15.01.2010
SALGIN SAHTE, VURGUN GERCEK
DÜNYA çapında panik yaratan domuz gribi salgınının ‘sahte’ olduğu ortaya çıktı. Avrupa Konseyi Sağlık Şefi Wolfgand Wogard, para kazanmak isteyen ilaç firmalarının Dünya Sağlık Örgütü’nü etkilediğini açıkladı.
Firmalara soruşturma
İLAÇ firmaları dev karlar elde ederken, birçok ülkenin sağlık bütçesinin erimesi, büyük tepki oluşturdu. Wogard’ın bu süreçte ilaç firmalarının rolünün incelenmesi yönündeki teklifi, Avrupa Konseyi’nde kabul edildi.
İngilizler sorumlu peşinde
İngiltere’nin en çok satan gazetelerinden Daily Mail, sağlık bütçelerini eriten skandal sonrası sorumluların bulunup cezalandırılması için kamuoyu oluşturmaya başladı.
Skandal: Salgın sahte
Avrupa Konseyi Sağlık Birimi, ‘domuz gribi’ salgınının dünyadaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı ‘sahte bir salgın’ olduğunu açıkladı
Avrupa Konseyi Sağlık Şefi Wolfgand Wogard, ’domuz gribi’tedavisinde kullanılan ilaç ve koruyucu aşıları üreten şirketleri Dünya Sağlık Örgütü’nün domuz gribini bir salgın olarak tanımlama kararını etkilediğini savundu. İngilizlerin en çok satan gazetelerinden Daily Mail’in haberine göre, ’domuz gribi’ salgınının dünya çapındaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı ’sahte bir salgın’ olduğu gerçeği ortaya çıktı. Bu sayede ilaç firmaları “dev kazançlar” elde ederken, Türkiye de dahil pek çok ülke zaten kısıtlı olan sağlık bütçelerini bu nispeten hafif hastalığa karşı aşı kampanyaları düzenlemek için harcadı.
Müzakere şubat ayında
Wogard’ın bu süreçte ilaç firmalarının rolünün incelenmesi yönündeki teklifi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sorumluluğunu da üstlenen Avrupa Konseyi’nde kabul edildi. Konuyla ilgili acil durum müzakereleri önümüzdeki ay yapılacak. Sağlık Bakanlığı’nın, aralık ayının sonlarında açıkladığı rakama göre, domuz gribinden ölenlerin sayısının 507 olduğunu söylemişti. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, ölü sayısını açıklama konusunda, belli zaman müddetlerinin değil, hastalığın seyrinin açıklama ihtiyacı doğurmasının esas alınacağını kaydetmişti. Kasım ayında ise Başbakan Erdoğan ile Sağlık Bakanı Recep Akdağ arasında geçen diyaloglar kafaları karıştırmıştı.
[YeniÇağ]
10.01.2010
Domuz gribinden kimler rant sağladı?
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, ''gerçekçi olmayan salgın paniklerinin dünyaya ve insanlığa çok pahalıya mal olduğunu'' ifade ederek, ''Kuş gribi dünyaya 2.2 trilyon dolara mal oldu, domuz gribinin ise 4.4 trilyon dolara mal olacağı hesaplanıyor. Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ederken diğer bir kısmı da büyük zarar görüyor'' dedi.
Akdur, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2010 kışı boyunca güney yarım kürede kullanılacak aşı için önerdiği iki seçenekten birinin, ''domuz gribi'' (H1N1) ve mevsimsel (H3N2) virüsleri ile influenza B virüsünden oluşan üçlü aşı, diğerinin de mevsimsel (H3N2) virüsü ile influenza B virüsünden oluşan ikili aşı olduğunu söyledi.
Firmaların 2010 için üçlü aşı üretmeleri halinde, halen piyasadaki ''domuz gribi'' aşısının yapılmasına gerek kalmayacağını anlatan Akdur, ikili aşı üretilmesi durumunda ise bu aşının yanında ''domuz gribi'' aşısının da uygulanması gerektiğini bildirdi. Akdur, şu görüşleri dile getirdi:
ULUS EKONOMİLERİ Mİ ŞİRKET EKONOMİLERİ Mİ?
''Bütün bunlar değerlendirildiğinde, salgının birinci dalgasından elde edilen verilerden yola çıkılarak, domuz gribinin korkulan, korkulması gereken bir virüs olmadığının anlaşılmasına rağmen DSÖ, abartmaya ve korkutmaya devam etmiştir. DSÖ'nün, koruyuculuğu ve güvenliği konusunda tatminkar bilgiye sahip olunmayan tekli domuz gribi aşılarının klasik risk grupları dışındaki büyük kitlelere yapılmasını önermesi, Ocak 2010'dan itibaren üçlü aşı içinde domuz gribi virüsünü de bulundurma olanağı varken hala ikili aşı önererek bunun yanında ayrıca tekli domuz gribi aşısı yapılmasını tavsiye etmesi, örgütün, ulusları, özellikle de gelişmekte olan ulusların ekonomisinden daha çok şirket ekonomilerini düşündüğü kuşkusunu yaratmakta ve bu kuruma olan güveni sarsmaktadır.''
DSÖ YALANCI ÇOBANA DÖNDÜ
DSÖ'nün son yıllarda olayları ve grip pandemilerini iyi yönetemediğini savunan Akdur, örgütün ''domuz gribi'' ve aşısı ile ilgili uygulamalarının yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada tartışıldığını, bunun da ötesinde şiddetle eleştirildiğini söyledi. Akdur, ''Başka bir ifadeyle tüm dünyada gerek DSÖ'ye gerekse aşı firmalarına karşı büyük bir güven bunalımı yaşanmaktadır. Bu yaşananların dünya ölçeğinde veya insanlığa en önemli faturası da DSÖ'ye olan güvenin yitirilmesidir'' dedi.
Geçmişte dünya genelinde yaşanan büyük salgınların DSÖ ve bilim çevrelerinde duyarlılığa yol açtığını, ülkelerin buna karşı plan ve hazırlık yapmasının yerinde olduğunu belirten Akdur, ''Ancak bu durum hem DSÖ'de hem de ülkelerde adeta 'mehdi bekleme psikoloji' yarattı. Tanı konulan her yeni A grip virüsünün beklenen, ölümcül virüs olduğu ya da olabileceği söylenerek büyük panikler yaratıldı. DSÖ adeta yalancı çobana döndü'' ifadesini kullandı.
TÜRKİYE AŞI ÜRETMELİ
Grip salgını konusunda Türkiye'nin aşı ve antiviral üretmemek, sağlık sorunlarına siyasi yaklaşmak ve krizleri iyi yönetememek gibi sorunları bulunduğunu savunan Akdur, 2010'da DSÖ'nün yeni bir virüs ilan etmesi halinde Türkiye'nin aşı ve antiviral bulamamak riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ileri sürdü. Aşı ve temel ilaçların stratejik maddeler olduğunu anlatan Akdur, bir salgın olasılığında ülkelerin önce kendi halkının gereksinimlerini karşılaması gerektiğini, bu maddeleri diğer ülkelere vermemesinin de doğal olduğunu söyledi. Akdur, ''Türkiye her şeyden önce bu çıkmazdan, yoksunluktan, aşı ve ilaç üretememek sorunundan kurtulmalıdır'' dedi.
2003'de yapılan bir çalışmaya göre ülkede ihtiyaç duyulan aşıların tamamının Türkiye'de üretilmesi için 90 milyon ABD dolarına ihtiyaç duyulduğunu bildiren Akdur, bunun sürekli ertelendiğini, ancak gelinen noktada yalnızca bir yıl için ithal edilen aşılara yapılan harcamaların 1 milyar dolara yaklaştığını kaydetti. Prof. Dr. Recep Akdur, kuş gribi salgınıyla birlikte aşı üretimine geçilmiş olsaydı Türkiye'nin mevcut sorunları yaşamayacağını savundu.
BAKANLIK MÜSTEŞARI: YANLIŞ ADIM ATMADIK
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun ise domuz gribi konusunda Sağlık Bakanlığı olarak yanlış bir adım atmadıklarını, alınması gereken önlemleri aldıklarını bildirdi. Salgının başlangıcında ülkedeki risk gruplarının tamamını aşılayabilecek şekilde bağlantı yaptıklarını, ancak bunun bağlantısı yapılan tüm aşıların satın alındığı anlamına gelmediğini belirten Tosun, aşılanma oranlarının düşük olması ve hastalığın beklendiğinden erken yayılması gibi gerekçelerle alınacak aşı oranını daha sonra düşürdüklerini anlattı.
''Salgının abartıldığı'' yorumlarına katılmadığını bildiren Tosun, ''Sonuçta eğer H1N1 salgını olmasaydı 500'ün üzerinde insanımızı kaybetmeyecektik. Bunu sıradan bir olay gibi görmemek lazım'' dedi.
