29.01.2009

Akdeniz beşik gibi sallanıyor

Akdeniz açıklarında 4.7, Rodos açıklarında ise 4,5 büyüklüğünde depremler meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Merkezi’nden alınan bilgiye göre, saat 01:59’da Akdeniz açıklarında 4.7 büyüklüğünde orta şiddetli deprem gerçekleşti.

Deprem, 11.9 kilometre derinlikte ve Fethiye açıklarında meydana geldi.

Yunanistan’da ise merkezüssü Rodos adası açıkları olan 4.5 büyüklüğünde bir yer sarsıntısı kaydedildi. Saat 02.30’da adanın güneybatısında meydana gelen sarsıntı ilk belirlemelere göre can ve mal kaybına yol açmadı. Rodos’un güney açıklarında 15 Temmuz 2008 tarihinde 6.3 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.

Bu gece ayrıca Datça açıklarında 3.1, Gökova Körfezi’nde 2,8 büyüklüğünde depremler kaydedildi.

[Ntvmsnbc]

Antalya’da dalgalar sahildeki genci yuttu


Saatteki hızı 103 kilometreyi bulan fırtınada Konyaaltı sahilinde denizi seyreden Özhan Öz, sürüklenerek denizde kayboldu. 26 yaşındaki gencin cesedi bu sabah kıyıya vurdu.

Antalya’da gece yoğun yağış ve fırtına etkili oldu. Yağış nedeniyle bazı evleri su bastı, Akdeniz Bulvarı’nın bir kısmında çökme meydana geldi. Fırtınanın etkisini artırdığı saatlerde Konyaaltı sahili çevresinde bulunan ve arkadaşıyla denizi seyrederken sürüklenerek denizde kaybolan 26 yaşındaki Özhan Öz’ün cesedi sabah saatlerinde kıyıya vurdu. Ceset, otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Kentte gece etkili olan fırtına ve yağış nedeniyle şehir merkezinde, Sarısu ve Liman mahalleri ile merkeze bağlı Hacısekiler köyünde su baskını yaşandı.

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı itfaiye ekipleri gece boyunca su baskınları yaşanan evlere müdahale ederken TEDAŞ ekipleri de kopan elektrik tellerinin onarımıyla uğraştı. Şehir merkezinde bazı ağaçlar, otobüs ve reklam panoları devrildi. Konyaaltı sahilindeki Akdeniz Bulvarı’nın Kemer-Antalya yönünde çökme meydana geldi. Çökme nedeniyle yol trafiğe kapatıldı.

Antalya’da gece yarısı şiddetini artıran fırtına zaman zaman saatte 103 kilometre hıza ulaştı, metrekareye 27 kilogram yağış düştü.

[Ntvmsnbc]

HALATI KOPAN GEMİ KARAYA OTURDU
Antalya açıklarında demirli bulunan İngiliz bandıralı ‘Elisa Z King Stown’ adlı kuruyük gemisinin şiddetli fırınada halatları koptu. Gemi, balıkçı teknelerinin bulunduğu Balıkçı Barınağı'na sürüklendi. Limandaki diğer gemilerin de tehlikeye girmesi nedeniyle gemi personeli güvenlik tedbirleri aldı. Bir kısmı karaya oturan ve hareket edemeyen gemi 3 ayrı römorkörün bir saatlik çalışmasının ardından kurtarıldı.
YOLDA ÇÖKME MEYDANA GELDİ
Konyaaltı sahilindeki Akdeniz Bulvarı'nın Kemer- Antalya yönünde çökme meydana geldi. Çökme nedeniyle yol trafiğe kapatıldı. Sabah yürüyüşüne çıkan vatandaşlar gördükleri manzara karşısında şaşkına döndü. Deniz kenarında bulunan işyerleri hasar gördü.
Antalya Bölgesel Tahmin Merkezi yetkilileri, gece yarısı şiddetini artıran fırtınanın zaman zaman saatte 103 kilometre hıza ulaştığını, metrekareye 27 kilogram yağış düştüğünü bildirdi. Yetkililer, Antalya ve çevresinde bugün de yağış beklendiğini ancak fırtına beklentisi olmadığını kaydetti.

