altın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
altın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.09.2011

Altın Uzaydan Gelmiş

İngiliz bilim adamları, yeryüzündeki tüm altın ve diğer değerli metallerin uzaydan geldiğini kanıtlayabileceklerini söylüyor.


İngiltere'deki Bristol Üniversitesi'nin araştırmacıları, Grönland'daki dört milyar yıllık kayaları inceledi. Araştırmacılar bunların dünyada oluşmuş kayalardan farklı izotoplar içerdiği sonucuna vardı.

Onlara göre bu, değerli metallerin dünyaya bir meteor yağmuruyla geldiği teorisini kanıtlıyor.

Bu meteor yağmuru sırasında henüz 200 milyon yaşındaydı. Dünyanın kendi altını ve diğer ağır metalleri daha gezegenin ilk dönemlerinde çökerek merkezdeki mağmaya karışmıştı.

Bu yüzden günümüzde nikah yüzükleri ve diğer ziynet eşyalarında kullanılan altının kaynağı farklı. Bu altın nötron yıldızlarının çarpışması sırasında ortaya çıkmış.

Bu çarpışmaların ise evrenin gördüğü en şiddetli çarpışmalar olduğu belirtiliyor.

 [BBC]

4.01.2008

Altınlı araziye ‘yurt’ adına el kondu

İzmir’de köylülerin altın şirketine satmadığı araziler için Bakanlar Kurulu “yurt savunması için acil” gerekçesiyle kamulaştırma kararı aldı. Altın şirketinin işini kolaylaştıracak karar büyük tepki çekti.

Kanadalı Eldorado Gold’un Türkiye şirketi Tüprag Madencilik, altın aramak için Menderes’e bağlı Efemçukuru köyünü seçti. Köylülere arazilerini satmaları için teklif yapan şirket ‘hayır’ cevabı aldı.

Köylülerin satmadığı araziler için Bakanlar Kurulu 35 parseli acele kamulaştırdı. Karar, “yurt savunması için acil durumda” gibi ilginç bir gerekçeye dayanılarak alındı ve Resmi Gazete’de yayınlandı.

Bakanlar Kurulu’nun aldığı bu karar, İzmir’e içme suyu sağlayacak ve 300 bin kişinin su ihtiyacını karşılayacak Çamlı Barajı’nı besleyen su havzasındaki Efemçukuru’nda, altın arama çalışmalarına da olanak sağlıyor.

Efemçukuru köylüleri ile çevrecilere göre, bu bölgede işletilmesi planlanan altın madeni, başta su kaynakları olmak üzere çevreye büyük zarar verecek. İşletmenin yaratacağı ağır metaller, İzmir için çok büyük bir tehdit oluşturuyor.

Köylüler, Danıştay’a kararın iptali için dava açmaya hazırlanıyor. Ayrıca, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği ÇED’in iptali ve işletme ruhsatının iptali davaları halen sürüyor.

Üzümcülük yaparak geçimlerini sağlayan Efemçukuru köylüleri de madene tepki gösteriyor. Yetiştirdikleri siyah üzümün Türkiye’de bir numara olduğunu söyleyen köylüler, siyanürle bölgenin kirletilmesine karşı olduklarını belirttiler.

CHP’Lİ ANADOL, BAŞBAKAN’A SORDU
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, “Yurt savunması ihtiyacına dönük hangi olağanüstü durum Efemçukuru’nda acil kamulaştırma kararı alınmasını gerektirmiştir?” diye sordu.

Anadol, Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Bakanlar Kurulunun, İzmir’in Menderes ilçesi Efemçukuru köyü halkının, altın arama faaliyetinde bulunan şirkete satmadığı araziler için Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca kamulaştırılma kararı aldığını; söz konusu maddenin, “ancak yurt savunması ile özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda kamulaştırmaya izin verdiği” belirtti.

“Yurt savunması ihtiyacına dönük hangi olağanüstü durum Efemçukuru’nda acil kamulaştırma kararı alınmasını gerektirmiştir?” diye soran Anadol, şöyle devam etti:

“Bakanlar Kurulu kararı yurt savunmasına yönelik olarak alınmadıysa, yurttaşların yabancı şirkete satmak istemediği arazilerinin kamulaştırılmasında hangi özel kanundaki olağanüstü durum gözönünde bulundurulmuştur?