[NTV]
4.01.2010
Harvard noktayı koydu: Domuz gribi abartıldı
Harvard Üniversitesi uzmanları, domuz gribinin mevsimsel gripten farkının bulunmadığı, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğu sonucuna vardı. Dünya genelindeki "aşılama kampanyasının da gereksiz olduğu" belirtiliyor.
Vatan gazetesinin haberi:
Harvard domuz gribini sildi
Bilim adamları paniğin abartıldığını ortaya çıkardı.
ABD’de Nisan-Kasım 2009 arasında domuz gribi ölümlerini inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin mevsimsel gripten bir farkının olmadığını, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamları, “Panik abartıldı. Hastalığın çok tehlikeli olmadığı açık” görüşünde.
Dünyada 2009 ilkbaharından itibaren büyük tartışmalara yol açan domuz gribi konusunda yapılan araştırmaların sonuncusu bilim dünyasındaki grip tartışmasını zirveye taşıdı. Dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi ve İngiliz Medical Research Council tarafından yapılan araştırma domuz gribinin her yıl milyonlarca insanın yakalandığı mevsimsel gripten çok önemli farkı olmadığı, hatta virüsün öldürücü etkisinin mevsimsel gripten daha düşük olduğu belirlendi. Bu yeni verileri gören bilim dünyası, “Bu sonuçları öngörebilmiş olsaydık dünya genelinde aşılama kampanyaları düzenlenmesi gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı” yorumunu yaparken Amerikan ABC televizyonu da, “Domuz gribi abartıldı mı?” başlıklı haberiyle araştırmanın bilim adamları arasında yarattığı etkiyi inceledi.
“Elimizde veri yoktu”
ABD’de şu ana kadar 9 bin 820 can alan domuz gribi virüsünün ilk görülmeye başlandığı Nisan ayından Kasım’a kadar sürecini detaylı bir şekilde inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin en fazla mevsimsel grip kadar tehlikeli bir hastalık olduğu kanaatine vardı. Harvard uzmanlarına göre domuz gribi hemen hemen normal grip kadar can aldı, en büyük farkı ise akciğerlere çok daha derinlemesine nüfuz etmesi oldu. Araştırmanın başındaki isim olan Harvard Profesörü Marc Lipsitch, “İlk başlarda virüsün etkisinin ne şekilde olacağını tahmin etmek zordu, ama şimdi elimizdeki verilere baktığımızda bunun normal grip virüsünden çok da farklı etkilere sahip olmadığını görüyoruz” ifadesini kullandı. Lipsitch buna rağmen domuz gribinin hala “ciddi bir hastalık olduğunu” ve aynı her yıl grip aşısı olmanın tavsiye edildiği gibi domuz gribi aşısı olmayı da tavsiye ettiklerininin altını çizdi.
Bu sonuçları ABC televizyonuna değerlendiren Hunter College Profesörü Philip Alcabes, “Grip ciddi bir hastalıktır. İnsanları öldürür. Ama dünyayı saracağını iddia ettiğiniz bir grip salgınına karşı küresel bir önlem faaliyetine girişiyorsanız elinizde felaketi ve krizi gösterecek somut verileriniz olması gerekir. Çok az veriyle çok aşırı önlemler alındı. Şimdi herkes bu hastalığın abartıldığının farkına vardı” dedi.
Alcabes, “Bu araştırmanın sonuçlarını Haziran ayında görmüş olsaydık her şey farklı olabilirdi. İnsanların domuz gribine aşırı tepki verdikleri ortada olan bir gerçekti. Ama bunu kanıtlamak için bilimsel verilere ihtiyacımız vardı. Şimdi bu veri elimizde var” yorumunu yaptı.
Buna da şükredelim
Yine ABC’ye araştırmayı yorumlayan İngiliz uzman Anne Presanis, “İlk başlarda bunun ne kadar ciddi bir tehdit olduğu konusunda çok bilgimiz yoktu ve elimizde ne veri varsa ona göre hareket ettik” dedi.
Vanderbildt Üniversitesi Önleyici Tıp Bölüm Başkanı Dr. William Schaffner ise “Abartıldığını düşünmüyorum. En kötüsüne insanları hazırlamak zorunda olduğumuzu ve tahmin ettiğimizden daha kötü olmadığı ortaya çıktığı için şükretmemiz gerektiğine inanıyorum” dedi.
Uzmanlar ne dedi?
‘Pardondan iyidir’
- Kanadalı mikrobiyoloji uzmanı Dr. Neil Rau: Bu yaşadığımız salgınların en hafifiydi ama en güçlüsüymüş imajı yaratıldı. Hâlâ salgının Dünya Sağlık Örgütü tarafından “orta derece” (moderate) olarak derecelendirilmesine anlam veremiyorum. Artık ortada çok hafif geçen bir salgın var.
- Güney Carolina Üniversitesi bilim adamı ve ABD’nin ünlü sağlık yazarlarından Dr. Russell Blaylock: Bilim dünyası bu sonuçları daha önceden öngörebilmiş olsaydı tüm dünya genelinde toplu aşılama faaliyetleri gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı.
- Drexel Üniversitesi profesörü Robert Field: Kamu sağlığını ilgilendiren konularda tüm güvenlik önlemlerini almak sonradan “pardon” demekten iyidir. Eğer bu kadar çok önlem alınmamış olsaydı ve büyük bir salgın patlasaydı o zaman insanlar buna karşı hazırlıksız yakalandıkları için eleştiri oklarının hedefi olacaklardı.
- Sağlık kitaplarıyla bestseller olan Dr. Joseph Mercola: Bu salgının gerçekleşmeyeceği başından beri belliydi. 2009 yılı hükümetlerin ve ilaç endüstrisinin karıştığı en büyük sağlık skandallarından birinin yaşandığı yıl olarak hatırlanacak. Tüm dünyaya korku salıp domuz gribini çok tehlikeli bir hastalıkmış olarak gösterenler ceplerini doldurdu.
RAKAMLARLA YANIT
Harvard’ın araştırmasına göre;
- H1N1 belirtileri gösteren hastaların yüzde 1.44’ü hastanede tedavi edildi.
- Yüzde 0.239’u yoğun bakıma alındı.
- Yüzde 0.048’i yani yaklaşık 10 bin kişi hayatını kaybetti.
Buna göre domuz gribinin ölümcülüğü, her yıl düzenlenen grip aşısı kampanyalarına rağmen mevsimsel grip virüsüne 36 bin kurban veren Amerika için çok daha düşük kaldı.
Fransa aşılara müşteri arıyor
Fransa Sağlık Bakanlığı vatandaşların yüzde 76’sının domuz gribi aşısı olmayı düşünmediğinin belirlenmesinin ardından elinde kalan milyonlarca doz domuz gribi aşısını satma kararını aldı. 94 milyon doz aşı satın alarak 1.25 milyar dolar ödeme yaptıklarını belirten bakanlık, doz başına 6.25 ile 10 euro arasında fiyattan isteyen ülkelere bu aşıları satabileceklerini belirtti. Fransa’dan Katar 300 bin doz, Mısır ise 2 milyon doz aşı alacağını duyurdu. Sağlık Bakanlığı hastalığın ilk evresinde iki doz aşı yapılması gerektiğini düşündüklerini ancak daha sonra tek dozun yeterli olacağının anlaşılmasının ardından ellerinde fazla aşı kaldığını belirtti.
[Radikal]
22.12.2009
Domuz Gribinde Son Durum : 12 bin 316 vaka, 458 ölüm
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, CHP Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'ın domuz gribiyle ilgili soru önergesini yanıtladı.
17 Aralık itibarıyla 12 bin 316 vaka görüldüğünü belirten Akdağ, 458 kişinin virüs nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Sağlık Bakanı Akdağ, Türkiye'nin bütün illerinde hastalığın görüldüğünü söyledi.
Haberin devamı ↓reklam
Akdağ, hastalıktan korunmanın en etkin yönteminin aşılanmak olduğunu hatırlattı ve şimdiye kadar 43 milyon doz aşının alım sözleşmesinin imzalandığını belirtti.
Bu arada, Bakanlığın domuz gribinden kaynaklı ölümlerle ilgili bugün haftalık açıklama yapması bekleniyor.
[NTV]
16.12.2009
Domuz gribinde 62 ölüm daha, Ölü sayısı 415'e yükseldi
[Radikal]
12.12.2009
Dr. Grip NTV'ye konuştu
Domuz gribi salgını ile ilgili dünya genelinde panik başlamasını sağlamak ve hem ilaç şirketlerine hem Dünya Sağlık Örgütü'ne danışmanlık yaparak servet kazanmakla suçlanan Prof. Dr. Albert Osterhaus hakkındaki iddiaları NTV'de yayınladı.
Uzmanlık alanı sebebiyle Dr. Grip olarak da bilinen Hollandalı bilim adamı, "İlaç şirketim olduğu iddiaları kesinlikle doğru değil. Bir aşı şirketi ile bağlantılı bile değilim. Bunların hepsi dedikodu. Ben bir aşı üretimi sürecine dahil değilim ve bir şirket bu aşıları sattığında benim bundan bir çıkarım olmuyor." dedi.
