marmara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marmara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.09.2009

İstanbul'da sel felaketi: 23 ölü

Dün Trakya'yı esir alan ve 7 cana mal olan felaket bugün İstanbul'u vurdu. Marmara Bölgesi, 17 Ağustos depreminden beri ilk kez bu boyutta bir felaket yaşıyor. Pameks Tekstil Fabrikası'na servisle gelen 7 kadın çalışan bir anda sele kapıldı. İkitelli TIR parkında uyuyan 6 şoför uykularında can verdi. İkitelli ve Halkalı'da 7 ceset bulundu. Dün de Çatalca ve Silivri'de 3 kişi hayatını kaybetmişti. İki günde 30 can alan felaket havalimanına ulaşımı felç etti. 8 kişi ise kayıp... İkitelli'de araçlarında mahsur kalanlar hala kurtarılmaya çalışılıyor...

20 KİŞİ BURADA ÖLDÜ

İKİTELLİ'DE SEL FELAKETİ

SÜRÜCÜLER KURTARILMAYI BEKLİYOR

ARAÇLAR YOLLARDA MAHSUR KALDI / VİDEO


Pazar günü yapılan sel alarmına rağmen dün Silivri'yi vuran yağmur bugün etkisini İstanbul'da gösterdi. Trakya'da 7 cana mal olan sel, şu ana kadar İstanbul'da 23 kişinin ölümüne neden oldu. 8 kişi ise kayıp....

SERVİSTEN ÇIKAMADILAR

İstanbul Valiliği yaptığı açıklamada bir kişinin sel sularında öldüğü belirtilirken, Halkalı Pameks Tekstil'e servis aracıyla gelen işçilerden 7 kişi araç içinde sel sularında boğuldu.

ŞOFÖRLERİ UYKUDA YAKALADI

İkitelli TIR garajında araçlarında uyuyan tır şoförlerinden 6 kişinin boğularak öldüğü 50 kişinin ise yaralı olarak kurtarıldığı belirtiliyor. Halkalı'da bir başka tekstil firmasında ise 2 kişinin cesedine ulaşılırken, İkitelli ve Halkalı 5 ceset sudan çıkarıldı. Dün de Silivri ve Çatalca'da 3 kişi sel sularına kapılarak yaşamını yitirmişti.

Bu sabah başta İkitelli Basın Express yolu olmak üzere, Arnavutköy, Sultangazi, Bağcılar, Eyüp, Esenler, Bahçelievler, Başakşehir, Büyükçekmece ilçelerinde su baskınları ve sele neden oldu. Ayamama Deresi, Tavukçu Deresi, Papaz Dereleri taştı.

Son yılların en büyük yağışını alan bölgeye saatte metrekareye 90 kilogram olarak ölçüldü. Eylül ayı ortalaması 45 kg iken, Çarşamba sabahı İkitelli bölgesine 1 saatte 90 kg yağış düştü.

AYAMAMA DERESİ TAŞTI YÜZLERCE İŞYERİ VE ARAÇ SU ALTINDA

Silivri’de başlayan ve sel baskınlarına neden olan yağış bu kez İstanbul’u vurdu. İstanbul’da İkitelli, Güneşli, Küçükçekmece, Gaziosmanpaşa, gibi semtlerde yüzlerce ev ve işyeri taşan derelerin getirdiği suların altında kaldı. İkitelli Basın Ekspres Yolu Ayamama Deresi’nin taşmasıyla işe giden servis ve belediye otobüsleriyle özel araçları sular altında bıraktı. Araçların ve otobüslerin üzerlerinde mahsur kalan vatandaşlar kurtarılmayı beklerken, İstanbul’un çeşitli semtlerinden binlerce vatandaş itfaiyeden su baskınları için yardım istedi.

[Hürriyet]

At least 23 people have been killed and a number of others are missing after flash floods in north-west Turkey.

The flooding struck districts in and around Turkey's largest city of Istanbul, swamping houses and roads.

