iklim değişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iklim değişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.12.2007

Yeni iklim raporundan çarpıcı gerçekler

İklim değişikliğinin, su ve yiyecek kıtlığını ağırlaştırarak ve çevre sorunlarından kaynaklanan yeni göçlere neden olarak dünya çapında gerginlik ve çatışmaları artırabileceği belirtildi.

Endonezya’nın Bali adasında süren BM İklim Değişikliği Konferansı’nda, Almanya’nın Küresel Değişim Danışma Konseyi tarafından hazırlanan raporun sonuçları açıklandı.

Alman ve İsviçreli akademisyenlerin hazırladığı raporda potansiyel çatışma alanları olarak şu bölgelere dikkat çekildi:

Afrika Sahil bölgesi: Somali ve Sudan’daki çatışmalarla zaten büyük sıkıntı içine giren Afrika’nın doğu sahillerinde iklim değişikliğinin su kıtlığı, kuraklık ve tahıl hasadının düşmesine neden olması bunun da bölgedeki toplumsal krizleri ağırlaştırması bekleniyor.

Hint altkıtası: Buzullardaki azalma hayati su kaynaklarını tehlikeye sokarken, muson yağmurlarındaki artış tarıma zarar verebilir ve deniz suyu seviyesindeki yükseliş Bangladeş’in kıyı kesimlerindeki milyonlarca kişiyi tehdit altına sokabilir. Göç dalgaları ve açlık Bangladeş ve Pakistan’daki yönetimleri daha da istikrarsızlaştırabilir.

Çin: Sıcak dalgaları, kuraklıklar ve deniz suyu seviyesindeki yükselmeler mevcut çevre sorunlarını artıracak ve zaten ağır baskılar altındaki merkezi hükümet için yeni büyük sorunlar doğuracak.

Karayipler ve Orta Amerika: Büyük kasırgalardaki artış, ada devletlerindeki hükümetlerin mücadele imkanlarını aşan felaketlere neden olabilir ve Orta Amerika ülkelerini fakirleştirebilir.
[NTVMSNBC]

23.11.2007

Moğolların tarihi göçü tekerrür mü edecek?

Tarihte, iklim değişimlerinin kıtlık, savaş ve nüfusta hızlı azalmaya neden olduğunu ortaya koyan bilim insanları, küresel ısınmanın insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük tehdiüerden biri olduğunu kaydetti. Çin, Hong Kong, ABD ve İngiliz araştırmacıların "Proceedings of National Academy of Sciences" (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırmalarında, dünyanın artan nüfusunun, küresel ısınmanın sonuçlarına yeterli biçimde uyum sağlanması konusunda sorun yaratabileceği vurgulandı.

Georgia Teknoloji Enstitüsü Profesörü Peter Brecke, bitkilerin giderek daha fazla sıcak havalardan eki-leneceğini kaydetti. Brecke, "Daha fazla kuraklık ve hızla büyüyen nüfus nedeniyle, herkes için yiyecek bulmak giderek zorlaşacak. Sonuçta, açlığa ve aç insanların gıda ya da su için çatışmalarına daha fazla şahit olmamız şaşırtıcı olmayacak" dedi. Tarihsel olayları inceleyen ve bağlantılı verileri değerlendiren ekip, sıcaklık düşüşlerinin, savaş, kıtlık ve nüfus azalmasıyla sonuçlandığını belirledi. Araştırmacılar, 1400 ve 1900 yılları arasındaki "küçük buzul çağı" olarak adlandırılan ve 1450,1650 ve 1820 yılları civarında en düşük küresel sıcaklık ortalamalarının saptandığı döneme odaklandı. Hong Kong Üniversitesinden Profesör David Zhang, "Bu tip ekolojik durumlarda, insanlar başka bir bölgeye göç etme eğilimi gösteriyor.



Böyle kitlesel göçler savaşları tetikliyor. Tıpkı 13. yüzyılda Moğolların kuraklık nedeniyle Çin'i istila etmeleri ya da Mançuryalıların, 17. yüzyılda kuzeydoğuda yaşadıkları bölgedeki iklim koşulları nedeniyle Çin'in merkezine göç etmeleri gibi" diye konuştu. Profesör Zhang, salgın hastalıkların doğrudan sıcaklık değişimiyle ilgisi olmadığını, ancak bunun büyük göçlerin sonuçlarından biri olduğunu kaydetti.



