nükleer sızıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nükleer sızıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.04.2011

Kabus Sona Erdi

Japonya’nın kuzeydoğusunda, 11 Martta meydana gelen deprem ve tsunami felaketlerinin ardından zarar gören Fukuşima nükleer santralinden, Pasifik Okyanusu’na yüksek radyasyonlu suyun akmasının durdurulduğu bildirildi.

Santrali işleten Tokyo Elektrik Şirketinin (TEPCO) internet sitesinde yayımlanan açıklamada, santralin duvarında açılan ve yüksek radyasyonlu suyu Pasifik Okyanusu’na akıtan deliğin kapatıldığı belirtildi.

Hükümet sözcüsü Yukio Edano, Fukuşima Daiçi nükleer santralı yakınındaki deniz suyunda kabul edilebilir miktarın 7,5 milyon katı radyasyon belirlendiğini söylemişti.

[Milliyet]

3.04.2011

Çernobil'den beter


Japonya’da depremde zarar gören Fukişima nükleer santralinden Büyük Okyanus’a radyasyonlu su akmaya başladı.

TOKYO - Deprem ve tsunamiden sonra nükleer korku saçan Fukushima santralindeki betonda 25 cm çatlak oluştu. Yakıt havuzundaki radyasyonlu su okyanusa sızıyor.

Japonya’da 11 Mart’ta 9.0 büyüklüğündeki deprem ve tsunami felaketinde hasar gören Fukuşima Nükleer Santralin’nde bir türlü giderilemeyen radyasyon sızıntısı daha tehlikeli hale geldi. Dün 2 numaralı reaktörün beton haznesinde 20 cm yarık oluştu. Yakıt havuzundaki yüksek derecede radyasyon ihtiva eden su ilk defa direkt olarak okyanusa akmaya başladı.

Santralde soğutma çalışması yürüten ekip sızıntıyı gidermek için seferber oldu. Yarık betonla kapatılmaya çalışılıyor. Benzer yarıkların diğer reaktörlerde oluşabilme ihtimali bulunuyor.

ÖLÜMCÜL DÜZEYDE
Yüzde 70 hasarlı olan içindeki 81 ton yakut çubuğunun yüzde 33’ü eriyen 2 numaralı reaktörden okyanusa akan suyun üzerinde yapılan ölçümlerde 1000 milisievert radyoaktif madde bulunduğu tespit edildi.

İki gün önce deniz suyunda normalin 4.500 katı radyasyon tespit edilmişti. Bir saat 500 milisievertin üzerinde radyasyona maruz kalmak kanser riskini artırabiliyor. Direkt okyanusa akan radyasyonlu su deniz canlıları için büyük tehlike oluşturuyor.

ÇERNOBİLDEN KÖTÜ
Japonya’daki Fukuşima Nükleer Santrali’nin yol açtığı çevre felaketinin 1986’da Ukrayna’daki Çernobil faciasından çok daha kötü olduğu açıklandı. Çernobil sonrasında nükleer karşıtlarına katılan Rus nükleer uzmanı Natalia Mironova, “Çernobil bir kirli bombanın patlaması gibiydi. Çernobil yedinci seviyedeydi ama sadece tek bir reaktörü arızalanmıştı ve felaket sadece iki hafta sürmüştü. Şu anda üçüncü haftadayız ve dört reaktör çok tehlikeli durumda” dedi.

Japonya'da 11 Mart'ta meydana gelen depremin ardından oluşan tsunamide, felaketten zaran gören Fukuşima nükleer santralinde görevli iki kişinin öldüğü açıklandı.

Nükleer santralleri işleten Tokyo Elektrik Enerjisi Kurumu, 11 Mart'tan beri kayıp olan iki mühendisin tsunamide öldüğünü bildirdi. Görevlilerin cesetlerinin geçen çarşamba günü bulunduğu, ancak açıklamanın bugün yapıldığı belirtildi.

