sulak alan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sulak alan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.10.2007

Kuş cenneti, ıssız kaldı

ANKARA'da bu yıl yaşanan kuraklık, Nallıhan ilçesi sınırlarındaki Kuş Cenneti'nde ve Beypazarı'ndaki İnözü Vadisi'nde yaban hayatının en önemli simgelerinden biri olan kuşları ve doğal yaşamı olumsuz etkiledi. Ankara'ya 120 kilometre mesafedeki Nallıhan ilçesine bağlı Çayırhan beldesi sınırları içindeki 168 kuş türüne ev sahipliği yapan kuş cennetinde, her yıl sonbahar mevsiminde yaşanan hareketlilik bu yıl görünmüyor. Kuraklığın en fazla etkilediği kuş cennetinde bu yıl yaz mevsiminin ortalarında suyun çekilmesi ve Aladağ Çayı'nın kuruması, kuşları "cennetlerinden" mahrum etti.

Kuş cennetinde suyun çekilmesiyle çevreye kötü kokular da yayılmaya başladı. Bu kokuların, çevredeki su birikintilerinden ve kuş pisliğinden kaynaklandığı bildirildi. Öte yandan, Çayırhan beldesi ile Davutoğ-lan köyü sınırları içinde yer alan geniş bir araziye sahip kuş cennetinde suyun çekilmesiyle bu bölge, çevredeki köylüler tarafından yaz ortalarında tarla olarak sürüldü.

Köylüler, sebze yetiştirdikleri kuş cennetinin verimli arazilerinden, ilk mahsullerini toplamaya başladı. Köylüler, yaklaşan kış mevsimine rağmen kuş cennetinin verimli topraklarından yararlanmak için ikinci kez mahsul ektiler. Ankara'nın Beypazarı ilçesinden geçen ve çevresine hayat veren İnözü Deresi'nin kuruması da bölgeyi olumsuz etkiledi. İnözü Deresi'nden tarlalarını sulayan Beypazarlı sebze üreticileri, bu yıl derenin kurumasıyla sulama yapamadıklarını söylediler. Karaleylek, bıyıklı doğan, küçük akbaba ve kuzgunun yaşadığı, bir çok kuşun üreme yeri olan İnözü Vadi-si'ne hayat veren İnözü Deresi'nin kuruması, yaban hayatını da olumsuz etkiledi.Bu bölgede yaşamlarını sürdüren su kuşları ve balıkçıllar, derenin suyunun çekilmesiyle başka yerlere göç etti.

[Birgün]

5.10.2007

Konya’nın yeraltı suyu tükeniyor

Kurak bir yaz geçiren Konya’da, yeraltı suları için de riskli bir dönem başladı.

KONYA - Önceki yıllarda 200 metrede su kaynağına ulaşılan Konya’da, bu sınır 980 metreye kadar düştü. Uzmanlar yağış olmaması halinde, yeraltı kaynaklarının da tükeneceğini belirtiyor.

Türkiye’nin toplam yeraltı suyunun yüzde 40’ını barındıran Konya kapalı havzasına su seviyesi son 20 yılda büyük oranda düştü. Tuz, Beyşehir, Bolluk, Kulu ve Düden gölleri ile akarsulardaki su seviyesi her geçen gün azaldı.

Kurak geçen bir yıl, bilinçsiz sulama ve tüketim, su kaynaklarını neredeyse yok etti. Şimdi Konya’da umutla sonbahar yağmurları bekleniyor..

Konya’da sadece yerüstü suyu değil yeraltı su kaynaklarında da ciddi oranda azalma oldu.

Önceki yıllarda sondaj yapıldığında 200 metrede su kaynağına ulaşırken şimdi Konya kent merkezinde suya ulaşmak için 980 metreye inmek gerekiyor..

Konya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Tahir Nalbantçılar, “Niteliksiz suların kent yerleşim alanındaki içme kullanma kuyularına doğru gelmesi, zaman içerisinde, kullanılabilir nitelikteki suların yerini bu suların alması demektir. Bunun sonucunda bizim içme ve kullanma amaçlı olarak bu suları kullanma imkanımız kalmayacak. Ya arıtılarak bunun kullanılması söz konusu olacak. Ya da başka sondajlardan çekilen suların bu alanlara verilmesi gerekecek” dedi.

