da gümüş üretilen tesiste barajın çökmesiyle siyanürün yer altı suyuna karıştığı belirlendi. Çevre Mühendisleri Odası: Yer altı suyu içilemez. Bölgedeki halk büyük tehlike altında

ANKARA - TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, Kütahya’da gümüş üretilen tesisteki siyanürlü suyun bulunduğu barajda bir setin çökmesinin ardından bölgedeki içme suyundan alınan numunelerin analiz sonucuna göre, kazanın 5. gününde siyanür sızıntısının 4,5 kilometre ötedeki Köprüören köyünün su kaynaklarına ulaştığını bildirdi.

Çevre Mühendisleri Odasından yapılan yazılı açıklamada, Kütahya’da Eti Gümüş A.Ş’ye ait gümüş işletmesinde 7 Mayıs’ta siyanürlü çamur barajında meydana gelen kaza sonrasında siyanürün yer altı suyuna karışıp karışmadığını tespit etmek amacıyla bölgedeki içme suyundan 12 Mayıs’ta numune alındığı belirtildi.
Numune alma işleminin Greenpeace yetkilileri tarafından yapıldığı ve numunenin, akredite olmuş bir laboratuvarda analiz ettirildiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Analiz sonucuna göre, kazanın 5. gününde siyanür sızıntısı 4,5 kilometre ötedeki Köprüören köyü su kaynaklarına ulaşmıştır. İçme suyunda normalde hiç bulunmaması gereken ancak en fazla 0,050 ppm (milyonda bir birim) düzeyinde olmasına müsaade edilen siyanür miktarının Köprüören köy çeşmesinden alınan su numunesinin analizi sonucunda 0,071 ppm olduğu görülmüştür. Müsaade edilen limit değerlerin yüzde 40 daha üzerinde çıkan siyanürün halk sağlığı üzerinde etkisinin yadsınamaz ölçüde fazla olduğu düşünülmektedir. Daha önceki açıklarımızda belirttiğimiz üzere, kazanın 10. gününde siyanür miktarının yer altı suyunda belireceği ve ilerleyen her günde de yer altı suyundaki siyanür miktarının artacağı öngörülmektedir. Türk gıda kodeksine göre bölgedeki yer altı suyu içilemez durumdadır. Konu ile ilgili bölge halkı muhtarlıklar aracılığı ile uyarılmıştır."

-"BÖLGEDE YAŞAYAN HALK BÜYÜK BİR TEHLİKE İLE KARŞI KARŞIYA"-

Kütahya Valiliğinin bölgeye bir an evvel içme ve kullanma suyu göndermesi gerektiği öne sürülen açıklamada, Valiliğin, bölgede yaptırdığı analizlerin sonuçlarını kamuoyu ile paylaşması gerektiği ifade edildi.

Bölgede yaşayan halkın yanlış bilgilendirilmesi ve suyu kullanması durumunda yaşanacaklardan Kütahya Valiliğinin sorumlu tutulacağı da savunularak, şu ifadelere yer verildi:

"Kütahya Valiliğinin yer altı suyu analizlerini yaptırdığı Kütahya İl Halk Sağlık Laboratuvarı, siyanür ölçme ile ilgili akredite olmadığı için Kütahya’da yapılan ölçümlerin güvenilir olmadığı düşünülmektedir. İlerleyen günlerde odamız tarafından numune alma işlemine devam edilecektir. Alınacak numunelerde sadece siyanür miktarı değil, ağır metal konsantrasyonları da ölçülerek değerlendirmeler bu yönde yapılacaktır. Bir an evvel tesisin çevresinde yaşayan halkın ve tesiste çalışanların kanlarındaki siyanür ve ağır metal miktarlarının da ölçülerek kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. Bu durumda ’siyanür barajından bir gram bile sızıntı yoktur’ gibi halkı yanıltıcı açıklamaların yapılmaması gerekmektedir. Bölgede yaşayan halkın, büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğu ortadır." (aa)

