26.07.2011
Büyük Depremin Ayak Sesleri
Yerbilimciler, geçtiğimiz iki yıl içinde Silivri açıklarında meydana gelen 4.4, Saros Körfezi’nde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremlerden sonra, önceki akşam da Tekirdağ açıklarında yine ana fay üzerinde 5.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğine dikkat çekerek, “Ana fay oldukça aktif. Bütün bu depremler büyük depremin habercisidir” diyor.
İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi’nde kırılması beklenen fayın Tekirdağ ile Adalar arasında olduğunu belirterek, “Burada 110 kilometre uzunluğunda bir fay var. Ama 50 kilometrelik bölüm tamamen suskun. Depremi biz burada bekliyoruz. Bu ana fay üzerindeki çatırdamalar da bölgenin gerilmekte olduğunu bize gösteriyor. Bu çatırdamalar, büyük tehlike öncesi uyarılardır” dedi. Görür, 5.2 büyüklüğündeki depremin, büyük deprem beklenen Orta Marmara fayının batısında olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“Bu deprem, Tekirdağ çukurluğu ile Orta Marmara çukurluğunun arasında Batı Marmara sırtı dediğimiz yerde oldu. Yani ana fay üzerinde. Silivri açıklarında bulunan Orta Marmara çukurluğu ile Adalar’a kadar olan 50 kilometrelik kesim kilitlenen kesimdir. Yani burada büyük bir enerji birikimi vardır. Burada ne bir gaz çıkışı, ne bir sıcak su çıkışı ne de mikro deprem yoktur. Bu kesimde hiçbir hareket, kıpırtı, enerji çıkışı olmamaktadır. Bu da, bu hat üzerinde büyük miktarda enerji birikimin olduğunu göstermektedir. Bu deprem, bu suskun yani kilitlenen fayın yakınlarında meydana gelmiştir. Biz büyük deprem beklerken böyle küçük depremler de olabiliyor. Bunlar uyarı depremleridir. Bunları böyle tanımlamak gerekir.”
'GEREĞİNİ YAPTI'
Milliyet'in haberine göre, Görür, bilimin üzerine düşen görevi yaptığını, tehlike konusunda çok önceden alarm verildiğini belirterek, “Bilim görevini yerine getirdi ama yerel yönetimler ve 1999’dan sonraki hükümetler bugüne kadar ne yaptı? Maalesef ciddi hiçbir şey yapılmadı. Valilik hala İstanbul’u depreme hazırlıyor. Bu iş artık yılan hikayesine döndü. Okulları, hastaneleri takviye etmek yeterli değil, bazı semtleri tahliye etmek gerekiyor. Bu kadar uyarıya rağmen hâlâ kitlesel bir hareket yok. Aman bizi yatıştırın diyen bir anlayış var. Büyük felaket gelecek. Önemli olan o gün gelmeden gerekeni yapmak” diye konuştu.
'ZAMANINI BİLEMİYORUZ'
İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz de önceki akşamki depremin Marmara Denizi’ndeki ana fay üzerinde olduğunu ve dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, “Buradaki fay aktif bir faydır. Bu tür depremler kaçınılmazdır. Bu deprem büyük deprem beklenen ana fay üzerindedir” değerlendirmesini yaptı.
Tüysüz, Marmara Denizi içindeki ana fayın büyük deprem beklentisinin kırılma yeri olarak tahmin edilen Orta Marmara çukurluğunda kilitli bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bu fay uzun zamandır suskun, hareket etmiyor. Biz buna kilitlenmiş fay diyoruz. Kilitlenme olduğu zaman fayın iki tarafında düzensizlikler var demektir. Fayın iki tarafı yapışık biçimde duruyor. Tam kırılma her an olabilir. Zamanını bilemiyoruz. Bu depremin öncü mü, artçı mı olduğunu bilmemiz de mümkün değil. Depremin bu fay üzerinde geleceğini artık biliyoruz ama zamanını bilemiyoruz.”