ARAÇLAR SUDA SÜRÜKLENDİ
Aşırı yağışlar sonucu Korkuteli İlçesi'nin 15'inci kilometresinde meydana gelen heyelan nedeniyle ilçe ile Antalya arasında trafik akışı durdu. Onlarca araç mahsur kalırken, ekiplerin yoğun çabaları sonucu karayolunda ulaşım bir süre sonra kontrollu şekilde sağlanmaya başlandı. Yağışla birlikte yolun dışına kayan araçları itfaiye ekibi kurtardı.
Antalya- Kemer karayolu ise gece yarısı yoğun yağış nedeniyle heyelan riskine karşı 3 saat trafiğe kapatıldı. Antalya’nın Kemer İlçesi girişinde yükselen yağmur sularının oluşturduğu akıntıya kapılan birçok aracın sürüklendiği görüldü. Yol kenarındaki bir akaryakıt istasyonu sular altında kaldı. Tesiste bulunan akaryakıt yüklü tankerler güçlükle bölgeden uzaklaştırıldı.
Dün gece fırtına ve yağış nedeniyle felaket gecesi yaşayan Antalya'da bugün ise güneşli bir havada uyanan Antalyalılar, sokaklardaki fırtına izlerinin fotoğraflarını çekti.

[Radikal]

28.01.2009

Uzaydan dünyaya ışık bombardımanı

NASA, kaynağı bilinmeyen artan miktarda yüksek enerjili elektronların dünyaya gönderildiğini açıkladı.Kozmik ışıkların DNA’ya çarpmasının ciddi hasarlara neden olabileceği belirtiliyor.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) resmi internet sitesinde yer alan habere göre, dünya güneş sisteminin dışında, farklı bir kaynaktan gelen kozmik ışınların bombardımanı altında.

NASA’nın resmi internet sitesinden verilen habere göre, farklı uluslara mensup üyelerden oluşan bir araştırma grubu, şaşırtıcı bir şekilde artan miktarlarda yüksek enerjili elektronların, uzaydan dünyayı bombardımana tuttuğunu keşfetti. Daha önce dünya, kozmik ışınlara maruz kalsa da, bu kez ışınların güneş sisteminin dışında bir kaynaktan, dünyaya ulaşması bilim insanları tarafından heyecanla karşılandı. Habere göre, bu kozmik ışınların kaynağı bilinmiyor ancak, bu kaynağın güneş sistemine yakın olduğu ve karanlık maddeden oluşabileceği olasılığı üzerinde duruluyor.
Bunu büyük bir keşif olarak nitelendiren, Louisiana Üniversitesi’nden John Wefel ise "Kozmik ışınların farklı bir kaynaktan gelişine ilk kez tanık oluyoruz” diyor.

Galaktik kozmik ışınlar, ışık hızına yakın bir süratte yol alan ve uzak süpernova patlamalarından meydana gelen atom altı parçacıklarından oluşuyor. Bu ışınlar yüksek enerji parçacıklarından meydana gelen ince bir sis oluşturarak, Samanyolu boyunca toplanıyorlar ve her yönden güneş sistemine giriyorlar. Kozmik ışınların büyük bir bölümünü protonlar ve ağır atom çekirdekleri ve az bir kısmını da elektron ve foton karışımı oluşturuyor.

DNA’YA ÇARPMASI CİDDİ HASAR DEMEK

Kozmik ışınların DNA’ya çarpmasının ise ciddi hasarlara neden olacağı söyleniyor. Yüksek enerjili bir kozmik ışın parçacığının, canlı hücrenin yapısını bozacak hatta genetik malzemeyi (DNA) olumsuz yönde değiştirecek etkileri olduğu belirtilirken, ışınların bir başka etkisinin de uyduları ve yeryüzündeki elektrik interkonnekte hatlarını bozması olduğu kaydediliyor.

[Radikal]

Dünyanın tek 'ölümsüz' canlısı

"Turritopsis nutricula' adı verilen ve çapı sadece 4-5 milimetre boyunda teknik olarak "hydrozoan" olarak adlandırılan bu canlı, ömrünün sonuna geldiğinde ya da yaşamını sürdürebilecek koşulları bulamadığında, denizanasına dönüşmeden önceki evreleri olan 'polyp'e geri dönüyor, bir süre sonra da tekrar denizanası oluyor.