Radikal

9.05.2011

Kütahya’da siyanür paniği

Gümüş üretimi yapılan Eti Gümüş A.Ş.’ye ait tesisteki üç kademeli siyanürlü atıksu barajındaki setlerden biri çöktü, ikincisi de zarar gördü. Üçüncü set de çökerse bölge siyanüre boğulacak

Kütahya merekezine 34 kilometre uzaklıkta gümüş üretimi yapılan Eti Gümüş A.Ş.’nin tesislerindeki siyanürlü atıksuyun depolandığı barajın birinci kademesindeki sette önceki gün çökme meydana geldi. Çökmeyle birlikte ikinci set de zarar gördü, siyanürlü sular üçüncü set tarafından tutuldu.

Tesislerdeki üretim Kütahya Valisi Kenan Çiftçi’nin talimatıyla durduruldu. Çiftçi, Kriz Masası oluşturduklarını belirterek, “Tesislerde Ankara’dan gelen uzman ekip incelemelerde bulunuyor” dedi.

15 milyon metreküp
Tesislerde incelemelerde bulunan endüstri mühendisliği alanında profesör olan MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, “Baraj 25 milyon metreküp atık kapasitesine sahip. Bunun yaklaşık 15 milyon metre küpü dolu. Şu anda besleme kaynağı kesildiği için tehlike görünmüyor” diye konuştu.

Köylüler gergin
Ankara’dan gelen Çevre ve Orman Bakanlığı uzman ekipleri tesiste incelemelerini sürdürürken, yetkilileri de baraj setlerini güçlendirme ve dolgu çalışmaları yapıyor.

Civar belde ve köylerde oturan yaklaşık 200 kişi dün tesisin önünde toplandı. Köylülerle şirketin özel güvenlik görevlileri ve jandarmalar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. Tesise yakın yerleşim yerleri olan Aliköy Beldesi ile Gümüş, Kızılcakaya, Dulkadir ve Karaağaç köylerinde oturanlar, “Bu baraj patlarsa bölgede ne bir bitki kalır ne bir hayvan. Hatta evlerimiz de siyanürlü su altında kalır. Aldığımız bilgilere göre baraj sekterinde bir ay önce sızıntı olmuş. Buraya 4-5 metrelik set ilavesi de yapmışlar” diye konuştu.

Olaya tepki gösteren bölge halkı ile tesisin özel güvenlikleri arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.

‘Sonuçları hayal bile edemeyiz’
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Murat Taşdemir: Barajın tamamı çökebilir. Böyle bir durumda o bölge tamamen tahliye edilmek zorunda kalır. Aksi takdirde yaşam imkanı kalmaz, belki de yüzlerce insan ilk etapta hayatını kaybedecek, tarım kalmayacak. Bu olay, dünyanın en önemli olaylarından biri haline gelebilir. Dış setin de yıkılma ihtimali ortaya çıktı. Barajın bütün duvarları yıkılıyor, son duvar da yıkılırsa sonuçları hayal edemeyeceğimiz boyutlara ulaşabilir. Bu siyanürün çok küçük miktarı bile zehirliyor. Şu anda insanı zehirleyen miktarın 125 katı bir kirlilik söz konusu.
ANKARA AA

8.05.2011

Siyanür barajının seti çöktü

Kütahya'da, gümüş üretim tesislerinde kullanılan siyanürlü suyun depolandığı 3 kademeli barajın bir seti çökünce, çevredekiler büyük panik yaşadı. Uzmanlar, diğer iki set de çökerse büyük bir çevre felaketi yaşanacağını belirtiyor.

17.10.2007

Kaz Dağları milli park olsun

'Altın arayıcıları' yüzünden şimdiden delik deşik hale gelen Kaz Dağları'nın tek kurtuluşu, milli park ilan edilmesinde. Valilik ve belediyeler başvuruları yaptı, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kararı bekleniyor



İSTANBUL - Enerji Bakanlığı'ndan edindiği maden arama ruhsatını gösteren herkesin Kaz Dağları'nı iş makineleriyle delik deşik edebilmesine karşı, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler, bölge halkı kolları sıvadı. İlk hedef, Kaz Dağları'nın tamamının milli park alanı kabul edilmesi. Ayrıca bölgenin özel koruma alanı ilan edilmesi de isteniyor.