TEK PARÇA MI, İKİ PARÇA HALİNDE Mİ?
Marmara Denizi’nde fayın tek parça mı, iki parça olarak mı kırılacağı hâlâ gizemini koruyor. Aynı proje grubu içinde yer alan, ancak fayla ilgili farklı görüşleri bulunan Fransız yer bilimci Prof. Xavier Le Pichon ve İTÜ’den Prof. Dr. Celal Şengör’ün başını çektiği birinci grup, fayın tek parça halinde kırılacağını, Fransız yer bilimci Prof. Rolando Armijo ve geçtiğimiz yıllarda yaşamını yitiren Prof. Dr. Aykut Barka’nın başını çektiği ikinci grup ise fayın iki parça halinde kırılacağını ileri sürüyor.
Birinci grubun tezine göre, Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) devamı olan Kuzey Marmara Fayı (KMF) İzmit Körfezi’nden Saroz Körfezi’ne kadar tek parça halinde uzanarak Marmara Denizi’ni boydan boya kesiyor. Bu tek parçanın bir seferde kırılması halinde depremin büyüklüğü 7.6’yı bulabilecek.
İkinci grubun tezine göre ise Kuzey Marmara Fayı’nın Orta Marmara, diğer adıyla Merkez Çukurluğu’nda sıçrama yaptığını, bu nedenle tek parça devam etmediğini, depremin büyüklüğünün ise 7.2 olacağını ileri sürüyor.
İkinci gruba göre büyük deprem, Orta Marmara Çukurluğu ile Yeşilköy açıklarındaki 50 kilometrelik fay üzerinde meydana gelecek. Çünkü bu grup, Mürefte ile Orta Marmara çukurluğundaki 60 kilometrelik fayın 1912’de, Adalar fayının 1963’te, İzmit Körfezi’ndeki fayın da 1999’da enerjisini boşalttığı görüşünde. Bu gruba göre tek kırılmayan bölge, Orta Marmara Çukurluğu (Marmara Ereğlisi-Silivri açıkları) ile Yeşilköy açıkları arasındaki bölüm.
Birinci gruba göre, KMF (Kuzey Marmara Fayı) jeolojik oluşum faaliyetlerini durdurmuş ve 1200 metre derinliklere kadar ulaşan Tekirdağ, Merkez ve Çınarcık çukurlarını 200 bin yıl önce boydan boya kesmiş ve bu çukurların kenarlarında toplam 4 kilometrelik bir öteleme yapmış. İkinci gruba göre ise Marmara Denizi’nin çukurlarını yaratan bu jeolojik gelişim günümüzde de sürmekte.
GÜNDOĞDU: ÖNCÜ DEMEK İÇİN ERKEN
İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu da meydana gelen depremin kırılması beklenen fay zonu içinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Teknik olarak baktığımızda birinci olarak kırılması düşünülen fay zonunun içinde meydana geldi. İkinci özelliği doğrultu atımlı bir karaktere sahip. Yani kırılması düşünülen fay zonunun karakteriyle benzer. Öncü müdür dememiz için bir hayli süre geçmesi gerekiyor. Ancak izleyebildiğim kadarıyla bir sıradışılık yok. Birkaç gün sonra iyice kendini belli edecektir.”
UZMANLARA GÖRE TEHLİKEDE 6 OLASILIK VAR
Hangi fay kırılırsa hangi büyüklükte deprem olur?
Prof. Dr. Naci Görür, beklenen Marmara depremiyle ilgili 6 olasılığa dikkat çekiyor. Bunlar şöyle:
- Kuzey Marmara fayının batıda kalan (Tekirdağ Mürefte’den Adalar’a kadar uzanan) ve en tehlikeli fay olan 110 kilometrelik fayın 60 kilometresi, 1912 Şarköy depreminde kırılmışsa, depremin büyüklüğü muhtemelen 7 civarında olacak. Göstergeler ve tahminler, bu fayın 1912 Şarköy depreminde kırıldığı yönünde. Ancak toplanan verilerle yapılan bilimsel çalışmalar, bu kırığın 1912 yılında mı yoksa daha eski yıllardaki depremlerde mi kırıldığı konusunda henüz kesin bir yanıt verebilmiş değil.
