epidemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
epidemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.09.2009

Domuz Gribi Anarşi Yaratabilir!

Birleşmiş Milletler'in domuz giribiyle ilgili son raporu korku yarattı. Rapora göre, zengin ülkeler fakir ülkelere domuz giribi ilacı ve para yardımında bulunmazsa fakir ülkeler isyan edecek ve dünyada anarşi çıkacak!


Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün ortak yaptığı açıklamaya göre fakir ülkelere aşı yardımı yapmak çin yaklaşık 900 milyon pounda ihtiyaç var ve bu yardım geciktiği takdirde hastalığa bağlı kayıplar yüzünden fakir güney ülkelerindeki halk anarşi çıkarabilir.
İngiliz The Guardian Gazetesi’nin Observer ekinde yayımlanan Rajeev Syal imzalı makaleye göre, aşı gönderilmeyen pek çok ülkede milyonlarca kişi H1N1 virüsü yüzünden hayatını kaybedecek, bu ülkelerin zaten çok kötü olan ekonomi ve sağlık sistemleri de çökecek ve kaos başlayacak. 47 sayfalık raporda, “Domuz gribi aynı zamanda insanlık için büyük bir imtihan olacak” deniliyor ve tüm hükümetlerin ortak bir savunma politikası geliştirerek, fonları paylaşarak domuz gribinden halklarını korumaları öneriliyor. Rapora göre Küba, Bolivya, Kongo, Bengladeş, Kuzey Kore gibi ülkeler tehdit altında. (The Guardian)

[Radikal]

19.06.2008

Uzmanından ‘kene salgını’ uyarıları!

Kene ısırması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının neden olduğu ölümlerdeki artış, “salgın” diye nitelenecek boyuta ulaştı. NTVMSNBC konuyu uzmanlara sordu.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre; kayıtlara geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından ölüm sayısı 2002-2003 yılında 6 iken, 2007’de 33 oldu, bu yılın ilk 6 ayında ise 25’e yükseldi. Geçmiş yıllarda daha çok Doğu, Güneydoğu’da görülürken, bu yıl Ankara, Çanakkale, İzmir, İstanbul’da da görülmeye başladı. İstanbul İl Sağlık Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Ayşen Gargılı hastalık taşıyan kenelerin gelişimini anlattı, bugünkü durumu “kene salgını” olarak niteledi. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’den Doç. Dr. Önder Ergönül ise hastalığın seyrini, bulaşma şartlarını anlattı, erken müdahaleye rağmen ölüm riskinin yüzde 10 olduğunun altını çizdi.

NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan Prof. Gargılı, bu hastalığın ilk olarak 1944’te Kırım’da, 1956’da da Kongo’da görüldüğünü, bilimadamlarının iki ülkede görülen virüsün aynı olduğunu belirleyip “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı” olarak tanımladıklarını anlattı.

Türkiye’de ise bu konuda 1930’lu yıllarda yapılan araştırmalara rastlandığını belirten Gargılı, 2002 yılından beri yaygın olarak bilindiğini söyledi.

PROF. GARGILI: KIŞ HAFİF GEÇERSE, KENE ARTIYOR
Prof. Gargılı’nın NTVMSNBC’ye bugünkü duruma ilişkin yaptığı değerlendirme şöyle:

“Bugün ülkemizde başlamış ve yaşanmakta olan bir salgın var. Bunu kesinlikle söyleyebiliyoruz. Olay trajik boyutlara ulaştı. Niye salgın olduğunu anlamak için, son 10-15 yılı incelememiz lazım. Birbirini etkileyen pek çok çevresel etken mutlaka vardır. Bir günde ortaya çıkan bir şey değildir. Küresel ısınmanın gerçekten çok büyük etkisi var. Keneler kışı toprağın altında değişik formlarda bekleyerek atlatıyorlar. Kış şartları ılıman geçerse; belli bir popülasyonun belli bir yüzdesini öldürecek kadar soğuk, don gibi olaylar gerçekleşmezse, bir sonraki seneye o kadar fazla kene canlı olarak kalıyor. Kışı atlatan ne kadar çok olursa, o kadar gelişiyorlar.

BAŞKA BÖCEKLER HASTALIK BULAŞTIRMAZ
“Yaban hayvanları, bu hastalığı taşıyan kenelerin en sevdiği konaklardan.