Balıkesir ve Çanakkale illeri sınırlarındaki Kaz Dağları endemik, jeolojik, kültürel, mitolojik ve arkeolojik açıdan bir bütün. Ama halen Kaz Dağları'nın Balıkesir'deki güney kısmı yani sadece yüzde 30'u milli park. Kuzeyde, çoğunlukla Çanakkale sınırları içinde kalan yüzde 70'lik kısımsa milli park değil.

Yani bu bölgede maden araması yapmak için Enerji Bakanlığı'na bağlı Maden Arama Şubesi'nden izin alıp, hektar başına 5 bin YTL'lik doğayı tahrip bedelini ödemek yeterli. Bölgenin tamamı milli park kapsamı içinde alındığında, işte bu prosedür kolaylığı ortadan kalkacak. Kaz Dağları'nda maden arama için Çevre Bakanlığı, maden işletme içinse Bakanlar Kurulu izinleri aranacak.

Çanakkale Valiliği, birkaç ay önce bölgenin tamamının milli park yapılması için başvurdu. Çanakkale Belediyesi de bu konuda Meclis kararı çıkararak Çevre ve Orman Bakanlığı'na başvurdu. Şimdi gözler bakanlığa bağlı Tabiat ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde.

Top iki bakanlıkta
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, bölgenin tamamının milli park ilan edilmesi için çıkardıkları Meclis kararının Başbakan Tayyip Erdoğan'a da iletildiğini tahmin ediyor. Gökhan'a göre milli park ilanı sadece bir ilk adım:

"Kaz Dağları'nın Çanakkale ili sınırları içindeki kısmının tamamının milli park ilan edilmesi konusunda Çevre Bakanlığı'na öneride bulunduk. Bölgenin sadece milli park değil, özel koruma kapsamına alınması ve Maden Kanunu'nun değiştirilmesi taleplerimizi de ilgili Çevre Bakanlığı ile birlikte Enerji Bakanlığı'na da ilettik. Bakanlıklara şu andaki arama ruhsatı alan firmaların sürelerinin uzatılmaması ve işletme ruhsatının verilmemesi konusunda da Enerji Bakanlığı'na öneride bulunduk."

İmza kampanyası başlatılacak
Çanakkale Çevre Platformu'nun ve Ziraat Mühendisleri Odası'nın Başkanı Hicri Nalbant da bölgenin milli park ilan edilmesi için öncelikle imza kampanyası başlatacaklarını söyledi.

Ancak, Balıkesir'in Havran ilçesinde, yani milli park sınırları içinde de Koza Altın A.Ş.'nin arama için sondaj yaptığını söyleyen Nalbant'a göre, milli park ilanı tek başına yeterli değil: "Milli parkın yanında özel koruma alanı da yapılmalı. Asıl önemlisi de Maden Kanunu'nun değiştirilmesi. Bir gram altın çıkarmak için yarım ton su kullanılacak. Kaz Dağları'nın bu kadar suyu yok."

Çanakkale Belediye Başkanı Gökhan Ülgür'se kararlı: "Dağların tamamında altın bulunsa dahi yine de dokunulmaması gerekiyor. Kaz Dağları 40 çeşit endemik türü, tarihi ve oksijen deposuyla eşi benzeri olmayan bir yer."

Güneyi milli park, kuzeyi mahzun
Kaz Dağları'nın Edremit Körfezi'ne bakan 21 bin 300 hektarlık kısmı, 1993 yılında milli park ilan edildi. 'Kaz Dağları kütlesinin Balıkesir il sınırları içinde kalan güney yüzü, Zeytinli Çayı'ndan Altınoluk beldesinin batısına kadar olan bölümüyle bu bölümün doruklara kadar olan yükseklikleri'ni kapsayan alan, aslında tüm Kaz Dağları'nın yüzde 30'u. Sık göknarlarla kaplı kuzey kısmıysa milli park sınırları dışında.