Osterhaus NTV canlı yayınında hakkındaki iddialara şöyle cevap verdi:
"Ben üniversiteye ait olan bir şirkete çalışıyorum. Bu şirket ilaç sanayii ile de bir takım fikir alışverişinde bulunuyor. Ama Dünya Sağlık Örgütü en başından beri onlarla birlikte çalışacak olan insanlara bir deklarasyon imzalatıyor. Bu deklarasyonda çalıştığınız bütün alanları açık bir şekilde ifade ediyorsunuz. Ben de bunu yaptım. Dünya Sağlık Örgütü bu bildirimler temelinde bir çıkar çatışması olup olmadığına karar veriyor. Ki benim durumumda böyle bir çıkar çatışması olmadığı açıkça ifade edildi. İlaç üreten şu anda kamu sektörü değil sanayinin kendisi. Tabi ki sanayinin de bu sürece dahil olması gerekiyor çünkü aşıları onlar üretiyorlar. "
Osterthaus "Bu hastalığın küresel bir salgın oluşunu nasıl açıklarsınız?" şeklindeki soruya ise şöyle cevap verdi:
"Yeni bir virüsle karşı karşıya olduğumuzu gördük. Bu virüs domuzlardan gelen bir virüs muhtemelen. Meksika’da ortaya çıktı ama bütün dünya çapında bir yayılma gösterdi. Ve şunu biliyoruz, bu virüsler nihai olarak bütün dünyaya yayıldığı takdirde çok ciddi sorunlara yol açıyor. Bunu daha önce de Asya gribinde ve İspanyol gribinde gördük. Evet aşılar var. Ve bazı ülkeler bu aşıları stokladılar ki rahat bir şekilde doğru bir şekilde kullanılabilsin."
Hollanda'da hakkında araştırma olup olmadığı yönündeki soruyu ise Prof. Osterhaus şöyle cevapladı:
"Hollanda'da böyle bir iddia söz konusu oldu. Üniversite yönetimi, sağlık bakanlığı ve Hollanda’daki sağlık konseyi bu süreci takip etti. Sonuçta benim bir çıkarım olmadığını açık bir şekilde ortaya koydular ve beni savundular. Dolayısıyla bütün bunlar tam bir saçmalık."
RİSK GRUBUNDAYSANIZ MUTLAKA AŞI OLUN
Dr. Grip, aşılarla ilgili olarak şunları kaydetti:
"Şu ana kadar kullanılan aşıların etkili ve güvenli olduğu ortaya çıktı. Bence özellikle risk grubunda olan insanların aşılanmaları gerekiyor. Ya da en azından sağlık alanında çalışan insanların aşılanması gerekiyor. Bunlar etkili ve güvenli aşılar. Bu aşılar ciddi anlamda hastalığın yayılmasını engelleyebilirler. Eğer bir risk grubundaysanız ve aşı olma olanağınız varsa mutlaka aşı olmalısınız. Sorun şu ki, bazı ülkeler, örneğin Hollanda gibi, önceden aşı siparişlerini verdiler. Ama sizin gibi bazı ülkeler bunu önceden yapmadılar. Bence sorun bütün ülkelere aşının ulaştırılmasında. Salgının yaygınlaşmaya devam ettiği ülkelerde aşı süreci kesinlikle faydalı olacaktır."
Türkiye'de 20 milyon kişinin risk grubunda olmasına rağmen, sadece 1 milyona yakın insanın aşı olması hakkında Prof. Osterhaus şöyle konuştu: "Bence insanlar aşlı olabiliyorlarsa, kesinlikle onlara bu yönde tavsiyelerde bulunulmalı. Hollanda’da ve pek çok diğer batı Avrupa ülkesinde riks grubundaki insanlar yüzde 70-80’e kadar aşılanmış durumda. Biz bunu bütün ülkelerde görmek istiyoruz. Bunun da bu kadar ciddi bir hastalığa karşı en iyi çözüm olduğunu düşünüyoruz."
[NTV]
11.12.2009
Domuz Gribinde Korkunç İddia
Rotterdam Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Albert Osterhaus, dünyada grip konu olduğunda akla gelen tek isim. Hatta bu nedenle kendisine bilim dünyasında takılan ad: Doktor Grip. SARS ve kuş gribi paniklerinde hep Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim o oldu. Şimdi Hollandalı “Doktor Grip” ile ilgili bir iddia tüm dünyayı kasıp kavuruyor.
İddiayı Hollanda basını yazdı
İlk kez saygın bilim dergisi Science’da kısa bir makale ile dile getirilen, ardından Hollanda’da yayınlanan De Telegraaf gazetesi tarafından yayınlanan iddia, grip salgınının Doktor Grip’in servetinde dramatik bir artışa sebep olduğu yönünde. Profesör Osterhaus Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) danışma kurulu olan SAGE’nin de üyesi. Hatta WHO, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel pandemi” kararı aldığında Osterhaus SAGE’ye başkanlık ediyordu. Ancak bunun yanında Osterhaus’un bir de aşı geliştirip üreten bir şirketi var. Profesör aynı zamanda da Roche, Novartis, Baxter, Mediimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine de maaşlı danışmanlık yapıyor. Yani küresel bir Domuz gribi salgının fayda sağladığı tek bir isim varsa o da Osterhaus. Hem şirketinin değeri bu süreçte oldukça artmış durumda hem de danışmanlık ücreti.
DSÖ’yü de yönlendirdi
Ama daha vahim olan ise Danimarka’nın Information ve İsveç’in SVG gazetelerinde çıkan iddialar. Vatan Gazetesi'nin haberine göre; bu da SAGE’deki 8 kişilik heyette yer alan Osterhaus ve 3 arkadaşının “danışmanlık yaptıkları ilaç şirketlerinin baskısıyla DSÖ’yü yönlendirerek aslında var olmayan bir paniği tüm dünyaya yutturduğu” iddiası. SAGE’de yer alan Osterhaus’un yakın arkadaşı Profesör Frederick Hayden, Roche ve Glaxo’nun maaşlı danışmanı. Profesör Arnold Monto, “40 yıldır küresel salgını bekleyen adam” olarak biliniyor ve burundan verilen Domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor. Yine aynı heyette yer alan David Salisbury, İngiltere’deki imunizasyon programının başkanı ve ilaç şirketleriyle danışmanlık ilişkisi içinde... Yani 8 kişilik heyetin en etkili 4 ismi ilaç şirketleriyle organik bağ içinde. Domuz gribini JP Morgan’ın tahminlerine göre ilaç şirketlerine 7.5-10 milyar euro para kazandıracak bir hastalık konumuna yükselten süreçte de bu bilim adamlarının yönlendirmesinin hayati önem taşıdığı biliniyor. Bu uzmanların desteğiyle hazırlanan raporlarda WHO domuz gribine karşı aşılamayı 24 kez, ilaçlı tedaviyi de 18 kez önerirken, sık el yıkamanın önemine ise sadece 2 kez değinildi.
’Salgın’ tanımını değiştirdi
Bu konudaki en önemli kanıtlardan biri Der Spiegel dergisine konuşan ve grip konusundaki araştırmaları değerlendiren Cochrane Teşkilatı’nın başkanı Epidemolog Tom Jefferson’un altını çizdiği gerçek. Buna göre DSÖ, Nisan 2009’da yine bu bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükümetlerin referans aldığı “pandemi” (salgın) tanımını değiştirdi. Eski tanımda WHO’nun bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu. Ancak Nisan ayında alınan kararla WHO, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan Domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde kendine yer bulmuş oldu. Ardından 11 Haziran’da WHO “küresel salgın” kararı aldı. Tüm dünyada hükümetler milyonlarca doz aşı siparişi verdi, ilaçlar stok edilmeye başlandı. Yani ilaç sektörüne milyarlarca dolarlık bir gelirin kapısı aralandı. İddiaya göre WHO’nun bu kritik kararları aldığı toplantılara profesörlerin taşvikiyle Glaxo, Novartis ve Baxter’in temsilcileri de gözlemci sıfatıyla ilk kez katıldı.
Hakkında soruşturma başlatıldı
Tüm bu iddiaların gazetelerde yer bulmasının ardından Hollanda parlamentosu Doktor Grip hakkında soruşturma başlatılmasına karar verdi. Düzenlenen özel oturumda Osterhaus’un bağlantıları didik didik edildi. Ancak meclis ülkedeki bir numaralı sağlık otoritesi olarak gördükleri profesör ile bağları koparmamayı kararlaştırdı. Şimdi ise Rus meclisinde (Duma) bir hazırlık yapılıyor. Duma’nın Sağlık Komisyonu Cenevre’deki WHO temsilcilerine iddiaların detaylı bir şekilde incelenmesi talimatı verdi.
