domuz gribi aşısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
domuz gribi aşısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15.01.2010

SALGIN SAHTE, VURGUN GERCEK

Avrupa Konseyi Sağlık Birim Şefi Wogard: Domuz gribi salgını, dünya çapındaki paniği paraya çeviren firmaların başlattığı ‘sahte’ bir salgındır.

DÜNYA çapında panik yaratan domuz gribi salgınının ‘sahte’ olduğu ortaya çıktı. Avrupa Konseyi Sağlık Şefi Wolfgand Wogard, para kazanmak isteyen ilaç firmalarının Dünya Sağlık Örgütü’nü etkilediğini açıkladı.

Firmalara soruşturma
İLAÇ firmaları dev karlar elde ederken, birçok ülkenin sağlık bütçesinin erimesi, büyük tepki oluşturdu. Wogard’ın bu süreçte ilaç firmalarının rolünün incelenmesi yönündeki teklifi, Avrupa Konseyi’nde kabul edildi.

İngilizler sorumlu peşinde
İngiltere’nin en çok satan gazetelerinden Daily Mail, sağlık bütçelerini eriten skandal sonrası sorumluların bulunup cezalandırılması için kamuoyu oluşturmaya başladı.

Skandal: Salgın sahte
Avrupa Konseyi Sağlık Birimi, ‘domuz gribi’ salgınının dünyadaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı ‘sahte bir salgın’ olduğunu açıkladı
Avrupa Konseyi Sağlık Şefi Wolfgand Wogard, ’domuz gribi’tedavisinde kullanılan ilaç ve koruyucu aşıları üreten şirketleri Dünya Sağlık Örgütü’nün domuz gribini bir salgın olarak tanımlama kararını etkilediğini savundu. İngilizlerin en çok satan gazetelerinden Daily Mail’in haberine göre, ’domuz gribi’ salgınının dünya çapındaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı ’sahte bir salgın’ olduğu gerçeği ortaya çıktı. Bu sayede ilaç firmaları “dev kazançlar” elde ederken, Türkiye de dahil pek çok ülke zaten kısıtlı olan sağlık bütçelerini bu nispeten hafif hastalığa karşı aşı kampanyaları düzenlemek için harcadı.


Müzakere şubat ayında

Wogard’ın bu süreçte ilaç firmalarının rolünün incelenmesi yönündeki teklifi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sorumluluğunu da üstlenen Avrupa Konseyi’nde kabul edildi. Konuyla ilgili acil durum müzakereleri önümüzdeki ay yapılacak. Sağlık Bakanlığı’nın, aralık ayının sonlarında açıkladığı rakama göre, domuz gribinden ölenlerin sayısının 507 olduğunu söylemişti. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, ölü sayısını açıklama konusunda, belli zaman müddetlerinin değil, hastalığın seyrinin açıklama ihtiyacı doğurmasının esas alınacağını kaydetmişti. Kasım ayında ise Başbakan Erdoğan ile Sağlık Bakanı Recep Akdağ arasında geçen diyaloglar kafaları karıştırmıştı.

[YeniÇağ]

10.01.2010

Domuz gribinden kimler rant sağladı?

Prof. Akdur, gerçekçi olmayan salgın paniklerinin pahalıya patladığını, H1N1'in dünyaya 4.4 trilyon dolara mal olacağını belirtti ve 'Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ediyor' dedi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, ''gerçekçi olmayan salgın paniklerinin dünyaya ve insanlığa çok pahalıya mal olduğunu'' ifade ederek, ''Kuş gribi dünyaya 2.2 trilyon dolara mal oldu, domuz gribinin ise 4.4 trilyon dolara mal olacağı hesaplanıyor. Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ederken diğer bir kısmı da büyük zarar görüyor'' dedi.

Akdur, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2010 kışı boyunca güney yarım kürede kullanılacak aşı için önerdiği iki seçenekten birinin, ''domuz gribi'' (H1N1) ve mevsimsel (H3N2) virüsleri ile influenza B virüsünden oluşan üçlü aşı, diğerinin de mevsimsel (H3N2) virüsü ile influenza B virüsünden oluşan ikili aşı olduğunu söyledi.