Kamulaştırma Kanununun olağanüstü durumlar için öngördüğü 27. maddeye göre kamulaştırma yapılmasının gerekçeleri nedir? Bu girişim yargı sürecinin önünü kapamak için mi gerçekleştirilmiştir? Kanadalı bir şirket için acil kamulaştırma kararı alınmasında ne gibi kamu yararı bulunmaktadır?”

KARAR REFERANDUMA SUNULACAK MI?
Anadol, altın madenciliği faaliyetinin, yöre tarımı ile İzmir’e içme suyu sağlayan barajlarda kirlenmeye etkileri konusunda hangi bilimsel verilerin olduğunun açıklanmasını istedi.

Erdoğan’ın “Türkiye, referandum kültürüne alışmalıdır” dediğini anımsatan Anadol, “Bu görüşünüze paralel olarak kamulaştırma kararını referanduma götürerek, Efemçukuru halkının kararlarına göre Bakanlar Kurulu kararını yeniden gözden geçirmeyi düşünür müsünüz?” diye sordu.
[NTVMSNBC]

17.10.2007

Kaz Dağları milli park olsun

'Altın arayıcıları' yüzünden şimdiden delik deşik hale gelen Kaz Dağları'nın tek kurtuluşu, milli park ilan edilmesinde. Valilik ve belediyeler başvuruları yaptı, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kararı bekleniyor



İSTANBUL - Enerji Bakanlığı'ndan edindiği maden arama ruhsatını gösteren herkesin Kaz Dağları'nı iş makineleriyle delik deşik edebilmesine karşı, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler, bölge halkı kolları sıvadı. İlk hedef, Kaz Dağları'nın tamamının milli park alanı kabul edilmesi. Ayrıca bölgenin özel koruma alanı ilan edilmesi de isteniyor.

Balıkesir ve Çanakkale illeri sınırlarındaki Kaz Dağları endemik, jeolojik, kültürel, mitolojik ve arkeolojik açıdan bir bütün. Ama halen Kaz Dağları'nın Balıkesir'deki güney kısmı yani sadece yüzde 30'u milli park. Kuzeyde, çoğunlukla Çanakkale sınırları içinde kalan yüzde 70'lik kısımsa milli park değil.

Yani bu bölgede maden araması yapmak için Enerji Bakanlığı'na bağlı Maden Arama Şubesi'nden izin alıp, hektar başına 5 bin YTL'lik doğayı tahrip bedelini ödemek yeterli. Bölgenin tamamı milli park kapsamı içinde alındığında, işte bu prosedür kolaylığı ortadan kalkacak. Kaz Dağları'nda maden arama için Çevre Bakanlığı, maden işletme içinse Bakanlar Kurulu izinleri aranacak.

Çanakkale Valiliği, birkaç ay önce bölgenin tamamının milli park yapılması için başvurdu. Çanakkale Belediyesi de bu konuda Meclis kararı çıkararak Çevre ve Orman Bakanlığı'na başvurdu. Şimdi gözler bakanlığa bağlı Tabiat ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde.

Top iki bakanlıkta
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, bölgenin tamamının milli park ilan edilmesi için çıkardıkları Meclis kararının Başbakan Tayyip Erdoğan'a da iletildiğini tahmin ediyor. Gökhan'a göre milli park ilanı sadece bir ilk adım:

"Kaz Dağları'nın Çanakkale ili sınırları içindeki kısmının tamamının milli park ilan edilmesi konusunda Çevre Bakanlığı'na öneride bulunduk. Bölgenin sadece milli park değil, özel koruma kapsamına alınması ve Maden Kanunu'nun değiştirilmesi taleplerimizi de ilgili Çevre Bakanlığı ile birlikte Enerji Bakanlığı'na da ilettik. Bakanlıklara şu andaki arama ruhsatı alan firmaların sürelerinin uzatılmaması ve işletme ruhsatının verilmemesi konusunda da Enerji Bakanlığı'na öneride bulunduk."