POLİTİK İSTİKRARSIZLIK

İklim değişimiyle ilgili geçen hafta yayımlanan bir rapor, küresel ısınmanın, ülkelerin yarısını çatışmaya ve ciddi anlamda politik istikrarsızlığa sürükleyeceği uyarısını içeriyor. Merkezi Londra'da bulunan "International Alert" grubunun hazırladığı raporda, 46 ülkenin iklim değişim nedeniyle yüksek oranda çatışma riski altında bulunduğu, diğer 56 ülkede ise siyasi istikrarsızlık ve kargaşa riskinin söz konusu olduğu kaydedildi. Afrika'nın batısı ve merkezindeki ülkeler tehlike listesinin başlarında yer alıyor. Bunu Hindistan Bangladeş, Orta Doğu ve Latin Amerika ülkeleri izliyor. Hong Kong

BİRGÜN

İsviçre: Beton Ormanın Yerlileri iklim değişimine dikkat çekiyor


Stockholm, İsviçre - Kendisine Beton Ormanın Yerlileri olarak adlandıran yeni bir grup, iklim değişimine dikkati çekmek ve sürücüleri çevre üzerinde oldukça yüksek etki yaratan araçları kullanmaktan vaz geçirmek için binden fazla SUV'a (Şehiriçinde kullanılan spor jip) zarar verdiğini açıkladı. Grup ilk kez kendisini başkentteki basın açıklamalarını takip eden eylemlerle tanıtmıştı, fakat şimdi diğer "kabilelerin" Gothenburg, Malmö ve Sundsvall kentlerinde benzer taktikler kullandığını söyleniyor.

Fredhäl bölgesinde Pazartesi gecesi ve Salı sabahı arasında verimsiz yakıt harcayan on büyük araca sabotaj yapıldı. Her SUV'un tekerlerinin havası boşaltıldı ve ön camlarına "Karbon salınımında radikal bir kesinti kabul etseydik, bu olmak zorunda değildi. Şimdi, yarın değil. SUV'unuzun tekerlerinin havasını boşaltarak zararsız durumu getirişimizin nedeni budur" yazan notlar bırakıldı.

Sabotajcıların internet adresindeki bir açıklamaya göre, "Eğer seçici SUV-etkisizleştirme tekrar tekrar ve kitlesel ölçekte yapılırsa, araç sahiplerinin gözlerindeki kızgınlıktan bu araçları sürmek için gerçek engele gelişecektir, böylece burjuva karbon bağımlılığının belki de en iğrenç yansımasınına bir son koyacaktır."

Bombs and Shields

21.11.2007

Afrika: Besin üretimi 2020 yılında yarıya inecek

JOHANNESBURG, (IRIN) - İklim değişimi uzmanlarına göre, 2020 yılında üretimin yarıya inmesi beklenen üretim ile birlikte, Afrika'da gıda güvenliğinin iklim değişimi nedeniyle "şiddetle tehlikeye sokulma" olasılığı var.

Tahminler, Uluslararası İklim Değişimi Paneli (IPCC) tarafından Londra'da geçen hafta yayımlanmış bir rapor içersinde yer alıyor.

Raporu hazırlayan IPCC çalışma grubunun ikinci kurul başkanı Martin Parry, "Tartışmalar, Afika'nın kuzey [Sahel] ve güneydeki artan kuruluk nedeniyle [iklim değişimi tarafından] kısmen en çok etkilenen yer olması muhtemeldir: ve bu bölgeler kıtanın en kalabalık bölgeleridir," dedi. Ayrıca bölgenin bölgenin iklim değişimine maruz kalışını arttırdığı gibi iklim değişimine adapte edilebilecek teknolojinin eksikliğini listeledi.

