Mayalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mayalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.02.2010

Bir günde 22 patlama!

Güneş'te son beş yılın en aktif günü yaşandı.

Rusya Federasyonu Bilim Akademisi, Güneş'te havai fişek gösterisini andıran patlamaların meydana geldiğini bildirdi.

Akademinin Lebedev Fizik Enstitüsü bilim adamları tarafından kurulan "Tesis" gözlemevi, Güneş'te GEOS ölçeğine göre 18'i C ve 4'ü M şiddetinde olmak üzere 22 patlamanın meydana geldiğini tespit etti.

"Tesis" gözlemevinin internet sitesinde, Güneş'te son beş yılın en aktif gününün 8 Şubatta yaşandığı belirtildi.

Güneş'te çok sayıdaki bu patlamaların 24 ila 36 saat içinde Dünya'ya ulaşacağını, ancak manyetik fırtına oluşturacak güçte olmadığını belirten bilim adamları, X şiddetindeki patlamaların Dünya'da manyetik fırtınaya yol açtığına işaret etti.

Güneş'te bir günde en fazla patlamanın meydana geldiği 14 Ocak 2005'te 26'sı C ve 4'ü M şiddetinde 30 patlama yaşanmıştı. 2009 yılında ise sakin bir yıl geçiren Güneş'te, 25'i son üç ayda olmak üzere toplam 28 patlama meydana gelmişti.

GEOS ölçeğine göre, Güneş'te meydana gelen patlamalar yaydıkları X ışını şiddetine göre A, B, C, M ve X harfleriyle belirtilen 5 sınıfa ayrılıyor. A 0.0 olarak belirtilen en düşük şiddetli patlama, Yer yörüngesinde bir metre kareye düşen 10 nanovat ışına karşılık geliyor. Patlamanın şiddetine göre belirlenen her bir kademe artışında metre kareye düşen ışın miktarı 10 kat artıyor. Güneş etkinliğinin yoğun olduğu 2003 yılı Ekim ayında X 17 olarak belirtilen bir milyon nanovat şiddetinde patlamalar kaydedildi.

Amerikan uzay kurumu NASA'nın Güneş'in faaliyetlerini ve Dünya ile iklim üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için bugün uzaya fırlatacağı "Solar Dynamics Observatory-SDO" gözlem aracındaki Atmospheric Imaging Assembly (AIA) teleskobu, Güneş ve atmosferinin yüksek çözünürlüklü görüntülerini çekecek.

Helioseismic and Magnetic Imager (HMI), manyetik alanları doğuran plazma hareketlerini ölçmek için güneşin iç bölümünü gözlemleyecek, Extreme Ultraviolet Variability Experiment (EVE) da Dünya atmosferinin soğurduğu ve Dünya'dan ölçülmesi mümkün olmayan, Güneş'in aşırı ultraviyole ışımasındaki enerji miktarını ölçecek.

[NTV]

13.11.2009

2012 Filmi

Uzun zamandır merakla beklediğimiz 2012 filmine, gösterime girdiği gece 19:00 seansında neredeyse koşturarak gittik. Gittiğimiz sinemada 3 salonda oynayan ve akşam seansında filmin oynadığı tüm salonların dolu olması da insanların pek belli etmeselerde 2012 meselesi ile öyle ya da böyle ilgilendiğini gösteriyordu kanımca..

Roland Emmerich‘i The Day After Tomorrow, Independece Day, Godzilla gibi felaket filmlerinden tanıyoruz. The Day After Tomorrow (Yarından Sonra) küresel iklim değişimi konusunda uyarıcı niteliği ile dikkat çeken, özel efektleri ile çok konuşulan bir film olmuştu, ben o filmi beğendimi söyleyebilirim. 2012 filminde hikayemiz 2009 yılında Hintli bir astrofizikçinin güneşteki solar aktivitenin artmasına bağlı olarak nötrinoların davranış değiştirdiğini ve buna bağlı olarak dünyanın çekirdek ısısının artacağı, kutupların yer değiştireceği öngörüsü ile açılıyor. Sonuçlar hükümetlere bildiriyor ve beklediğimiz gibi, hükümetler “anarşi çıkar” gerekçesi ile halkı haberdar etmeme kararı alıyorlar. Tabi, üst düzey hükümet görevlileri, bazı bilim adamları ve “1 milyar euro” sahibi zenginler halktan sayılmadığından onların kopacak kıyametten ve kurtuluş için tasarlanan “Nuh’un Gemilerinden” haberdar ediliyorlar. Hikayemiz kahramanı geçimi limuzin şoförlüğü yapan, sadece 500 kopya satabilmiş “Evimiz Atlantis” adlı bilim kurgu kitabının başarısız yazarı Jackson Curtis (John Cusak) dağılmış ailesini bir arada tutmaya çalışan baba rolünde film boyunca oldukça sıkıcı duygusal anların dışında John Cusak’ın başarılı bir performans gösterdiğini söyleyebiliriz ki, filmin asıl adamı, İsa kılıklı, kaçık radyocu Charlie Frost (Woody Harrelson) Emmerich, bu çatlak radyocu ağzından dolaşan tüm komplo(!) senaryolarının doğru olduğunu haykırıyor, haykırmak ne kelime, Yellowstone süper volkanı patladığında, volkanın hemen kenarından radyo yayını ile tüm ABD’ye volkanın patlama anını ve insanlığın sona erdiğini müjdeliyor neredeyse :) Hazır yeri gelmişken, Yellowstone patlamasının müthiş kurgulandığını da belirtmem gerek, zaten 200 milyon dolarlık bütçesi ile film bir görsel efekt şöleni aslında..