Cars were swept away and some drivers were trapped inside their vehicles. TV pictures showed roads near Istanbul's main airport submerged by deep water.

The flooding was caused by two days of torrential rainfall - the worst in 80 years.

'Disaster'

As waters rose, police and military helicopters rescued people from rooftops in Istanbul and its suburbs. Boats were also deployed to move stranded people to safety.

My friend got stuck in the truck after the water rose all at once. The vehicle stopped working after filling with water. We rescued him with a winch
Kamil Coskun, Istanbul resident

The worst flooding was in low-lying areas in the western (European) part of the city straddling the Bosphorus Strait, which divides Europe from Asia.

Istanbul's Deputy Governor Hikmet Cakmak described the scene in the Ikitelli district as a "disaster", Turkish media report.

"My friend got stuck in the truck after the water rose all at once. The vehicle stopped working after filling with water. We rescued him with a winch," resident Kamil Coskun told Reuters in Ikitelli.

Roads, homes and farming land were submerged in nearby towns and at least two bridges collapsed.

"We are saddened by the loss of lives. There are still some people missing and we are searching for them," Turkish Procurement Minister Mustafa Demir was quoted as saying by the Associated Press.

The flooding was caused by torrential rainfall that has been lashing the area since Monday. It has been reported in Turkey that one area received 24cm (10in) of rain in just two hours.

More rain is forecast for north-western Turkey in the coming days.

BBC correspondent David O'Byrne, in Istanbul, said he was kept awake for two hours during the night by "thunder and lightning and very heavy rain".

But he said that the centre has not really been affected by flooding.

8.09.2009

Marmara'da Sel

İstanbul’daki sağanak yağmur, Silivri ve Çatalca’da büyük bir yıkıma neden oldu. Birçok ev ve işyeri sular altında kaldı. Arabalar yollarda sürüklendi, tekneler karaya çıktı. Selde 1 kişi yaşamını yitirdi, 1 çocuk kayboldu.

Marmara'da etkili olan sağanak yağmur, İstanbul'u da vurdu.

Dün geceden itibaren yağan sağanak yağmur Silivri'de yaşamı olumsuz etkiledi. Yağış, ilçeye bağlı Merkez Mahallesi, Kumburgaz, Yeni Mahalle, Selimpaşa, Denizkent, Başkent, Basınkent, Koyukent ve Kıyıkent sitelerini etkiledi.

Evlerini su basan bazı vatandaşlar kendi imkanları ile suyu tahliye etmeye çalışırken, bazıları da sel tehlikesine karşı eşyalarını kamyonlara yükleyerek evlerini boşalttı.

Selimpaşa TEM Otoyolu bağlantı yolunun en çukur bölümü, şiddetli yağış nedeniyle yakınından çeken derenin taşması sonucu sular altında kaldı.
Haberin devamı ↓reklam

Yolun bir bölümü çökerken, derenin taşmasıyla oluşan sel suları yolun karşı tarafında bulunan evlere doğru aktı ve evleri yer yer bir metreye varan sularla doldurdu.

HELİKOPTERLER AĞAÇLARDAN KURTARDI

Evlerinde mahsur kalan vatandaşlardan bazıları balkon ve çatılara çıkarak, bazıları da ağaçlara tırmanarak sel sularından korunmaya çalıştı.

Bölgede mahsur kalan yüzlerce kişinin kurtarılması için yoğun bir çalışma yapılıyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve 1. Ordu Komutanlığı'na bağlı birer helikopter de mahsur kalan vatandaşları çatılardan, balkonlardan ve ağaçlardan kurtardı.

Evlerinde mahsur kalanları kurtarmak için İstanbul İtfaiyesi ve Silivri Belediyesi'ne bağlı ekiplerce de çalışmalar yürütülüyor. Sivil Savunma ekipleri de evlerinde mahsur kalanları botlarla kurtarıyor.

