WHO, kuş gribinin tüm dünyada şimdiye kadar 300 milyon çiftçiye 10 milyar doların üzerinde maddi zarara neden olduğunu açıkladı.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) kuş gribinden sorumlu yetkilisi Dr. Margaret Chan, Cenevre'de yaptığı açıklamada, öldürücü H5N1 kuş gribi virüsünün şubattan bu yana Afrika, Asya, Avrupa ve Ortadoğu'da 17 ülkede yayıldığını belirtti.
Dr. Margaret Chan, ''endişe artıyor ve son haftalardaki gelişmeler bu endişeyi doğruluyor'' açıklamasında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 30 uzmanına hitaben yaptığı konuşmada
Dr. Chan, öncelikli hedeflerinin öldürücü H5N1 virüsünün mutasyona uğramasını engellemek olduğunu belirterek, ''önlemlerimizin etkinliğinden emin olmalıyız'' dedi.
Dünya Sağlık Örgütü'nün, ilk kez küresel bir salgın başlamadan durdurmak için harekete geçtiği belirtiliyor.
8.03.2006
WHO : En Büyük Tehdit Kuş Gribi
Dünya Sağlık Örgütü, kuş gribinin, AIDS de dahil olmak üzere tüm enfeksiyon hastalıklarından daha büyük tehdit oluşturduğunu açıkladı.
Chomsky : Nükleer Savaş Tehditi Arttı
Massachusetts Institute of Technology'de dil bilimi profesörü olan, anarşist düşünürlerinden Noam Chomsky 2005 yılını BBC'ye değerlendirdi.
BBC muhabiri George Arney'in sorularını yanıtlayan Noam Chomsky, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin Irak politikasına sert eleştiriler yöneltti.
Chomsky'nin, George Arney'nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
George Arney: 2006 yılında dünyayı bekleyen en büyük tehlike sizce ne?
Noam Chomsky : İnsanlığın artık varlığını tehdit eden bir düzeye gelen ve ne yazık ki kimsenin pek fazla tartışmadığı en büyük tehlike, bir nükleer savaş olasılığı. Robert McNamara gibi bir kişi 'Kıyamet Yakında' başlığıyla bir makale yayınladı. Amerika'nın önde gelen askeri stratejistleri, ülkenin en muhafazakar dergilerinde felaket riskinin arttığını tartışıyorlar. Bu tartışmaların hızlanmasına neden olan, ABD silahlı kuvvetlerinde görülen dönüşüm. Silahlı kuvvetlerin saldırı amaçlı silahlanma kapasitesinde büyük bir artış var. Buna uzayın askerileştirilmesi de dahil.
Önde gelen uzmanların da işaret ettiği gibi, bu dönüşüm, Amerika'nın potansiyel karşıtlarını da saldırı amaçlı silah kapasitelerini güçlendirmeye itiyor. Ruslar, Bush yönetiminin Washington'da iktidara gelmesinden bu yana, nükleer yeteneğini büyük ölçüde arttırdı. Çin de aynı şeyi yapıyor. Ve, bu yeni nükleer silahlar büyük ölçüde otomatik uyarı sistemlerine bağlı. Stratejik analiz yazılarında her an bir kaza olabileceğine işaret ediliyor. ABD'deki sistemlerin sürekli yanlış alarm verdiğini ve bir füzenin otomatik olarak ateşlenme tehlikesinin insan müdahalesiyle önlendiğini biliyoruz. ABD'nin karşıtlarının sistemleri ise daha az güvenli ve bir kaza çıkma olasılığı yüksek. Bütün bunlardan dolayı nükleer savaş tehlikesinin giderek büyüdüğünden bahsetmek hiçbir şekilde felaket tellallığı değil
George Arney: Bir nükleer savaş tehlikesinden kaygı duyuyorsunuz. Fakat aynı zamanda, Irak savaşına da en güçlü şekilde karşı çıkanlardan birisiniz. Bu bir çelişki değil mi? Çünkü, istihbarat raporları belki yanlış çıktı ama, George Bush ve onu destekleyen Tony Blair'in, Saddam Hüseyin'in eline nükleer silah geçirebileceği korkusuyla Irak'a saldırdığından da kimse kuşku duymuyor.
Noam Chomsky: Evet bu, onların iddiaları. Fakat işgalden birkaç ay sonra bu iddialarından vazgeçmek zorunda kaldılar. Irak işgalinin nükleer silahların yayılması tehdidini, terör tehdidini arttıracağı önceden tahmin edilmişti. Bu tahminlerin şimdi doğru çıktığı görülüyor. Nükleer silahların yayılması açısından bakacak olursak, işgal, herhangi bir potansiyel ABD karşıtına birşey öğretti: Onların da nükleer silah geliştirmesi gerekiyordu. Aksi takdirde, ABD ve İngiltere onları da savunmasız görerek, bu karşıtlara saldırabilirdi. İşte Irak'ın işgalinden bazıları bu dersi çıkarttılar.