Sevilen konak çoğalıyorsa, bu konaktaki kene sayısı da artacaktır. Yani konak artışı kenenin artışına da neden olacaktır. Kene popilasyonu arttıkça, virüslü kenelerin oranı artacak, dolayısıyla insanlarla karşılaşma riski artacaktır. Bunlar hep birbirlerini tetikleyen nedenler. Başka böceklerde veya canlılarda da bu virüs olabilir. Aynı konaktan kan emen başka sinek ya da böcekte de olabilir. Ama virüsün saptanması, o canlının vektör (taşıyıcı) olduğunu, başkasına bulaştıracağını göstermez. Bu sadece ‘marginatum’ cinsi kenelerde söz konusu.

İLAÇLAMAK DOĞAL HAYATI ÖLDÜRÜYOR
“Nereyi ilaçlayacaksınız? Bu keneler doğada, ormanda, kırsal alanda yaşıyor. Bütün tarlaları, ormanları, yabani-doğal hayatı ilaçlamanız lazım. Böyle bir şey ne mümkün ne de doğru. Kenenin nüfusunu azaltacağım derken, doğal hayatı ortadan kaldıracaksınız. İlaçlamanın bu hastalıkta etkisi, yararı yoktur. Öyle bir ilaçlamayı büyük şehirlerde yapabilirsiniz. İstanbul’un piknik alanlarında, insanlar için ayrılmış yerlerde, doğal hayata zarar vermeyecek şekilde ilaçlama yapabilirsiniz.

EVCİL HAYVANLARI İLAÇLAYIN
“Ancak evcil hayvanları ilaçlayabilirsiniz. Bu faydalıdır, çünkü keneler bir şekilde evcil hayvanlara da tutunuyor. Evcil hayvanlardan kan emiyorlar, o sürede o hayvandan beslenen diğer kenelere de bu virüs geçiyor. Böylece enfekte kene popülasyonunun artmasına yol açıyor. Evcil hayvanlar kendileri hastalanmıyor ama taşıyıcı kenelerin çoğalmasına yol açıyorlar. İşte evcil hayvanları ilaçlarsak bu zinciri orada kırmış oluruz. O ilaçlamada da çok dikkat edilmesi gereken şey, ilaçların hayvana zarar vermemesi gerekiyor.

HAYVANIN ETİNDEN SÜTÜNDEN BU HASTALIK GEÇMEZ

“Hastalık taşıyan keneler, insanların besin kaynağı olarak kullandığı koyun ve sığırlarda da görülüyor. Ama hastalığın bu hayvanlardan beslenen insana geçmesi mümkün değil. Mezbahada kesilmiş, işlenmiş, kasaptan ya da marketten alınmış, mutfağa gelmiş, pişirilmeye hazır haldeki bir etten hiçbir şekilde KKKA hastalığının bulaşması mümkün değildir. Bu hayvanların, sadece vücutlarında virüs taşıma özelliği var, yani 10 gün içerisinde bu hayvanlar enfekte bile olsa virüs kayboluyor kanlarından. Ayrıca et tüketime girmeden önce saatlerce, soğuk odalarda bekliyor, parçalanıyor, hatta dinlendiriliyor. Bu ette virüsün canlı kalabilmesi mümkün değil; çünkü çok dayanıksız bir virüs. Dış ortam şartlarında birkaç saatte ortadan kalkıyor, canlılığını kaybediyor. Dolayısıyla mutfakta bir risk söz konusu değil.

KENE UZAKLAŞTIRAN RUHSATLI İLAÇLAR
“En iyi önlem insanların eğitimi ve bireysel kontroller yapmalarının sağlanması. Şu anda Sağlık Bakanlığı’ndan ve Tarım Bakanlığı’ndan ruhsatlı ilaçlar var, pek çok etken maddeler kullanılıyor bu ilaçların yapılmasında. Bu ilaçlar, keneyi uzaklaştırıyor ya da üstünüze tırmanmakta olan keneyi öldürüyor. Yurt dışında da böyledir. Herkes kişisel korunmasından bir yerde sorumludur. Yani kendinize dikkat edeceksiniz. Doğayla mücadele edemezsiniz. Eğer bu zinciri bir yerde kırmak istiyorsanız, kenenin size ulaşmasını, tutunmasını ya da kan emmesini engellemek zorundasınız. Bunun en ideal, en mantıklı, en uygulanabilir çözümü budur.”