Görgü tanıkları, denizle sel sularının birleşmesi sonucu 20-30 metre genişliğindeki kumsalın da sular altında kaldığını, çok sayıda aracın da sel sularıyla denize sürüklendiğini kaydetti.

Bu arada, arama çalışmaları sırasında kaybolan bir kişinin cesedine ulaşıldı. Bir çocuğun da kaybolduğu belirtildi.

Bölgede E-5 Karayolu ve TEM Otoyolu, geliş ve gidiş olmak üzere bir süre trafiğe kapandı.

ÇATALCA'DA HASTANEYİ SU BASTI
Kuvvetli yağış Çatalca'da da etkili oldu. Ferhatpaşa Mahallesi, Kaleiçi Mahallesi, Elbasan Köyü, Muratbey Belediyesi, Gökçeali Köyü, Subaşı Köyü, İzzettin Köyü ve İnceğiz Köyü yağmurdan etkilendi.

Çatalca Devlet Hastanesi'nin bazı polikliniklerini su basarken, önündeki yollarda da su göletleri oluştu.

Çatalca merkezindeki Seyfi Demirsoy Caddesi'nde bazı evler su baskınından zarar gördü, bazı araçlarda da hasar oluştu.

Çatalca'ya bağlı Gökçeali Köyü'nde sular altında kalan bir köprü kullanılamaz hale geldi.

Silivri ve Çatalca'daki sel bölgesinde itfaiye 170 personel, 47 araç, 24 bot, Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü 65 personel, 33 araç, İSKİ 51 personel, 29 araç, Belediye Arama Kurtarma Birliği 10 personel, 2 bot ile kurtarma ve tahliye çalışmalarını sürdürüyor.

Bu arada, çalışmalar sırasında bir jandarma aracı ile 2 iş makinesi sele kapıldı.

Bölgeye gelen dalgıçlar da su altında arama-kurtarma çalışmalarına başladı.

[NTV]

17.06.2008

70 KİLOMETRELİK FAYDA ENERJİ BİRİKİMİ VAR

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Düzenlenen Marmara Denizi Çalıştayı'nın Açılışında Konuşan İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Çağatay, "1999 Depreminin Ardından Bölgedeki Faydan Gaz Çıkışı Devam Ediyor. Bu Durum, Bölgedeki Gerginliği Azaltıyor.

stanbul Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Marmara Denizi Çalıştayı’nın açılışında konuşan İTÜ Maden Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Namık Çağatay, "1999 depreminin ardından bölgedeki faydan gaz çıkışı devam ediyor. Bu durum, bölgedeki gerginliği azaltıyor. Fakat Orta Marmara’da (Silivri’den Adalar’ın güneybatısına kadar) 70 km’lik bölüm boyunca gaz ve akışkan çıkışı olmadığını gözlemledik. Bu da demektir ki sözü edilen bölgede bir sıkışma ve bir enerji birikimi var" diye konuştu.

Prof. Çağatay, bu bölgedeki hareketsizliğin enerji birikimi ve depreme yol açabileceğini vurgulayarak, bölgenin araştırılması için denizaltı gözlem istasyonu kurulması gerektiğini söyledi. İTÜ’nün Ayazağa Yerleşkesi’nde dün başlayan çalıştayın açılışı öncesinde yabancı bilim adamları Pier Henry, Louis Geli ve Lucas Casperli ile birlikte basın toplantısı düzenleyen İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Naci Görür ise geçen yıl Marmara fayına Nautil denizaltısı ile daldıklarını ve faya çeşitli ölçüm cihazları yerleştirdiklerini hatırlattı. Prof. Dr. Naci Görür, "Bu cihazların aldıkları verilerin değerlendirilmesi için bir yıllık süreye ihtiyaç vardı. Şimdi bu verileri değerlendirmeye alacağız. Yaptığımız incelemeler sonucunda Marmara Denizi’nde 13-15 kilometre derinlikten akışkan sıvıların çıktığını gördük. Bu da bize fay üzerine daha fazla araştırma yapmamız gerektiğini söylüyor" dedi.