- Ancak bu fay 1912 Şarköy depreminde kırılmamışsa depremin büyüklüğü 7’nin üzerinde olacak.
- Eğer Adalar’ın güneyinde kalan (Adalar’dan İzmit Körfezi ağzına kadar olan) 65 kilometrelik fay kırılırsa, depremin büyüklüğü en fazla 7 olacak.
- Çınarcık Çukurluğu’nun güneyindeki normal fayların harekete geçmesi durumunda ise bölgede büyüklüğü 6 civarında deprem olacak.
- Depremi, Kuzey Marmara çukurluğu içerisinde beklerken, doğanın bir oyununa gelip Kuzey Anadolu fayının bu yörelerden geçen güney kolu üzerinde görmek de mümkündür. Marmara’nın kuzeyi yani İstanbul’un bulunduğu alan, güneye yani Bursa, İznik Mudanya’nın bulunduğu alana oranla daha şanslı. Çünkü araştırmalar Marmara’nın güney blokunda kuzey bloka oranla daha fazla stres biriktiğini ve daha çok deformasyona uğrayacağını gösteriyor. Güney blok kuzey bloka göre daha şiddetle sarsılacak.
16.12.2009
Deprem İstanbul'un kapısına dayandı
İTÜ Maden Fükültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “Yakın Plan” programında soruları yanıtladı.
Naci Görür, şunları söyledi:
"Proje kapsamında Marmara Denizi'nde en uygun nerelerde gözlem istasyonu kurulabilir diye araştırma yaptık. Marmara’daki fay sisteminin çok değişik yerlerini araştırıyoruz. Araştırma sonucunda artık fay sisteminin birçok özelliğini biliyoruz. Mesela Marmara Denizi'nin altındaki fay sisteminin kollarını uzunluğunu hangi periyotlarda depremler ürettiklerini, tarihi depremlerdeki rollerini, hangisinin daha fazla tehlike arz ettiğini ve bu fay segmanlarının hangi fay boyunca gaz ve su çıkışının olduğunu inceledik. 150 kilometrelik bir fay, biz bunun her tarafını dolaştık.
Metan nitelikli gaz çıkışı Tekirdağ, Çınarcık ve Orta Marmara çukurluğunun bir kısmında var. Sadece gaz değil, deniz suyuna nazaran daha olan tatlı su da çıkıyor. Gaz ve su çıkışları depremin olduğu yerlere yakın bölgeden deniz tabanına çıkıyor. Çıkarken de o fayın düzlemini kullanıyor. Kaya kütlelerinin fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişiklikler oluyor. Gaz ve su, fay düzlemini kullandığı zaman buradan çıktığında bu değişikliklerden etkileniyor. Dolayısıyla gazın ve suyunda fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişiklik meydana geliyor. Siz bu değişiklikleri fark edebilmeniz için deprem süreci başlamadan önce deniz tabanına çıkan gazın ve suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerini ölçmeniz ve izlemeniz gerekir ki günün birinde ani bir değişiklik olduğu zaman onu depremin ayak seslerine yorabilesiniz.
Yeryüzü kırılıp sarsıntı başlamadan öncede bilimsel anlamda depremin devam ettiği birtakım olaylar var. Biz onu biz hissetmiyoruz ama sözgelimi arzın manyetik alanında değişimler oluyor. Bazı hayvanlar bunu hissedebiliyor.
Depremde son 10 yıla girdiğimiz düşüncesi çok yanlış değildir. Normal hesaplar bu fayın kırılması halinde 7,2 büyüklüğünde bir depremin olacağı yönünde. Bu faydan 10 kilometre kuzeye 10 kilometre güneye gittiğinizde oralar depremi en fazla hissedecek yerlerdir. Oradan uzaklaştıkça göreceli olarak azalacaktır. Bu faydan 10 kilometre kuzeye aldığınız zaman yine de çok önemli yerleşim alanlarını içine almış olursunuz.