PROF. ERGÖNÜL: ERKEN MÜDAHALE ÖNEMLİ

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Önder Ergönül ise hastalığın seyri ile ilgili şunları söyledi:

“Kene virüsü bulaştıktan sonra grip benzeri yaygın kas ağrısı, ateş gibi belirtiler oluşuyor. Bu belirtilerden sonra bazı insanlarda kanamalar başlayabiliyor.


Kanamalar herhangi bir yerden ya da birçok yerden olabilir. Bu hastalığın etkisi altında kalmış insanlar, erken safhada ilaç alırsa önemli ölçüde yararını görür. Başlayan kanamalar nedeniyle hastanın kan desteği de görmesi gerekmektedir. Yine de tüm bunlara rağmen ölüm oranı yüzde 10’a yakındır; yani hasta olan her 10 kişiden 1 tanesi kaybedilir.

SOLUNUM YOLUYLA BULAŞMAZ
“Bu hastalık kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşabilir ama asla solunum yoluyla bulaşmaz. Çok önemli bir fark var burda. Solunum yoluyla bulaşsaydı hastaları karantinaya almamız gerekirdi. Hastalığın bulaştığı doktorların tedavisi iyi gidiyor.”


HIFZISIHHA NE DİYOR?
Hıfzısıhha Kurulu, hastalıklı kene ile mücadele için halka ve sağlık personeline yönelik eğitim çalışmalarına hız verilmesi, okullarda eğitim verilmesi, afiş ve broşürlerle tehlikenin ve korunma yöntemlerinin anlatılması, belediyelerin piknik ve park alanlarında uyarıcı levhalar asılması kararı almıştı.

{
Ntvmsnbc}

5.02.2008

Sakarya'da Kuş Gribi

Sakarya’nın Kaynarca ilçesine bağlı Yeniçam köyündeki kümes hayvanı ölümleri, ilk laboratuvar test sonuçlarına göre kuş gribinden kaynaklanıyor. Kocaeli Kandıra’da ise 300 kümes hayvanı itlaf edildi.

Yeniçam köyünde önceki gün meydana gelen kümes hayvanı ölümleri üzerine, numuneler Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Müdürlüğüne gönderildi. Yapılan ilk laboratuvar test sonuçlarına göre, ölümlerin kuş gribinden kaynaklanıyor.

Gelişmeler üzerine Kaynarca’ya bağlı Yeniçam, Şeyhtımarı ve Kocaeli’nin Kandıra ilçesine bağlı Sarıgazi köyleri karantinaya alınarak, itlaf çalışmalarına başlandı.

Sakarya Valisi Hüseyin Atak, bölgede kuş gribi vakası yaşandığını doğrulayarak, “Maalesef böyle bir durum var. Öğleden sonra Tarım İl Müdürlüğünde açıklama yapılacak” dedi.

Sakarya Tarım İl Müdürü Abdurahman Çakar da idari fenni tedbirleri aldıklarını belirterek, “İlk bulgular o yönde. Kalıcı laboratuvar testi sonucunu bekliyoruz. Tüm tedbirleri aldık. Endişe edecek bir durum yok” diye konuştu.

KANDIRA’DA 300 HAYVAN İTLAF EDİLDİ
Kocaeli’nin Kandıra ilçesine bağlı Sarıgazi köyünde kuş gribi şüphesi üzerine 300’e yakın kümes hayvanı itlaf edildi.

Sakarya’nın Kaynarca’daki kuş gribi vakasından sonra Kocaeli Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri, bu köye sınır olan Sarıgazi köyünde tedbir aldı.

Ekipler, karantina uygulaması başlatılan köyde dün akşam 140, bugün 150 olmak üzere 290 kümes hayvanını itlaf etti.

Bazı vatandaşlar, geçimlerini yumurta satarak sağladıklarını belirterek, kümes hayvanlarını vermemek için ekiplere direndi.

Tarım İl Müdürlüğü yetkililerinin bunun yasal zorunluluk olduğunu söylemesine rağmen, vatandaşların kümes hayvanlarını vermemekte ısrar etmesi üzerine köye jandarma ekipleri çağrıldı. Jandarmanın gelmesiyle kümeslere giren ekipler, hayvanları toplayıp itlafa devam etti.