[IRIN Africa]

15.10.2007

Küresel ısınma acil bir problem

Yedi yıl önce bilimadamları küresel ısınmanın bu yüzyıl sonunda Kuzey Kutbundaki buzulların tamamen erimesine yol açabileceğini düşünüyordu. Fakat bu Eylül ayında Kutup yaz buzul seviyesi önceki kayıtların %20 altına kadar geriledi.

NASA'nın Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsü yöneticisi James Hansen, "Buzulların birden bire çok fazla erimesinin nedeni, son birkaç yıldır uyardığımız tehlikeli seviyeye ulaşıyor oluşudur." dedi.

Son altı aydaki Kuzey Kutup buzul tabakasının tamamen ne zaman eriyeceğine dair tahminler 2023 yılına kadar geriledi.

En azından bir iklim bilimci olan Wieslaw Maslowski, 2013 yılı yazıyla birlikte mavi, buzsuz bir Kutup Denizi bekliyor. Böyle bir olay insanın yeryüzünde ortaya çıktığı günden bu yana asla meydana gelmemişti.

Geçen yıl yapılan iklim değişiminin ne zaman geniş çaplı kıtlığa sebep olacağı tahminleri 2020 yılına geri çekilmişti.

Eylül'de Devletlerarası İklim Değişimi Paneli'nde yayımlanan rapor, Afrika'daki gıda üretiminin 2020 yılında yarıya inmesinin beklendiği ve buğday gibi bazı ürünlerin Afrika'da tamamen yok olacağı tahminlerini içeriyor.

Afrika bugün 680 milyon insanı beslemek için yeterli gıda üretimine sahip değil.

2020 yılında kıtanın besin üretimi yarılandığında tahmini 990 milyon Afrikalıyı nasıl besleyebileceğini hayal etmek oldukça zor.

Geçen yıl yapılan deniz seviyelerinin ne zaman yaklaşık 1 metre yükseleceği tahminleri 2200 yılından 2100 yılına (bazıları daha erken diyor) geri çekildi. Bu da gelişen dünyadaki 70 milyon insanı mülteci yapacak.

Bir yıl önce 2017 yılında atmosferdeki sera gazı miltarının tehlikeli 450 ppm seviyesine ulaşacağını düşünüyorduk. Fakat geçen ay Avustralyalı bilimadamı Tim Flannery, yayınlanması beklenen Devletlerarası İklim Değişimi Panel raporunun sera gazı seviyelerinin zaten 455 ppm 'e ulaştığını göstereceğini açıkladı.

.......


The Garden Island

Çeviri: GlobalDisaster

11.10.2007

BM daha sık yaşanacak felaketler için hazır olmaya çağırıyor

(REUTERS) - Birleşmiş Milletler, iklimle alakalı felaketlerdeki dramatik artışın ortasında, uluslararası yardım ajanslarının ülkelerin felaket risklerini azaltma sözlerini arttırmaya çağırdığını açıkladı.

BM İnsani Yardım Genel Müsteşarı John Holmes, "İklim değişimi ısı dalgaları, seller, kuraklıklar ve tropik kasırgalarda artışa neden oluyor. Bu doğal felaketlerin başlarken kontrol alınması için daha fazla gereksinimlerin yerine getirilmesine inanıyoruz." dedi.

"Felaket risk indirimi iklim değişimine verilen küresel tepkinin en önemli parçası."

[PlanetArk]

10.10.2007

Gelecekte daha da kurak Avustralya

Sidney - Ülkenin ana bilim kuruluşunun tahminlerine göre, iklim değişimiyle tetiklenen büyük okyanuslar arasındaki etkileşimler önümüzdeki on yıllarda Avustralya'nın güney bölgelerinde gittikçe daha kuru koşullar üretecek.

Hükümet destekli Ulusal Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Kurumu'nun önde gelen bilimadamlarından biri olan Dr. Wenju Cai, güneybatı ve güneydoğu Avustralya'daki yağış miktarlarındaki gelecekte olacağı tahmin edilen düşüşlerin karbon dioksid salınımındaki artış durdurulursa durabileceğini, fakat tam bir iyileşme yaklaşık 600 yıl alacağını söyledi.

[Planet Ark]

19.09.2007

Milyonlarca kişi ölebilir

Önde gelen bir iklim değişimi uzmanı, gelecek yüzyılın ortalarına dek milyonlarca, hatta on milyonlarca kişinin ölebileceği uyarısında bulundu.