[
Haberler.Com]

16.06.2008

Marmara’da 70 kilometrelik fay alarm veriyor

Marmara’nın tabanında deprem araştırması için dalan bilimadamları Adalar’ın güneybatısından başlayan 70 kilometrelik faydan gaz ve su çıkışı olmadığını, bunun riskli olduğunu açıkladı. Çekmece-Silivri arasında da gaz çıkışı olmadığı bildirildi.

İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, MARNAUT Projesi kapsamında Naulite adlı denizaltı ile geçen yıl bir ay boyunca Marmara Denizi’nde dalış yapan Türk ve yabancı bilim adamları ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Prof. Görür, Adalar’ın Marmara Denizi tabanında geçen yıl yapılan deniz altı araştırma sonucunda Çınarcık ve Tekirdağ çukurluğunda gaz ve sıvı çıkışı olmasına karşın Adalar’ın güneybatısından başlayıp orta Marmara çukurluğuna kadar yaklaşık 70 kilometrelik fay hattında gaz ve sıvı çıkışı tespit etmediklerini söyledi. Görür, “Muhtemelen bu bölüm çok riskli” dedi.

Araştırmada yer alan Fransız bilim adamı Prof. Dr. Pierre Henry, yapılan çalışmalarda Marmara Denizi tabanında gaz ve sıvı çıkışlarının fay boyunca çıktığının ve bunların da derinden geldiğini tespit ettiklerini ve bunun da Marmara Denizi’nde deprem riskinin bulunduğunu bir kez daha gösterdiğini kaydetti.

ARAŞTIRMA DÜNYADA BİR İLK
Araştırmacılardan Louis Geli de Marmara’nın laboratuvar niteliğinde olduğunu, burada yeni metotlarla çok ileri düzeyde araştırma yaptıklarını ve dünyada henüz hiçbir yerde de bu araştırmanın yapılmadığını söyledi.

Gaz ve sıvı çıkışlarının fay etkinliğiyle olan ilişkisine inandıklarını dile getiren Geli, “Araştırmanın en önemli bulgularından bir tanesi, Çekmece-Silivri fay segmenti üzerinde gaz çıkışlarının görülmemesi. Bu kısmın kilitlendiği ve 1766’dan beri kırılmamış olduğu düşünülüyor. Oysa Marmara’nın diğer yerlerinde aktif faylar boyunca gaz ve sıvı çıkışlarını önemli ölçüde görebiliyoruz. Bu nedenle gaz ve sıvı çıkışlarını depremsellik veya sismik etkinlikle ilişkilendirebiliyoruz” dedi.

ÇEKMECE-SİLİVRİ ARASINDA GAZ ÇIKIŞI YOK
Geli, Marmara’nın altındaki canlı fayın buraya denizaltı gözlem istasyonu kurulmasının gerekliğini de ortaya koyduğunu, böylece depremle akışkanlar arasındaki doğrudan ilişkiyi görme şanslarının olacağını söyledi. Geli, “Fay depremin üreteceği derinlikten itibaren bu akışkanları alıp yüzeye taşıyor. O halde biz bu akışkanları alıp incelersek, bunların fiziksel ve kimyasal özelliklerini belirlersek, belki de depremin bir bakıma önceden kestirilmesi noktasında önemli ipucları olabilir. Bizi bir noktalara götürebilir. Ama bu kesin bir sonuçmuş gibi algılanmalıdır” diye konuştu.

Yapılan bu araştırmanın depremi önceden haber veren ve her şeyi kurtaracak bir sistemmiş gibi de algılanmasını istemediklerini ifade eden Geli, deprem riskinin bu sismik boşlukta olduğunu, bu boşluğun ne kadar batıya ya da doğuya uzandığını kesin olarak bilmediklerini kaydetti.