Uzmanlar bu seviyede suyun bitmesi durumunda Konya’nın susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını ifade ediyor..

[NTVMSNBC]

23.09.2007

20 günlük suyun gerçek faturası

İstanbul'a Rezve Deresi'nden su getirilmesi için düğmeye basıldı. Çevreciler 'İstanbul'un 20 günlük suyu için 117 hektar ağaç kesilecek. Nadide bir orman çökecek' diyor

İSTANBUL - Kurak yazı 'sular kesilecek' korkusuyla geçiren İstanbul, gözünü Istrancaların da ötesine dikti. Kente Kırklareli'nin İğneada beldesinden su getirmek için yaklaşık iki aydır çalışan İSKİ, incelemelerini tamamladı. Rezve Deresi'nden aldıkları suyu pompalarla
İstanbul'a yönlendirmeyi hedefleyen İSKİ, güzergâhı ve kesilecek ağaçları belirledi.

İstanbul'a 20 gün yetecek su için 117 hektar 'longoz' (subasar) ormanının kesileceğini söyleyen çevreciler öfkeli. İSKİ'yse, güzergâhın yüzde 85'i için ağaç kesimi gerekmediğini, kesilen ağaçların yerine de üç katı kadar ağaç dikileceğini savunuyor.

Büyük bir hızla büyüyen İstanbul 1990'larda Istrancaların suyunu kullanmaya başladı. Bir zamanlar Karadeniz'e akan Kazandere ve Papuçdere'nin suyu, tünel ve pompalarla İstanbul'a akıtıldı. Ancak yedi yıl sonunda dereler kurudu, İSKİ yeni kaynak için gözünü Kırklareli'ndeki Rezve Deresi'ne çevirdi. İSKİ ekipleri, Rezve Deresi'nden alınacak suyun pompalarla boşaltılacağı Bulanık Dere yol güzergâhıyla kesilecek olan ağaçların yerlerini belirledi.

İSKİ'nin yapacağı bu çalışmayla İstanbul'a sadece 20 günlük su sağlayacağını iddia eden Ekosistemi Koruma Derneği Başkanı Orhan Uyanık öfkeli: "Proje 47 kilometre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde ormanı tamamen yok edecek. Ayrıca Rezve'nin suyundan beslenen longoz ormanında yaşayan 46 tür memelinin de yaşamına son verecek. 20 günlük su için bunca katliam yapılamaz."

Tabanı suyla kaplı longoz ormanları tüm dünyada en nadide ekosistemler arasında yer alıyor. Uyanık, "Longozların bir damla suya bile ihtiyacı var. Bu suların önü kesilirse, denizden tuzlu su, karaya deşarj olur, longoz çöker. Bu dereler, longozlara doğal perdeleme yapıyor. Eğer dere kurursa binlerce dönüm orman alan, 544 tür bitki, 310 tür böcek, 258 tür balık, dev su samuru da dahil 46 tür memeli, 194 tür kuş ve 11 tür sürüngenin yaşama alanı yok olur" dedi.

İSKİ: Üç kat ağaç dikilecek

Radikal'in ulaştığı İSKİ yetkilileriyse proje için kesilecek orman miktarının anlatıldığı kadar olmayacağını, çünkü boru hattı için mevcut orman yolunun kullanılacağını söyledi.

Kesilecek ağaçların yerine üç katı ağaçlandırma yapılacağını belirten İSKİ yetkilisi, projeyle orman yangınlarına karşı müdahale imkânı olacağını savunuyor. (dha, Radikal)

22.09.2007

Kuş cenneti cehenneme dönecekti

Ulubat Gölü kıyısındaki sazlıklarda çıkan yangın, 50 farklı türün bulunduğu Kuş Cenneti’ne sıçramadan söndürüldü ama alevlerin arasında kalan çok sayıda yılan, kuş ve kamlumbağa öldü.

BURSA - Bursa’nın Karacabey ilçesi yakınlarında bulunan Uluabat Gölü kıyısındaki sazlıklarda çıkan yangının 50 farklı türde bin kuşu bünyesinde barındıran kuş cennetine sıçramadan, son anda söndürüldü.

Bundan 33 yıl önce turist olarak gittiği Uluabat Gölü’ne aşık olan, burada satın aldığı 20 dönümlük araziyi kuş cennetine çeviren Mustafa Bilgiç, hayatını adayarak oluşturduğu cennetin, bölgedeki çobanların yol açtığı yangınla neredeyse yok olacağını söyledi.