Bilim adamları tropikal sularda yaşayan 'Turritopsis nutricula'nın okyanuslara, gemilerin limanlara girmeden önce attıkları safra sularıyla yayıldığını düşünüyor.

Uzmanlar 'Turritopsis nutricula'nın hücre yapısında görülen bu değişimi çözebilirse insanoğlu da ölümsüzlüğün kapısını aralayabilecek. Timesonline

[Radikal]

27.01.2009

İklim değişikliğinin birçok sonucu düzeltilemiyor

Uzmanlar, iklim değişikliğinin birçok sonucunun artık “düzeltilemez” noktada olduğunu, küresel ısınmanın üçüncü bin yıla kadar giderilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

ABD Ulusal Bilim Akademisinin iklim araştırmacılarından Susan Solomon, “İnsanlar uzaya karbondioksit salımını durdurursak, iklimin 100 yıl, 200 yıl içinde normale döneceğini zannediyor, bu doğru değil” dedi.

Solomon, uluslararası bir ekibin iklim değişikliğinin “değiştirilemez” sonuçları hakkında hazırladığı raporun baş yazarı. Araştırma raporu, bugün Ulusal Bilim Akademisi dergisinde yayımlandı.

“İklim değişikliğinin yavaş, ama durdurulamaz olduğunu” belirten Solomon, bu nedenle uzun dönemdeki etkilerin daha da kötü olmasını önlemek için bir an önce harekete geçilmesi gereğine işaret etti.

Susan Solomon, karbon salımı durdurulsa bile en az bin yıl etkisini sürdürecek değişiklikleri “değiştirilemez” olarak tanımlıyor.

Rutgers Üniversitesi Çevresel Tahminler Merkezinden Alan Robock, Solomon başkanlığındaki uluslararası araştırma ekibinin hazırladığı raporun değerlendirmelerine katıldığını belirterek, iklim değişikliğinin etkisinin “bacaları kapatınca birkaç gün içinde havanın temizlenmesiyle sonuçlanan hava kirliliğine benzemediğini” söyledi.

Uluslararası İklim Değişikliği Panelinin liderlerinden ve konuyla ilgili dünyanın en bilinen uzmanlarından olan Solomon, raporunda ısının küresel olarak arttığını ve Akdeniz, Güney Afrika ve Kuzey Amerika’nın güneybatısında yağış görüntülerinde değişiklikler gözlendiğini kaydetti.

OKYANUSLARIN ETKİSİ
Araştırmacılar, raporda ayrıca, sıcak iklimin okyanusların genişlemesine ve ayrıca eriyen buzlar nedeniyle Grönland ve Antaktika’da okyanus sularının yükselmesine neden olduğuna dikkat çektiler.

Küresel ısınmanın okyanuslar tarafından yavaşlatıldığını, çünkü okyanusların ısınmak için büyük miktarda enerjiyi absorbe ettiğini kaydeden Solomon, bu iyi etkinin uzun dönemde yok olmakla kalmayacağını, ısınmış okyanusların biriktirdikleri enerjiyi havaya salarak küresel ısınmayı daha da artıracağını belirtti.

İklim değişikliği, güneş ışınlarından gelen ısıyı yakalayıp küremizin ısısını artıran (sera etkisi) atmosferdeki gazların etkisiyle oluşuyor. Havada yüzlerce yıl kaldığı için karbondioksit, bu etkiye yaratan gazların başında geliyor.

Solomon, diğer gazların küresel ısınmanın yarısından sorumlu olsalar da, daha hızla kaybolduklarını belirtiyor.

Sanayi devriminden önce küremizin havasının her milyon biriminden 280’i karbondioksitten oluşuyordu (280 ppm), bu değer halen 385 ppm’ye yükselmiş durumda.

Solomon’un başkanlığında hazırlanan raporda, eğer havadaki karbondioksit miktarının 450-600 ppm’ye yükselmesine izin verilirse, bunun kuru mevsimlerdeki yağış oranlarında sürekli düşüşlerle sonuçlanacağı uyarısında bulunuldu.

Uzmanlar, iklim değişikliğinin bazı sonuçlarının şimdiden geri dönülemez noktaya ulaşmış olması nedeniyle, ileride daha kötü sonuçlarla yüz yüze kalmamak için kamuoyu ve politikacıların bir an önce harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor.

[Ntvmsnbc]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...