Bu açıklama üzerine söz alan Naci Görür, “Adalar’ın güney batısından başlayıp Orta Marmara çukurluğuna kadar olan yaklaşık 70 kilometrelik fay boyunca gaz ve sıvı çıkışlarına rastlanmadı” dedi.

70 KİLOMETRELİK HAT
Daha batıda Orta Marmara çukurluğu ile Tekirdağ arasında, doğuda ise Çıkarcık çukurluğunda gaz ve sıvı çıkışlarının görüldüğünü belirten Görür, şunları söyledi:

“Arada bir sismik boşluk var. Dolayısıyla bu gaz ve sıvı çıkışlarının nerede olup olmadığı bir bakıma deprem açısından oldukça anlamlı hale geliyor ve muhtemelen de bu bölüm çok riskli olarak görülebiliyor. Gaz ve sıvı çıkışlarının doğrudan doğruya depremle olan ilişkisi henüz çok yeni bir konu ve araştırılıyor. Bu akışkanlar depremin olduğu derinliklerden geliyor. Depremin olduğu veya olacağı zamanlarda bu gaz ve sıvı çıkışlarının hacminde veya fiziksel özellikleri de değişimler gösteriyor. O nedenle bu gaz çıkışlarını izlemek olası depremler açısından önemli bir konu. Bu Türkiye için büyük şans. Dünyada denenmemiş çok ileri teknolojileri burada uygulayarak bu gaz ve sıvıların fiziksel, kimyasal ve jeokimyasal özelliklerinini inceleyerek Marmara’nın depremselliği ve depremin geleceği konusunda önemli veriler ortaya çıkabilir.”

[
Ntvmsnbc]

13.03.2008

4.8’lik deprem Marmara’yı korkuttu

Merkez üssü Çınarcık’ta 4,8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Saat 20:53’te meydana gelen deprem İstanbul’da da hissedildi. Saat 21.33’te de 3.1 büyüklüğünde artçı bir deprem kaydedildi.

NTV’ye depremle ilgili bilgi veren Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat, orta büyüklükteki bu tür depremlerin 2-3 yıllık periyotlarla söz konusu bölgede yaşanabileceğini söyledi...

[Kaynak]

Deprem İstanbul'dan uzaklaşıyor

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy hurriyet.com.tr’ye, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Yalova’yı korkutan 4.8’lik depremin ardından sıcağı sıcağına açıkladı: Merkez üssü Çınarcık olan bu depremin anlamı şu: BÜYÜK DEPREM İSTANBUL’DAN UZAKLAŞIYOR.

Üşümezsoy açıklamalarına şöyle devam etti:
17 Ağustos’ta meydana gelen deprem, bütün stresi Çınarcık Esenköy hattına yüklemişti. Bu akşam meydana gelen deprem bizim tezimizi bir kez daha kanıtladı. Bundan sonra deprem hattı Çınarcık’tan güneye doğru bir yol izleyecek. Yani bazı arkadaşların savunduğu gibi deprem Adalar üzerinden İstanbul’a paralel gitmeyecek.

Şöyle bir örnek verelim: Bir kartonu alıp ortadan yırtar ve belli bir noktada durursunuz. İşte o durduğunuz nokta 17 Ağustos depremi. O aşamadan sonra aynı kartonu biraz daha esnetirseniz yeniden yırtılmaya başladığı bölge ise Yalova Çınarcık… Yani yırtılma yönü Çınarcık-İmralı-Esenköy…
Yani kartonu biraz daha esnetir, üzerinde güç uygularsanız oradan yırtılmaya devam edecek.
Bu noktada yeniden söyleyeyim. Bizim 17 Ağustos depreminden sonra sürekli savunduğumuz tezimiz yeniden kanıtlandı.

