yeşiller partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşiller partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.08.2008

Nükleerci Polis Devleti mi Geliyor?

“Ben boşta gezen çevreci değilim”, “Çevrecilerin daniskasıyım” diyen Başbakan Erdoğan’ın sözlerini “çok vahim” bulan Yeşiller Partisi’ne göre bu sözler çevrecilere karşı zor kullanılacağının göstergesi.

NTVMSNBC’ye konuşan Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin, Başbakan’ın çevrecilere yönelik sözlerini şöyle değerlendirdi: “Nükleerci polis devleti mi geliyor? Nükleer santrale karşı çok ciddi bir tepki var Türkiye’de. Bunları bastırmak için polis devleti kurallarını uygulamaya karar vermiş olsalar gerek ki... Başbakan’ın sözlerinin de bunun önünü açmak için söylenmiş, çevrecileri hedef gösteren ve onlarla alay eden sözler olduğunu düşünüyoruz. Çok vahim...”

Kendisini, “Sürdürülebilir yaşam için, ekolojik, paylaşımcı ve çoğulcu bir toplumun kurulması yolunda mücadele eden şiddet karşıtı, demokratik bir siyasi parti” olarak tanımlayan ve 30 Haziran 2008’de kurulan Yeşiller Partisi, önümüzdeki günlerde nükleere karşı sürekli eylem başlatacağını açıkladı. Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin, Başbakan’ın çevrecilere ilişkin sözlerinin çevreciler tarafından nasıl anlaşıldığını NTVMSNBC’ye değerlendirdi:

BAŞBAKAN’IN SÖZLERİNİN HEMEN ARDINDAN...
“Boş vakit” meselesi... Başbakan’ın bu lafları söylemesi aslında bu kadar iyi niyetli ele alınamayabilir. Çünkü çevrecilere ilişkin müdahaleleri aynı anda tetikliyor. Doğrudan doğruya çevrecileri karşısına almaya yönelik, alaycı bir ifade. Sinop’ta nükleer santrale karşı eylem yapan gençler çok sert bir şekilde bastırıldılar, göz altına alındılar. Bunlar Başbakan’ın sözlerinin hemen ardından oldu.

NÜKLEERCİ POLİS DEVLETİ Mİ GELİYOR?

Nükleerci polis devleti mi geliyor? Nükleer santrale karşı çok ciddi bir tepki var Türkiye’de. Bunları bastırmak için polis devleti kurallarını uygulamaya karar vermiş olsalar gerek ki... Başbakan’ın sözlerinin de bunun önünü açmak için söylenmiş, çevrecileri hedef gösteren ve onlarla alay eden sözler olduğunu düşünüyoruz. Çok vahim...

BAŞBAKAN NE KADAR DEMOKRATSA O KADAR ÇEVRECİ
Başbakan kendini çevreci sanıyor ama, Başbakan Erdoğan ne kadar demokratsa o kadar çevrecidir. Çevrecilikten, çevreden, çevrecilerin ve bizim anladığımız şeyi anlamadığı çok açık. Çok iyi niyetli yorumlamaya çalışıyorum; Başbakan’ın çevrecilikten anladığı ekolojik dengeleri hiçe sayarak nehirlerin sularını başka yerlere akıtmak, boruların içine hapsetmek, önlerine barajlar kurmak... Bu gibi ne kadar çevre düşmanı yatırım ya da müdahale varsa bunları çevrecilik sanıyor. Başbakan’ın çevrecilikten ne anladığını sorgulaması gerektiğini düşünüyoruz.

NÜKLEERE KARŞI SÜREKLİ EYLEM BAŞLATIYORUZ
Şu andan itibaren nükleere karşı sürekli eylem başlatıyoruz. İki üç gün içinde programını duyuracağız. Nükleer santral ihalesinin derhal iptal edilmesine yönelik. Bu tür sözler söyleyerek, bizi hedef alarak yapacakları açıklamalarla bizi sindiremezler. Durum çok ciddidir. Türkiye’de nükleer santral ihalesinin geçmemesi lâzımdır. Bunun Türkiye’nin önünde çok büyük bir bela haline geleceğini düşünüyoruz.

DİYALOGLA DEĞİL ZOR KULLANARAK...
Başbakan’ın sözleri kendi programlarıyla örtüşüyor. AKP’nin çevre programını anlayabilmek için doğrudan doğruya başta enerji ve ulaşım konusundaki politikalarına bakmak lazım. Kesinlikle, gelmiş geçmiş en çevre düşmanı politikalardan birini izliyor AKP. Bu anlamda geri adım atmak istemedikleri ve muhalefetten de hoşlanmadıklarının sinyalidir bu. Demek ki bundan sonra bu mücadelenin güçleneceğinin farkındalar. Buna karşı karşılıklı diyalog yoluyla değil zor kullanarak tedbir alacaklarını göstermiş oluyorlar. Biz bu nedenle çok vahim bir gelişme olarak nitelendiriyoruz.