Mühendislerin, felaket yüzünden reaktörlerde başlayan tehlikeli aşırı ısınmayı önlemek ve soğutma sistemlerini yeniden başlatmak için, santralde kesilen elektrikleri tamir etmeye çalışırken felakete yakalandığı kaydedildi.

OKYANUSA AKIYOR
Öte yandan Fukuşima nükleer santralinden Pasifik Okyanusu’na yüksek radyasyonlu su akmaya başladığı açıklandı.

Nükleer güvenlik sözcüsü Hidekiho Nişiyama, sızıntı üzerindeki havada 1000 milisievert radyoaktif madde bulunduğunu belirtti. Kısa süre içinde 500 milisievertin üzerinde radyasyona maruz kalmak kanser riskini artırabiliyor.

KAMİKAZELER ÖLÜMÜ BEKLİYOR
Fukuşima nükleer santralinde çalışan 50 personel de maruz kaldıkları ölümcül radyasyonu kabullendi.

İsimleri açıklanmayan 32 yaşındaki işçinin annesi "Oğlum ve iş arkadaşları enine boyuna tartıştı ve ülkeyi kurtarmak için gerekiyorsa canlarını feda etmeyi kabul etti" diye konuştu.

Acılı anne, oğlunun ya da diğer işçilerin radyasyon sebebiyle hastalanmaya başlayıp başlamadıklarını bilmediğini belirterek, "Birkaç hafta veya birkaç ay içinde öleceklerini biliyorlar" dedi.

İşçinin annesi "Oğlum bir masanın üzerinde uyuyormuş. Çünkü yerde yatmaya korkuyor. Ama yüksek radyasyonun her yerde olduğunu söylüyorlar" diye konuştu.

29.03.2011

Radyasyon bulutları Türkiye'de

Japonya'da Fukuşima Daiçi Nükleer Santralı'ndan sızan radyasyon, dün Ege'den Türkiye'ye girdi. Radyasyon yüklü bulutlar 3 Nisan'a kadar Türkiye'ye gelmeye devam edecek. Çok düşük yoğunlukta radyasyon taşıyan bulutlar Pasifik, Amerika ve Avrupa rotasında 20 bin km'den fazla yol kat etti.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Jet rüzgârlarıyla taşınan bu bulutlar, 10 bin metrede. 5 bin metre üstü bulut yağmur üretmediğinden, radyasyonun yağışla yere düşme olasılığı yok. Esas tehlike Japon çıkışlı gıdalarda” dedi. Meteoroloji uzmanı Bünyamin Sürmeli ise ‘‘Meteorolojik olaylarla birlikte hangi bölgelerin etkilenebileceği belirlenmeli. Türkiye’ye gelen bulutların yağmurla yere inmesi düşük ihtimal olsa da temkinli olmalı” diye konuştu. Peki ya uçak yolcuları? ‘Euro Control’dan henüz bir uyarı gelmediğini belirten havacılık uzmanı Uğur Cebeci ‘‘Radyasyon rüzgârla dağıldığı için ciddi etkiden söz edemeyiz. Kaldı ki iniş yapan tüm uçaklarda radyasyon okuması yapılıyor’’ dedi. Dün Atatürk Havalimanı’nda da radyasyon bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Japonya’dan gelen tüm uçakların içi, dışı ve kargosunda radyasyon taraması yapıldığı, herhangi bir sıkıntı olmadığı açıklandı.

TAEK ölçüyor
TAEK de ‘www.taek.gov.tr’de hem Fukuşima’daki son durum hem de Türkiye’de kurulu 99 istasyondan alınan radyasyon doz hızı bilgilerini veriyor. Türkiye’deki ölçümler 2 saatte bir güncelleniyor. Sitede dün yapılan açıklamaya göre Türkiye’de olağandışı durum tespit edilmedi.