En büyük endişemiz -resmi beyanlardan da biliyoruz ki- yapı stokumuz bilinçli olarak depreme hazır değil. 1-1.6 milyon bina olduğunu düşünelim. Bu binalarında yüzde 60’ının da mühendislik hizmeti görmediğini ve fazla güven vermediğini resmi ağızlar söylüyor. Diyelim ki, yüzde 90’ına hiçbir şey olmasın, insanların burnu dahi kanamadan çıksın. Hadi diyelim ki; yüzde 95’ine bir şey olmasın, bu 50 bin bina demektir. Öyle senaryolar yapıyorlar ki, ölü sayısını 5-10 bine indirdiler. Bu tehlikeyi küçümsemek anlamına gelir.
Marmara ve çevresinde 50-60 tsunaminin olduğunu biliyoruz. Kaldı ki, 1999 depreminde de 2.5 metre yüksekliğinde tsunami oldu. Hangi segman kırılır, oluşacak tsunami de İstanbul’un neresi etkilenir o noktada birtakım çalışmalar var.
Bu hat Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın devamı. Buradan doğuya doğru giderseniz bu Karlıova’ya giden Erzincan üzerinden fay. O fay gelir bir takım kollara ayrılır bunlardan biride kuzey kolu denizin altından devam eder; Ganos Fayı olarak oradan geçer ve Ege’ye gider.
Kuzey Anadolu Fayı 20. asırda 7 büyük fayla kırıldı. 1939’dan başladı, 1999’da ise İstanbul’un kapılarına dayandı. 1939, 1942, 1943, 1944, 1951, 1957, 1967, 1999 kırarak geldi, şimdi İstanbul’un kapısına dayandı. En son 99 depremi, Marmara’nın altını yükledi.
Kuzey Anadolu Fayı’nın neresinde deprem olmuşsa sonraki onun batısında oluyor. 1999 Gölcük ve Düzce depremleri, Marmara’nın altındaki fayı tetiklemiştir. Halk, tetiklendiğinin hemen bir gün sonra deprem olacak zannediyor.
55 saniye içinde normalde 220 senede birikmesi gereken tektonik enerji, Marmara’nın altındaki fay sistemine şırınga edildi. Türkiye gibi devasal bir alan 5.5 metre Marmara’ya doğru itildi, şu anda bunun verdiği müthiş bir enerji Marmara’yı sıkıştırıyor.
Eğer fay bir seferde kırılırsa olacak depremin büyüklüğü 7,6 olacaktır."
[NTV]
9.09.2009
İstanbul'da sel felaketi: 23 ölü
20 KİŞİ BURADA ÖLDÜ
İKİTELLİ'DE SEL FELAKETİ
SÜRÜCÜLER KURTARILMAYI BEKLİYOR
ARAÇLAR YOLLARDA MAHSUR KALDI / VİDEO
Pazar günü yapılan sel alarmına rağmen dün Silivri'yi vuran yağmur bugün etkisini İstanbul'da gösterdi. Trakya'da 7 cana mal olan sel, şu ana kadar İstanbul'da 23 kişinin ölümüne neden oldu. 8 kişi ise kayıp....
SERVİSTEN ÇIKAMADILAR
İstanbul Valiliği yaptığı açıklamada bir kişinin sel sularında öldüğü belirtilirken, Halkalı Pameks Tekstil'e servis aracıyla gelen işçilerden 7 kişi araç içinde sel sularında boğuldu.
ŞOFÖRLERİ UYKUDA YAKALADI
İkitelli TIR garajında araçlarında uyuyan tır şoförlerinden 6 kişinin boğularak öldüğü 50 kişinin ise yaralı olarak kurtarıldığı belirtiliyor. Halkalı'da bir başka tekstil firmasında ise 2 kişinin cesedine ulaşılırken, İkitelli ve Halkalı 5 ceset sudan çıkarıldı. Dün de Silivri ve Çatalca'da 3 kişi sel sularına kapılarak yaşamını yitirmişti.