İmza kampanyası başlatılacak
Çanakkale Çevre Platformu'nun ve Ziraat Mühendisleri Odası'nın Başkanı Hicri Nalbant da bölgenin milli park ilan edilmesi için öncelikle imza kampanyası başlatacaklarını söyledi.

Ancak, Balıkesir'in Havran ilçesinde, yani milli park sınırları içinde de Koza Altın A.Ş.'nin arama için sondaj yaptığını söyleyen Nalbant'a göre, milli park ilanı tek başına yeterli değil: "Milli parkın yanında özel koruma alanı da yapılmalı. Asıl önemlisi de Maden Kanunu'nun değiştirilmesi. Bir gram altın çıkarmak için yarım ton su kullanılacak. Kaz Dağları'nın bu kadar suyu yok."

Çanakkale Belediye Başkanı Gökhan Ülgür'se kararlı: "Dağların tamamında altın bulunsa dahi yine de dokunulmaması gerekiyor. Kaz Dağları 40 çeşit endemik türü, tarihi ve oksijen deposuyla eşi benzeri olmayan bir yer."

Güneyi milli park, kuzeyi mahzun
Kaz Dağları'nın Edremit Körfezi'ne bakan 21 bin 300 hektarlık kısmı, 1993 yılında milli park ilan edildi. 'Kaz Dağları kütlesinin Balıkesir il sınırları içinde kalan güney yüzü, Zeytinli Çayı'ndan Altınoluk beldesinin batısına kadar olan bölümüyle bu bölümün doruklara kadar olan yükseklikleri'ni kapsayan alan, aslında tüm Kaz Dağları'nın yüzde 30'u. Sık göknarlarla kaplı kuzey kısmıysa milli park sınırları dışında.

'Binpınarlı İda' da denilen Kaz Dağları'nın su zenginliğini mitolojik kaynakların yanı sıra DSİ de doğruluyor! DSİ verilerine göre Kaz Dağları yılda 1.3 milyar metreküplük su verimliliğiyle yüzlerce dereyi, su kaynağını besliyor. Bölgede DSİ tarafından yapımına devam edilen barajlar var. Bir gramı için yarım ton su, 175 gram siyanür gerektiren altınsa, çevrecilere göre öncelikle su için tehdit. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Önder Ayyıldız, "Kullanılan siyanür yeraltı ve yerüstü sularını kirletecek. Ormanlık arazi yok olacağından erozyon ve sel gibi problemler de oluşacak. Kaz Dağları, kesinlikle doğal zenginlikleri, endemik türleriyle milli park olması gereken bir bölge" diyor.

[Radikal]

9.10.2007

Edremit Körfezi madene karşı tek yumruk oldu

Çanakkale ve Balıkesir illerinin sınırları içinde yer alan Kazdağında başlatılan maden arama çalışmalarını önlemek ve insana, doğaya ve yöreye gelebilecek zararları vatandaşlara anlatıp bilinçlenmesini sağlamak ve Kazdağının Feryadını yetkililere duyurmak için Küçükkuyu Seğmen Motelde düzenlenen panele bin'i aşkın vatandaş katıldı.

Küçükkuyu'da oluşan Kazdağı Koruma Girişimi gönüllülerinin düzenlediği "Kazdağı ve Maden" adlı panel de TMMOB Metalürji Müh. Odası Gen. Bşk Cemalettin KÜÇÜK, "3213 Sayılı Maden Yasasının Değerlendirilmesi", Yüksek Jeoloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi Tahir ÖNGÜR ile Ege Böl. Kimya Müh. Odası Bşk., EGEÇEP Y.K.Bşk. Ertuğrul BARKA "Altın Aramada Kullanılan Yöntemler ve Bu Yöntemlerin Çevreye ve Halk sağlığına Olası Etkileri", Av. İskender Azatoğlu-Araştırmacı Yazar-Turizmci "Tarihten Günümüze Kazdağı Bölgesinde Maden ve Turizm". ÇOMU Ziraat Fak. Bahçe Bitkileri Böl. Bşk. Doç. Dr. Murat ŞEKER- "Zeytin ve Maden" adlı konuları işlerken panele Altınoluk Belediye Başkanı İsmail Aynur, Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu, Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç, Güre Belediye Başkanı Kamil Saka ve Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncel katılıp panele destek verdiler. Önemli bir işi nedeniyle İstanbul'da bulunan Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy'un ise mesajı okundu.