George Arney: O zaman, acımasız bir diktatörün eline nükleer silah geçirmesini önlemek için askeri güç kullanılması hiçbir koşul altında haklı görülemez mi?
Noam Chomsky: Sorunuz, işgal amacının acımasız bir diktatörün eline nükleer silah geçirmesini önlemek için düzenlendiği varsayımına dayanıyor. En baştan itibaren buna işaret eden bir kanıt yoktu. Şimdi de biliyoruz ki, bu gerekçe tamamen uydurmaydı. Bu acımasız askeri işgal bambaşka nedenler yüzünden gerçekleştirildi.
Şimdi medya Bush'un Irak'a demokrasi götürme misyonu nedeniyle Irak'ı işgal ettiğimizi söylüyor. Batı'nın ezberi bu. Ama başka yerlerde insanlar bu ezberi kabul etmiyor. Örneğin, Bush Washington'da kutsal misyonunu açıkladığı sırada Bağdat'ta bir anket yapıldı. İnsanlara ABD'nin Irak'ı neden işgal ettiği soruldu. Ankete katılanların sadece yüzde 1'i 'Irak'a demokrasi getirilmesi' yanıtını verdi. Yüzde 5, 'Iraklılara yardım etmek için' yanıtını verirken, geri kalanların verdiği yanıt, bizim komplo teorisi yapmak suçlamasıyla karşılaşmamak için söylemeye çekindiğimiz, fakat beyni normal çalışan herkesin bildiği birşeydi
ABD ve İngiltere, Irak'ın büyük enerji kaynaklarının kontrolunu ele geçirmek ve dünyanın en önemli enerji kaynakları bölgesindeki hakimiyetlerini güçlendirmek amacıyla Irak'ı işgal etti
George Arney: Fakat, öyle hedeflenmemiş olsa da, Irak işgalinden bazı olumlu sonuçlar çıktığı söylenemez mi? Örneğin, bütün kesimlerin katıldığı başarılı bir seçim yapıldı. Irak şimdi, Saddam Hüseyin döneminden daha iyi bir yer haline gelmedi mi?
Noam Chomsky: Bu konuda makul bir tartışma yapabilmek için, herşeyden önve kendimizi katı Batı doktrininden kurtarmamız gerekir. Irak iki acımasız rejim altında eziliyordu. Bir değil, iki...Bunlardan biri, hakkında konuşmamıza izin verilen, Saddam Hüseyin'in diktatörlüğü.
İkinci acımasız rejim ise, ABD ve İngiltere tarafından yıllarca uygulanan yaptırımlar rejimidir. Bu uygulama, yüzbinlerce insanın ölümüne, toplumun yıkıma uğramasına, tiranın güçlenmesine ve halkın, yaşayabilmek için Saddam'a bağlı olmak zorunda kalmasına neden olmuştur.
Eğer yaptırım rejimi olmasaydı, Saddam da büyük bir olasılıkla, ABD ve İngiltere tarafından desteklenen diğer eşit derecedeki cani ve acımasız diktatör gibi devrilip gitmiş olacaktı.
Endonezya'da Doğu'nun Pompei'si
Yakın geçmişte yaşanan en büyük yanardağ patlamalarından birisini inceleyen bilimadamları Endonezya'nın kayıp bir medeniyetini bulduklarına inanıyor.
1815'te Sumbawa Adası'ndaki Tambora Dağı'nın patlaması sonucu 100 binden fazla kişi ölmüştü.
Bu patlama 1883 yılında yine dünyanın en büyük doğal afetlerinden olan Krakatoa Dağı'nın patlamasından dört kat daha şiddetliydi.
Yanardağ çevresinde yaşayan Tambora halkının kültür ve dilinin patlama sonucu tamamen yokolduğuna inanılıyordu.
Ancak Amerikan üniversitelerince yürütülen kazılarda ulaşılan son bulguların, bu medeniyeti ortaya çıkardığı öne sürülüyor.
Lavın örttüğü köy
Yanardağın eteklerinde kazı yapan uzmanlar, bir evin kalıntısında kül altında gömülmüş iki kişinin cesetlerine ulaştı.
Bu bulgu Doğu'nun Pompei'sinin bulunuşu olarak ifade ediliyor. İtalya'daki Pompei yanardağının patlaması, civardaki kasabayı tamamen lav ve kül ile örterek günümüze taşımıştı.
Çok sayıda araç gerece ulaşıldı
Bilimadamları burada buldukları bronz kaseler, seramik çömlekler ve benzeri araç gereçlerin yöredeki eski Endonezya kültürüne de ışık tutabileceğine inanıyorlar.