Profesör David Salisbury
- SAGE’nin üyesi
- İngiltere’deki imunizasyon programının başkanı İlaç şirketlerine danışmanlık yapıyor.
Prof. Albert Osterhaus
- Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı.
- Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) danışma kurulu olan SAGE’nin üyesi. Hatta WHO, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel salgın” kararı aldığında SAGE’ye başkanlık ediyordu.
- Aşı geliştirip üreten Viros Cope adlı bir şirketi var.
- Aynı zamanda Roche, Novartis, Baxter, Medimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine maaşlı danışmanlık yapıyor.
Profesör Arnold Monto
- SAGE’nin üyesi
- Burundan verilen Domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor
Profesör Frederick Hayden
- SAGE’nin üyesi
- Bir numaralı aşı üreticileri Roche ve Glaxo’nun maaşlı danışmanı.
DOKTOR GRİP’İN İŞİ Mİ?
Rotterdam Üniversitesi Profesör Albert Osterhaus, dünyada grip konu olduğunda akla gelen tek isim. Hatta bu nedenle kendisine bilim dünyasında takılan ad: Doktor Grip. SARS ve kuş gribi paniklerinde hep Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim o oldu.
Harvard Üniversitesi: Salgın çok şiddetli değil
ABD’li ve İngiliz bilim adamları Domuz gribi salgının dünyayı tahmin edildiği kadar şiddetli vurmadığını öne sürdü. Amerika’daki Harvard Üniversitesi ve İngiliz Tıbbi Araştırma Konseyi tarafından yürütülen araştırmalarda ABD’deki domuz gribinden ölüm oranları ve önceki grip sezonlarındaki ölüm oranları incelendi. Buna göre domuz gribinden ölüm oranı her yıl grip yüzünden ortalama 36 bin kişinin yaşamını yitirdiği ülkede, ortalamanın biraz altında kalabilir ya da en kötü ihtimalle bunun çok az üzerine çıkabilir. Ağustos ayında ABD Başkanı’nı bilgilendiren Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi tarafından hazırlanan bir raporda domuz gribinden ölü sayısının 30 bin ile 90 bin arasında olacağı hesaplanmıştı. Harvard Üniversitesi profesörü Marc Lipsitch, hatalı olduğunu öne sürdüğü bu tahminin sınırlı verilerle yapıldığını söylüyor.
WHO açıklama yaptı: İddialar kesinlikle asılsız
İDDİALAR üzerine WHO sözcüsü Gregory Hartl, bir açıklama yaptı. WHO toplantılarına ilaç sektöründen temsilcilerin bulunmasının doğal olduğunu söyleyen sözcü, toplantıda bulunan temsilcilerin hiç söz hakkı olmadığını ve toplantının gidişatını etkilemediğini sözlerine ekledi ve “Aşı yapıyoruz ve bu yüzden aşının içinde olanları bilmemiz gerek” dedi. WHO’da çalışan herkesin geçmişlerinin çok sıkı bir biçimde incelendiğini açıklayan Hartl, adı skandala karışan Frederick Hayden’in Dünya’daki en iyi virolog olduğunu ve grip hakkında birşey sorulması halinde cevap verecek ilk kişinin Hayden olması gerektiğini belirtti. WHO’nun çalışanlarının finansal geçmişlerini kamuoyuyla paylaşmalarının şimdilik mümkün olmadığını söyleyen Hartl WHO’nun özgür bir kurum olduğunu açıkladı.
[Hürriyet]
10.12.2009
Domuz Gribinden Ölenlerin Sayısı 353'e Yükseldi
Bakanlıktan yapılan açıklamada, hayatını kaybedenlerin 121'nin (yüzde 35) 50 yaş altındaki daha önce sağlıklı olarak bilinen kişiler olduğu belirtildi.
Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısının 306 olduğu, 98 hastanın tedavisinin yoğun bakımda sürdürüldüğü kaydedilen açıklamada, 102 hastanın ise solunum destek cihazına bağlı olarak takip edildiği bildirildi.
Hastalıktan korunmanın en etkili yolunun aşılanmak olduğu vurgulanan açıklamada, aşının aile hekimlikleri, sağlık ocakları ve hastanelerde ücretsiz uygulandığı hatırlatıldı.
Gebeler için temin edilen 'adjuvansız' aşıların halen sadece gebe olan vatandaşlara uygulandığı ve bunlar dışındaki gruplarda uygulanmasının söz konusu olmadığı kaydedilen açıklamada, şöyle denildi:
'Son günlerde vatandaşlarımızın aşıya artan talepleri tüm sağlık kuruluşlarında aşı yapılması suretiyle karşılanmaktadır. Gebeler için temin edilen aşılarımız ise gebe takiplerinin yapıldığı Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri, Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezleri ile belirenmiş diğer sağlık kuruluşlarında yapılmaktadır.
Halen gebelerimize, 6 ay–50 yaş arasındaki tüm vatandaşlarımıza ve 50 yaşın üstündeki kronik hastalığı olan vatandaşlarımıza, ayrıca kritik kamu hizmetlerinde görev yapan vatandaşlarımıza yaş sınırlaması olmaksızın aşı uygulamasına devam edilmektedir. 10 yaş altında olup ilk aşı dozlarının üzerinden en az 3 hafta geçmiş olan çocuklarımızın ikinci doz aşılarını yaptırmaları önem arz etmektedir.'
Açıklamada, okul çağında olan ve velileri tarafından aşılanmaları uygun görülen çocukların okullarda aşılanmalarına sağlık ekiplerimizce devam edildiği de belirtildi.
[AA]
7.12.2009
Domuz Gribine 55 Ölüm Daha
Sağlık Bakanlığı domuz gribinden hayatını kaybedenlerin sayısının 296'ya çıktığını açıkladı.
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, halen domuz gribi sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısının 347 olduğu, bunların 113'ünün takip ve tedavisinin yoğun bakımlarda sürdürüldüğü, 99 hastanın ise solunum destek cihazına bağlı olarak takip edildiği belirtildi.
Vefat edenlerin 103'üne tekabül eden yüzde 35'inin 50 yaş altında, daha önce sağlıklı olduğu bilinen kişiler olduğu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Hastalıktan korunmanın en etkili yolu aşılanmaktır. Aşı aile hekimlikleri, sağlık ocakları ve hastanelerimizde ücretsiz olarak uygulanmaktadır.
3 Aralık 2009 tarihli basın açıklamamızda gebelerde kullanılmak için temin edilen aşılar ile gebe aşılamasına bugün başlanacağı belirtilmişti. Gebe aşılamaları gebe takiplerinin yapıldığı Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri, Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezleri ile belirenmiş diğer sağlık kuruluşlarında yapılacaktır.
Aileleri tarafından aşılanmaları talep edilen ve halen aşılanamayan çocuklarımız için, sayılarına bakılmaksızın okullarında aşılama çalışmaları başlatılmıştır. Çocuklarına aşı yaptırmak isteyenlerin bu amaçla Sağlık Ocaklarımız ve diğer aşılama merkezlerinden faydalanma imkanları da devam etmektedir.''
[NTV]
3.12.2009
Domuz Gribinden 46 Kişi Daha Hayatını Kaybetti
Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı bir açıklamada, Türkiye’de domuz gribinden ölenlerin sayısının 241’e yükseldiği bildirildi: “Pandemik gripten kaybedilen vatandaşlarımızın sayısı maalesef 241 olmuştur.
Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısı 223’dür. Bunların 86’sının takip ve tedavisi yoğun bakımlarda sürdürülmektedir. 62 hasta ise solunum destek cihazına bağlı olarak takip edilmektedir.” Açıklamada, gebe kadınlara da özellikle bir uyarıda bulunuluyor:
“BÜTÜN GEBELER AŞI KONUSUNDA HASSASİYET GÖSTERMELİDİRLER”
“Gebelerde kullanılacak olan aşının uygulamasına 7 Aralık 2009 Pazartesi günü başlanacaktır. Hastalık gebelerde ağır seyredebilmekte ve ölüm riskinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu sebeple bütün gebelerimizin aşılanma konusunda hassasiyet göstermeleri gerekmektedir.”
[Radikal]
[NTV]
2.12.2009
Domuz Gribi ile Kuş Gribi Virüsü Birleşti mi?
Rus doktorlar domuz gribi ile kuş gribi karışımı yeni bir virüsün ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.Yeni virüs hızla yayılacak ve daha çok ölümlere neden olacak.
Rusya Halk Sağlığı Dairesi (Rospotrebnadzor) Başkanı Gennadi Onişenko basına yaptığı açıklamada, domuz gribi virüsü ile kuş gribi virüsünün karışımından oluşan yeni bir virüsün ortaya çıkma tehlikesinin bulunduğunu iddia etti. Onişenko, Rospotrebnadzor'un konuyu yakından takip ettiğini kaydetti.