Ayvalık, Güre, Edremit, Zeytinli, Altınoluk, Bayramiç, Ezine, Ayvacık, Çanakkale ve Çan gibi yerlerden gelen Kazdağı gönüllüleri gerekirse tek vücut olup Kazdağlarına kalkan olacaklarını söylediler. Vatandaşlar ovacığın eşmenin yalnız kaldığını ama körfezde yaşayan bir buçuk milyonu aşkın vatandaşın topluca hareket etmesi halinde Kazdağlarının madenciler için "Zurnanın zırt dediği yer olacağını" yani insan seli olup gerekirse Ankara'ya yürüyüp bu yasaya karşı geleceklerini söylediler.

Üç saat süren panelde konuşmacılardan TMMOB Metalürji Mühendisleri Odası Genel Bşk. Cemalettin KÜÇÜK; "Sağlıklı bir yaşam hakkını tanıyan maddelerle birlikte bu madencilik lobilerine karşı açılmış olan davalar kazanılmaya başlanınca madencilik şirketlerinde ve işbirlikçilerinde sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı. Buna bağlı olarak çevre yasası,tabiat ve kültürel varlıkları koruma yasası,orman yasası,mera yasaları ve bunları aşabilmek içinde 2004 yılında 2313sayılı yasadan 9 ayrı kanundan da değişiklikler yapılarak 5170 sayılı madencilik yasası gündeme getirilerek ülkemizi bir hafriyat ülkesi konumuna dönüştürmeye başladı.

2,5 ton topraktan 1gr altın elde ediliyor pasasını üstüne koyduğun zamanda 5 ton topraktan 1gr altın elde edilmektedir. Siyanürle işletme yönteminde 0,2gr'a indiği zaman bu 10 ton topraktan 1gr altın elde edilmektedir

Değerli arkadaşlar!10 ton insanı bir araya toplarsanız, artık 1gr altın elde edersiniz. Bu alçaklar, namussuzlar yakında 10 tonunuzu bir araya toplayıp siyanürden geçirirler haberiniz olsun.

Biz buna karşı ne yapacağız? Hukuku kullanacağız. Hukuk güçlüden yanadır hukukçular bizi kandırıyor Neden, Çünkü hukuk güçlüden yanadır. Bizim Bergama da, Eşme de çeşitli şehirlerde Seydişehir de aldığımız hukuk kararları uygulanmamaktadır. O zaman ne yapacağız, Hukuku değil gücü toplumsallaştıracağız. Bunun karşısında eğer çaresiz kalırsak 1793 yurttaşlık hakları bildirgesi madde 35 derki; hükümet toplumun bir kısmını ya da tamamı aleyhine karar alırsa insanların bu karşı isyan etme hakkı, en temel hakkıdır , Sizleri en temel hakkınızı kullanmaya çağırıyorum arkadaşlar" deyince alkış yağmuruna tutuldu. Diğer bir konuşmacı Yüksek Jeoloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi Tahir ÖNGÜR

"Kazdağını ne bekliyor. Böyle giderse toplam 10–15 yerde altın işletmeleri olacak her birinde rezerve miktarına göre yatağın özelliğine göre 50 ile 300 er milyon ton arasında değişen kazılar yapılacaktır.1000 metre çapında 300–400 metre derinliğinde çukurlar açılacak ormanlar kaldırılacak o derinliğe inildiği için yeraltı suları zarar görecek.