Cennetin hemen yanında sazlık ve ağaçlarla kaplı alanda çıkan ve rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyen yangının itfaiye ekiplerinin yoğun çabaları sonucu söndürüldüğünü ifade eden Bilgiç, alevlerin arasında kalan çok sayıda yılan, kuş ve kaplumbağanın öldüğünü belirtti.

Bilgiç, Uluabat Gölü’nün göçmen kuşların konakladıkları ve barındıkları bir yer olduğunu söyleyerek, “Gölle ilgilenen yok. Ben 32 yıldır avcılarla, çobanlarla uğraşarak, burayı korumaya çalışıyorum. Bölgedeki koyun ve inek sahipleri ile bazı vatandaşlar, göl civarındaki sazlık alanı 2-3 yılda bir kasıtlı olarak yakarlar. Devamlı bunlarla mücadele ediyorum. Kuş cennetini oluşturmaktaki asıl amacım, doğa harikası Uluabat Gölü’nü korumaktı. Ancak çıkan yangınlar, bölgedeki bitki örtüsünü ve hayvanları yok ediyor. Yetkililerden buraya sahip çıkmalarını, korumalarını istiyorum. Yıllardır harcadığım emek bir anda yok olacaktı. Yangın benim arazime sıçramadı, ama çok sayıda ağaç ve hayvan yok oldu. Doğanın bir dengesi var, bu denge bozulduğu anda her şey altüst olur” diye konuştu.

Bölgede Çarşamba günü çıkan yangında yaklaşık 30 hektarlık alan zarar görmüş, jandarma ekipleri olayla ilgili soruşturma başlatmıştı.

[NTVMSNBC]

21.08.2007

Kuşlar Anadolu'ya küstü

Son 40 yılda 1 milyon 250 bin hektarlık sulak alanın yok olduğu Türkiye’de çok sayıda türde binlerce kuşa ev sahipliği yapan Hotamış, Eşmekaya, Ereğli Sazlıkları ile Akşehir, Eber, Meke ve Suğla Gölü’ne kuşlar uğramaz oldu.

KONYA - Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye), Doğa Derneği ile Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan aldığı bilgilere göre, yaklaşık 3-4 yıl önce yapılan ölçümlere göre Türkiye’de son 40 yılda 2.5 milyon hektarlık sulak alanın yarısı yok oldu.

Dernek ve vakıfların değerlendirmelerine göre kaybedilen sulak alan Marmara Denizi büyüklüğü kadar, Van Gölü’nün 3 katı ya da Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nün 25 katı oranında sulak alana eşdeğer tutuldu.

Özellikle sulak alan miktarı ile Türkiye’de ve dünyada önemli konumda bulunan Konya Kapalı Havzası’nda sulak alanlar zamanla kururken, çok sayıda türde kuş bölgeye adeta küserek uğramaz oldu.

1994 ve 1995 yıllarında 350’şer ton sazın kesildiği, 1985 yılında 16 bin hektarlık alana sahip Hotamış Sazlığı, 1990’lı yıllardaki sayıma göre çok sayıda çiftte küçük karabatak, küçük balaban, alaca balıkçıl, çeltikçi, yaz ördeği, Macar ördeği, dikkuyruk, bataklık kırlangıcı, büyük cılıbıt, mahmuzlu kızkuşu, paspaş patka, dikkuyruk, uzunbacak, büyük ak balıkçıl, elmabaş patka, saz delicesi, tepeli pelikan türlerine ev sahipliği yaptı.

Tarımsal sulama adeta sazlığın sonunu getirdi ve 1990 yılında 8 bin hektara kadar küçülen sazlık 1996 yılında birkaç yüz hektara geriledi ve sonunda kurudu. Şimdi su birikintisinin bile bulunmadığı sazlıklara kuşlar uğramıyor.

Dünyanın “Nazar Boncuğu” olarak nitelendirilen 5 milyon yıllık eşsiz güzellikteki Meke Gölü’ne henüz birkaç yıl öncesine kadar sakarmeke, yeşilbaş, angut, kızılbacak, uzun bacak, kızkuşu, kuyruksallayan ve flamingo gibi 100’ün üzerinde türde binlerce kuş geliyordu. Gölün suyun çekildi, bataklığa döndü ve bölgeye küsen kuşlar artık gelmiyor.