Bu arada, köye giriş çıkış yapan araçlar dezenfekte edildi, köyün girişine “Burada tavuk vebası hastalığı var” yazılı tabela yerleştirildi.
[Ntvmsnbc]

2.08.2007

Ankara'da Su Kesintisi ve İlgili Haberler


# Başkent, yaz sıcağında ikişer gün susuz kalacağı döneme başlarken, kesintinin üç-dört güne uzama riski de var. Meteoroloji'ye göre Ankara'yı uzun bir kuraklık bekliyor
# Kentteki 350 okulda depo yok. Çankaya Belediyesi'nin denetlediği beş okul deposundan üçü mikroplu çıktı. Meclis'te ise dört depo var, vekiller susuz kalmayacak

Başkentin yarısı dün 48 saatlik susuz günlere girdi. Enerji Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı uzmanları 48 saatlik kesinti yapmanın yanlış olduğunu dile getirirken, Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, su rezervlerindeki durum nedeniyle kesintilerin üç-dört güne de çıkabileceği konusunda uyardı.
Sağlık Bakanlığı kesintilerin kısa süreli olmasını ve herhangi bir salgın halinde kesintilere son verilmesini istedi. 350 okulda su deposu bulunmadığı gibi Çankaya Belediyesi'nin denetlediği beş okul deposunun üçü kirli çıktı. Meteoroloji raporlarında uzun bir kuraklık görünen Ankara'ya her gün yağmur yağsa bile Kesikköprü Barajı'ndan getirilen su evlere varıncaya dek kesintiler sürecek. ASKİ Genel Müdürü İhsan Fincan, durumu bir 'afet' olarak nitelerken kesintilerin tüketime göre gelecek dönemde üç-dört güne kadar uzayabileceğini söyledi.
Devamı : Radikal
'Uzun kesinti süresi çok tehlikeli'
Türkiye Pediatri Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, "Dünyanın hiçbir yerinde böyle uzun bir dönemde iki gün üst üste su kesintisi yapılmaz. Bu sıcakta, iki gün boş kalan kanallarda hızla mikrop ürer ve her türlü hastalığa davetiye çıkarır" diye uyarıda bulundu. Tuncer, kesintiden hemen sonra akan suyla diş fırçalamanın, yüz yıkamanın, banyo yapmanın ve meyve- sebze yıkamanın tehlikeli olabileceğine dikkat çekti ve "İki yaşın altındaki bebekler için bu suyu kullanmayın. Kesintiden sonra akan su ancak çamaşır ve bulaşık makinesinde güvenle kullanılabilir" dedi.
Sağlık Bakanlığı doğrusunu yaptı: Sağlık Bakanlığı binası için bu konuda çok sağlıklı bir karar aldı. Sabah, öğlen ve akşam birer saat olmak üzere günde üç saat su verilecek. Böylece borularda mikropların üremesi engellenmeye çalışılacak.
Takvim gözden geçirilmeli: Belediye ya takvimi değiştirmeli ya da iki gün sonunda şehre vereceği suyu mutlaka kontrol etmelidir. Sabah akşam birer saat su verse çok daha iyi. Akış sürekli tutulmalı.
Nemli ortamlar tehlikeli: Yoğun bakımdaki bir hastanın ağzını sık sık temizlemezseniz birçok bakteri oluşur, hastanede bu yüzden sık sık ağız temizliği yapılır. Aynı şeyler şebeke hatları için de geçerli.
Banyo suyunu bir süre akıtın: Özellikle eski binalarda yaşayanlar, suya borulardan kurşun karışması riskini dikkate alarak, banyo yapmadan önce sıcak suyu bir süre açık bırakabilirler. Suyun buharıyla sudaki kurşun miktarı azalabilir.
Örnek Los Angeles salgını: Kesinti nedeniyle, su yoluyla üreyen mikroplar hızla yayılabilir. Çok küçük bir enfeksiyondan bir şehrin yarısının yok olduğu olmuştur. Los Angeles bunun en çarpıcı örneğidir. Kesinlikle hafife almamalı. Su geldi diye hemen kullanmak doğru değil
[Radikal]
Sağlık müdürlükleri izleme birimi kuracak
Sağlık Bakanlığı kesintiler başladıktan sonra Bilim Kurulu'nu toplayarak su raporu hazırladı. Raporda şu uyarılar yer aldı:
# Vatandaşlara: Kesinti sonrasında şebekeye verilecek su berraklaşıncaya kadar üç beş dakika akıtılmalı.
# Şebeke suyu içilecekse tercihen bir iki dakika kaynatılmalı.
# Çiğ tüketilen her türlü sebze ve meyveye yıkandıktan sonra yüzde 1'lik klor solüsyonundan 1 litre suya 20-30 damla damlatılarak 30 dakika bekletilmeli. (Yüzde 1'lik klor solüsyonu bir bardak çamaşır suyunun üzerine dokuz bardak normal su konularak kolayca hazırlanır. Ancak çamaşır suyu katkı maddesi içermemeli ve yüzde 10 aktif klor 'sodyum hipoklorit' olmalı.)
# Damacanalardan su almak için kullanılan pompalar, 15 günde bir yüzde 1'lik klorlu suda 30 dakika bekletilmeli.
# Depolanmış sularda bebeklerin boğulma tehlikesine karşı tedbir alınmalı.
# İshal vakalarında mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Yerel yönetime:
# Su kesintisine gidilmemesi için tüm alternatifler değerlendirilmeli.
# Kesinti zorunluysa bir günü aşan kesintilerde gerekli tedbirler alınmalı.
# Bir salgın hastalık ortaya çıkması durumunda su kesintisine son verilmeli.
# Suyun analizleri aksatılmadan yapılmalı.
Sağlık Müdürlüğü'ne: İzleme birimi oluşturulmalı.
# Kontrollerde kirli bulunan içme ve kullanma sularının kullanımına engel olunmalı.
# Gıda satan işletmelerin içme ve kullanma sularıyla depoları bakteriyolojik olarak izlenmeli.
[Radikal]