BM'nin Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli'nden Profesör Martin Parry, bu ölümlerin iklim değişiminden kaynaklanacak sel, açlık ve kuraklık felaketleriyle meydana geleceğini söyledi.

Profesör Martin Parry, BBC'ye verdiği mülakatta dünyada ortalama sıcaklık artışını 2 dereceyle sınırlandırmak isteyen AB'nin başarı şansının çok düşük olduğunu belirtti.

Profesör Parry'ye göre atmosferde uzun süredir varolan karbon gazları yüzünden dünyanın ısınmaya devam etmesi kaçınılmaz.

BM uzmanına göre bu hedefe ulaşılsa bile, 2 derecelik bir artışın doğa üzerinde çok ciddi etkileri olacak.

Parry'nin başkanı olduğu BM panelinin 2 numaralı çalışma grubu, bugün bin sayfalık raporlarını Londra'da tanıttı.

Raporda Afrika, Asya'daki büyük delta ovaları ve Kuzey Kutbu'nun iklim değişiminden en büyük zararı görecek bölgeler olduğu vurgulanıyor.

'Kyoto yok gibi'

BM uzmanına göre dünyada karbon gazı salımı, Kyoto Anlaşması sanki hiç yapılmamış gibi sürüyor.

İklim değişimi konusundaki tahminlerin henüz tam olarak kesin olmadığını kabul eden uzman, yine de dünyanın kitlesel ölümlere doğru gittiğini söyleyebileceğimiz görüşünde.

Buna göre 2050 ya da en geç 2080'e dek yaşanacak sel, açlık ve kuraklık felaketlerinde en büyük darbeyi en yoksullar alacak.

Martin Parry'ye göre bu dönemde canlıların dörtte biri ila üçte biri yok olabilir.

Parry hükümetlere, insanların felaketlere hazırlanmalarına yardım edecek planları hemen yapmaya başlamaları çağrısında bulundu.

[BBCTürkçe]

15.08.2007

Güneş Sistemimizdeki Gezegenlerde de İklim Değişimi

Avustralya Parlamentosu'ndan dört milletvekiline göre, küresel ısınma diğer gezegenlerde de görülüyor ve bunun insanlarla ilgisi yok!

KÜRESEL ısınmanın etkileri her geçen gün daha çok hissedilirken, Avustralya Parlamentosu'nda dört milletvekilinden ilginç bir açıklama geldi: Küresel ısınma diğer gezegenlerde de görülen, doğal bir sürecin parçası. İnsanların neden olduğu karbon emisyonuyla ilgisi yok. AFP'nin haberine göre, dört milletvekilinin sunduğu raporda, "küresel ısınmanın Mars, Jüpiter, Pluto ve Neptün'de de görülen doğal bir fenomen olduğu" belirtiliyor.
HAZIRLANAN raporda "Üzerinde sıvı barındıran gezegenlerin iklimlerinde değişiklikler olması, doğal bir fenomendir. Bundan dolayı her an gezegenlerden yarısının ısındığına tanık olabiliriz. Bunun insan aktiviteleriyle hiçbir ilgisi yoktur" denildi. Milletvekilleri, "Bu durum, kamuoyuna yapılan ve tehlike uyarılarının çoğunun cehaletten kaynaklandığını gösteriyor" görüşünü savundu.
[Milliyet]

7.08.2007

Türkiye 2040 yılında çöl olacak

Türkiye'de son 40 yılda Van Gölü'nün 3 katı, Türkiye'nin en büyük tadı su gölü olan Beyşehir Gölü'nün 25 katı oranında sulak alan yok olurken, kara yüzeyinin yüzde 90'ında çeşidi şiddetierde erozyon görülüyor ve verimli topraklar da hızla kaybediliyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye ve TEMA'dan alınan bilgilere göre, küresel ısınma ve bilinçsiz tarımsal sulama yüzünden Türkiye'nin sulak alanları ve birbirini tetikleyen sorunlar yüzünden verimli toprakları kaybediliyor.

