ekolojik felaket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekolojik felaket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.04.2008

Genetiği değiştirilmiş tohumlar yıllarca kalıyor

Bilim adamları bazı genetiği değiştirilmiş ekinlerin tohumlarının toprakta en az 10 yıl kalabildiğini tespit etti. Bu da genetiğiyle oynanmış organizmaların bir kez doğaya bırakıldıktan sonra kontrol altına alınamadığını gösteriyor.

İsveç’te 10 yıl önce deneysel amaçlı ekilen bir kolza tarlasında yapılan araştırmada, yıllarca tohumların çıkarılması için süren yoğun çabalara karşın, genetiği değiştirilmiş türlerin hala büyüdüğü görüldü.

Araştırmada, genetiği değiştirilmemiş tohumların bu kadar uzun süre dayanmadığı görülürken, bunun genetiğiyle oynanmış organizmaların bir kez doğaya bırakıldıktan sonra kontrol altına alınamadığını gösterdiği yorumu yapıldı.

Lund Üniversitesi’nden araştırmayı yürüten ekibin başkanı Tina D’Hertefeldt, 10 yıl önce başlattıkları gözlem sonucunda elde ettikleri verilere çok şaşırdıklarını belirtti.

Araştırma sonuçlarını Biology Letters dergisinde yayımlayan bilim adamları, genetiği değiştirilmiş kolza bitkisinin bulunduğu araziye, bitkileri öldüren kimyasallardan önemli miktarda püskürtüldüğünü, ardından bu bitkilerin tek tek bulunarak söküldüğünü ifade ederek, normal bir çiftçinin arazisinde yapılandan daha çok çaba ortaya konduğunu kaydettiler.

Ancak, 10 yıl sonra 15 genetiği değiştirilmiş ve bitki öldürücü kimyasala dayanıklı bitkinin tarlada büyümeye başladığının görüldüğünü belirten araştırmacılar, deneyde genetiği değiştirilmemiş başka bitkilerin de kullanıldığını ve bunlardan da bazılarının yaşadığını bildirdiler.

İsveçli bilim adamları, özellikle genetiği değiştirilmiş kolza bitkisinin bitki öldürücü kimyasallara karşı çok dayanıklı olduğunun altını çizdiler.
[Ntvmsnbc]

Karadeniz Hızla Kirleniyor

Karadeniz’e, çevresindeki ülkelerden her yıl yaklaşık 10 milyon ton organik madde, 400 bin tonun üzerinde petrol kökenli kimyasal madde döküldüğü belirtildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, yok olmakla yüz yüze olan akarsu, göl ve deniz ekosistemini korumanın, her bireyin insani, ahlaki ve hukuki görevi olduğunu söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Erüz, Türkiye ile birlikte 6 ülkenin kıyısı bulunduğu Karadeniz’e, nehirler aracılığıyla 18 ülkenin atıklarının taşındığını belirterek, “Karadeniz maalesef bu atıklarla hızla kirleniyor. Karadeniz, kapalı bir deniz olduğu için kendini yenileme süreci diğer denizlere göre daha uzun zaman almaktadır. Bu özelliği kendini yenileme süreci açısından dezavantaj yaratmaktadır” dedi.

Yapılan bilimsel araştırmaların Karadeniz’e çevresindeki ülkelerden her yıl 10 milyon ton organik madde, 400 bin tonun üzerinde petrol kökenli kimyasal döküldüğünü ortaya koyduğunu bildiren Yrd. Doç. Dr. Erüz, şunları söyledi:
“Karadeniz’e sadece her yıl 110 bin tondan fazla petrol karışmaktadır. Karadeniz’e organik maddelerin yanı sıra binlerce ton inorganik azot, inorganik fosfor, organik fosfor, demir ve çinko gibi maddeler de dökülmektedir. Karadeniz’e dökülen onlarca çeşit, binlerce tonluk bu maddelerde aşırı miktarda azot ve fosfor bulunmaktadır.”
...
[Ntvmsnbc]

14.02.2008

Göksu yangını ve doğal hayat tehlikesi

Göksu Deltası yandı; Kızılırmak, Manyas, Sultansazlığı gibi dünya çapında öneme sahip alanlar geçen yıl kuraklık nedeniyle kurudu ve şimdi kış gelince de don başladı. NTVMSNBC, Türkiye’de doğal hayat tehlikesini mercek altına aldı.