20.02.2007

Kuş Gribi Bütün Dünyada!

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), en son Mısır’da bir kadının ölümüne neden olan kuş gribinin tüm dünyaya yayıldığını belirtti. Kuş gribinin H5N1 tipi virüsünün Mısır’da bir kadının ölümüne neden olmanın dışında, yakın zamanda İngiltere’de görüldüğü ve 2500 hindinin telef olmasına yol açtığı belirtildi. İngiltere’de ilk kez görülen salgın, Asya dışında görülen en büyük salgındı.

İlk kez Asya’da 2003’de ortaya çıkan, çok bulaşıcı H5N1 virüsü geçen yıl hızla yayıldı. Kuş gribinin ortaya çıkması ve yayılmasının seyri ile hastalıkla ilgili bazı bilgiler şöyle:
* Virüs, Asya’da 2003’de yeniden ortaya çıkmasından bu yana 50 kadar ülke ve bölgede kuş gribine rastlandı.
* Sadece geçen yıl 30’dan fazla ülke, kuş gribi salgını tespit ettiğini bildirdi. Bu salgınlardan çoğu kuğu gibi yaban kuşları arasında görüldü.
* 2003’den bu yana virüs toplam 273 kişiye bulaştı.
* WHO’ya göre, 2003’den bu yana tüm dünyada kuş gribinden 167 insan öldü. Kuş gribinden insan ölümleri yaşanan ülkeler ise şunlar: Azerbaycan, Çin, Endonezya, Irak, Kamboçya, Mısır, Nijerya, Tayland, Türkiye ve Vietnam. Ölenlerin çoğu çocuklar ve gençlerdi.
* Sadece Vietnam ve Endonezya’da toplam 105 kişi öldü.
* H5N1 virüsü, yeni bir virüs değil. 1959’da İskoçya’da çıkan kuş gribi salgınına da bu virüs neden olmuştu.
* H5N1 tek kuş gribi virüsü değil. Başka tipte kuş gribi virüsleri de var. Örneğin 2003’de Hollanda’da H7N7 virüsünün yol açtığı bir kuş gribi salgını sonucu ülkedeki kümes hayvanlarının yaklaşık üçte biri, yani 30 milyondan fazlası itlaf edildi. Hollanda’da 89 insana H7N7 virüsü bulaştı, bunlardan veteriner olan biri öldü. Belçika’da aynı virüs nedeniyle 2,7 milyon, Almanya’da 400 bin kümes hayvanı itlaf edildi.
* H5N1 virüsünün insanlara geçtiği bilinen ilk vaka 1997’de Hong Kong’da görüldü. Virüsün bulaştığı 18 kişiden 6’sı öldü. Hong Kong hükümeti Hong Kong’daki bütün kümes hayvanlarını itlaf etti ve salgın sona erdi.
* İnsanlarda kuş gribi belirtileri tipik soğun algınlığı belirtilerinden -ateş, öksürme, boğaz ağrısı ve adale ağrısından - göz iltihapları, zatürre, ağır solunum yolu enfeksiyonları ve viral solunum yolu enfeksiyonlarına kadar değişiyor.
VİRÜSÜN BELİRLENMESİ
Kuşlar veya insanlar arasında rastlanan bir vakanın H5N1 virüsünden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bir ya da iki gün içinde ilk testlerle belirlenebiliyor.
Vakanın teyit edilmesi için gereken daha detaylı testler ise resmi laboratuvarlarda veya WHO laboratuvarlarında bir hafta ya da daha fazla sürebiliyor.