Firmaların 2010 için üçlü aşı üretmeleri halinde, halen piyasadaki ''domuz gribi'' aşısının yapılmasına gerek kalmayacağını anlatan Akdur, ikili aşı üretilmesi durumunda ise bu aşının yanında ''domuz gribi'' aşısının da uygulanması gerektiğini bildirdi. Akdur, şu görüşleri dile getirdi:

ULUS EKONOMİLERİ Mİ ŞİRKET EKONOMİLERİ Mİ?
''Bütün bunlar değerlendirildiğinde, salgının birinci dalgasından elde edilen verilerden yola çıkılarak, domuz gribinin korkulan, korkulması gereken bir virüs olmadığının anlaşılmasına rağmen DSÖ, abartmaya ve korkutmaya devam etmiştir. DSÖ'nün, koruyuculuğu ve güvenliği konusunda tatminkar bilgiye sahip olunmayan tekli domuz gribi aşılarının klasik risk grupları dışındaki büyük kitlelere yapılmasını önermesi, Ocak 2010'dan itibaren üçlü aşı içinde domuz gribi virüsünü de bulundurma olanağı varken hala ikili aşı önererek bunun yanında ayrıca tekli domuz gribi aşısı yapılmasını tavsiye etmesi, örgütün, ulusları, özellikle de gelişmekte olan ulusların ekonomisinden daha çok şirket ekonomilerini düşündüğü kuşkusunu yaratmakta ve bu kuruma olan güveni sarsmaktadır.''

DSÖ YALANCI ÇOBANA DÖNDÜ

DSÖ'nün son yıllarda olayları ve grip pandemilerini iyi yönetemediğini savunan Akdur, örgütün ''domuz gribi'' ve aşısı ile ilgili uygulamalarının yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada tartışıldığını, bunun da ötesinde şiddetle eleştirildiğini söyledi. Akdur, ''Başka bir ifadeyle tüm dünyada gerek DSÖ'ye gerekse aşı firmalarına karşı büyük bir güven bunalımı yaşanmaktadır. Bu yaşananların dünya ölçeğinde veya insanlığa en önemli faturası da DSÖ'ye olan güvenin yitirilmesidir'' dedi.

Geçmişte dünya genelinde yaşanan büyük salgınların DSÖ ve bilim çevrelerinde duyarlılığa yol açtığını, ülkelerin buna karşı plan ve hazırlık yapmasının yerinde olduğunu belirten Akdur, ''Ancak bu durum hem DSÖ'de hem de ülkelerde adeta 'mehdi bekleme psikoloji' yarattı. Tanı konulan her yeni A grip virüsünün beklenen, ölümcül virüs olduğu ya da olabileceği söylenerek büyük panikler yaratıldı. DSÖ adeta yalancı çobana döndü'' ifadesini kullandı.

TÜRKİYE AŞI ÜRETMELİ
Grip salgını konusunda Türkiye'nin aşı ve antiviral üretmemek, sağlık sorunlarına siyasi yaklaşmak ve krizleri iyi yönetememek gibi sorunları bulunduğunu savunan Akdur, 2010'da DSÖ'nün yeni bir virüs ilan etmesi halinde Türkiye'nin aşı ve antiviral bulamamak riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ileri sürdü. Aşı ve temel ilaçların stratejik maddeler olduğunu anlatan Akdur, bir salgın olasılığında ülkelerin önce kendi halkının gereksinimlerini karşılaması gerektiğini, bu maddeleri diğer ülkelere vermemesinin de doğal olduğunu söyledi. Akdur, ''Türkiye her şeyden önce bu çıkmazdan, yoksunluktan, aşı ve ilaç üretememek sorunundan kurtulmalıdır'' dedi.

2003'de yapılan bir çalışmaya göre ülkede ihtiyaç duyulan aşıların tamamının Türkiye'de üretilmesi için 90 milyon ABD dolarına ihtiyaç duyulduğunu bildiren Akdur, bunun sürekli ertelendiğini, ancak gelinen noktada yalnızca bir yıl için ithal edilen aşılara yapılan harcamaların 1 milyar dolara yaklaştığını kaydetti. Prof. Dr. Recep Akdur, kuş gribi salgınıyla birlikte aşı üretimine geçilmiş olsaydı Türkiye'nin mevcut sorunları yaşamayacağını savundu.