Dünya genelinde yaklaşık yarım milyon insana bulaşmış olan ve 7 bin 800 insanın ölümüne yol açan domuz gribinin H1N1 virüsü, mevsimsel grip ve kuş gribi ile birleşerek daha güçlü bir virüse dönüşeceği illeri sürülüyor.
H5N1 kuş gribi ve H1N1 virüslerin birleşimi dev bir melez haline gelebileceğini belirten uzmanlar, bu virüsün öncekinden daha yüksek ölüm oranlarına ve salgınlara yol açabileceği uyarsında bulunuyor. Mutasyona uğrayan yeni virüs türü insanlar arasında çok daha hızlı yayılacak.
Virüsün mutasyona uğradığı konusunda çıkan bilgilerin ardından domuz gribinin tedavisi için kullanılan Tamiflu'nun de virüse yönelik etkisiz olduğu duyuruldu. AFP'ye açıklamada bulunan uzmanlar, mutasyona uğrayan virüsün bazı durumlarda akciğer dokularına saldırı kabiliyetini artırabildiğine dikkat çekti.
[En Son Haber]
25.11.2009
Influenza A H1N1 Çin'de de Mutasyona Uğradı
Çin'in ana kesiminde sekiz domuz gribi vakasında, hastalığa neden olan İnfluenza A/H1N1 virüsünün genetik mutasyona uğradığı bildirildi.
Şinhua ajansının haberine göre, Çin Milli Grip Merkezi Başkanı Şu Yüelong, şu anda piyasada bulunan aşı ve ilaçların değişim geçiren virüse karşı da etkili olduğunu duyurdu.
Ülkenin Salgın Önleme ve Koruma Merkezi ise yeni virüsün H1N1'den daha tehlikeli olmadığını ve yeni vakaların henüz ölüme yol açmadığını belirtti.
China Daily gazetesi de yetkililerin, Hong Kong'ta bir yaşındaki bir çocukta da mutasyona uğramış virüs tespit ettiklerini ve çocuğun tedaviden sonra taburcu edildiğini bildirdiğini haber verdi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Pekin Bürosu yetkilisi Vivien Ten, düzenlediği basın toplantısında, Çin hükümetini virüsün mutasyonuyla ilgili olarak bilgilendirdiklerini ve ülke genelindeki sağlık kuruluşlarıyla beraber virüsü izlediklerini söyledi.
DSÖ, grip virüslerindeki mutasyonun genelde rastlanan, normal bir durum olduğunu açıkladı.
[Hürriyet]
24.11.2009
172 Bin Domuz Gribi Aşısı Geri Çekildi
DSÖ sözcüsü Thomas Abraham, Kanada'da aşıya karşı alışılmamış oranda "ciddi" alerjik reaksiyonun belirlenmesi üzerine, bunun nedenini bulmak için gerekli araştırmaların yapılmakta olduğunu açıkladı.
Sözcü, DSÖ'nün bu aşamada aşılanmayla ilgili önerilerinde bir değişiklik yapmayacağını belirterek, "Öncelikle Kanada'da ne olup bittiğini anlamamız gerekiyor" dedi.
GlaxoSmithKline sözcüsü Gwenan White da bir parti domuz gribi aşısına karşı normalden fazla alerjik reaksiyon tespit edildiği yönündeki haberlerin ardından bir tavsiye yayımladıklarını söyledi.
Sözcü, Kanada'daki sağlık görevlilerine söz konusu aşıyı kullanmamaları tavsiyesinde bulunduklarını, sağlık yetkilileri ile firmanın olayı araştırdığını kaydetti.
White, aşırı alerjik reaksiyona neden olduğu belirtilen bu partide 172 bin doz aşı bulunduğunu, Kanada'ya toplam 7,5 milyon doz aşı dağıtıldığını ifade etti.(aa)
[Radikal]
22.11.2009
Domuz Gribi Mutasyona Uğradı
Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) yapılan açıklamada ülkede yaşanan son iki Domuz gribi ölümünde H1N1 virüsünün mutasyona uğradığını açıkladı.
Norveçli yetkililer mutasyonlu griple ölen iki kişinin de sıkı şekilde izole bir şekilde tedavi edildiğini ifade etti. Virüsün mutasyona uğraması demek şu anda kullanılan aşıların işe yaramaması anlamına geliyor. İlaç şirketleri daha önce yaptıkları açıklamada, “Aşıları bedava yenileriz” demişlerdi. Ancak böyle bir durumda yeni aşıların üretim süreci çok fazla gecikecek. H1N1 virüsünde benzer mutasyonlar daha önce Brezilya, Çin, Japonya, Meksika, Ukrayna ve ABD’de görülmüştü.
[Hürriyet]
Dünya Sağlık Örgütü'nden salgın uyarısı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa'da domuz gribi salgınını yakından takip eden kurumların yetkilileri, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede salgının daha da hızlanacağı uyarısını dile getirdi, özellikle çocuklar, gençler ve diğer risk grubundakilerin aşılanmalarının önemine işaret etti.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile Türkiye'de domuz gribi salgınına karşı yürütülen çalışmalar konusunda istişarelerde bulunan DSÖ ve Avrupa Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi (European Centre for Disease Prevention and Control)(ECDC) yetkilileri, soruları yanıtladı.
DSÖ Avrupa Bölgesi Danışmanı ve Nottingham Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Jonathan Nguyen Van Tam, 1918'deki İspanyol gribi salgını ile karşılaştırıldığında daha hafif seyreden bu salgının, mevsimsel gripten farklı olarak daha çok genç erişkinlerle küçük çocukların ölümüne yol açtığını söyledi.
İngiltere'de bu hastalıktan hastaneye daha çok çocuklar, gençler ve genç erişkinlerin yattığını anlatan Van Tam, bu hastaların yüzde 13'ünün de yoğun bakım veya solunum cihazı desteğine ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Van Tam, ''Bütün bu gerçekleri dikkate alarak konuşmak gerekirse bütün hükümetlerin yapabilecekleri tek şey aşı temin edip uygulayarak ölümlerin önünü almaktır. Dünya genelinde olası bütün riskleri çok dikkatle inceledik. Ciddi riskle yüz yüze olan sağlık çalışanları, kronik hastalığı bulunanlar, hamileler, genç yetişkinler ve çocuklar mutlaka aşılanmalı'' diye konuştu.
''Kimin hangi öncelik sırasına göre aşılanacağı konusunda Türkiye'nin şu ana kadar her adımı doğru attığını'' vurgulayan Van Tam, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye aşı konusunda Avrupa bölgesinde çok ciddi saygınlığa sahip firmaların aşılarını aldı. Bunların tabi tutulduğu test düzeyleri, İngiltere dahil diğer Avrupa ülkelerinin aldığı aşılar ile aynı. Türkiye'nin aşı aldığı firmalardan biri, aynı zamanda İngiltere'nin de en fazla miktarda aşı temin ettiği firmalardan birisi. Salgın şu anda Türkiye'de tam hızlanma aşamasında. Henüz daha en kötü durumla karşılaşılmadı. Vaka, hastaneye yatış ve ölümlerde artış bekliyoruz.''
[NTV]
21.11.2009
Tamiflu'ya Direnç Kazanmış H1N1 Virüsüne Rastlandı
Dünyada Tamifluya direnç kazanmış H1N1 virüsü vakası çok az sayıda. Sadece Amerika’da bir yaz kampında yaşanmış bir örnek var. Cardiff’de bu yeni durumun saptandığı beş hastanın tedavilerine başka bir anti-viral ilaçla devam ediliyor. Bu hastalardan 2’si taburcu edildi, diğer 3′ünün tedavisine ise hastanede devam ediliyor. Bunlardan biri yoğun bakımda.
Galler Bulaşıcı Hastalık Sürveyans Merkezi başkanı Roland Salmon’ın yaptığı açıklama ise şöyle: “Tamiflu’ya direnç kazanmış H1N1 virüsünün ortaya çıkması aslında beklenmedik bir olay değil. Fakat bu durumda ortaya çıkan virüsün Nisan ayından bu yana yayılan H1N1 virüsünden daha tehlikeli olduğunu söyleyemeyiz. Tamiflu ile yapılan tedavilerin çoğu etkili oldu. Fakat hala en etkili yöntem aşılanma. Bu sebeple risk altındaki insanların bir an önce aşılanmasını öneriyorum.”
Tamiflu’ya direnç gösteren bu virüsün halk arasında yayılması şüphesiz ki önemli bir soruna yol açacaktır. Hükümet son zamanlarda Tamiflu’yu virüs bulaşmış insanlar için tedavinin ilk aşaması olarak açıklamıştı.