1982 yılına kadar 37 bin hektarlık alana sahip olan ve bu tarihten sonra besleyen kaynaklarının üzerine barajların kurulması üzerine kuruma sürecine giren ve son birkaç yıldır tamamen kuruyan Ereğli Sazlığı (Akgöl), uzun yıllar küçük karabatak, ak palikan, tepeli pelikan, alaca balıkçıl, çeltikçi, kaşıkçı, flaminogo, yaz ördeği, macar ördeği, paspaş patka, dikkuyruk, küçük kerkenez, kılıçgaga, bataklık kırlangıcı, büyük cıblıbıt, mahmuzlu kızkuşu, küçük sumru, turna, angıt, gri balıkçıl, boz kaz, sukuşu türleriyle kuş cenneti görünümüne sahipti. Bahar aylarında az miktarda suyun biriktiği Akgöl, son yıllarda kuşa hasret kaldı.

1990’lı yıllara kadar 11 bin 250 hektar sulan alana sahip Eşmekaya Sazlığı, baraj gölüne çevirme çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle tamamen kurudu. Kerkenez, macar ördeği, çayır delicesi, mahmuzlu kızkuşu, sakarca, leylek, bataklık kırlangıcı, bozkır delicesi ve kır baykuşu sazılkalara tamamen küstü.

Akşehir ve Eber Gölleri, yıllarca ak pelikan, tepeli pelikan, küçük karabatak, alaca balıkçıl, çeltikçi, kaşıkçı, sakarca Macar ördeği, paspaş patka, gülen sumru ve uzun bacak türlerine ev sahipliği yaptı. Sulak alanı 350 kilometrekareden 10 kilometrekareye kadar düşen Akşehir Gölü ile suları çekilen Eber Gölü’ne kuşlar uğramaz oldu.

TUZ VE BEYŞEHİR GÖLÜ’NDE KUŞLAR AZALIYOR
Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde de sularının çekilmesi nedeniyle kuş sayısı giderek azalıyor. Macar ördeği, elmabaş patka, sakarmeke sayısının azaldığı gölde önceden kuluçkaya yatan tepeli pelikan, karabatak, gece balıkçılı, küçük ak balıkçıl türlerine hiç rastlanmıyor.

Kapladığı alan 260 bin hektardan 130 bin hektara kadar düşen Tuz Gölü’nde de önemli kuş türlerinin sayısında azalmalar gözleniyor. Flamingoların en önemli üreme alanlarının başında gelen Tuz Gölü’nde 1992 yılında yapılan sayımlarda 14 bin çift flamingo bulunurken, 2005 yılında sayı 11 bin 500’e kadar indi. Bu kuşlar artık besleyebileceği sayıda yavru yapıyor.

Türkiye’de son olarak sadece Tuz Gölü’nde 2002 yılında görülen mezgeldek kuşuna artık rastlanmazken, 1989’da 57 bin olan sakarca sayısı 2005’te 263’e, 1989’da 60 bin olan sukuşu ise 2005’te bin 424’e düştü.

Kaşıkçı, kılıçagaga, Akdeniz martısı, gülen sumru, cılıbıt, ince gagalı martı, karabaş martı, suna, uzunbacak, kızılbacak, kaşıkçı, kılıç gaga, Akdeniz martısı, gülen sumru, flamingoya ev sahipliği yapan Bolluk Gölü’nde de kuşlar azalıyor. Hızla tatlı su bataklığına dönüşen gölü kirlilik tehdit ediyor. Yakında buraya da kuşlar hiç uğramayacak.

Kılıç gaganın kuluçkaya yattığı, çok sayıda kışlayan sukuşunun bulunduğu Tersakan Gölü’nü de yazları kuruduğu için kuşlar tamamen unuttu. Göl çevresini rüzgar erozyonu tehdit ediyor.

Son 35 yılda kapladığı alan 830 hektardan 400 hektarın altına inen Samsam Gölü’ne yıllarca kılıçgaga, ince gagalı martı, Akdeniz martısı, gülen sumru, sukuşu ve turna geldi. Ekolojik dengenin bozulduğu gölde kuş görebilmek şans haline geldi.