Bu sabah başta İkitelli Basın Express yolu olmak üzere, Arnavutköy, Sultangazi, Bağcılar, Eyüp, Esenler, Bahçelievler, Başakşehir, Büyükçekmece ilçelerinde su baskınları ve sele neden oldu. Ayamama Deresi, Tavukçu Deresi, Papaz Dereleri taştı.
Son yılların en büyük yağışını alan bölgeye saatte metrekareye 90 kilogram olarak ölçüldü. Eylül ayı ortalaması 45 kg iken, Çarşamba sabahı İkitelli bölgesine 1 saatte 90 kg yağış düştü.
AYAMAMA DERESİ TAŞTI YÜZLERCE İŞYERİ VE ARAÇ SU ALTINDA
Silivri’de başlayan ve sel baskınlarına neden olan yağış bu kez İstanbul’u vurdu. İstanbul’da İkitelli, Güneşli, Küçükçekmece, Gaziosmanpaşa, gibi semtlerde yüzlerce ev ve işyeri taşan derelerin getirdiği suların altında kaldı. İkitelli Basın Ekspres Yolu Ayamama Deresi’nin taşmasıyla işe giden servis ve belediye otobüsleriyle özel araçları sular altında bıraktı. Araçların ve otobüslerin üzerlerinde mahsur kalan vatandaşlar kurtarılmayı beklerken, İstanbul’un çeşitli semtlerinden binlerce vatandaş itfaiyeden su baskınları için yardım istedi.
[Hürriyet]
At least 23 people have been killed and a number of others are missing after flash floods in north-west Turkey.
The flooding struck districts in and around Turkey's largest city of Istanbul, swamping houses and roads.
Cars were swept away and some drivers were trapped inside their vehicles. TV pictures showed roads near Istanbul's main airport submerged by deep water.
The flooding was caused by two days of torrential rainfall - the worst in 80 years.
'Disaster'
As waters rose, police and military helicopters rescued people from rooftops in Istanbul and its suburbs. Boats were also deployed to move stranded people to safety.
| Kamil Coskun, Istanbul resident |
The worst flooding was in low-lying areas in the western (European) part of the city straddling the Bosphorus Strait, which divides Europe from Asia.
Istanbul's Deputy Governor Hikmet Cakmak described the scene in the Ikitelli district as a "disaster", Turkish media report.
"My friend got stuck in the truck after the water rose all at once. The vehicle stopped working after filling with water. We rescued him with a winch," resident Kamil Coskun told Reuters in Ikitelli.
Roads, homes and farming land were submerged in nearby towns and at least two bridges collapsed.
"We are saddened by the loss of lives. There are still some people missing and we are searching for them," Turkish Procurement Minister Mustafa Demir was quoted as saying by the Associated Press.
The flooding was caused by torrential rainfall that has been lashing the area since Monday. It has been reported in Turkey that one area received 24cm (10in) of rain in just two hours.
More rain is forecast for north-western Turkey in the coming days.
BBC correspondent David O'Byrne, in Istanbul, said he was kept awake for two hours during the night by "thunder and lightning and very heavy rain".
But he said that the centre has not really been affected by flooding.
20.12.2008
"gözümüzdeki parıltı bir yangına kıvılcım olabilir"
Bugün 20 Aralık.. Yıllar süren, devlet, polis nihayetinde otoritenin şiddetine karşı Yunanistan'da başlayan ve bütün dünyayı yakmasını umduğumuz ateşe bir ses'de ülkemizdeki anarşistlerden geldi.. İstanbul'da bulunan "Ahali" adlı anarşist birlikteliğin sitesinde yayımladığı habere göre 200'den fazla anarşist, Taksim meydanında toplandı. 15 dakika boyunca sessizce, devletin, otoritenin sembolü polise gözlerini dikerek baktılar.. Eylemle ilgili geniş bilgiye ve fotoğraflara bakmak için : http://ahali.info/php/wp/?p=308
Eylemde Okunan Bildiri :
YUNANİSTAN İSYAN ÖZGÜRLÜK
Yunanistanda binlerce insan günlerdir sokakları, okulları, belediye ve kamu binalarını, televizyonları işgal ediyor;
Kapitalizmin, devletin ve otoritenin tüm sembollerine saldırıyor.