'Binpınarlı İda' da denilen Kaz Dağları'nın su zenginliğini mitolojik kaynakların yanı sıra DSİ de doğruluyor! DSİ verilerine göre Kaz Dağları yılda 1.3 milyar metreküplük su verimliliğiyle yüzlerce dereyi, su kaynağını besliyor. Bölgede DSİ tarafından yapımına devam edilen barajlar var. Bir gramı için yarım ton su, 175 gram siyanür gerektiren altınsa, çevrecilere göre öncelikle su için tehdit. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Önder Ayyıldız, "Kullanılan siyanür yeraltı ve yerüstü sularını kirletecek. Ormanlık arazi yok olacağından erozyon ve sel gibi problemler de oluşacak. Kaz Dağları, kesinlikle doğal zenginlikleri, endemik türleriyle milli park olması gereken bir bölge" diyor.

[Radikal]

9.10.2007

Edremit Körfezi madene karşı tek yumruk oldu

Çanakkale ve Balıkesir illerinin sınırları içinde yer alan Kazdağında başlatılan maden arama çalışmalarını önlemek ve insana, doğaya ve yöreye gelebilecek zararları vatandaşlara anlatıp bilinçlenmesini sağlamak ve Kazdağının Feryadını yetkililere duyurmak için Küçükkuyu Seğmen Motelde düzenlenen panele bin'i aşkın vatandaş katıldı.

Küçükkuyu'da oluşan Kazdağı Koruma Girişimi gönüllülerinin düzenlediği "Kazdağı ve Maden" adlı panel de TMMOB Metalürji Müh. Odası Gen. Bşk Cemalettin KÜÇÜK, "3213 Sayılı Maden Yasasının Değerlendirilmesi", Yüksek Jeoloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi Tahir ÖNGÜR ile Ege Böl. Kimya Müh. Odası Bşk., EGEÇEP Y.K.Bşk. Ertuğrul BARKA "Altın Aramada Kullanılan Yöntemler ve Bu Yöntemlerin Çevreye ve Halk sağlığına Olası Etkileri", Av. İskender Azatoğlu-Araştırmacı Yazar-Turizmci "Tarihten Günümüze Kazdağı Bölgesinde Maden ve Turizm". ÇOMU Ziraat Fak. Bahçe Bitkileri Böl. Bşk. Doç. Dr. Murat ŞEKER- "Zeytin ve Maden" adlı konuları işlerken panele Altınoluk Belediye Başkanı İsmail Aynur, Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu, Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç, Güre Belediye Başkanı Kamil Saka ve Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncel katılıp panele destek verdiler. Önemli bir işi nedeniyle İstanbul'da bulunan Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy'un ise mesajı okundu.

Ayvalık, Güre, Edremit, Zeytinli, Altınoluk, Bayramiç, Ezine, Ayvacık, Çanakkale ve Çan gibi yerlerden gelen Kazdağı gönüllüleri gerekirse tek vücut olup Kazdağlarına kalkan olacaklarını söylediler. Vatandaşlar ovacığın eşmenin yalnız kaldığını ama körfezde yaşayan bir buçuk milyonu aşkın vatandaşın topluca hareket etmesi halinde Kazdağlarının madenciler için "Zurnanın zırt dediği yer olacağını" yani insan seli olup gerekirse Ankara'ya yürüyüp bu yasaya karşı geleceklerini söylediler.

Üç saat süren panelde konuşmacılardan TMMOB Metalürji Mühendisleri Odası Genel Bşk. Cemalettin KÜÇÜK; "Sağlıklı bir yaşam hakkını tanıyan maddelerle birlikte bu madencilik lobilerine karşı açılmış olan davalar kazanılmaya başlanınca madencilik şirketlerinde ve işbirlikçilerinde sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı. Buna bağlı olarak çevre yasası,tabiat ve kültürel varlıkları koruma yasası,orman yasası,mera yasaları ve bunları aşabilmek içinde 2004 yılında 2313sayılı yasadan 9 ayrı kanundan da değişiklikler yapılarak 5170 sayılı madencilik yasası gündeme getirilerek ülkemizi bir hafriyat ülkesi konumuna dönüştürmeye başladı.