BAKANLIK MÜSTEŞARI: YANLIŞ ADIM ATMADIK
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun ise domuz gribi konusunda Sağlık Bakanlığı olarak yanlış bir adım atmadıklarını, alınması gereken önlemleri aldıklarını bildirdi. Salgının başlangıcında ülkedeki risk gruplarının tamamını aşılayabilecek şekilde bağlantı yaptıklarını, ancak bunun bağlantısı yapılan tüm aşıların satın alındığı anlamına gelmediğini belirten Tosun, aşılanma oranlarının düşük olması ve hastalığın beklendiğinden erken yayılması gibi gerekçelerle alınacak aşı oranını daha sonra düşürdüklerini anlattı.

''Salgının abartıldığı'' yorumlarına katılmadığını bildiren Tosun, ''Sonuçta eğer H1N1 salgını olmasaydı 500'ün üzerinde insanımızı kaybetmeyecektik. Bunu sıradan bir olay gibi görmemek lazım'' dedi.

[NTV]

12.12.2009

Dr. Grip NTV'ye konuştu

Domuz gribi salgını ile ilgili panik sağlamak ve ilaç şirketlerine de danışmanlık yaparak servet kazanmakla suçlanan Prof. Dr. Osterhaus hakkındaki iddiaları NTV'de yayınladı.

Domuz gribi salgını ile ilgili dünya genelinde panik başlamasını sağlamak ve hem ilaç şirketlerine hem Dünya Sağlık Örgütü'ne danışmanlık yaparak servet kazanmakla suçlanan Prof. Dr. Albert Osterhaus hakkındaki iddiaları NTV'de yayınladı.

Uzmanlık alanı sebebiyle Dr. Grip olarak da bilinen Hollandalı bilim adamı, "İlaç şirketim olduğu iddiaları kesinlikle doğru değil. Bir aşı şirketi ile bağlantılı bile değilim. Bunların hepsi dedikodu. Ben bir aşı üretimi sürecine dahil değilim ve bir şirket bu aşıları sattığında benim bundan bir çıkarım olmuyor." dedi.

Osterhaus NTV canlı yayınında hakkındaki iddialara şöyle cevap verdi:

"Ben üniversiteye ait olan bir şirkete çalışıyorum. Bu şirket ilaç sanayii ile de bir takım fikir alışverişinde bulunuyor. Ama Dünya Sağlık Örgütü en başından beri onlarla birlikte çalışacak olan insanlara bir deklarasyon imzalatıyor. Bu deklarasyonda çalıştığınız bütün alanları açık bir şekilde ifade ediyorsunuz. Ben de bunu yaptım. Dünya Sağlık Örgütü bu bildirimler temelinde bir çıkar çatışması olup olmadığına karar veriyor. Ki benim durumumda böyle bir çıkar çatışması olmadığı açıkça ifade edildi. İlaç üreten şu anda kamu sektörü değil sanayinin kendisi. Tabi ki sanayinin de bu sürece dahil olması gerekiyor çünkü aşıları onlar üretiyorlar. "

Osterthaus "Bu hastalığın küresel bir salgın oluşunu nasıl açıklarsınız?" şeklindeki soruya ise şöyle cevap verdi:

"Yeni bir virüsle karşı karşıya olduğumuzu gördük. Bu virüs domuzlardan gelen bir virüs muhtemelen. Meksika’da ortaya çıktı ama bütün dünya çapında bir yayılma gösterdi. Ve şunu biliyoruz, bu virüsler nihai olarak bütün dünyaya yayıldığı takdirde çok ciddi sorunlara yol açıyor. Bunu daha önce de Asya gribinde ve İspanyol gribinde gördük. Evet aşılar var. Ve bazı ülkeler bu aşıları stokladılar ki rahat bir şekilde doğru bir şekilde kullanılabilsin."