İSTANBUL'DA BÜYÜK DEPREM OLMAYACAK
Sonuç olarak şunu kesinlikle söylüyorum. İddia edildiği gibi “büyük deprem” İstanbul yakınlarında gerçekleşmeyecek. Ancak büyük deprem riski Çınarcık-Esenköy hattında İmralı üzerinden Gemlik-Mudanya-Bursa’ya doğru devam ediyor…

Tekrar edeyim, deprem İstanbul’dan uzaklaşıyor…
[Kaynak]

29.02.2008

İstanbul'un tsunami haritası


Olası bir depremin İstanbul'un hangi kıyılarında, hangi boyutta tsunamiye neden olabileceği, hazırlanan "Tsunami Haritası" ile ortaya çıkarıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü'nün 18 milyon YTL'ye Japon OYO International Corporation firmasına ihale ettiği araştırmanın sonucunda, tsunaminin İstanbul'un doğu kıyılarında daha etkili olacağı ortaya çıktı.

Marmara Denizi kıyılarını kapsayan 182 km.'lik alanda sürdürülen çalışmada, İstanbul'un doğu kıyılarında beklenen dalga yüksekliklerinin 4.71 ila 5.56 metre arasında olacağı hesaplandı. Tsunaminin en etkili olacağı yerler ise Adalar, Maltepe, Kartal ve Bostancı. Dalgaların kıyıya erişme zamanının 8 dakika, kıyılarda ilerleme mesafesinin ise 50-150 metre arasında olması bekleniyor.Çalışmalar sırasında hasar düzeyleri ile ilgili 49 ayrı senaryo da üretildi.

Tsunami araştırmasına Kandilli Rasathanesi, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik Üniversitesi uzmanları danışmanlık yaptı. En riskli yer Adalar.

Bu, İstanbul için bir tsunami uyarısıdır


Marmara'da olası bir deprem sonrası tsunami olur-olmaz tartışması ne yazık ki karamsar bir tablo ile noktalandı: "Evet 5.5 metrelik dev dalgalar kıyıları vurabilir."

DOĞAL AFET
17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleriyle yaşanan facianın ardından doğal afetler gündemden düşmedi. 2004 sonunda Endonezya ve Hindistan kıyılarını vuran tsunami faciası, Türkiye'de "Marmara'da da olur mu?" tartışmasını alevlendirmişti. Bilim insanları Marmara'da tsunami konusunda hemfikir olmasa da İstanbul Büyükşehir Belediyesi 18 milyon YTL harcayarak Japon OYO International Corporation'a "Tsunami haritası" hazırlattı.

1 YILDA 130 KM. SONDAJ
Bir yıl süren çalışmada toplam 182 kilometrekare alanda 130 kilometrelik sondaj yapıldı. Çalışmalar sırasında, Marmara Denizi'ndeki olası tsunami riskini ve neden olabileceği hasar düzeyini hesaplamak; önlem geliştirilmesini sağlamak amacıyla 49 ayrı senaryo gözden geçirildi.
Araştırma sonucunda deprem ve sonrasında heyelan ile oluşacak tsunaminin, kıyılarda oluşturacağı dalga yüksekliği 4.71-5.56 metre arasında olacağı saptandı. En yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandı ise kentin doğusunda 10 kilometrelik kıyı çizgisi olacak. Dalganın kıyılara erişme zamanı sekiz dakika, kıyılarda ilerleme mesafesi 50-150 metre arasında olacak.
Haritaya göre, tsunaminin en fazla etkili olacağı yerler arasında Adalar, Maltepe, Kartal ve Bostancı sahilleri başta geliyor.
[Haber 1]

20.02.2008

'Kuş Gribi Marmara'da Yayılabilir' Uyarısı

Veteriner Hekimler, kuş gribinin Marmara Bölgesi’ne doğru yayılabileceği konusunda uyarıda bulundu.