Ramsar Sözleşmesi’yle koruma altında olan Göksu Deltası’nda önceki gün bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Gece çıkan yangın, arazi şartlarının uygun olmaması nedeniyle sabaha karşı söndürülebildi. Deniz kaplumbağalarının önemli bir konaklama alanı olan, 332 kuş türünün yanında 6’sı endemik, 38’i de kırmızı listede olan önemli bitki türlerini barındıran deltadaki yangının zararı henüz resmen açıklanmadı. Yetkililer, “Kuşlar kuluçkada değildi, uçup gittiler” diyor ama, çevreci örgütlere göre buna inanmak güç. Zarar gören hayvanların sayısı kesin olarak bilinmiyor; yaklaşık 2 hektar alanın yanması sonucu ekosistemin onarılmaz bir şekilde bozulduğu belirtiliyor. Yangından sonra bölgeye giderek inceleme yapan DSP Genel Başkan Yardımcıları Hasan Macit ve Osman Kılıç da, büyük zarar gözlediklerini açıkladılar. Gözlemlerini rapor haline getirecek olan milletvekilleri, Ramsar Sözleşmesi’ne göre avlanma yasağına rağmen, bölgede boş fişekler gördüklerini belirterek denetim zaafiyetinden de söz ettiler.

DEVAMI : "Doğal Hayatın Sonu mu?" NTVMSNBC sitesinde, lütfen siteye girip bu yazıya göz atın :

27.11.2007

Dünya ekolojik bir felaketin eşiğinde

Kötü gidişi tersine çevirebilmek için 10 yıldan az süre var...

İSTANBUL - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (BMKP) İnsani Kalkınma Raporu açıklandı. Rapora göre, dünya ekolojik bir felaketin eşiğinde ve bu kötü gidişatı tersine çevirebilmek için kalan süresi de 10 yıldan az. Üstelik, raporda meydana gelecek felaketlerden en çok yoksul ülkelerin etkileneceği belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının son raporu, dünya üzerinde hiçbir ülkenin küresel ısınma tehdidinden korunamayacağını bir kez daha ortaya koydu.

2007-2008 İnsani Kalkınma Raporuna göre,atmosfere en çok karbon gazı salan ABD, Kanada, Avustralya, Çin gibi ülkeler tüm dünyayı büyük bir tehlikeye sürüklüyor.

Üstelik bunu durdurabilmek ya da en azından yavaşlatabilmek için gerekli süre liderlerin sorumsuzluğu yüzünden boşa harcanıyor.

Rapor, olumsuz gidişata “dur” diyebilmek için dünyanın en fazla 10 yılı kaldığını söylüyor.

Şu tespit de çarpıcı, öyle ki dünyadaki her fakir insanın ABD’li ya da Kanadalılar gibi enerji tüketmiş olsaydı atmosfere salınan tüm karbon gazının emilmesi için dünya gibi 9 gezegene daha ihtiyaç duyulacağı vurgulanıyor.

Zira, New York’ta yaşayan 19 milyon kişi dünyanın en az gelişmiş 50 ülkesinde yaşayan 766 milyon insandan daha fazla karbon salımı gerçekleştiriyor.

Raporda, uluslararası toplumun önüne
  • 2050 yılına kadar gelişmiş ülkelerin karbon salımlarını yüzde 80, gelişmekte olan ülkelerinse yüzde 20 oranında azaltması,
  • Kyoto Protokolü uyarınca atmosfere salınan karbon miktarı için belirlenen vergilerin tahsilinin sağlanması,
  • Yoksul ülkelerin verimli enerji teknolojilerine uyumu için yıllık 86 milyar dolarlık fon ayrılması
  • hedefleri konuluyor.
Bu felaket öngörülerinin senaryo olmadığı da özellikle vurgulanıyor ve her ne kadar hiçbiri bundan kaçamayacak olsa da felaketin getireceği sonuçlardan en çok etkileneceklerin aslında atmosfere en az zarar veren yoksul ülkeler olacağı belirtiliyor.

[NTVMSNBC]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...