Herkes bu kavramı farklı bir şekilde anlasa da bunun bir isyan olduğu kabul ediliyor.
Evet, bu bir isyandır;
Üstelik sadece Alexisin öldürülmesine değil, polis ve devlet terörünün her türüne bir isyandır.
Uluslararası şirketlerin, sermayenin hayatlarımızı soktuğu cendereye isyan.
Ücretli-ücretsiz köleler haline getirilmemize isyan.
Gözleri kamaştırılmış tüketim köleleri haline getirilmemize isyan.
Savaş tüccarlarının ve orduların dünyayı bir talan yerine çevirmelerine isyan.
Yaşadığı gezegeni yok oluşa sürükleyenlere isyan.
Paranın ve mülkiyetin yarattığı adaletsizliğe isyan.
İtaatten başka bir şey öğretmeyen eğitim-öğretim kışlalarına isyan.
İkiyüzlü ahlaka dayalı aile kurumuna isyan.
Bizi kadın ve erkek olarak kodlayan, cinsel yönelimlerimizle bizi yargılayıp öldüren ataerkiye isyan.
Yaşamlarımızı zulüm, işkence ve infazlarıyla karartan militer- paramiliter güçlere isyan.
Temsili ya da militarist demokrasi kandırmacasına karşı, doğrudan demokrasi isyanı.
Kendisine saygısı olan özgür insanın ayağa kalkışı ve özgürlüğün önündeki engelleri yıkmaya başlamasıdır Yunanistanda olan ve başka yerlere de sıçramaya başlayan.
Efendiler bilsinler ki, Alexisin göğsüne giren kurşunlar bizim de kalbimizi yaralamıştır.
bu yarayı da ancak Yunanistandan bütün dünyaya yayılmaya başlayan isyan iyileştirir.
Gözlerimize iyi bakın, efendiler, o isyanın ateşi şimdi bu dilsiz haykıran gözlerde parlamaktadır.
Bu gözler Maraşı gördü, Sivası ve Çorumu gördü.
Bu gözler Dersimde yakılan ormanları, boşaltılan köyleri,
Küçücük bedeni kurşunla doldurulan Uğur Kaymazı gördü
Bu gözler idam sehpası için yaşları büyütülen gencecik fidanları gördü
Bu gözler Eryamanda öldürülen travestiyi,
Sahtesi de gerçeği de tecavüzcü olan polisi gördü.
Bu gözler buzdolaplarına kapattığınız selpakçı veletleri,
Dur ihtarına uymadığı için kafasından bir kurşunla yere serilen genci,
Gözaltında döve düve öldürdüğünüz devrimciyi gördü.
Bu gözler 19 Aralıkta paramparça edilen ve yakılan tutsak bedenleri gördü.
Tuzla tersanelerinde ölüme terk edilen işçileri
Her gün açlıktan ölüme terk edilen işsizleri gördü.
Bu gözler tüm katillerimizi, cellâtlarımızı, işkencecilerimizi gördü
Bu gözler tüm faili meçhullerin faillerini, sizleri gördü efendiler.
Gözümüz üstünüzde efendiler,
Gözümüzdeki parıltı bir yangına kıvılcım olabilir!
UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞIZ!
17.08.2008
7.7’lik depremde 90 bin can kaybı olur
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı ile ortaklaşa yürüttüğü Deprem Risk Analiz Çalışması kapsamında İstanbul için 4 farklı deprem senaryosu geliştirildi. Büyüklükleri 6.9, 7.4, 7.5 ve 7.7 olan depremlerin, mahalle bazında tüm alt ve üst yapılarda meydana getireceği olası hasar miktarları belirlendi.