Kaz Dağının çevresinde bu saldırı sürerse, önüne geçilemezse yöre insanının başına neler gelecek bunu bilemek için çok uzak olmayan Balya ya gitmek, sadece Maden Deresi Vadisinde bir dolaşmanız yeterli. Burnunuzu tıkayacağınızdan hiç kuşkum yok. Çünkü genziniz yanacak. Sular pembe, kırmızı, yeşil akıyor. O vadi de her yağmurdan sonra balıklar öldüğü için Çevre Bakanlığının uzmanları gelip analiz yapmışlar bu maden deresinin sularında izin verilen sınırların 22kat üzerinde siyanür bulunmuş.1939 yılında terk edilen maden işletmesinde 70 yıl sonra hala balıklar ölüyor." Dedi.

ÇOMU Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Murat ŞEKER; Bugün ne yazık ders almamış bir toplum olarak Kazdagı zenginliklerinin tahrip edilmesi ve bunları konuşmak düşündürücü. Zeytin yetiştiriciliğinde madenciliğin ne tür etlileri olabilir onlara değinmek istiyorum. İlk olarak zeytin ağaçlarının bulunduğu doğal yapı tahrip edilecektir. Tam verime yatması 15-20 süre gereken zeytin ağaçları binlercesi ya kesilecek ya kurumaya terk edilecektir. Açık maden sahalarında yeniden zeytincilik yapmak, sağlıklı ağaç yetiştirmek yüksek kalite almak artık bir hayal olacaktır. Kaz Dağı eteklerin de yamaç arazilerin çok fazla olması nedeniyle başta erozyon olmak üzere ekolojik dengenin birçok faktörlerle bozulması söz konusu olacaktır.

Siyanür bulaşığı olan alanlarda zeytincilik yapmak mümkün değildir. Siyanür adının geçmesi bile körfez yöresi yağlarının mevcut imajını son derece kötü etkileyecektir. Diğer taraftan toz bulutları zeytinde rüzgarla gerçeklesen meyve tutumunu sağlayan tozlanma ve döllenme olayını bloke edecektir. Çünkü zeytin çiçeklerinin hassas bir dişi organı vardır. Dişicik tepesi toz parke tülleriyle kaplandığında bu tozla kaplanmış alanda çiçek tozlarının çimlenmesi engellenecek dolayısıyla %50'lere varan ürün kaybı olacaktır." diye konuştu.

Panelde ayrıca Bayramiç,Akçay, Zeytinli ve Güre Belediye Başkanları söz alarak Kazdağlarında maden aranmasına şiddetle karşı çıktılar.

Güre Belediye Başkanı Kamil Saka konuşmasında; "Uluslar arası şirketlerin körfezimiz açısından en önemli tehlikeyi oluşturacak yaklaşık 113 değişik noktada almış olduğu maden arama ruhsatları ile Körfezimizin Güney ucundaki Bergama, Körfezin orta noktasındaki Dereköy ve Körfezin kuzey ucundaki Çan'da başlayan ve arama ruhsatlarının çalışma ruhsatına çevrilmesi suretiyle Körfezimizin diğer noktalarına da yayılmak istenen talan ancak ve ancak burada yaşayan bizlerin örgütlü bir kamuoyu gücüyle durdurabilinir." dedi.

Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç işe, maden çalışma iznini kastedip "Bunun iznini veren insanların hangi psikolojik durumda olduklarını merak ediyorum. Şimdi bir insanın Kazdağındaki bu değerleri bir daha hiç geriye gelemeyeceğini öğrenmediğini düşünemiyorum. Onlar Kazdağının bu maden araması nedeniyle ya da Türkiye'nin bir çok yerinin o madenlerin çıkarılması nedeniyle yok olacağını bilmiyorlar mı? Peki, bile bile buna izin veriyorlarsa bunun karşılığında acaba ne alıyorlar . DSP İstanbul milletvekili o yasayı çıkarırken tahkim kurulu peşinde koştururken ne almıştı acaba bunu bir takip etmenizi istiyorum ama bunu örgütlü yapmalısınız" dedi. Daha sonra Bayramiç belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncel ve Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu'nun yaptığı konuşmalarla son buldu.

Üç saat süren panel gösteriyor ki Ayvalık'tan Çanakkale'ye kadar tün Biga yarımadası ve Kazdağı eteklerinde yaşayanlar tek yumruk olarak madene maden yasasına tepki gösterdiler.

Bekir Erdinç
Çanakkale Olay Gazetesi
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...