Dikkuyruk, küçük kerkenez, kara boyunlu batağan, alaca balıkçıl, çamurcun, elmabaş patka, sakarmeke, bıyıklı sumru ve flamingoya ev sahipliği yapan Kozanlı Gölü’nün, 50 hektarı su ve büyük bölümü bataklık olmak üzere 650 hektarlık biri alanı bulunuyor. Aşırı kirlenme ve rüzgar erozyonu bölgeye gelen kuşları rahatsız ediyor.

Yaz ördeği, Macar ördeği, paspaş patka, dikkuyruk, kılıçgaga, büyük cılıbıt, Akdeniz martısı, gülen sumru, batağan, angıt, dikkuyruk, uzunbacak, kılıçgaga, akça cılıbıt, sakarcanın önceden çok sayıda bulunduğu Kulu Gölü’nde kirlilik ciddi boyutlara ulaştı. Göldeki kuş sayısı ciddi boyutlarda azaldı ve tamamen yok olmak üzere...

Bir zamanlar göl iken çok sayıda türde binlerce kuşun geldiği Suğla Gölü, DSİ tarafından depolama haline getirildikten sonra özelliğini yitirdi. Şimdi bölgeye hiç kuş gelmiyor.

İNSANLAR DA GİDECEK
WWF-Türkiye yetkilileri, kuruyan sulak alanları önce kuşların terk ettiğini belirterek, “Dünyada ve Türkiye’de benzerlerini görüyoruz. Önce kuşlar sonra insanlar terk ediyor. Konya Kapalı Havzası’ndaki birçok sulak alana kuşlar artık küstü, gelmiyor. Bundan sonra insanlar terk edecek” dedi.

[NTVMSNBC]

20.08.2007

Bir zamanlar cennetti

DHA - BALIKESİR - Suları çekilen Manyas Kuş Cenneti, hüzün içinde kuşlarıyla vedalaşıyor. Kuşlar ilk kez Manyas'ı her zamankinden bir ay erken terk ederken cennet AB'nin verdiği A Sınıfı diplomasını da kaybetmek üzere.

Doğal güzelliğiyle her yıl 250 türden 3 milyon göçmen kuşu ağırlayan Manyas, kuraklığın bedelini ağır ödüyor. Suların devamlı çekilmesi sonucu 600 metre uzunluğundaki Taş İskele ile gölde bırakılan kayıklar, zemini midye kabuklarıyla kaplı olan kurak arazide ürkütücü bir görüntü oluşturuyor.

Karabataklar, gri balıkçıl, kaşıkçı, pelikan gibi göçmen kuşların yuva yapacakları göl içerisindeki ağaçlar, suların çekilmesiyle ortada kaldı. Manyas Kuş Cenneti'nde her yıl ağustos sonu, eylül başında göç eden kuşlar, bölgeyi ilk kez bir ay erken terk ederken, yeterince beslenemeyip telef olan kuşlar ise vahşi hayvanlara yem oldu.

Toplam 64 hektarlık alana sahip Manyas Kuş Cenneti, 1959 yılında Bakanlar Kurulu tarafından milli park olarak ilan edilmişti. Ramsar Sözleşmesi kapsamında tutulan Manyas Kuş Cenneti, 1976 yılında Avrupa Konseyi tarafından A sınıfı diplomayla ödüllendirildi. Manyas Kuş Cenneti'nin her beş yılda bir yenilenen A sınıfı diploması, 2001 yılında ilk kez çevre kirliliği nedeniyle askıya alınmıştı.

Gerekli önlemlerin alınması sonucu diploma geçen yıl yenilenmişti. Ancak Manyas, kuraklığın devam etmesi halinde üç yıl sonra diplomasının iptal edilme tehlikesiyle karşı karşıya.

[Radikal]

18.08.2007

Eber Gölü’nün dibi göründü

Türkiye’nin 12. büyük gölü olan ve derinliği 21 metreye ulaşan Eber Gölü’nün en derin yeri 1 metreye düştü. Kuşlar artık gelmiyor, balıklar öldü, kıyısında inekler dolaşıyor.

AFYONKARAHİSAR - Küresel ısınma, çöl sıcakları ve kuraklıktan etkilenerek kuruma noktasına gelen göller arasına Eber Gölü de katıldı. Göl kıyısında kurumuş çorak toprakların arasında kalmış çürümüş kayıklar ve bir zamanlar balıkların tutulduğu bölgede şimdi inekler geziyor.

Yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan ve kuş cenneti olarak adlandırılan, derinliği 21 metreye kadar ulaşan Eber Gölü’nde su seviyesi 1-2 metreye kadar düştü. Eber’de şimdilerde sadece tarla kuşları görülüyor. Sazlıkların kuruduğu gölde sular çekildikçe balık ölümleri de başladı.

Devlet Su İşleri 18. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, 215 bin metreküp su hacmi olan Eber’de şu an sadece 5 bin 648 metreküp su bulunuyor.

Küresel ısınma nedeniyle yıllardır küçülen Eber Gölü, bir zamanlar kıyısının bulunduğu Derekarabağ köyüne, sularının çekilmesi sonucu bugün kilometrelerce uzakta kaldı. Derekarabağ köyünde bir zamanlar göle sıfır evlerin önünde kalan kayıklar, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

GÖL BİTİNCE FABRİKA DA BİTTİ

Derekarabağ köyü Muhtarı Mevlüt Sönmez, gölün kurumasının bir çok konuda kendilerini olumsuz etkilediğini belirterek, “Kağıt fabrikamız vardı. Göl bitince fabrika da bitti. Fabrikada işlenecek bir şey kalmadı. Biz kamış ve yastıkotu biçip, balıkçılık yapıyorduk. Eber Gölü’nde su olmadığı için hiçbir şey yetişmiyor şimdi” diye konuştu.

[NTVMSNBC]

10.08.2007

Beyşehir gölü tarla oldu

Türkiye'nin büyük kesiminde etkili olan kuraklık, doğal yaşamı da olumsuz yönde etkilemeye başladı. Ankara'nın Nallıhan ilçesi sınırlarında bulunan ve 168 kuş türüne ev sahipliği yapan kuş cennetindeki suların çekilmesi ve bölgeyi besleyen Aladağ Çayı'nın kuruması, buradaki kuşların sayısında önemli düşüşe sebep oldu.

Sularının çekilmesiyle bölge, köylülerce tarla olarak değerlendirilmeye başlandı. Köylüler, traktörlerle sürdükleri arazide yazın tarım yapacaklarını belirterek, tarım yapmamaları halinde verimli toprakların yaban otlarıyla kaplı hale geleceğini söyledi. Tarımsal sulama ve küresel ısınma, son 15 yılda Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü'nde de suyun metrelerce çekilmesine sebep olurken suyun çekildiği alanlarda tarım ürünleri yetiştiriliyor.

Ankara, Beyşehir, aa

[Zaman]

7.08.2007

Su kaynağına çöp deposu

Ordu Çevre Belediyeler Birliği'nce (ORÇEB) Gürgentepe ilçesinde yaptırılmak istenen, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın ise yer konusunda olumlu görüş bildirdiği Çöp İstasyonu ve Katı Atık Depolama Merkezi, yöre halkı tarafından tepki görürken, Ordu İdare Mahkemesi daha önce verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu kararının iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Ordu'nun en önemli sorunlarının başında gelen çöp sorununa çözüm bulmak için Ordu Belediyesi'nin de aralarında bulunduğu çeşidi ilçe ve belde belediyeleri tarafından oluşturulan ORÇEB, Çöp İstasyonu ve Katı Atık Depolama Merkezi kurmak için yaklaşık 2 yıl önce alan arayışına başladı. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın Gürgentepe ilçesi Işıktepe beldesi sınırlarındaki Direklisapağı yöresinde yaklaşık

45 hektarlık bir alan için hazırlattığı ÇED raporu ile olumlu görüş bildirmesi üzerine, Çöp İstasyonu ve Katı Atık Depolama Merkezi'nin kurulması için etüt çalışmalarına başlandı.

HALK İSTEMİYOR
Bölgede çöp depolama tesisi kurulmak istenmesi ve halkın tepkisi ile birlikte çevreciler de harekete geçti. Ordu İdare Mahkemesi, Ondo-kuz Mayıs Üniversitesi'nden bilirkişi isteyerek inceleme yaptırdı. Bilirkişinin sunduğu raporda, ÇED raporunun bilimsel kriterler ile yasa ve yönetmeliklere göre hazırlanmadığı belirtildi. Gürgentepeliler adına davayı ücretsiz takip eden Avukat Murat Hazinedar, çöp istasyonu yapılacak yerde çok sayıda su kaynağı olduğunu ve pek çok hanenin su ihtiyacını bu kaynaklardan karşıladıklarını hatırlattı.