2000 yılı verilerine dayanılarak yaklaşık 725 bin bina, 3 milyon 40 bin hane ve yaklaşık 9 milyon gece nüfusuna göre örneklendirme yapıldı. Senaryoya göre, İstanbul’da 7.5 veya 7.7 büyüklüğündeki bir depremde şu sonuçlar ortaya çıkacak:
* 50-60 bin civarında ağır hasarlı bina
* 500-600 bin evsiz aile
* 70-90 bin civarında ölü
* 135 bin ağır yaralı
* 1000-2 bin kadar noktada su sızıntısı
* 30 bin servis kutusunda gaz sızıntısı
* Elektrik kablolarının yüzde 3’ünde kopma
* 140 milyon ton enkaz
* Yaklaşık 1 milyon kişi için kurtarma operasyonu ve 330 bin çadır gerekecek
* Yaklaşık 40 milyar dolarlık maddi kayıp oluşacak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Deprem Master Planı’nda yer alan öneriler doğrultusunda Zeytinburnu’nda başlattığı kentsel dönüşüm projesi, İstanbul genelinde uygulanacak.
TÜRKİYE’NİN İLK KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ
Zeytinburnu kentsel dönüşüm projesi kapsamında ilçedeki mevcut binalar tek tek incelenerek, sağlam olan binalar, güçlendirilmesi gereken binalar ve yıkılması gereken binalar tespit edildi. Türkiye’nin ilk kentsel dönüşümü, Zeytinburnu’ndaki Sümer mahallesi’nde gerçekleştirilecek.
63 bin 300 metrekareyi kapsayan proje kapsamında, 1038 konut yıkılıp, 1536 konut inşa edilecek. Proje için 450 milyon YTL harcanacak. Bu projenin ardından Fatih ve Küçükçekmece’deki binaların deprem açısından tek tek incelenmesine başlandı.
Büyükşehir Belediyesi, deprem risk yönetimine 366 milyon YTL ayırdı. Bugüne kadar bilimsel çalışmalar için de 4,3 milyon YTL destek verildi. Jeolojik haritalar için de 18 milyon YTL harcandı. İstanbul’da 135 bin metrekare sondaj yapıldı. İGDAŞ, yer altındaki çelik hatlara 110 otomatik gaz kesme vanası yerleştirdi.
Afet Koordinasyon Merkezi’ne (AKOM) ambulans, kurtarma, denetleme ve trafik kontrol amaçlı 3 helikopter alındı. 2008 yılında merkezdeki personel sayısı 4 bin 982’ye yükseltildi. 2008’de 70 olan itfaiye istasyon sayısının 2010 yılına kadar 96’ya çıkartılması hedeflendi.
İstanbul’un mikro deprem aktivitesini izlemek amacıyla 14 adet deprem izleme ve kayıt istasyonu kuruldu. Büyükşehir Belediyesi’nin TÜBİTAK ve Kandilli Rasathanesiyle ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar halen devam ediyor.
[Ntvmsnbc]
29.02.2008
İstanbul'un tsunami haritası
Olası bir depremin İstanbul'un hangi kıyılarında, hangi boyutta tsunamiye neden olabileceği, hazırlanan "Tsunami Haritası" ile ortaya çıkarıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü'nün 18 milyon YTL'ye Japon OYO International Corporation firmasına ihale ettiği araştırmanın sonucunda, tsunaminin İstanbul'un doğu kıyılarında daha etkili olacağı ortaya çıktı.
Marmara Denizi kıyılarını kapsayan 182 km.'lik alanda sürdürülen çalışmada, İstanbul'un doğu kıyılarında beklenen dalga yüksekliklerinin 4.71 ila 5.56 metre arasında olacağı hesaplandı. Tsunaminin en etkili olacağı yerler ise Adalar, Maltepe, Kartal ve Bostancı. Dalgaların kıyıya erişme zamanının 8 dakika, kıyılarda ilerleme mesafesinin ise 50-150 metre arasında olması bekleniyor.Çalışmalar sırasında hasar düzeyleri ile ilgili 49 ayrı senaryo da üretildi.