Hollanda'da hakkında araştırma olup olmadığı yönündeki soruyu ise Prof. Osterhaus şöyle cevapladı:

"Hollanda'da böyle bir iddia söz konusu oldu. Üniversite yönetimi, sağlık bakanlığı ve Hollanda’daki sağlık konseyi bu süreci takip etti. Sonuçta benim bir çıkarım olmadığını açık bir şekilde ortaya koydular ve beni savundular. Dolayısıyla bütün bunlar tam bir saçmalık."

RİSK GRUBUNDAYSANIZ MUTLAKA AŞI OLUN
Dr. Grip, aşılarla ilgili olarak şunları kaydetti:

"Şu ana kadar kullanılan aşıların etkili ve güvenli olduğu ortaya çıktı. Bence özellikle risk grubunda olan insanların aşılanmaları gerekiyor. Ya da en azından sağlık alanında çalışan insanların aşılanması gerekiyor. Bunlar etkili ve güvenli aşılar. Bu aşılar ciddi anlamda hastalığın yayılmasını engelleyebilirler. Eğer bir risk grubundaysanız ve aşı olma olanağınız varsa mutlaka aşı olmalısınız. Sorun şu ki, bazı ülkeler, örneğin Hollanda gibi, önceden aşı siparişlerini verdiler. Ama sizin gibi bazı ülkeler bunu önceden yapmadılar. Bence sorun bütün ülkelere aşının ulaştırılmasında. Salgının yaygınlaşmaya devam ettiği ülkelerde aşı süreci kesinlikle faydalı olacaktır."

Türkiye'de 20 milyon kişinin risk grubunda olmasına rağmen, sadece 1 milyona yakın insanın aşı olması hakkında Prof. Osterhaus şöyle konuştu: "Bence insanlar aşlı olabiliyorlarsa, kesinlikle onlara bu yönde tavsiyelerde bulunulmalı. Hollanda’da ve pek çok diğer batı Avrupa ülkesinde riks grubundaki insanlar yüzde 70-80’e kadar aşılanmış durumda. Biz bunu bütün ülkelerde görmek istiyoruz. Bunun da bu kadar ciddi bir hastalığa karşı en iyi çözüm olduğunu düşünüyoruz."

[NTV]

11.12.2009

Domuz Gribinde Korkunç İddia

Dünyayı ayağa kaldıran domuz gribi salgınıyla ilgili korkunç bir şüphe ortaya atıldı. H1N1 virüsünün aslında abartıldığı kadar ölümcül, salgının da şiddetli olmadığı; grip konusunda dünyanın bir numaralı otoritesi olan bir profesör ile 3 arkadaşının, danışmanlık yaptıkları ilaç şirketlerine para kazandırmak için panik yarattığı iddia edildi.

Rotterdam Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Albert Osterhaus, dünyada grip konu olduğunda akla gelen tek isim. Hatta bu nedenle kendisine bilim dünyasında takılan ad: Doktor Grip. SARS ve kuş gribi paniklerinde hep Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim o oldu. Şimdi Hollandalı “Doktor Grip” ile ilgili bir iddia tüm dünyayı kasıp kavuruyor.

İddiayı Hollanda basını yazdı

İlk kez saygın bilim dergisi Science’da kısa bir makale ile dile getirilen, ardından Hollanda’da yayınlanan De Telegraaf gazetesi tarafından yayınlanan iddia, grip salgınının Doktor Grip’in servetinde dramatik bir artışa sebep olduğu yönünde. Profesör Osterhaus Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) danışma kurulu olan SAGE’nin de üyesi. Hatta WHO, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel pandemi” kararı aldığında Osterhaus SAGE’ye başkanlık ediyordu. Ancak bunun yanında Osterhaus’un bir de aşı geliştirip üreten bir şirketi var. Profesör aynı zamanda da Roche, Novartis, Baxter, Mediimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine de maaşlı danışmanlık yapıyor. Yani küresel bir Domuz gribi salgının fayda sağladığı tek bir isim varsa o da Osterhaus. Hem şirketinin değeri bu süreçte oldukça artmış durumda hem de danışmanlık ücreti.