Londra Sağlık Departmanı’ndan bir uzman ise “Bu gelişmeyi ciddi bir şekilde ele aldık fakat Sağlık Koruma Ajansı bu virüsün sağlıklı insanlara geçme ihtimalinin çok az olduğunu düşünüyor. Bu konuda bizim izlediğimiz ve doğru bulduğumuz yöntem virüs bulaşmış hastalara, hastalığın etkilerini ve oluşabilecek komplikasyonları azaltmak için anti-viral kullanımını önermek. Yine de durumu gözlem altında tutuyoruz.” şeklinde konuştu. (GUARDIAN)
Çev: Hande Turhan
[Yeşil Gazete]
19.11.2009
Domuz Gribinden 20 Ölüm Daha
Domuz gribinden ölenlerin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor.
Sağlık Bakanlığı, halk arasında domuz gribi olarak bilinen pandemik gripten yaşamını yitirenlerin sayısının 73'ten 93'e yükseldiğini açıkladı.
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, pandemik gripten hastanelerde yatan 280 kişiden 59'unun takip ve tedavisi yoğun bakımlarda sürdürülüyor. 15 hasta solunum destek cihazına bağlı olarak takip ediliyor.
[NTV]
16.11.2009
Domuz Gribi Tip mi Değiştirdi?
Domuz gribi salgını dünyanın dört bir yanına yayılırken, Ukrayna'da 189 kişinin ölümüne yol açan ve 1 milyondan fazla kişiye buluşan virüs korkutuyor. Virüsün Domuz gribi virüsü olarak bilinen H1N1'in evrimleşmiş bir versiyonu mu , yoksa yeni bir virüs mü olduğu bilinmiyor. Gazete Port'un haberine göre İngiliz bilim insanları da Ukrayna'daki virüsün mutasyona uğrayıp uğramadığını incelemeye başladı.
Ukraynalı doktorların açıklamaları ise korkutucu. Bazı doktorlar ülkedeki kurbanlarda görülen semptomların, Birinci Dünya Savaşı'nda milyonlarca insanın ölümüne yol açan İspanyol gribi kurbanlarında görünlere benzediğini belirtiyor. Ukrayna'nın batısından adı açıklanmayan bir doktorun sözleri ise tüyler ürperten cinsten:
"İki kurbana otopsi yaptık ve akciğerlerinin kömür gibi kapkara olduğunu gördük. Yanmış gibiydi. Korkunçtu."
H1N1 OLDUĞUNA İNANMIYORUZ
Lviv'deki hastanenin acil bölümünden başhekim Miron Boriseviç, dört adam ve bir kadının ölümünün ardından, "Analizleri Kiev'e gönderdik. Bunun H1N1 Domuz gribi olduğuna inanmıyoruz. Ama bunun ne tür akciğer iltihaplanması olduğunu da bilmiyoruz" dedi.
Gizemli virüsün yayılmasından korkan Komşu Polonya AB'yi harekete geçmeye çağırırken, "Bu tehdidin niteliği Avrupa Birliği düzeyinde bir acil eylemi gerektiriyor" dedi.
Rusya, Slovakya, Polonya, Macaristan ve Romanya ülkeye gelen Ukraynalıları çok sıkı sağlık kontrollerinden geçiriyor, Slovakya da beş sınırından ikisini kapattı.
Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko, Dünya Sağlık Örgütü'nü yardıma çağırdı. Bir uzman ekip Kiev ve Lviv'de virüsü incelemek üzere testler yapıyor.
Başkan Yuşçenko, "İnsanlar ölüyor. Salgın doktorları öldürüyor. Bu 21. yüzyılda akıl almaz bir şey. Diğer ülkelerdeki benzer salgınlardan farklı olarak Ukrayna'da ciddi virüs enfeksiyonlarının üç kaynağı eş zamanlı olarak birleşmiş durumda: İki mevsimsel grip ve bir California virüsü. Uzmanlar bu kompinasyonun mutasyon sonucu çok daha saldırgan yeni bir virüs üretebileceğini belirtiyor" diye konuştu.
Ülkede üniversiteler, okullar ve kreşler kapalı. Toplantı, gösteri ve yürüyüşlere izin yok, sinema ve tiyatrolar kapalı. Ukrayna'dan alınan virüs Londra Mill Hill'deki Tıp Araştırmaları Konseyi araştırma laboratuvarında da test edildi.
Konsey sözcüsü, ilk sonuçların elde edildiğini, ancak açıklama yapamayacağını söyledi. Sözcü, yeteri kadar virüs örneğine sahip olmadıklarını ve virüsün doğasına dair kesin bir sonuç elde etmeden önce daha fazla virüs örneği elde etmeleri gerektiğini belirtti.
[Hürriyet]
13.11.2009
Domuz Gribinden 20 Kişi Öldü
Sağlık Bakanlığı domuz gribinden 20 kişinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı.
Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı bir açıklamada, Türkiye’de domuz gribinden ölenlerin sayısının 60’a yükseldiği bildirildi:
Pandemik grip nedeniyle çeşitli illerimizde 20 vatandaşımız daha maalesef hayatını kaybetmiştir. Bu vefatlarla beraber Pandemik gripten kaybedilen vatandaşlarımızın sayısı 60 olmuştur.
Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısı 202’dir. Bunların 40’ının takip ve tedavisi yoğun bakımlarda sürdürülmektedir. 11 hasta solunum cihazına bağlı olarak takip edilmektedir.
Aşılama çalışmalarının başlamasından bu yana hacı adayları ve sağlık çalışanlarından (güvenlik ve temizlik hizmetlerinde çalışan sözleşmeli personel, idari işlerde çalışan personel, eczacılar, serbest çalışan diş hekimleri de dahil olmak üzere) tüm sağlık çalışanlarından toplam yaklaşık 250 bin kişi aşılanmıştır. Aşılananlar arasında hayatı tehdit edici ciddi yan etkilere rastlanmamıştır. Sağlık kuruluşlarında çalışan bazı personelin aşılama kapsamına alınmadığına dair yapılan açıklamalar ve haberler gerçeği yansıtmamaktadır.
Çok sayıda vatandaşımızın hastanede, bazı vatandaşlarımızın yoğun bakım ünitelerinde takip edilmesine ve bu hastalarımızın da bir kısmının maalesef hayatını kaybetmesine neden olan pandemik gripten korunmanın bilinen en etkili yolu aşılanmaktır.
16 Kasım 2009 Pazartesi gününden itibaren 6 ay–5 yaş arası çocuklarımızın ve tüm yaş gruplarındaki kronik hastalığı olan vatandaşlarımızın aşılanmalarına tüm illerimizde başlanacaktır.”
[Milliyet]
7.11.2009
yeniHarman Dergisi Kasım Sayısı Global Disaster Röportajı
-Global Disaster adlı internet sitenizde dünyadaki çeşitli felaket haberlerini derliyorsunuz. Nedir amacınız? Ve vermiş olduğunuz bu felaket haberlerinin arasında salgın hastalıkların yeri nedir?
Global Disaster’ın amacı; küresel çapta doğa, iklim, endüstri felaketlerini anlamak ve bunlara paralel olarak gezegenin verdiği tepkiyi arşivlemek, tarihe bir not düşmek. "Hafıza-ı Beşer Nisyan ile malüldür" düşüncesinden hareketle, kapitalizmin, küresel iklim değişiminin, sanayileşmenin, kent hayatının, endüstrileşmeye bağlı tarım ve hayvancılık ekonomisinin gezegeni getirdiği noktayı işaretlemek ve bunların hatırlanmasını ve izlenmesini sağlamak amacını güdüyoruz. Kapitalizmin yarattığı bunalım, sürekli işgücü, işsizlik, hayatta kalma dürtüsünün sürekli ekonomiye bağlı olarak uyarılması sebebiyle, insanoğlu/kızının doğadan koparıldıkça, aslında kendisinden de uzaklaştırıldığını anımsatmak sitenin temel hedeflerinden birisi.
Salgın hastalıklar konusu, sistemden ayrı tutulamayacak ve düşünülemeyecek bir konu aslında, insanlar henüz virüslerin yarattığı tehdide karşı savunmasız durumdalar. İlaç endüstrisinin, büyük şirketlerin varlığı ile sağlıkta tıbbi etiğin yeniden düşünülmesi ve yorumlanması gerekiyor. Özellikle bilinçsiz antibiyotik kullanımın verdiği hasarlar için ayrıca tıbbi istatistiklerin tutulması gerek, epidemiyolojik saha araştırmalarında ortaya çıkan sonuçlar daha çok patojen mikroorganizmaların patojenite (hastalık yapma) kabiliyetlerinin arttığını gösteriyor. Sadece insanlarda mı? Bitkilerde, hayvanlarda da kullanılan farmasötik teknolojinin yarattığı sorunlar gün geçtikçe büyüyor, patojen bakterilerin ve virüslerin direnç göstermesi, ilaç şirketlerinin ve laboratuarlarının daha gelişmiş antibiyotikleri ve antiviral ilaçları piyasaya sürmesini beraberinde getiriyor. Bu sorun ileride gezegendeki canlı türleri için daha da büyüyen bir tehdide neden olabilir. Sürekli artan nüfus ve ulaşım ağlarının teknolojiye paralel olarak gelişmesi, mesafelerin azalması ile pandemilerin (küresel salgın) daha da tehlikeli olmasına neden oluyor.