H5N1 virüsü asıl olarak kuşlarda görülen bir virüs olarak kalsa da uzmanlar, virüsün kolayca insandan insana geçebilecek bir virüs tipine dönüşebileceğinden korkuyor. Bu durumda kolayca yayılan virüsün bütün dünyada milyonlarca kişinin ölümüne neden olabilme ihtimali, en büyük endişe kaynağı.
Şimdiye kadar insanlardaki kuş gribi vakalarının büyük çoğunluğuna, virüslü kuşlarla doğrudan ya da dolaylı temasın neden olduğu belirlendi.
SON BİR YILIN VAKALARI
2006
* 8 şubat - Afrika’daki ilk H5N1 vakaları Nijerya’nın kuzeyindeki Kano, Kaduna ve Plateau eyaletlerindeki tavuklar arasında görüldü.
* 17 şubat - Mısır’da ilk kez tavuklarda H5N1 virüsü belirlendi.
* 18 Şubat - Hindistan’da ilk kez H5N1 virüsü kümes hayvanları arasında belirlendi.
* 25 şubat - Fransa’nın doğusundaki bir çiftlikte H5N1 virüsünden binlerce hindi öldü. Bu vaka, AB ülkelerinde kümes hayvanları arasında görülen ilk vakaydı.
* 8 Ağustos - Çin, ülkedeki ilk insanda kuş gribi vakasının, daha önce bildirildiği gibi 2005’de değil, 2003’de belirlendiğini açıkladı.
* 28 Eylül - Çin ilk kez diğer ülke bilim adamları ile H5N1 virüsü örneklerini paylaştı.
* 21 Aralık - Güney Kore’de kümes hayvanları arasında 4 ayrı vaka tespit edildi. Güney Kore Kasım ayında, son üç yılın ilk kuş gribi vakasını bildirmişti.
2007
* 9 Ocak - Çin, ülkede ilk kez kuş gribinin bir insana bulaştığını açıkladı. Geçen Aralık ayında kuş gribine yakalanan Anhui eyaletinden bir çiftçi, tedavi edilerek 6 Ocakta taburcu edildi.
* 15 Ocak - Tayland son altı ayda ilk kuş gribi (H5N1) vakasına ördekler arasında rastlandığını bildirdi.
* 16 Ocak - Japonya son 3 yılda ilk kez kuş gribi (H5N1) salgınının güneydeki bir ilde kümes hayvanları arasında görüldüğünü bildirdi. Japonya 3 Şubat’ta 3 salgın daha bildirdi.
* 24 Ocak - Macaristan’da kazlar arasında çıkan kuş gribi salgını sonucu binlerce kaz itlaf edildi.
* 3 Şubat - WHO, Nijerya’da kuş gribinden 22 yaşında bir kızın öldüğünü bildirdi. Nijerya’daki vaka, Sahra altı Afrika’da kuş gribinden (H5N1) bir insanın öldüğü ilk vaka idi.
* 3 Şubat - İngiltere’de bir çiftlikteki 2500 hindinin H5N1 virüsü nedeniyle öldüğü belirlendi. Bu İngiltere’deki ilk kuş gribi salgını idi. Salgından sonra ilan edilen koruma bölgesi kararı hala yürürlükte.
* 16 Şubat - WHO Mısır’da bir kadının kuş gribinden öldüğünü açıkladı. Böylece kuş gribinden ölen insanların sayısı 167’ye yükseldi.
İNSANLARDA KUŞ GRİBİ
DSÖ verilerine göre, H5N1 virüsü nedeniyle kuş gribine yakalanan ve ölen insanların ülkelere göre dağılımı şöyle:

9.02.2007

Kuş Gribi Türkiye'de!!


