su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.08.2007

Termik santreller Ceyhan’ı tehdit ediyor

Kahramanmaraş’ta çevre felaketine ve hastalıklara yol açmakla suçlanan Afşin Elbistan A ve B termik santralleri Çukurova’ya hayat veren Ceyhan nehrini de tehdit ediyor.

ADANA - Soğutma suyunu nehirden alan santraller, kuraklık nedeniyle su seviyesi giderek düşen nehre büyük bir yük bindiriyor. Yerel yöneticiler ve çevreciler böyle giderse Ceyhan’ın tamamen kurumasından endişe ediyor.

Çukurova’nın hayat kaynağı Ceyhan nehrindeki su seviyesi her geçen gün azalıyor. 5 barajı besleyen, 1 milyon dönüm tarım arazisini sulayan nehirden yararlanan iki de termik santral var.

Afşin Elbistan A ve B Termik santralleri soğutma suyunu Ceyhan’dan alıyor.

Kuraklık nedeniyle suyu azalan nehrin kaynağında da bu santraller yüzünden sayesinde kayıp yaşanıyor.

Hem yerel yöneticiler hem de çevreciler böyle giderse nehrin tamamen kurumasından endişe ediyor.

Doğa Savaşçıları Derneği Temsilcisi Poyraz Poyrazoğlu “Kendi hayat damarımızı kendimiz kesiyoruz, nehir haritadan silinecek” derken Elbistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Paksoy “Su santrale buradan alındığı için yakında başta Elbistan Ovası olmak üzere tüm Çukurova susuz kalacaktır” şeklinde konuştu.

Afşin Elbistan A ve B termik santralleri yakınına yapılacak bir barajla Ceyhan’daki büyük su kaybının önüne geçileceği düşünülüyor.

Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Ahmet Yüceer ise daha yakın mesafede baraj yapma imkanı olmasına rağmen Ceyhan’dan su alınmasının tamamen siyasetçilerin hatası olduğunu söyledi: “Aslında 23 yıl önce Afşin Elbistan A termik santralinin kurulmasıyla birlikte hem santrale hem de tarım arazilerine su verecek bir baraj yapılması planlanmış. Ancak Karakuz adı verilen baraj planda kalmış”

[NTVMSNBC]

20.08.2007

Mısırlı köylüler su savaşı veriyor

Nil topraklarında devletin köylülerin susuzluğunu gidermekten ziyade golf sahalarını suladığı suçlamaları arasında içme suyu kesintisi nedeniyle artan protestolar gerçekleşiyor.

Son haftalarda gösteri dalgaları ve birbirini takip eden polisle çatışmalar nedeniyle, Nil Nehrinin içme suyunun %95'ini ve sulamanın %80'inini karşıladığı Mısır'da onlarca kişi yaralandı.

[TerraDaily]

12.08.2007

Çevre örgütleri: 'Su yasası' acil çıkartılmalı

RADİKAL - İSTANBUL - Yıllardır uyarısı yapılan kuraklık 'çevrecilerin hassasiyeti' olmaktan çıkıp çoluk çocuk herkesin konuştuğu, çiftçiden kentliye herkesi ilgilendiren bir tehlikeye dönüştü. Peki bu süreçte, devlete, ilgili kurumlara, çevre örgütlerine ve halka düşen ne? Kim ne yapıyor, ciddi önlemler için neler yapılması gerekiyor?

  • Doğal Hayatı Koruma Vakfı, 'su zengini olduğumuz' algısının ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi için 'Suyumuza Sahip Çıkalım' kampanyası başlattı. Önerileri şöyle: Kapsamlı ve bugünün gerçeklerine uygun bir 'Ulusal Su Yasası' çıkarılmalı. Türkiye'deki 25 su havzası için Entegre Havza Yönetim Planları hazırlanmalı. Yeraltı sularının kullanımı düzenlenmeli ve etkin bir şekilde denetlenmeli. Bütün sektörlerde su tasarrufu teşvik edilmeli.

  • Biz su zengini değiliz!