Global Disaster'da, Kuş Gribi (Avian Influenza) Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi pandemi riski yüksek hastalıklara ilişkin haberler var. "Salgın Hastalık" etiketli 23 yazı girilmiş. Gündemdeki Domuz Gribi (Influenza A H1N1) için henüz durum belirsizliğini koruduğu için kayıt düşülmedi. Hastalıkla ilgili bazı iddialar ve şüpheler söz konusu. Influenza (genel adıyla grip) her daim yüksek bulaşma ve patojenite ile pandemi riski taşıyan bir hastalık. Influenza A'nın 5 alt tipi var ; H1N1, H1N2, H3N1, H3N2, ve H2N3. Meksika'da ortaya çıkan ilk salgının H1N1 tarafından başlatıldığı söylendi, sonbaharın başlaması ile birlikte H3N2'nin salgın yaptığı söyleniyor ama bununla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı, Domuz gribinin "laboratuar ortamında" üretildiği iddiaları da dolaşmakta, yanılmıyorsam Avusturalyalı bir biyolog tarafından açıklanmıştı ve DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) de bu iddiayı "ciddi" bulduğunu açıklamıştı, ancak ardından bir açıklama gelmedi. Haziran ayında DSÖ, sağlık uzmanlarını biraz şaşırtan bir açıklama ile Domuz Gribini 6. kategori yani Pandemi (küresel çapta tehlikeli salgın) ilan etti, açıklamanın yaz aylarında yapılması da düşündürücü, bilindiği gibi, Influenza virüsleri sıcağa karşı dirençli değildir…
-Sizin de derlediğiniz haberlerin birinde “Birleşmiş Milletler, domuz gribi salgını vurması halinde fakir ülkelerde anarşi yaşanabileceği, ekonomilerin çökebileceği uyarısında bulundu” deniyor. Bu ifadeden ne anlamak gerekiyor?
Genel olarak iktidarın panik havası yaratmaması beklenir öyle değil mi? İktidar, paniklemiş bir kitleyi istediği gibi kontrol edemeyebilir, bu risk vardır. Hastalıkla ilgili olarak hem DSÖ'nün hem de BM'nin insanları paniğe sevk edecek açıklamalarını nasıl okumak gerek? İsterseniz, 11 Eylül sonrası küresel çapta yeni bir egemenlik stratejisini konuşalım kısaca; Korku Toplumu Projesi. Terörizmden, ekonomik bunalımlardan, barınma korkusundan, hayatta kalma korkusuna dek her alanda Otorite büyük kitleleri "korku paranoyası" ile yönlendiriyor. Terörizmden, terör yaratarak, ekonomik krizlerden de ekonomik krizler yaratarak korkutan ve toplumu boyunduruk altına alan sistem, şimdi "hayatta kalma korkusuna" oynuyor gibi görünmekte. Elias Canetti, "Kitle ve İktidar" kitabında "Kaçış kitlesi bir tehditle yaratılır. Herkes kaçar ve herkes kitlesi ile birlikte sürüklenir. Tehlike herkes için aynıdır. Bu tehlike belirli bir noktada kesifleşir ve orada ayrım tanımaz" diyor. Bana göre Otoritenin şu anda yaratmak istediği kitle tipi "Kaçış/Panik Kitlesi" tipidir. Ancak şunu da belirtmem gerek, Pandemi riski gerçektir, epidemiyolojik araştırmalara göre her yüz yılda bir küresel çapta büyük ölümcül salgınlar yaşanmıştır. Toplumsal bellekte ağır izler bırakan pandemik hastalıklar var, bu gerçeği göz ardı edemeyiz. Buna karşın Domuz Gribi (Influenza A) böylesi küresel çapta büyük kitlesel ölümlere yol açabilecek bir hastalık mıdır? Böyle bir risk var, evet. Ancak şu aşamada paranoyaya gerek var mıdır? Orası tartışmalı. ,
Alelacele NOVARTİS, Glaxo Smith Kline ve Baxter International firmaları tarafından hazırlanan Domuz Gribi (H1N1) aşıları ile ilgili olarak, sağlık çalışanları, doktorlar, hemşireler, veterinerler kuşkulu. ABD'de sağlık çalışanları arasında aşıya karşı ciddi bir muhalefet var. İngiltere'de Hemşire örgütleri aşıya karşı çıktıklarını sendikal boyutta dile getirdiler. Ülkemizde de, beşeri hekimler ile veteriner hekim örgütleri içinde aşıya karşı muhalefet söz konusu. Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin aşıyla ilgili yayımladığı bir bildiride ilginç noktalar göze çarpıyor, deniyor ki "1976 senesinde Amerika’ da Fort Dix’ te askerlerde görülen enfeksiyon bahane edilerek milyonlarca insan domuz gribine karşı aşılanmış ama sonradan böyle bir salgının gerçek olmadığı ortaya çıkmıştı. Üstelik aşı yüzünden 25 kişi ölmüş ve yüzlercesi de ömür boyu felçli kalmıştı."
Aşıya bağlı yan etkileri art arda andığımızda da oldukça ürkütücü bir tablo ortaya çıkıyor. Aşının ithaline hangi bilimsel komite karar verdi? Aşının güvenirliliği konusunda yapılan testler ve araştırmalar hangi bilimsel komite tarafından yeterli bulundu? Aşı hangi firma veya firmalardan ve toplam kaç doz ithal ediliyor? Aşı hangi ithalatçı firmadan alınıyor ve bunun için ihale yapıldı mı ve kaç lira ödenecek? Sağlık Bakanlığı’nın ısmarladığı aşıda Amerika’da yasak olan bu adjuvan madde (skualen) var mı? Eğer varsa Sağlık Bakanlığı’ nın skualenin emniyeti konusundaki fikri nedir? Aşıların ve aşı üretiminde kullanılan maddelerin lisansı ne zaman alınmış? Aşıların ve aşı üretiminde kullanılan maddelerin yan etkileri var mı, varsa nedir? Aşıya bağlı ölümler veya kalıcı rahatsızlıklar gerçekleşmesi halinde ne gibi bir yol izlenecektir? Aşılama işleminde hangi kriterler göz önüne alınacak? Bildirinin sonuç kısmındaki bu sorular da yanıt bekliyor.
- Global Disaster’ın vurgulamaya çalıştığı "felaket" ile son zamanlarda domuz gribi haberleriyle yeniden dünya medyasına yansıyan paranoya ve felaket senaryoları arasında nasıl bir fark var?
Global Disaster, eğer önlem alınmazsa büyük bir çöküşün kapıda olduğunu hatırlatıyor. Bunların bazısı doğrudan tekno-endüstriyel sistemin faaliyetleri sonucu ortaya çıkan felaketler; türlerin yok oluşu, küresel ısınma, ekolojinin tahrip edilmesi, su kaynaklarının ve gıdaların kontamine edilmesi vb. Bunlar toplamda alt alta yazıldığında -ki Global Disaster'da bunu yapıyor- gezegenin kendini yenileyecek bir fırsatı bulamadan çökeceği sinyallerini görmekteyiz. Biz bu çöküşe yakın olduğumuzu düşünüyoruz. Eğer sistem bu hunharlığı ile devam edecekse… Doğada ve evrende bir homoestasis durumu (doğal denge) vardır. Eğer dengeyi bozarsanız, sistem bir başka durumda -mesela çöküşte- dengeye gelmeye çalışacaktır. Örneğin GDO'lu ürünlerin salt insan sağlığına zararlı olacağı gibi bir eksik bilgilenme söz konusu, oysa GDO'lu ürünlerin yetiştiği bir coğrafyada tüm ekosistem, besin zinciri çökmeye başlıyor. Antroposentrik düşüncenin bugüne kadar bir faydasını görmedik, bundan sonra da göreceğimiz kuşkulu…
Kitle iletişim çağında, özellikle haberin dolaşımı neredeyse zamansız ve sınırsız bir mekanda olduğu için disenformasyon ve misenformasyon kaçınılmazdır. Gerçek bilgi ile çarpıtılmış veya yalan bilgi bir süre sonra birbirinden ayrılamaz hale gelir ve gerçek çöker.. "gerçeğin çölüne hoşgeldiniz" derken Baudrillard biraz da, gerçeğin çarpıtılmış taklidinin gerçeğinden ayrılamadığı noktayı işaret etmektedir. Slavoj Zizek'de bu tabiri "11 Eylül dünyayı gerçekten değiştirdi mi?" sorusuna cevaben vermişti. Domuz Gribi haberleri ile ilgili belirsizlik, bir çok bilginin internette dolaşıyor olması, karşıtların ve destekçilerinin argümanlarının birbirinde boğulması sayesinde hastalık ve aşıyla ilgili elimizde kalan tek şey "belirsizlik" halidir. Bugün ABD Başkanı Obama'nın çocuklarına domuz gribi aşısı yaptırmadığını okudum. Almanya'da hükümet görevlileri ile halka yapılan aşının farklı olduğu haberi de gözüme çarptı. Domuz Gribinden öldü denilen bir gencin, daha sonra domuz gribinden ölmediği haberi de sanırım gerçeğin belirsizleştirilmesi düşüncemi destekliyor.