Gercüş ilçesine bağlı Boğazköy'de 170 kanatlı hayvanın kuş gribi virüsünden öldüğü açıklandı. 10 kilometrelik alanda karantina tedbirine geçildi
Türkiye'nin, ilk kez 5 Ekim 2005'te Balıkesir'in Manyas ilçesine bağlı Kızıksa beldesinde 2 bin hindinin bir gecede telef olmasıyla tanıştığı kuş gribi hastalığı yeniden ortaya çıktı. Batman'da ölen kanatlılarda kuş gribi tespit edildi.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklamasına göre, göçmen kuşların görüldüğü bölgede 5 Şubat'ta şüpheli tavuk ölümleri yaşandı. İhbar üzerine, veteriner hekimlerce olay mahallinden alınan numuneler Elazığ Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne ulaştırıldı. İnceleme sonucu kuş gribi virüsü saptandı.
Karantina başladı
Boğazköy etrafında 3 kilometre yarıçapında kontrol, 7 kilometre çapında da gözetim bölgesi oluşturularak sıkı karantina tedbirlerine geçildi. Kontrol bölgesi kapsamına, hastalık kaynağı olan Boğazköy'ün yanı sıra Aydınlı ve Rüzgârlı köyleri de alındı. Açıklamada, "Boğazköy'de 800 tavuk, 80 hindi, 20 ördek ve kaz mevcut olup hastalık sürecince toplam 170 muhtelif kanatlı hayvan ölmüştür. Kontrol bölgesindeki mevcut kanatlı hayvanların itlaf işlemlerine başlanmıştır" denildi.
Açıklamada, Türkiye'de son kuş gribi vakasının 31 Mart 2006'da görüldüğü anımsatıldı. Batman'daki bu son olaya kadarki süreçte bakanlık laboratuvarlarına 700 şüpheli örnek intikal ettiği ve tüm numunelerde negatif sonuca ulaşıldığı vurgulandı.
Açıklamada şu uyarılar yapıldı:
# Kümes hayvanları açıkta bulundurulmamalı.
# Yetiştiriciler, ani ve toplu ölümle seyreden şüpheli kanatlı ölümlerini en yakın bakanlık birimine bildirmeli.
# Kümes hayvanları kapalı alanlarda tutulmalı.
# Ölen hayvanlar çevreye atılmamalı.
# Hastalık şüphesi olan veya ölmüş kümes hayvanlarıyla hiçbir şekilde doğrudan temas edilmemeli.
# Ticari yetiştiricilik yapan kanatlı işletmelerince biyo-güvenlik önlemleri en üst düzeye çıkarılmalı.
3 çocukta şüphe
Boğazköy'de hayvanlarla temas ettikten sonra baş dönmesi ve yüksek ateş görülen 16 yaşındaki Selman Çakır, 3 yaşındaki Ramazan Tuncel ile 1.5 yaşındaki Mehmet Tuncel, tedavi altına alındı. Doktorlar, "Tedbir amaçlı müşaade altında tutuyoruz" dedi.
Bird flu outbreak in Turkey

Turkish officials have confirmed that there has been an outbreak of avian influenza in the country's south-east.
Turkey's agriculture ministry said at least 170 chickens had died in a village in the province of Batman.
The ministry said it was checking if the bird deaths were caused by the H5N1 strain of avian influenza. It is believed wild birds spread the disease.
The country culled more than 1.3 million birds last year in an effort to control the spread of the virus.
"Strict quarantine measures have been taken in an area of 10km (6.2 miles) around the village where the disease was identified," the ministry said in a statement.
Turkey saw the first human deaths from H5N1 outside Asia, in January 2006, when 12 people were infected, four of whom later died.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...