  • Su Vakfı da kamuoyu duyurularıyla sürekli kuraklığa vurgu yapıyor. Su Vakfı'na göre, kısa, orta ve uzun vadede kuralıkla mücadele için önce senaryolar üretilmesi gerekiyor. Kuraklıkla mücadalenin de bu senaryolar üzerinden yürütülmesi gerektiğini savunuyor: Farklı kamu kuruluşlarındaki su verileri tek bir elde toplanmalı. Su israf edilmemeli, yeraltı suları da kullanılmalı. Kuraklık İzleme ve Araştırma Merkezi oluşturulmalı. Kuraklığa karşı sorunlu bölgelere hayat verecek, su boru hatları yapılmalı.

  • Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin (TZOB) kuraklığa karşı çözüm önerileri şöyle: Kuraklık bir merkezden sürekli izlenmeli. Su toplama havzalarında 'su yönetim birimleri' kurulmalı, su transferi planları hazırlanmalı. Su Konseyi kurulmalı ve 'Su Yasası' çıkarılmalı.

  • Çamaşır makinesine bir gün mola

  • TEMA Vakfı'ysa etkin ve kalıcı su politikaları oluşturulmasını talep ederken, vatandaşın da 'kuraklığa' karşı acil harekete geçmesi gerektiği uyarısını yapıp, 'en basit tasarruf' önerilerini şöyle sıralıyor: Musluğu açık bırakmayın. Bulaşıklarınızı elde değil makinede yıkayın. Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu kapatın. Daha kısa duş alın. Gereksiz yere sifon çekmeyin. 1.5 litrelik bir pet şişeyi suyla doldurarak sifonunuzun içine yerleştirmekle yılda 2 ton su kurtarabilirsiniz. Suyu daha iyi bir şekilde püskürten ekonomik duş başlığı alın. Muslukları tamir ettirin. Evinizdeki ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Çamaşır makinenizi haftada bir kez bile az kullansanız, yılda 9 ton suyu kurtarırsınız.

  • * Türkiye Yeşilleri 2005'ten beri 'İklim değişikliğini durdur, yaşamı sürdür' kampanyası sürdürüyor. 'Acil eylem planı' şöyle: "Türkiye Kyoto Protokolü'nü derhal imzalamalı. Kömürlü termik santral projeleri, sera gazı salınımına neden olan sanayi tesisleri arasındaki çimento fabrikası yatırımları, nükleer santral iptal edilmeli. Ulaşımda motorlu taşıtlar yerine toplu ulaşım, raylı sistemler, bisiklet ve yürümeye dayalı politikalar geliştirilmeli.

    [Radikal]

    11.08.2007

    Dünyanın suyu tükeniyor

    AA - Küresel ısınma sebebiyle kuraklık birçok ülkede büyük sorun haline gelirken, dünya tatlı su kaynakları kirlilik ve fazla kullanım nedeniyle tehlike altına giriyor. Dünyada kirli suların yol açtığı hastalıklardan her yıl 2,2 milyon insan, her 8 saniyede bir bebek ölüyor. Buzulların erimesi ve aşırı yağış nedeniyle çoğu ülke de sellerle boğuşuyor.

    Birleşmiş Milletler'in "Dünya Su Gelişim Raporu" ile çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre, dünyanın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı son yüzyılda 0,6 derece arttı. Buna petrol ve kömür gibi yakıtlardan çıkan gazlar ile diğer sanayi ve atık gazlarının etki yaptığı belirtildi. Son 12 yılın 11'i sıcaklıkların kayıt altına alınmasından bu yana kaydedilen en sıcak yıllar arasında oldu. Dağlarda görülen buzullar ve kar örtüsü azaldı, uydularla deniz seviyesinde yükselmenin hız kazandığı gözlendi. Daha yoğun ve uzun süreli kuraklıklar gözlendi. Büyük buz kütlelerinin derinliği ve yoğunluğu azaldı.