[Birgün]

5.08.2007

Göllerde seviye alarmı

AA - TRABZON/BOLU/KONYA - Kuraklık sonucu Türkiye'nin dört bir yanından gölleri kuruduğu haberleri geliyor. Bolu'ya 12 kilometre uzaklıktaki Gölköy Baraj Gölü'nün dibi göründü. Bolu Ovası'nda yaklaşık 9 bin hektarlık tarım alanının sulanmasında kullanılan gölün 18 metre derinliğindeki su seviyesi sekiz metreye kadar düştü. Gölün sadece orta kısmında su kaldı.

Çakırgöl kuruyor
Gümüşhane il sınırları içinde yer alan Çakırgöl Dağı'nın kuzey eteklerinde, denizden 2 bin 504 metre yükseklikte yer alan Çakırgöl kuruyor. Yetkililer, yaklaşık iki yıl öncesine kadar çevresindeki istinat duvarından taşan gölün, kuraklık nedeniyle küçülmeye başladığını belirtti.

Göller konusunda bir kötü haber de Konya'dan geldi. Konya İl Genel Meclisi Beyşehir Gölü Araştırma Komisyonu üyesi Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, yağış durumu, buharlaşma ve su salımının bugünkü şekliyle devam etmesi halinde üç-beş yıl sonra Beyşehir Gölü diye bir şey kalmayacağını belirtti.

Beyşehir bataklık olacak
Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, yağışların yetersizliği ve su salımının fazla olması nedeniyle Beyşehir Gölü alanının bugün 65 bin hektardan 50-55 bin hektara kadar düştüğünü söyledi. Babaoğlu, "Beyşehir Gölü'nün sorunlarına çözüm getirilmezse, birkaç yıl sonra gölün tabanını görmüş olacağız. Göl yerine bir bataklığımız olacak" dedi.

[Radikal]

2.08.2007

Beyşehir Gölü can çekişiyor

Konya İl Genel Meclisi Beyşehir Gölü Araştırma Komisyonu Başkanı İzzet Taşçı, Beyşehir Gölü'nün 25 yıl önce 20 metre derinliğe sahip olduğunu belirterek, "Bugün DSİ kabul etmesede yapılan ölçümlerde gölün derinliğinin 5 metre 60 santimetreye düştüğü belirlendi. Artık gölü eski haline getirmek imkânsız" dedi.

İl Genel Meclisi ağustos ayı toplantısında, ilk olarak Beyşehir Gölü'nün genel durumunun araştırılması hakkında 11 kişiden oluşan araştırma komisyonunun hazırladığı rapor görüşüldü.

Komisyon Başkanı İzzet Taşçı, burada yaptığı konuşmada, Beyşehir Gölü'nün 25-30 yıl önceki büyüsünün kaybolduğunu, geriye çalılarla kaplı, balıkları tükenmiş bir göl kaldığını söyledi. Kuraklığa yanlış tarım politikalarının da eklenmesiyle gölün suyunun tükendiğini ifade eden Taşçı, "Yaptığımız araştırmalara göre, Beyşehir Gölü 25 yıl önce 20 metre derinliğe sahipti.

Bugün DSİ kabul etmese de yapılan ölçümlerde gölün derinliğinin 5 metre 60 santimetreye düştüğü belirlendi. Artık gölü eski haline getirmek imkansız" dedi. DSİ'nin gerçekleri kabul etmeye yanaşmadığını savunan Taşçı, şunları kaydetti:

"Artık ülkenin her kurumunun daha şeffaf ve çevreci olma zorunluluğu var. Türkiye'de kuruyan 1 milyon 300 bin hektar sulak alanı, ülke bütçesini ayırsak yerine koyamayız. Şimdiye kadar Beyşehir Gölü ile ilgili çok şey söylendi. Ancak artık 'ya bugün ya hiç' diyebileceğimiz bir noktaya ulaşmış durumda bulunuyoruz."