2,5 ton topraktan 1gr altın elde ediliyor pasasını üstüne koyduğun zamanda 5 ton topraktan 1gr altın elde edilmektedir. Siyanürle işletme yönteminde 0,2gr'a indiği zaman bu 10 ton topraktan 1gr altın elde edilmektedir

Değerli arkadaşlar!10 ton insanı bir araya toplarsanız, artık 1gr altın elde edersiniz. Bu alçaklar, namussuzlar yakında 10 tonunuzu bir araya toplayıp siyanürden geçirirler haberiniz olsun.

Biz buna karşı ne yapacağız? Hukuku kullanacağız. Hukuk güçlüden yanadır hukukçular bizi kandırıyor Neden, Çünkü hukuk güçlüden yanadır. Bizim Bergama da, Eşme de çeşitli şehirlerde Seydişehir de aldığımız hukuk kararları uygulanmamaktadır. O zaman ne yapacağız, Hukuku değil gücü toplumsallaştıracağız. Bunun karşısında eğer çaresiz kalırsak 1793 yurttaşlık hakları bildirgesi madde 35 derki; hükümet toplumun bir kısmını ya da tamamı aleyhine karar alırsa insanların bu karşı isyan etme hakkı, en temel hakkıdır , Sizleri en temel hakkınızı kullanmaya çağırıyorum arkadaşlar" deyince alkış yağmuruna tutuldu. Diğer bir konuşmacı Yüksek Jeoloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi Tahir ÖNGÜR

"Kazdağını ne bekliyor. Böyle giderse toplam 10–15 yerde altın işletmeleri olacak her birinde rezerve miktarına göre yatağın özelliğine göre 50 ile 300 er milyon ton arasında değişen kazılar yapılacaktır.1000 metre çapında 300–400 metre derinliğinde çukurlar açılacak ormanlar kaldırılacak o derinliğe inildiği için yeraltı suları zarar görecek.

Kaz Dağının çevresinde bu saldırı sürerse, önüne geçilemezse yöre insanının başına neler gelecek bunu bilemek için çok uzak olmayan Balya ya gitmek, sadece Maden Deresi Vadisinde bir dolaşmanız yeterli. Burnunuzu tıkayacağınızdan hiç kuşkum yok. Çünkü genziniz yanacak. Sular pembe, kırmızı, yeşil akıyor. O vadi de her yağmurdan sonra balıklar öldüğü için Çevre Bakanlığının uzmanları gelip analiz yapmışlar bu maden deresinin sularında izin verilen sınırların 22kat üzerinde siyanür bulunmuş.1939 yılında terk edilen maden işletmesinde 70 yıl sonra hala balıklar ölüyor." Dedi.

ÇOMU Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Murat ŞEKER; Bugün ne yazık ders almamış bir toplum olarak Kazdagı zenginliklerinin tahrip edilmesi ve bunları konuşmak düşündürücü. Zeytin yetiştiriciliğinde madenciliğin ne tür etlileri olabilir onlara değinmek istiyorum. İlk olarak zeytin ağaçlarının bulunduğu doğal yapı tahrip edilecektir. Tam verime yatması 15-20 süre gereken zeytin ağaçları binlercesi ya kesilecek ya kurumaya terk edilecektir. Açık maden sahalarında yeniden zeytincilik yapmak, sağlıklı ağaç yetiştirmek yüksek kalite almak artık bir hayal olacaktır. Kaz Dağı eteklerin de yamaç arazilerin çok fazla olması nedeniyle başta erozyon olmak üzere ekolojik dengenin birçok faktörlerle bozulması söz konusu olacaktır.