    Tahminlere göre, yüzyılın sonuna kadar dünya 1,8 ila 4 derece arasında ısınacak, deniz seviyeleri 28 ila 43 santimetre yükselecek, buzulların tamamı yüzyılın ikinci yarısında eriyecek, bu durum iklim değişiklikleri ve tropikal fırtınaların yoğunluğunda artışa neden olacak. Dünya 2 derece daha ısındığında su sıkıntısı başlayacak, Kuzey Amerika'da kum fırtınaları tarımı yok edecek, deniz seviyesi yükselecek. Peru'da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek, mercan kayalıkları yok olacak, gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30'u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

    Isı 5 derece arttığında denizler 5 metre yükselecek, dünyanın yiyecek stokları tükenecek. 6 derece arttığında ise göçler başlayacak. Yüz milyonlarca insan uygun iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç yollarına düşecek. İklim Değişikliği 2007 raporuna göre, Avrupa'daki son iklim değişikliğinin doğal ve yönetilen ekosistemlere, buzullara ve insan hayatına çok geniş etkileri oldu. Gelecekte tüm Avrupa ani bastıran sellerin, Orta ve Doğu Avrupa karlarının erimesiyle oluşacak sellerin, Güney Avrupa orman yangınlarının ve kıyı şeritleri su baskınlarının tehdidini hissedecek. Orta ve Doğu Avrupa'da su sıkıntısı ortaya çıkacak. Avrupa'nın tarım, ormancılık, turizm ve enerji üretimi gibi sektörleri başta olmak üzere tüm ekonomisi olumsuz etkilenecek.

    1,2 milyar insanın içecek suyu yok

    Dünya nüfusunun yüzde 40'ı su sıkıntısı çekiyor. Kirli suların yol açtığı hastalıklardan her yıl 2,2 milyon insan, her 8 saniyede bir bebek ölüyor. Kirli su kurbanlarının çoğu gelişmekte olan ülkelerde. Bu ülkelerde su kaynaklı rahatsızlıklar hâlâ hastalıkların temel nedeni olmayı sürdürüyor. Milyonlarca insan ''sadece el yıkamak'' gibi temel hijyenik bir pratikle bile bu rahatsızlıktan kurtulabilecekken, bu sorun çözülemiyor. Son yüzyılda dünya nüfusu 2 kat, su tüketimi ise 6 kat arttı. Avrupa'da kişi başına günde 160 litre su tüketilirken, bu oran Somali'de 5-10 litre ve suya ulaşmak için kilometrelerce yol kat edilmek gibi bir zorunluluk var. 1,2 milyar insanın içecek suyu yok. Dünya tarım alanlarının yüzde 70'i çölleşme tehlikesi altında. 2032'de dünya nüfusunun yarısı içecek su bulamayacak.

    [Zaman]

    7.08.2007

    Türkiye 2040 yılında çöl olacak

    Türkiye'de son 40 yılda Van Gölü'nün 3 katı, Türkiye'nin en büyük tadı su gölü olan Beyşehir Gölü'nün 25 katı oranında sulak alan yok olurken, kara yüzeyinin yüzde 90'ında çeşidi şiddetierde erozyon görülüyor ve verimli topraklar da hızla kaybediliyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye ve TEMA'dan alınan bilgilere göre, küresel ısınma ve bilinçsiz tarımsal sulama yüzünden Türkiye'nin sulak alanları ve birbirini tetikleyen sorunlar yüzünden verimli toprakları kaybediliyor.

    Türkiye'de kaybedilen sulak alanların boyutu küçümsenmeyecek kadar büyük. Yaklaşık 1 milyon 250 bin hektarlık kuruyan alan, Marmara Denizi'nin yüzölçümüne eşit. Sözkonusu kaybın Van Gölü'nün 3 katı, Türkiye'nin en büyük tadı su gölü olan Beyşehir Gölü'nün 25 katı, ülkenin en önemli göllerinden olan Tuz Gölü'nün ise 9 katından fazla olması dikkat çekiyor.