20 yıldır bölgede araştırmalar yapan ABD Rhode Island Üniversitesi'nden Profesör Haraldur Sigurdsson, "Tüm insanlar, evleri ve kültürleri 1815'teki halleri ile adeta bir zaman kapsülüne konmuş. Bu nedenle kapsülü açarken zarar vermemek için çok dikkatli davranmamız gerekiyor" diyor.
Kayıp köyün izleri ilk olarak 2004 yazında bulundu. Ancak bilimadamlarını heyecanlandıran bulgulara ulaşılması için yaklaşık 3 metre derine inilmesi gerekti.
Şu ana dek ortaya çıkarılan objeler Tambora halkının Vietnam ve Kamboçya ile bağlantısı olan zengin bir halk olduğunu düşündürüyor.
Sigurdsson şimdi burada olduğuna inanılan eski bir ahşap sarayı bulmayı hedefliyor.
Kayıtlara bakılırsa Tambora Yanardağı'nın patlaması insanlık tarihinde yaşanan en büyük afetlerden biriydi.
10 Nisan 1815'teki patlama, geniş bir alana yayılan Endonezya takım adalarının hemen hemen tamamını etkiledi.
10 bin kişinin yayılan zehirli gazların, kül ve lavın etkisiyle öldüğü, salgın hastalıklar ve ürünlerin yokolmasıyla ortaya çıkan açlığın etkisiyle sayının 100 bini bulduğu düşünülüyor.
1816 yılı, atmosfere yayılan külün etkisiyle serin geçtiğinden "yazı olmayan yıl" diye anılıyor
7.03.2006
Vezüv Yeniden Patlarsa?
Jeologlar İtalya'daki Vezüv yanardağı yeniden patlarsa İtalyan yetkililerin planladığı önlemlerin çok yetersiz kalabileceğini söylüyor
İtalyan ve Amerikalı araştırmacıların ortak çalışmasına göre geçmişte Vezüv'ün patlayışı sırasında yanardağın ölümcül etkileri sadece Napoli şehrinde değil çok daha geniş bir çevrede hissedildi.
İtalyan yetkililer yanardağda olası bir patlamada Napoli'den 600 bin kişinin tahliyesi için hazırlık yapmış durumda.
Fakat yeniden risk değerlendirmesi yapan araştırmacılar bu sayının 3 milyon kişi dolayında olması gerekebileceğini belirtiyor.
Vezüv yanardağının tarihe geçen en önemli patlaması İS 79 yılında Pompeii kentini lav katmanları altına gömdüğü zamandı.
İ
talya'da yetkililerin son hazırlık planları Vezüv'ün 1631 yılında meydana gelen görece sınırlı etkideki patlayışını temel alıyor.
Ancak uzmanlar bundan önceki yüzyıllara gidilirse Vezüv yanardağının sekiz defa çok daha ölümcül etkide canlandığını söylüyor.
Amerikan Doğal Bilimler Akademisi tarafından yayımlanan son araştırmaya göre bir defasında Bronz Çağı'nda patlayan Vezüv'ün havaya püskürttüğü sıcak lav dalgası kuzeybatı istikametinde 25 kilometre uzaklara akarak günümüz Napoli şehrini ve çok daha ötesini etkisi alanında bıraktmıştı.
Uzmanlar yanardağa 12 kilometre uzaklıkta olan herşeyin lavların altında kaldığını ve Vezüv'ün doğusuna onlarca santimetrellik bir tabaka oluşturan süngertaşı yağdığını belirtiyor. Birçok modern binanın çatısı bu ağırlığı kaldıracak güçte değil.
Bilimadamları, Vezüv'ün patlayış döngüsündeki belirsizlik nedeniyle, bir sonraki patlamanın belki 1631'dekine, ya da Bronz Çağı'ndaki dev felakete benzeyebileceğini düşünüyor.
Araştırmanın yazarlarından Michael Sheridan, geçen yıl ABD'de yetkililerin gayet iyi bilinen bir atmosfer olayı karşısında yenik düştüğünü söyleyerek, Katrina Kasırgası'ndan çıkarılan derslerin İtalya için de geçerli olduğunu vurguluyor.
Vezüv, dünyanın en yakından izlenen yanardağlarından biri. Bilimadamları, olası bir patlamanın önceden tahmin edilebileceğini vurguluyorlar.
http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2006/03/060307_vesuvius.shtml
Avrupa'da Kuş Gribi Hızla Yayılıyor!
Türkiye dahil birçok ülkede ölümlere neden olan kuş gribi Avrupa'da hızla yayılıyor.