Türkiye'de kaybedilen sulak alanların boyutu küçümsenmeyecek kadar büyük. Yaklaşık 1 milyon 250 bin hektarlık kuruyan alan, Marmara Denizi'nin yüzölçümüne eşit. Sözkonusu kaybın Van Gölü'nün 3 katı, Türkiye'nin en büyük tadı su gölü olan Beyşehir Gölü'nün 25 katı, ülkenin en önemli göllerinden olan Tuz Gölü'nün ise 9 katından fazla olması dikkat çekiyor.

BARAJLARIN ÖMRÜ KISALDI
NASA'nın yaptığı araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü 2040 yılında çöl olacak. Erozyonla baraj göllerinin dibine yığılan topraklar, barajların doğal ömrünü yüzde 50 oranında azaltabiliyor. Bunun sonucunda yüksek değerde hidrolojik enerji ve kullanma suyu kayıpları meydana geliyor. Örneğin, dünya barajlarına erozyonla getirilip depolanan topraklar, enerji ve kullanma suyu bakımından yılda 6 milyar dolarlık bir zarara neden oluyor. Türkiye'de bunun tipik örneği Keban Barajı'nda görülüyor.

GERİ KAZANMAK KOLAY DEĞİL
Türkiye'de 15 barajın (Altmapa, Bayındır, Buldan, Çaygören, Selevir, Çubuklu, Demirköprü, Hirfanlı, Karamanlı, Kartalkaya, Kemer, Ke-sikköprü, Seyhan, Sürgü, Yalvaç) ömürlerinin tahmin edilenden önce dolmuş ya da dolmak üzere olduğu vurgulanıyor. Bunlara ek olarak ülke ve bölge için büyük önem taşıyan Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarında da tehlike çanları çalıyor.

Kaybedilen sulak alanlar ve verimli topraklar ekonomik açıdan büyük çapta zarara yol açarken, geri kazanından kolay olmuyor. Sulak alanları geri kazanmak, kuruyan gölleri eski haline getirmek için yüzlerce yıl gerekiyor. Örneğin Konya'da yeraltı su seviyesi giderek düşüyor. İçilebilir özellikteki temiz yeraltı suyu ile Tuz Gölü arasında kot farkı 15 metreye kadar indi. Önceden 50 metrenin üzerindeki farkın 15 metreye kadar inmesi tehlikeyi beraberinde getiriyor. Böyle giderse 5-6 yıl sonra Tuz Gölü'nden yeraltı suyuna doğru akış başlayacak ve temiz su tamamen bozulacak. Bu durumda da hayatın biteceği Konya Kapalı Havzası'nda yeraltı suyunun temizlenmesi için 1400 yıl gerekecek.

Aynı şekilde üretilemeyen bir kaynak olan verimli toprağın 1 santimetresi ortalama 500 yılda oluşuyor. Tarım yapılabilmesi için gereken minimum 40 santimetrelik toprağın oluşması ise ortalama 20 bin yılda gerçekleştiğini belirten WWF-Türkiye ve Tema yetkilileri şu ilginç verilere de dikkat çekti: - Bir ton buğday elde edilmesi için bin ton, bir porsiyon bonfilenin yenecek halde sunulabilmesi için (hayvanın büyümesi, beslenmesi vb.) 9 bin 800 litre,
- Bir pilicin yenebilir hale gelmesi için 1200 litre,
- Bir kilo ekmek için 400-1200 litre suya gereksinim duyuluyor.
Yıllardır sulak alanların kuruduğu ülkede bilinçlenmenin, büyük kenderde su kesintilerine gidilmesiyle başladığını da hatırlatan yetkililer, "40 yılda 1,25 milyon hektar alanın kaybolduğunu ve Türkiye için daha ciddi tedbirler alınması gerektiğini kaydetti.

[Birgün]

Al Gore: İklim değişimi bilgisi manipüle ediliyor

SİNGAPUR - Eski Başkan Yardımcısı Al Gore, Exxon Mobil Şirketini de içeren dünyanın en büyük enerji şirketlerinin, halkı yanıltma kampanyasının bir parçası olarak, küresel ısınma üzerine varılan bilimsel konsensüse şüphe uyandırma hedefindeki araştırmalara bütçe sağladığını söyledi. ExxonMobil ise iddiayı reddeti.