    BARAJLARIN ÖMRÜ KISALDI
    NASA'nın yaptığı araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü 2040 yılında çöl olacak. Erozyonla baraj göllerinin dibine yığılan topraklar, barajların doğal ömrünü yüzde 50 oranında azaltabiliyor. Bunun sonucunda yüksek değerde hidrolojik enerji ve kullanma suyu kayıpları meydana geliyor. Örneğin, dünya barajlarına erozyonla getirilip depolanan topraklar, enerji ve kullanma suyu bakımından yılda 6 milyar dolarlık bir zarara neden oluyor. Türkiye'de bunun tipik örneği Keban Barajı'nda görülüyor.

    GERİ KAZANMAK KOLAY DEĞİL
    Türkiye'de 15 barajın (Altmapa, Bayındır, Buldan, Çaygören, Selevir, Çubuklu, Demirköprü, Hirfanlı, Karamanlı, Kartalkaya, Kemer, Ke-sikköprü, Seyhan, Sürgü, Yalvaç) ömürlerinin tahmin edilenden önce dolmuş ya da dolmak üzere olduğu vurgulanıyor. Bunlara ek olarak ülke ve bölge için büyük önem taşıyan Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarında da tehlike çanları çalıyor.

    Kaybedilen sulak alanlar ve verimli topraklar ekonomik açıdan büyük çapta zarara yol açarken, geri kazanından kolay olmuyor. Sulak alanları geri kazanmak, kuruyan gölleri eski haline getirmek için yüzlerce yıl gerekiyor. Örneğin Konya'da yeraltı su seviyesi giderek düşüyor. İçilebilir özellikteki temiz yeraltı suyu ile Tuz Gölü arasında kot farkı 15 metreye kadar indi. Önceden 50 metrenin üzerindeki farkın 15 metreye kadar inmesi tehlikeyi beraberinde getiriyor. Böyle giderse 5-6 yıl sonra Tuz Gölü'nden yeraltı suyuna doğru akış başlayacak ve temiz su tamamen bozulacak. Bu durumda da hayatın biteceği Konya Kapalı Havzası'nda yeraltı suyunun temizlenmesi için 1400 yıl gerekecek.

    Aynı şekilde üretilemeyen bir kaynak olan verimli toprağın 1 santimetresi ortalama 500 yılda oluşuyor. Tarım yapılabilmesi için gereken minimum 40 santimetrelik toprağın oluşması ise ortalama 20 bin yılda gerçekleştiğini belirten WWF-Türkiye ve Tema yetkilileri şu ilginç verilere de dikkat çekti: - Bir ton buğday elde edilmesi için bin ton, bir porsiyon bonfilenin yenecek halde sunulabilmesi için (hayvanın büyümesi, beslenmesi vb.) 9 bin 800 litre,
    - Bir pilicin yenebilir hale gelmesi için 1200 litre,
    - Bir kilo ekmek için 400-1200 litre suya gereksinim duyuluyor.
    Yıllardır sulak alanların kuruduğu ülkede bilinçlenmenin, büyük kenderde su kesintilerine gidilmesiyle başladığını da hatırlatan yetkililer, "40 yılda 1,25 milyon hektar alanın kaybolduğunu ve Türkiye için daha ciddi tedbirler alınması gerektiğini kaydetti.

    [Birgün]

    12.04.2007

    "Güneş Sistemi Dışında Su Bulundu"


    Güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde su bulunduğu tespit edildi.
    ABD’nin Arizona eyaletindeki Lowell gözlem evinden astrofizikçi Travis Barman, internet sitesindeki açıklamasında, Hubble uzay teleskobuyla yaptıkları incelemede, ilk kez güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde suya rastladıklarını belirtti.
    Travis Barman, Dünya’dan 150 ışık yılı uzaktaki HD209458b gezegeninin atmosferinde su buharı bulunduğunu kaydetti.

    Travis Barman, “Artık güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde su buharı olduğunu biliyoruz ve güneş sistemi dışındaki başka gezegenlerin atmosferlerinde de su buharı olduğunu düşünmek için iyi bir nedenimiz var” dedi.

    Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) de destek verdiği bu araştırmanın sonuçları, internetteki astrofizik gazetesinde “http://lanl.arxiv.org/abs/0704.1114” adresinde yayımlandı.

    [Ntvmsnbc]
    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...