Siyanür bulaşığı olan alanlarda zeytincilik yapmak mümkün değildir. Siyanür adının geçmesi bile körfez yöresi yağlarının mevcut imajını son derece kötü etkileyecektir. Diğer taraftan toz bulutları zeytinde rüzgarla gerçeklesen meyve tutumunu sağlayan tozlanma ve döllenme olayını bloke edecektir. Çünkü zeytin çiçeklerinin hassas bir dişi organı vardır. Dişicik tepesi toz parke tülleriyle kaplandığında bu tozla kaplanmış alanda çiçek tozlarının çimlenmesi engellenecek dolayısıyla %50'lere varan ürün kaybı olacaktır." diye konuştu.

Panelde ayrıca Bayramiç,Akçay, Zeytinli ve Güre Belediye Başkanları söz alarak Kazdağlarında maden aranmasına şiddetle karşı çıktılar.

Güre Belediye Başkanı Kamil Saka konuşmasında; "Uluslar arası şirketlerin körfezimiz açısından en önemli tehlikeyi oluşturacak yaklaşık 113 değişik noktada almış olduğu maden arama ruhsatları ile Körfezimizin Güney ucundaki Bergama, Körfezin orta noktasındaki Dereköy ve Körfezin kuzey ucundaki Çan'da başlayan ve arama ruhsatlarının çalışma ruhsatına çevrilmesi suretiyle Körfezimizin diğer noktalarına da yayılmak istenen talan ancak ve ancak burada yaşayan bizlerin örgütlü bir kamuoyu gücüyle durdurabilinir." dedi.

Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç işe, maden çalışma iznini kastedip "Bunun iznini veren insanların hangi psikolojik durumda olduklarını merak ediyorum. Şimdi bir insanın Kazdağındaki bu değerleri bir daha hiç geriye gelemeyeceğini öğrenmediğini düşünemiyorum. Onlar Kazdağının bu maden araması nedeniyle ya da Türkiye'nin bir çok yerinin o madenlerin çıkarılması nedeniyle yok olacağını bilmiyorlar mı? Peki, bile bile buna izin veriyorlarsa bunun karşılığında acaba ne alıyorlar . DSP İstanbul milletvekili o yasayı çıkarırken tahkim kurulu peşinde koştururken ne almıştı acaba bunu bir takip etmenizi istiyorum ama bunu örgütlü yapmalısınız" dedi. Daha sonra Bayramiç belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncel ve Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu'nun yaptığı konuşmalarla son buldu.

Üç saat süren panel gösteriyor ki Ayvalık'tan Çanakkale'ye kadar tün Biga yarımadası ve Kazdağı eteklerinde yaşayanlar tek yumruk olarak madene maden yasasına tepki gösterdiler.

Bekir Erdinç
Çanakkale Olay Gazetesi

12.08.2007

Siyanürle altın ararken 23 köyün suyu zehirlendi

AA - ÇAN - Çanakkale'nin Çan ilçesine bağlı Etili Köyü'nde yürütülen altın arama çalışmaları, bölgedeki 23 köyün yararlandığı suyu zehirledi. Etili Köyü çevresinde siyanürle altın arayan firma, su havzasını kirlettiği ve ön ÇED raporu bulunmadığı gerekçesiyle Çan Kaymakamlığı ve Çan Belediyesi'nce uyarıldı.

Kaynak suyuna kimyasal atık karışmış
Çan Belediye Başkanı Ali Sarıbaş, altın arama çalışmaları nedeniyle bölgedeki kaynak suyuna kimyasal atık karıştığını, bunun da resmi olarak belgelendiğini söyledi. Firmanın, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden çalışmalarını sürdürmesi konusunda uyarıldığını belirten Sarıbaş, kirlenen köy sularının yeniden içilebilir hale getirilmesi için çalışma başlatıldığını vurguladı. Sarıbaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, maden arama çalışmalarındaki hassasiyetini artırmasını istediklerini de ekledi.

[Radikal]

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...