[Ntvmsnbc]

6.07.2008

Yeşiller Partisi Kuruldu (Greens of Turkey)

Parlamenter Sistemimiz için yeni bir parti daha.. Yeşiller Partisi resmen kuruldu. Avrupa ve Amerika'da örneklerini gördüğümüz, ekolojist ve çevreci politikaları benimseyen Yeşiller Partisi nihayet(!) kurulmuş oldu.. Hayırlı uğurlu olsun.

Yeşiller Partisi Kurucu Üyesi Dilaver Demirağ'ın bugün ki (06/07/2008) Radikal Gazetesi eki Radikal 2'ye yazdığı "Üçüncü Yol Olarak Yeşilller" yazısının son paragrafında " Yeşiller, kaynağında yer alan anarşizm ve sosyalist birikimler nedeni ile modernliği farklı bir uygarlık ve onun sağladığı özgürleşme adına aşmayı eksene alan siyasal bir hareket" olarak tanımlıyor ve "Kuşkusuz köklerinde taşıdığı romantik kırcılık (pastorallik) nedeniyle muhafazarak bir yan taşısa da, bu ahlaki olmaktan çok siyasal, bütük ölçü de kültürel bi muhafazakarlıktır" diye ekliyor. Her ne kadar Demirağ ; "..güç saplantısı olmadığı için, devleti ele geçirip toplumsal yaşamı yeniden düzenlemek gibi amaçlar gütmeyen bir siyasal parti ile tanışmış oldu.." dese de, Yeşillerin "resmi" anlamda parlamenter sistem içerisinde varolan bir parti olduğu gerçeğini gözardı etmiş gibi görünüyor. Herşeyden önce kendisini bir dönem anarşist olarak tanımlayan yazarın bir partinin siyasal sistem içerisinde ekolojik cephede mücadele edeceği iddiasına prim vermesi pek anlaşılır gibi görünmüyor. (Yeşiller Partisini destekleyenler arasında bazı anarşist isimlere de rastlıyoruz) Avrupa'daki Yeşiller Partisini destekleyen anarşist oluşumlar ya da kişiler var mı emin değilim ancak Anarşizmin bir düşünce sistemi olarak tamamen hiyerarşik ve otoriter kurallar (yasalar, tüzükler vs) ekseninde işleyen parlamentarizmi reddettiği ve içersinde yer almayacağı ortadadır. Bu durumun kendisini anarşist olarak adlandıran insanlar tarafında nasıl açıklanacağı ise merak konusu. Parlamenter sistem kapitalist sistemle entegre işleyen ve serbest piyasa ekonomisine müdahale etmeyen ve hatta onun gelişimine yardımcı olan bir siyasal yönetim sistemi olduğu bilinen bir gerçektir. Demokrasisin ve oy vermenin bir ilüzyon olduğu anarşistler tarafında defalarca söylenmiş ve yazılmıştır. Varoluşunu bu sistem içerisinde gerçekleştiren bir "Parti" nin ne kadar ekolojist ve çevreci olabileceği doğal olarak bir anarşistin kafasında şüphe uyandırmalıdır. İçinde bulunduğumuz endüstriyel dönemde, kapitalizmin yarattığı ve yaratmaya devam ettiği çevre felaketleri gözle görünür haldeyken, bu sisteme entegre olmuş bir demokrasi kültüründe varolmayı tercih etmiş bir ekoloji hareketinin ne kadar mücadeleci olacağı soru işareti olarak ortada durmaktadır. Yeşiller, çevre tahribatına devam eden küresel veya yerel şirketlerle nasıl mücadele edecektir? Amerika tarafında "terörist" ilan edilen Hayvan Özgürleştirmeci eylemlere bakışı ne olacaktır? Petrol sorununa, petrol sorununun yarattığı ekonomik krizlere ve ondan daha da kötü olacağı şimdiden belli olan biyoyakıt (ethanol) felaketine çözümü nedir? En nihayetinde Yeşiller ne kadar antikapitalisttir? Ve parlamenter sistem içerisinde ne kadar karşıdır?

Ekoloji, kapitalist sistemin ve birbirinden ayrı düşünülmeyen parlamenter sistemin insafına bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. Korkarım ki Yeşiller'in mücadelesi bu dar alanda verimli olmayacak olsa olsa kapitalist sistemi uyaran ve bu uyarı sonucunda sistemin daha esnek işlemesine sebep olacak olacak söylemlerden ibaret kalacaktır. Yeşiller içerisinde iyi niyetinden kuşku duymadığım insanlar var, (bunlardan birisi de Dilaver Demmirağ'dır.) Yakın bir zaman içerisinde hayalkırıklığı yaşamamaları dileğimle..

Kemal Mete

Yeşiller Partisi : http://www.yesiller.org/
Yeşiller Partisi Destekçileri : http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_content&task=view&id=161&Itemid=1
Yeşiller Partisi Manifestoları : http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_content&task=view&id=18&Itemid=31
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...