DSÖ’yü de yönlendirdi

Ama daha vahim olan ise Danimarka’nın Information ve İsveç’in SVG gazetelerinde çıkan iddialar. Vatan Gazetesi'nin haberine göre; bu da SAGE’deki 8 kişilik heyette yer alan Osterhaus ve 3 arkadaşının “danışmanlık yaptıkları ilaç şirketlerinin baskısıyla DSÖ’yü yönlendirerek aslında var olmayan bir paniği tüm dünyaya yutturduğu” iddiası. SAGE’de yer alan Osterhaus’un yakın arkadaşı Profesör Frederick Hayden, Roche ve Glaxo’nun maaşlı danışmanı. Profesör Arnold Monto, “40 yıldır küresel salgını bekleyen adam” olarak biliniyor ve burundan verilen Domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor. Yine aynı heyette yer alan David Salisbury, İngiltere’deki imunizasyon programının başkanı ve ilaç şirketleriyle danışmanlık ilişkisi içinde... Yani 8 kişilik heyetin en etkili 4 ismi ilaç şirketleriyle organik bağ içinde. Domuz gribini JP Morgan’ın tahminlerine göre ilaç şirketlerine 7.5-10 milyar euro para kazandıracak bir hastalık konumuna yükselten süreçte de bu bilim adamlarının yönlendirmesinin hayati önem taşıdığı biliniyor. Bu uzmanların desteğiyle hazırlanan raporlarda WHO domuz gribine karşı aşılamayı 24 kez, ilaçlı tedaviyi de 18 kez önerirken, sık el yıkamanın önemine ise sadece 2 kez değinildi.

’Salgın’ tanımını değiştirdi

Bu konudaki en önemli kanıtlardan biri Der Spiegel dergisine konuşan ve grip konusundaki araştırmaları değerlendiren Cochrane Teşkilatı’nın başkanı Epidemolog Tom Jefferson’un altını çizdiği gerçek. Buna göre DSÖ, Nisan 2009’da yine bu bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükümetlerin referans aldığı “pandemi” (salgın) tanımını değiştirdi. Eski tanımda WHO’nun bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu. Ancak Nisan ayında alınan kararla WHO, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan Domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde kendine yer bulmuş oldu. Ardından 11 Haziran’da WHO “küresel salgın” kararı aldı. Tüm dünyada hükümetler milyonlarca doz aşı siparişi verdi, ilaçlar stok edilmeye başlandı. Yani ilaç sektörüne milyarlarca dolarlık bir gelirin kapısı aralandı. İddiaya göre WHO’nun bu kritik kararları aldığı toplantılara profesörlerin taşvikiyle Glaxo, Novartis ve Baxter’in temsilcileri de gözlemci sıfatıyla ilk kez katıldı.

Hakkında soruşturma başlatıldı

Tüm bu iddiaların gazetelerde yer bulmasının ardından Hollanda parlamentosu Doktor Grip hakkında soruşturma başlatılmasına karar verdi. Düzenlenen özel oturumda Osterhaus’un bağlantıları didik didik edildi. Ancak meclis ülkedeki bir numaralı sağlık otoritesi olarak gördükleri profesör ile bağları koparmamayı kararlaştırdı. Şimdi ise Rus meclisinde (Duma) bir hazırlık yapılıyor. Duma’nın Sağlık Komisyonu Cenevre’deki WHO temsilcilerine iddiaların detaylı bir şekilde incelenmesi talimatı verdi.

Profesör David Salisbury

- SAGE’nin üyesi

- İngiltere’deki imunizasyon programının başkanı İlaç şirketlerine danışmanlık yapıyor.

Prof. Albert Osterhaus

- Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı.

- Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) danışma kurulu olan SAGE’nin üyesi. Hatta WHO, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel salgın” kararı aldığında SAGE’ye başkanlık ediyordu.

- Aşı geliştirip üreten Viros Cope adlı bir şirketi var.

- Aynı zamanda Roche, Novartis, Baxter, Medimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine maaşlı danışmanlık yapıyor.

Profesör Arnold Monto

- SAGE’nin üyesi

- Burundan verilen Domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor

Profesör Frederick Hayden

- SAGE’nin üyesi

- Bir numaralı aşı üreticileri Roche ve Glaxo’nun maaşlı danışmanı.