AB Veteriner Hekim Platformu’nun yaptığı açıklamada, Karadeniz bölgesinde tespit edilen Kuş Gribi hastalığının kanatlı sektörünün yoğun olduğu Marmara bölgesine doğru yayılma eğiliminde olduğu belirtildi. Kuş gribi gibi salgın hastalıklarla mücadelede başarı için veteriner hizmetlerinin etkin hale getirilmesinin zorunluluğuna işaret edilen açıklamada, “Veteriner hekimler, hizmetlerine ’hakim’ olmak zorundadır.

Yönetemediğimiz teşkilat ile hastalıkları önlememiz beklenemez" denildi. Bu günkü şartlarda kuş gribi hastalığının tüm dünyada ortadan kaldırılamayacağının kaydedildiği açıklamada, hastalığın dönüp dolaşıp Türkiye’ye geleceği savunuldu.

Açıklamada, kuş gribi ile mücadelede hiçbir ülkenin kendi başına başarılı olamayacağı ifade edilerek, “Tüm ülkelerin birlikte çalışması ile hastalığın zararları en az seviyeye indirilebilir. Alınacak etkin tedbirler, yaygın iletişim ve erken uyarı sistemleri ile salgınların sınırlı odaklar halinde kalarak yayılması önlenebilir. Bu konuda en önemli görev veteriner sağlık çalışanlarına düşmektedir" denildi.

"HAYVAN HASTALIKLARI İLE MÜCADELE YÜRÜTÜLEMİYOR"
Türkiye’de kuş gribi hastalığının teşhisinin dünya standartlarında hızlı ve doğru şekilde yapılabildiğine işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin bu alanda deneyim ve bilgi birikimine sahip uzman veteriner hekimlere sahip olduğu ve hastalığın teşhisi ile ilgili hiçbir sorunun Türkiye’de bulunmadığının altı çizildi. Buna karşın, Tarım Bakanlığı’nın taşra teşkilatında yeterli sayıda veteriner hekim, veteriner sağlık teknikeri, veteriner sağlık teknisyeni, araç-gerecin olmadığı ve mevcut heterojen yapılanmada hayvan hastalıkları ile mücadele hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülemediği de belirtildi.

Türkiye’de son derece modern ve yüksek biyogüvenlik şartlarını taşıyan entegre kanatlı tesislerin bulunduğunun vurgulandığı açıklamada, “Nitekim geçmiş salgınlarda kanatlı sektörüne bulaşma olmamıştır. Ancak, bundan sonra da olmayacak anlamına gelmez. Bu gerçek gözardı edilmeden biyogüvenlik önlemleri aynı sıkılıkta devam ettirilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü ve benzeri kuruluşlar sürekli olarak kuş gribi hastalığı konusunda riskin hiçbir zaman sıfırlanamayacağı ve hazırlıklı olunması uyarıları yapmaktadırlar. Bu önemli konuda her kurum ve kesim sorumluluklarını tam olarak yerine getirmeli ve risk olasılığını en aza indirmelidir" denildi.
[Milliyet]

31.10.2007

Marmara Denizi'ndeki beyaz madde için uyarı

İzmit Körfezi'nde deniz yüzeyini kaplayan beyaz madde tedirginlik yaratıyor. TÜBİTAK tarafından bir çeşit tek hücreli bitkisel organizma olarak tanımlanan maddenin toplu balık ölümlerine neden olabileceği bildirildi.

Marmara Denizi'nin çeşitli noktalarında yaklaşık 10 günden beri görülen beyaz maddede artış görülüyor.

Özellikle İzmit açıklarını kaplayan maddeyle ilgili Çevre ve Tarım İl Müdürlüğü ekipleri ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nden gelen ekiplerin çalışmaları devam ediyor.

Maddeden alınan numuneler üzerinde incelemeler sürerken TÜBİTAK'tan yapılan yazılı açıklamada maddenin bir çeşit tek hücreli bitkisel organizma olabileceği bildirildi.

Açıklamada bu durumun deniz canlıları için tehlike yarattığına değinilerek, toplu balık ölümleri görülebileceği vurgulandı.

[Milliyet]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...