Al Gore Singapur'daki bir forumda, "Bilimsel topluluk içersinde küresel ısınma konusunda anlaşmazlık olduğu izlenimini yaratmak için, dünyanın en büyük karbon kirleticilerinden bazıları tarafından yılda yaklaşık $10 milyon bütçe sağlanan organize bir kampanya bulunmaktadır." diye konuştu. "Gerçekte, çok az uyuşmazlık bulunuyor."

Gore "Bu bilim tarihinin gördüğü en güçlü bilimsel konsensuslarden biridir." dedi. "Propaganda olarak adlandırılmaya alışık olduğumuz şeyin şuanda halkın görüşünü şekillendirmede büyük bir rol oynadığı bir dünyada yaşıyoruz."

Gore, Amerikan tütün şirketlerinin yıllar önce sigara içmenin zararlı etkileri üzerine bilimsel topluluk içersinde tartışma ve belirsizlik görünümü yaratmak için harcanan milyonlarca dolarlık kampanyayı kıyasladı.

"Bazı tütün şirketleri bilimde anlaşmazlık olduğu izlenimini yaratmak için milyonlarca dolar harcadı. Ve büyük kömür ve hizmet şirketlerinden bazıları ve de en büyük petrol şirketi ExxonMobil, son birkaç yıldır aynı şeyi yapmakla meşguller."

[Kaynak]


2007'de dünya rekor seviyede ekstrem hava olayları ile karşılaştı

CENOVA - BM'in hava durumu ajansı, yıl başından bu yana, dünyanın pek çok bölgesinde olağan dışı seller, ısı dalgaları, fırtınalar ve ani soğumaları içeren rekor seviyede ekstrem hava koşullarının yaşandığını açıkladı.

Dünya Meteoroloji Örgütü, ilk gözlemlerin ayrıca Ocak ve Nisan aylarındaki küresel yer yüzeyi sıcaklıklarının bu aylarda şu ana kadar kaydedilmiş en yüksek seviyelere ulaştığını gösterdiğini bildirdi.

DMÖ, küresel yer yüzeyi sıcaklıklarının Ocak ayı ortalamasından 1.89 derece ve Nisan ayı ortalamasından 1.37 derece daha sıcak olduğunu açıkladı. DMÖ'den Omar Baddour gazeteceilere, yalnızca Avrupa'da Nisan sıcaklıklarının ortalamanın 4 derece üzerinde olduğun düşünüldüğünü söyledi.

Baddour ayrıca şuanki durumun, küresel ısınmanın ilerleyişini ve nedenlerini izleyen BM'nin Devletarası İklim Değişimi Paneli'nde bilimadamları tarafından sunulan daha sık yaşanacak ekstrem hava olayları tahminleriyle uyuştuğunun altına çizdi. "2007 yılının bağlangıcı ekstrem hava olayları açısından çok aktifti."

DMÖ'nün ekstrem hava olayları listesi, İngiltere'de yaşanan en yağışlı Mayıs Temmuz döneminin beslediği çeşitli seller kadar, Güney Asya'da bu yıl yaşanan ve 30 milyon kişiyi etkileyen şiddetli muson yağmurları ve selleri içeriyor.

Kapsanan diğer olaylar ise, güneydoğu Avrupa'daki sıcak dalgaları, Haziran ayında Çin'in güneyini tahrip eden şiddetli yağmur ve Haziran ayında Umman ve İran'ı vuran, 50 kişinin ölümene yol açan tarihte o bölgede belgelenen ilk tropik kasırga.

Sudan'da anormal şiddetli ve erken yağışlar Haziran ayında Nil Nehrinin taşmasına yol açarken, olağandışı şiddetli kar yapışı Güney Afrika ve Güney Amerika'da etkili olmuştu. Mayıs ayında, 4,5 metreye kadar ulaşan dalgalar Maldiv adalarında ciddi sellere ve büyük çaplı maddi hasara neden olurken, Uruguay 1959'dan bu yana karşılaştığı en kötü sel felaketiyle yüzleşiyordu.

[Kaynak]


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...