[Birgün]

28.07.2007

78 yılın sıcağı korkutuyor

BALIKESİR/EDİRNE - Son 78 yılın en sıcak temmuz ayını yaşayan Trakya, kurudu. Edirne'de hava sıcaklıkları 43 dereceye ulaştı. Kavurucu sıcağın üstüne iki aydan beri yağış da alamayan Trakya'da ayçiçekleri kurumaya başladı. Boyunlarını büken ayçiçeklerinin bu saatten sonra yağmur yağsa bile kurtulamayacağını anlatan üretici Olcay Girgin dertli: "Tarlaları ekmek için bankadan kredi almıştık. Ama dönüm başına 40 kilogram verim bile almam zor. Bu da masrafımı bile karşılamaz. İflası çektim." Meriç ve Tunca nehirlerinin debisi de geçen yola oranla yüzde 45 azaldı. Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'nde sekiz barajın doluluk oranı yüzde 47'ye düştü.

Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından Manyas Gölü'nün hali de endişe veriyor. Göl suyu iki kilometre içeri çekilince balıkçılar şaşkına döndü. Bereketli Köyü Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Reçit Çetin, "Kayıklarımız toprakta, 1000 metrelik iskelemizse karada kaldı. Balığa çıkamıyoruz" dedi.

(aa, dha)


Powered by ScribeFire.

16.07.2007

Asya'nın en büyük ırmakları tehdit altında


China Daily gazetesi, ülkenin en büyük ırmaklarının akışını dengeleyen Qinghai-Tibet platosundaki sulak alanların iklim değişikliği sebebiyle küçüldüğünü, ve ırmaklardaki su oranının düştüğünü bildirdi.

PEKİN - Küresel ısınma ve iklim değişikliği Çin’de de etkisini gösteriyor. Çin Bilim Akademisi’nin yaptığı araştırmaya göre, Asya kıtasının ve ülkenin en büyük akarsuları olan Yangtze ve Yellow Irmakları’nın taşıdığı su oranı düşmeye başladı. Araştırma, son 40 yıl içerisinde küçülen sulak alanların oranının yüzde 10’u aştığını, Yangtze Irmağı’nın doğduğu yerdeki sulak alanlarda da yüzde 29 küçülme gözlendiğini belirtti.

Araştırmayı gerçekleştiren bilimadamlarından Wang Xugen, sulak alanların su tutmakta ve ırmakların taşıdığı su oranını dengelemekte önemli bir rol oynadığını söyledi. Xugen bu küçülmeden küresel ısınmayı sorumlu tutarken, bölgede yağışlar artsa dahi, yükselen hava sıcaklıkları sebebiyle yağışın ırmaklara karışmadan buharlaştığını söyledi.

Çin’de geçen hafta yayınlanan başka bir küresel ısınma raporu da, ülkenin Xinjiang Bölgesi’ndeki buzulların yüzde 20 oranında eridiğini belirtmişti.

[NTVMSNBC]

29.04.2007

Göksu Deltası'ndaki kuş cenneti tehlikede

Mersin’deki kuş cennetinde suyun çekilmesi kuşları göçe zorluyor. Deltada çiftçilik yapan üreticiler de kuraklıktan şikayetçi...

İSTANBUL - Mersin’in Göksu Deltası’ndaki kuş cennetinde suyun çekilmesi kuşları göçe zorluyor. Kuraklık ve akarsuların kirletilmesi kuş cennetini tehdit ediyor. Uzmanlar, önlem alınmaması halinde kuş cennetinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor.

Mersin’in Silifke İlçesi’ndeki Göksu Deltası’nda önceki yıllara göre konaklayan kuş sayısında düşüş yaşanıyor. Kuş cennetinin bulunduğu deltayı besleyen akarsulardan çok az su geliyor, bu nedenle kuş cennetindeki su seviyesi çok düşük ve sazlıklar da kuruyor.
Kuraklığın yanısıra suyun da kirli ve yetersiz olması deltadaki kuşların yaşamını tehlikeye sokuyor.

Göksu Deltası’nda üremek için kuluçkaya yatan kuş çeşitleri azalıyor. Bir çok kuş da kaynakları yeterli olmadığı için göç etmek zorunda kalıyor.

Aynı zamanda tarım da yapılan Göksu Deltası’ndaki kuraklık çiftçiyi de endişelendiriyor.

Hem çevreciler hem de çiftçiler önceki yıllarda olduğu gibi bol yağışlı bir bir dönem geçirmeyi umut ediyor.

[Ntvmsnbc]

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...