-John Zerzan, “Hastalık bile neredeyse tümüyle uygar yaşamın bir icadıdır; bilinen tüm salgın hastalıklar tarihsel gelişme karşılığında ödenen bir bedeldir.” diyor. Geçmişte salgın hastalıklar sonucunda kitlesel ölümler gerçekleşmişken bugün kitlesel ölümlerin önüne geçebilecek çözümler, ilaçlar sunmuyor mu Zerzan’ın suçladığı “uygar yaşam biçimi”?
Zerzan'ın hastalık hali ile ilgili önermesine katılmamak mümkün değil. İlaçlara karşı direnç gösteren ve sürekli bir genetik değişime zorlanan patojen mikroorganizmanın, kendi varlığını devam ettirme güdüsü bir süre sonra mikroorganizmanın patojenite gücünün daha da ölümcül bir ivme kazanacağı fikri, tıbbi otoriterler tarafından da desteklenmekte. Antibiyotiklere karşı bazı direnç tipleri diğer bakterilere de geçebildiğinden, giderek artan sayıda enfeksiyon artık antibiyotiklerle tedavi edilememektedir. Yani bir süre sonra ilaç endüstrisi, yenilmez süper bakteri türlerini yaratabilir. Virüslere karşı ise aşılamadan başka bir çare görünmüyor. Virüslerde bakteriler gibi, değişen yaşam biçimlerine tepki gösteriyor ve onlarda değişiyor. Örneğin 50 milyon kişiyi öldüren 1918’deki İspanyol gribi günümüzde yaşansaydı, sonuçlar çok daha vahim olabilirdi. Evet, uygarlığımız ve ilerlemeci mantık, tekno-endüstriyel toplum, hastalıkları da değiştiriyor veya yeni tipleri yaratmaya zorlayabiliyor.
-Evcilleştirme ve sonrasında endüstriyel tarımın-hayvancılığın domuz gribi ve benzer hastalıkların, salgınların ortaya çıkması ve yayılmasıyla nasıl bir bağlantısı var?
Kesinlikle aralarında bir bağıntı söz konusu, salgınların hızının ve yayılma gücünün üzerinde endüstriyel yaşamın büyük etkisi var. Salgınları doğrudan endüstriyel tarım-hayvancılık oluşturuyor diyemeyiz ancak mesela insanlarda ölümcül sonuçlara yol açan BSE (Bovine Spongiform Encephalopahty -Sığırların Süngerimsi Beyin Hastalığı - Deli Dana) tamamen cannibalism (yamyamlık) kökenli, endüstriyel sistemin sonucu bir hastalıktır. Endüstriyel Hayvan Yetiştiriciliğinde verim arttırıcı olacağı düşünülen yöntemde, sığırlara yine sığırlardan elde edilen "kan unu", "et unu", "kemik unu" gibi “besin” maddeleri ile karışık yemler verilmesi sonucu oluştu. Bir canlıya kendi türünü yedirdiğinde ortaya çıkan sonuç buydu. Zoonoz (hayvandan insana geçen) hastalıkların bir türlü önlenememesinin bir nedeni de endüstriyel hayvancılıktır.
Kuş Gribi (Avian Influenza H5N1) salgını sırasında olası ürkütücü senaryo şuydu; Kuş Gribi virüsünün uygarlığımızın bir nimeti olan toplu ve hızlı taşımacılık sayesinde, uzak bir coğrafyaya yayılarak daha çok konakçıya kavuşması ve bu konakçılardan birisindeki solunum yolu ile bulaşan mevsimsel grip virüsü ile genetik alışverişe girip insandan insana bulaşması ihtimali… Bu ihtimal, domuz gribinde gerçekleşmiş görünüyor. Çünkü bir salgının pandemi kategorisine alınması için, insandan insana solunum yolu ile bulaşması ve tüm kıtalara yayılma ihtimali olması gerek… Diyelim ki domuz gribi daha yüksek kitle ölümlerine sebep olacak derece hastalık yapıcı bir tipe evrildi ve hastalığı kapan bu kişi İstanbul'dan hava yolu ile bir Avrupa kentine gitti, işte artık hastalığın küresel çapta kitlesel ölümlere yol açmasını hiç kimse engelleyemez. Hastalığın bu denli hızlı yayılacak olmasının tek nedeni, modern dünyanın hızlı ve her yere ulaşımının bir bedeli olacak gibi görünüyor...
2.11.2009
Ukrayna'da esrarengiz virüs: 60 ölü
Domuz gribi salgını tüm dünyada yayılırken, Ukrayna hükümetinin dünyadaki en sert önlemleri alması kuşku yarattı. Ülke genelinde okulların üç hafta süreyle kapatılması, mitinglerin yasaklanması ve vatandaşlara seyahat sınırlamalarının getirilmesi talimatı verilirken, sıkı yönetim ilanının bile gündemde olması "Bütün bunlar domuz gribi nedeniyle mi, yoksa daha tehlikeli bilinmeyen bir virüs mü söz konusu?" sorusunu gündeme getirerek paniğe yol açtı. Gazeteport'un haberine göre, bir kesim ise ülke başkanlık seçimine doğru giderken asıl nedenin politika olduğunu ve domuz gribine siyasetin bulaştırıldığını söylüyor.
ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR
Başbakan Yulia Timoşenko, cuma günü önlemlerin bilhassa ülkenin batısındaki vakalar nedeniyle artan endişeler karşısında alındığını belirtirtti.
Ancak, ölümlerden hangi tür virüsün sorumlu olduğuna dair ortaya konulan çelişkili bilgiler kafalarda soru işaretlerine yol açıyor. Timoşenko, Ukrayna'daki durumun 'salgın eşiğine ulaştığını' söyledi. Başbakan, 'tüm büyük ölçekli etkinliklerin, konserlerin, film gösterilmlerinin ve diğer tüm kamusal toplanmaların üç hafta boyunca yasaklandığnı' kaydetti.
ECZANELERİN ÖNÜNDE UZUN KUYRUKLAR
Dünya Sağlık Örgütü'nün Ukrayna'ya destek olarak bir ekip göndereceğini açıklaması ise durumun açıklanandan daha vahim olduğu yönündeki kuşkuları artırdı. Ülkenin batısından gelen haberler ise insanların maske ve ilaç için eczanelerin önünde uzun kuyruklar oluşturduğu yönünde.
AB VE NATO'DAN ACİL YARDIM İSTEDİ
Son bir hafta içinde domuz gribinden 60 kişi hayatını kaybedince, Ukrayna başta ABD olmaz üzere AB ve NATO'dan ilaç ve tıbbi malzeme yardımı istedi. Ülkede 190 bin kişi domuz gribine yakalandı.
190 BİN HASTADAN 133'ÜNÜN DURUMU AĞIR
Ukrayna'da son bir hafta içinde 60 kişi Domuz gribi nedeniyle hayatını kaybetti. Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşenko komşu ülkeler başta olmak üzere Avrupa Birliği, ABD ve NATO'dan domuz gribiyle etkili mücadele için ilaç ve tıbbi malzeme yardımı istedi. Karantina altına alınan ülkede 190 bin hastadan 133'ünün durumu ağır. Sınırlarda yoğun güvenlik önlemleri alınan Ukrayna'da hastalık belirtisi taşıyan yabancıların ülkeye girmesine izin verilmiyor. Kiliseler özel ayinler yaparak toplu dua ediyor.
İŞİN İÇİNDE SİYASET Mİ VAR?
Öte yandan 17 Ocak'ta devlet başkanlığı seçiminin yapılması öngörülürken, gribe karşı alınan katı önlemler arasında tüm gösteri ve yürüyüşlerin yasaklanmasınını bulunmasının kampanya sürecini derinden etkileyeceği kaydediliyor.
Timoşenko da cumartesi günü devlet başkanlığına adaylığını açıkladı. Virüs, tüm Doğu Avrupa genelinde yayılırken, Timoşenko'nun Rusya ve Polonya'dan daha sert önlemler alaması da şaşkınlık yarattı. Bununla birlikte hükümetin bu sıkı önlemlerinin altında politik hesapların yattığı da söyleniyor.
Timoşenko'nun kampanya sürecini domuz gribini bahane ederek baltalamasının rakiplerinin önünü kesme amaçlı olduğu öne sürülüyor. Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko da bunun farkında olacak ki, 'ülkenin neden hazırlıklı olmadığına ilişkin' bir soru önergesi verdi. Timoşenko’nun asıl rakibi ise yüzde 31’lik halk desteğine sahip Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç. (Gazeteport)
[Radikal]