Nükleer kriz aylarca sürecek
Fukuşima civarında toprakta yüksek derecede kanserojen ‘plütonyum’ bulunması kaygıları iyice arttırdı. Yetkililere göre plütonyum sızıntısı, 3 no’lu reaktörde ısının çok yüksek olduğu ve muhafaza sisteminin işlemediğinin göstergesi. Soğutmanın ise aylarca süreceği tahmin ediliyor. Soğutma sularıyla oluşan dev ‘radyasyon havuzları’ da ayrı bir sorun.

Radyasyon intiharı
Fukuşima’da bir çiftçinin radyasyon nedeniyle sebzelerini satamayınca kendini astığı belirtilirken Çin, Güney Kore, Filipinler, Vietnam hava sahasında ‘sağlığa zarar vermeyecek oranda’ radyasyon bulundu. Asya ülkeleri Japonya’dan tarım ve deniz ürünü almayı kesti. Bölge ülkeleri, denize karışan radyasyonun kendi deniz ürünlerine rağbeti düşürmesinden endişeli.

16.07.2007

Japonya'da deprem sonrası nükleer sızıntı

Japonya'da bu sabah meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremin ardından, Kaşivazaki-Kariva nükleer santralinin bir reaktöründen radyoaktif su sızmaya başladı.

Santralın sahibi Tokyo Elektrik Enerjisi şirketinin bir sözcüsü, depremden sonra bir reaktörden radyoaktif su sızıntısı olduğunu söyledi.

Daha önce santralde depremden sonra yangın çıktığı, ancak sızıntı olmadığı açıklanmıştı.

Sızıntının insanlara ve çevreye zarar verip vermediği konusunda henüz bir açıklama yapılmadı.

Japon nükleer santrallerinin en şiddetli sarsıntılara dayanacak şekilde inşaa edildiği belirtiliyor. Ancak bu sızıntı, bu iddiayı tekrar tartışmaya açacak gibi görünüyor.

Zira, Japon kamuoyunun santrallere duyduğu güven, bazı elektrik şirketlerinin 1978 ile 2002 yılları arasında tesislerde meydana gelen bazı olayları gizlediklerini itiraf etmesinden sonra sarsılmış bulunuyor. Resmi yetkililerden gizlenen bu olaylarla ilgili soruşturma sürüyor.

Japonya ve nükleer enerji

Kaşivazaki-Kariva santrali, 7 kişinin ölmesine, yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açan, birçok binayı yerle bir eden, yolları kullanılmaz hale getiren depremin merkez üssüne sadece birkaç km mesafede bulunuyor.

Şiddetli sarsıntı sonucu, santralin elektrik transformatörlerinden birinde yangın çıktı ve radyoaktif su sızmaya başladı.

Japonya'da bugün enerji ihtiyacının yüzde 35 kadarı nükleer santrallerden karşılanıyor. Hükümet, enerji bağımlılığını azaltmak için bu oranı yüzde 40'a yükseltmeyi tasarlıyor.

Tokyo'nun 250 km güneyindeki Kaşivazaki-Kariva santrali 7 reaktörüyle 8 bin 212 megavat enerji üretiyor. Santral, dünyanın en güçlü santralleri arasında sayılıyor.

Bölgede 2004 ekiminde de aynı büyüklükte deprem meydana gelmişti. Japonya'daki bütün nükleer santrallerde, sismik alıcılar bulunuyor. Bunlar, sarsıntıyı hisseder hissetmez sistemi kapatıyor.

Ayrıca, santraller, sarsıntının şiddetinin azalmasını sağlamak amacıyla sert zeminlere inşa ediliyor. Sahile yakın santraller de tsunami-savar duvarlarla korunuyor.

1995 yılında 6 bin 400'den fazla kişinin öldüğü 7.2 büyüklüğündeki Kobe depreminde de bölgedeki nükleer reaktörler zarar görmediği açıklanmıştı. Buna rağmen, 1978'den kalma santral yapım kuralları daha da sıkılaştırılmıştı.

[Haber 7]
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...