DOKTOR GRİP’İN İŞİ Mİ?

Rotterdam Üniversitesi Profesör Albert Osterhaus, dünyada grip konu olduğunda akla gelen tek isim. Hatta bu nedenle kendisine bilim dünyasında takılan ad: Doktor Grip. SARS ve kuş gribi paniklerinde hep Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim o oldu.

Harvard Üniversitesi: Salgın çok şiddetli değil

ABD’li ve İngiliz bilim adamları Domuz gribi salgının dünyayı tahmin edildiği kadar şiddetli vurmadığını öne sürdü. Amerika’daki Harvard Üniversitesi ve İngiliz Tıbbi Araştırma Konseyi tarafından yürütülen araştırmalarda ABD’deki domuz gribinden ölüm oranları ve önceki grip sezonlarındaki ölüm oranları incelendi. Buna göre domuz gribinden ölüm oranı her yıl grip yüzünden ortalama 36 bin kişinin yaşamını yitirdiği ülkede, ortalamanın biraz altında kalabilir ya da en kötü ihtimalle bunun çok az üzerine çıkabilir. Ağustos ayında ABD Başkanı’nı bilgilendiren Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi tarafından hazırlanan bir raporda domuz gribinden ölü sayısının 30 bin ile 90 bin arasında olacağı hesaplanmıştı. Harvard Üniversitesi profesörü Marc Lipsitch, hatalı olduğunu öne sürdüğü bu tahminin sınırlı verilerle yapıldığını söylüyor.

WHO açıklama yaptı: İddialar kesinlikle asılsız

İDDİALAR üzerine WHO sözcüsü Gregory Hartl, bir açıklama yaptı. WHO toplantılarına ilaç sektöründen temsilcilerin bulunmasının doğal olduğunu söyleyen sözcü, toplantıda bulunan temsilcilerin hiç söz hakkı olmadığını ve toplantının gidişatını etkilemediğini sözlerine ekledi ve “Aşı yapıyoruz ve bu yüzden aşının içinde olanları bilmemiz gerek” dedi. WHO’da çalışan herkesin geçmişlerinin çok sıkı bir biçimde incelendiğini açıklayan Hartl, adı skandala karışan Frederick Hayden’in Dünya’daki en iyi virolog olduğunu ve grip hakkında birşey sorulması halinde cevap verecek ilk kişinin Hayden olması gerektiğini belirtti. WHO’nun çalışanlarının finansal geçmişlerini kamuoyuyla paylaşmalarının şimdilik mümkün olmadığını söyleyen Hartl WHO’nun özgür bir kurum olduğunu açıkladı.

[Hürriyet]

24.11.2009

172 Bin Domuz Gribi Aşısı Geri Çekildi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), GlaxoSmithKline ilaç şirketine ait domuz gribi aşısının Kanada'ya gönderilen bir partisinin "ciddi" alerjik reaksiyona neden olduğunu, söz konusu aşının geri çekildiğini bildirdi.

DSÖ sözcüsü Thomas Abraham, Kanada'da aşıya karşı alışılmamış oranda "ciddi" alerjik reaksiyonun belirlenmesi üzerine, bunun nedenini bulmak için gerekli araştırmaların yapılmakta olduğunu açıkladı.

Sözcü, DSÖ'nün bu aşamada aşılanmayla ilgili önerilerinde bir değişiklik yapmayacağını belirterek, "Öncelikle Kanada'da ne olup bittiğini anlamamız gerekiyor" dedi.

GlaxoSmithKline sözcüsü Gwenan White da bir parti domuz gribi aşısına karşı normalden fazla alerjik reaksiyon tespit edildiği yönündeki haberlerin ardından bir tavsiye yayımladıklarını söyledi.

Sözcü, Kanada'daki sağlık görevlilerine söz konusu aşıyı kullanmamaları tavsiyesinde bulunduklarını, sağlık yetkilileri ile firmanın olayı araştırdığını kaydetti.

White, aşırı alerjik reaksiyona neden olduğu belirtilen bu partide 172 bin doz aşı bulunduğunu, Kanada'ya toplam 7,5 milyon doz aşı dağıtıldığını ifade etti.(aa)

[Radikal]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...