Tsunami araştırmasına Kandilli Rasathanesi, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik Üniversitesi uzmanları danışmanlık yaptı. En riskli yer Adalar.
Bu, İstanbul için bir tsunami uyarısıdır
Marmara'da olası bir deprem sonrası tsunami olur-olmaz tartışması ne yazık ki karamsar bir tablo ile noktalandı: "Evet 5.5 metrelik dev dalgalar kıyıları vurabilir."
DOĞAL AFET
17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleriyle yaşanan facianın ardından doğal afetler gündemden düşmedi. 2004 sonunda Endonezya ve Hindistan kıyılarını vuran tsunami faciası, Türkiye'de "Marmara'da da olur mu?" tartışmasını alevlendirmişti. Bilim insanları Marmara'da tsunami konusunda hemfikir olmasa da İstanbul Büyükşehir Belediyesi 18 milyon YTL harcayarak Japon OYO International Corporation'a "Tsunami haritası" hazırlattı.
1 YILDA 130 KM. SONDAJ
Bir yıl süren çalışmada toplam 182 kilometrekare alanda 130 kilometrelik sondaj yapıldı. Çalışmalar sırasında, Marmara Denizi'ndeki olası tsunami riskini ve neden olabileceği hasar düzeyini hesaplamak; önlem geliştirilmesini sağlamak amacıyla 49 ayrı senaryo gözden geçirildi.
Araştırma sonucunda deprem ve sonrasında heyelan ile oluşacak tsunaminin, kıyılarda oluşturacağı dalga yüksekliği 4.71-5.56 metre arasında olacağı saptandı. En yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandı ise kentin doğusunda 10 kilometrelik kıyı çizgisi olacak. Dalganın kıyılara erişme zamanı sekiz dakika, kıyılarda ilerleme mesafesi 50-150 metre arasında olacak.
Haritaya göre, tsunaminin en fazla etkili olacağı yerler arasında Adalar, Maltepe, Kartal ve Bostancı sahilleri başta geliyor.
[Haber 1]
17.11.2007
Marmara'da Tsunaminin Nasıl Olacağı Anlaşıldı
ODTÜ, olası Marmara depremi için tsunami etki simülasyonu hazırladı. Simülasyonda, 49 ayrı senaryo, video görüntülerine dönüştürüldü. En kötü senaryoya göre olası büyük depremde İstanbul'u 5.5 metrelik tsunami dalgaları vuracak. Tsunami, depremden sekiz dakika sonra gelecek.
Geçmiş depremler incelenerek ve Marmara Denizi'nin topoğrafyası çıkarılarak hazırlanan simülasyonu ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Deniz Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner tanıttı. Yalçıner'in verdigi bilgiye göre depremlerde, tsunami oluşma olasılığı yüzde 10-15. Bir depremden sonra beş tsunami dalgası görülebiliyor. En etkilileri ikinci ve üçüncü dalgalar. Marmara'da olası bir tsunami, sığ alanlarda 100-150 metre içerilere girebilecek. Marmara'da oluşabilecek bir tsunaminin İstanbul Boğazı'ndan da girmesi riski var. Ancak Boğaz'ın derinliğinin az olması tsunaminin de etkisini azaltacak.
Yalçıner, "En kötü senaryoya göre, tsunami kıyılara vurduğu anda yüksekliği 5 metreyi bulabilecek, Marmara Denizi'nin doğu kıyılarında 25, batı kıyılarında 10 kilometrelik alanı etkileyebilecek. Tsunami, 8 dakika sonra gelecek." dedi.
Yalçıner, olası tsunamide kaçış yolları hazırlanması için Büyükşehir Belediyesi'yle görüştüklerini söyledi. Vatandaşlardan deprem sonrası sular çekilirse kıyıların 100-150 metre içerisindeki alanları derhal terk etmelerini istedi.
[Radikal]