10.5 şiddetindeki depremle Los Angeles depremle yıkılırken önce limuzinle sonra da küçük bir uçakla kaçan Curtis ailesi, Yellowstone patlamasının küllerinden de kurtulmayı başarıyor. Los Angeles’ın okyanusun sularına gömüldüğü an gerçekten dehşet verici, tabi sadece ABD ile kalmıyor felaketler, gezegenin neredeyse her yerinde devasa depremler oluyor ve bütün dini, kültürel semboller çatır çatır yıkılıyor. Kıtaların hareket etmesi sebebiyle de 1500(!) metrelik devasa tsunamiler Himalayalar dahil her yeri sular altında bırakıyor. Tam anlamıyla bir katastrofi yani. Ancaaak filmde öylesine “hadi lan ordan” diyeceğiniz mantık hataları var ki, gözünüzü sürekli kaşındıran çapak gibi batıyor ; Himalayaların çöktüğü ve artık “dünyanın tepesinin” Ümit Burnu olduğu tüm katastrofi 27 gün sonra bitiyor??!! Yellowstone gibi bir süper volkanın patladığında tüm gezegeni yıllar sürecek nükleer kışa mahkum ettiği gerçeği de nedense göz ardı edilmiş. 1500 metrelik dev tsunamilerin oluşup oluşmayacağı da bir başka muamma, bu kadar devasa kütleli bir suyu kaldıracak devasa enerji nasıl oluşuyor acaba? Nuh’un Gemilerinde zenginlerin bile kategorize edilmesi ve elitlerin insan türünü devam ettirme hırslarının sadece kendilerine ait olduğu fikri güzel işlenmiş ancak filmin ikinci yarısında neredeyse tüm atraksiyon bu gemilerin içinde John Cusak’ın uzun sıkıcı duygusal sahneleri ve kahramanlıkları ile geçiyor, yükselen tempo filmdeki gökdelenler gibi çöküyor.

Üstelik filmin sırtını yasladığı Mayalardan, takvimlerinden bir kaç beylik sözcük dışında hiç söz edilmiyor. Marduk/Nibiru gezegeni de hiç ortalarda görünmüyor. Tüm yaşamı altüst eden kargaşadan doğması kaçınılmaz kaos, büyük yıkım görüntüleri – oda çoğu ABD’de- anlatılmıyor bile. Vatikan’ın depremle yıkılması dışında Avrupa’dan da başka bir şey göremiyoruz. Filmde politik göndermeler yok mu var elbette gemilerin ve Norveç’teki Kıyamet Sığınağına benzer yapının Çin’de olması, gemilere sadece “çok” elitlerin bindirilmesi, 1 milyar euro yatıran bazı elitler bile neredeyse binemiyordu, sığınağı inşaa eden işçilerin tabi ki gemilere alınmaması, Siyahi ABD başkanının son kertede insanlığa sonun geldiğini açık etmesi vs. yani fazla derinlik barındırmayan klişe söylemlerden ibaret kalıyor.

Sözün kısası, büyük beklenti yaratan film maalesef beklentileri karşılamaktan uzak fakat kötü bir yapım değil, izleyip kararı kendiniz vereceksiniz tabiki, benim önerim göz atmanız yönünde olacaktır.

17.11.2008

Roland Emmerich'ten 2012 Filmi

Independence Day ve Day After Tomorrow filmlerinden tanıdığımız Roland Emmerich’in yeni filmi “2012” 10 Temmuz 2009 günü tüm dünyada gösterime girecek. “Yarından Sonra” (Day After Tomorrow) filmi ile küresel ısınmanın yaratacağı olumsuz sonuçları ve buzul çağına girişi konu alan yönetmen, bu sefer Maya’ların Uzun Hesabına göre 21 Aralık (bazı hesaplara göre 22 veya 23 Aralık) 2012 tarihinde büyük felaketlerle insan çağının sona ereceği inancını ele alıyor. Filmin trailerını filmin official sitesinden (watch the trailer linkine tıklayarak) izleyebilirsiniz.

Official Site : http://www.sonypictures.com/movies/2012/ (With the Mayan calendar ending in 2012, a large group of people must deal with natural disasters such as )
Wikipedia Adresi : http://en.wikipedia.org/wiki/2012_(film)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...