Hastalığın son zamanlarda görüldüğü ülkeler ve bu ülkelerde alınan önlemler şöyle:
Avusturya: Graz'da 2 tavuk ve 3 ördekte ölüme yol açabilen H5N1 virüsü saptandı. H5N1 testleri pozitif veren 5 kuştan alınan örnekler de AB laboratuvarına gönderildi.
Bosna: İki kuğuda H5N1 virüsüne rastlandığı açıklandı. Yabani kuşların avlanması yasaklanırken, tüm çiftliklere, hayvanları kapalı alanlarda tutmaları talimatı verildi. Bosna Veterinerlik Enstitüsü Başkanı Jozo Bagaric, kuğuların bulunduğu bölgede, 12 köydeki 4420 kümes hayvanının itlaf edileceğini söyledi
Bulgaristan: Romanya sınırı yakınlarında, yabani bir kuğuda H5N1 virüsü tespit edildi. AB, bu ülkeden kümes hayvanı ve ürünü alımını yasakladı. Bulgaristan, vatandaşlarına, kuş gribi saptanan ülkelere gitmemeleri tavsiyesinde bulunuldu.
Hırvatistan: Ciovo adasındaki bir kuğuda H5N1 virüsü bulundu. Hükümet, hayvanlarda kuş gribi vakalarının ortaya çıktığı Almanya, Avusturya ve Macaristan'dan kümes hayvanı ithalatını yasakladı.
Fransa: Avrupa'nın en büyük kümes hayvanı üreticisi Fransa'nın güneyindeki Bouches-du-Rhone bölgesinde ölen bir yabani kuğuda H5N1 virüsü saptandı. Kuş gribi vakalarının ardından 43 ülke, bu ülkeden kümes hayvanı alımını tamamen veya kısmen durdurdu.
Almanya: Almanya Federal Tarım ve Tüketicileri Koruma Bakanı Horst Seehofer, 140 yabani kuşta kuş gribi virüsü tespit edildiğini söyledi. Ölü kuşların bulunduğu bölgeler 3 kilometre mesafeye kadar “yasak bölge”, 10 kilometre mesafeye kadar da “gözlem bölgesi” ilan edildi. Köpeklere tasma zorunluluğu getirildi, kedilerin dışarıya bırakılması yasaklandı.
Yunanistan: Ülke genelinde 17 H5N1 vakası olduğu bildirildi. Selanik kenti yakınlarında 2 gün önce leşleri bulunan 3 yabani kuğunun kuş gribi virüsü taşıdıkları belirlendi
Macaristan: İlk vakanın görüldüğü geçen aydan bu yana 10 kadar yabani kuşta virüs tespit edildi. Tuna Nehri'ninSlovakya sınırından Budapeşte'ye kadar uzanan bölümü karantinaya alındı, nehrin bu bölümünde kuş gribinden ölen birçok kuğu bulunduğu belirtildi.
İtalya: Ülkenin güneyindeki bir kuğuda H5N1 virüsüne rastlanmasının ardından, tavuk eti talebinde yüzde 70 oranında düşüş oldu. Sağlık Bakanı Francesco Storace, Sicilya'da ölen 2 kuğunun yanı sıra ülkenin çeşitli yerlerinde başka kuşların da kuş gribi virüsü taşıdığını doğruladı.
Hollanda: Fransa ile birlikte, göçmen kuşların kümes hayvanlarına kuş gribi hastalığı bulaştırmasının engellenmesi için hazırladığı aşılama programını AB'nin onayına sundu. Kanatlı Hayvan ve Yumurta Üreticileri Birliği (PVE) Başkanı De van de Riet, hastalık nedeniyle ihracatta tıkanıklık yaşanmaya başladığını belirtti ve ekonomik açıdan ortaya çıkan tehdidin, kuş gribinin kendisinden daha tehlikeli olduğunu savundu.
Polonya: Kuzeydeki Torun kentinde, Vistula Nehri kıyısında leşleri bulanan iki kuğuda hastalık tespit edildi. Örnekler, H5N1 virüsü bulunup bulunmadığının açığa çıkarılması için İngiltere'ye gönderildi.
Romanya: Ekim ayındaki ilk vakadan bu yana Karadeniz kıyılarındaki 40 kadar köyde kuş gribine rastlandı. On binlerce kümes hayvanı telef edildi.
Rusya: Geçen hafta sonuna doğru bir gün içinde 7 bölgede 24 bin tavuğun kuş gribinden dolayı telef olduğu bildirildi. Dağıstan, Kabardin-Balkariya, Kalmikia, Adige, Krasnadar, Çeçenistan ve Stavropol bölgelerinde H5N1 virüsüne rastlandığı belirtildi. Virüsün bulunduğu bölgelerin karantinaya alındığı, bu bölgedeki hayvanlardan örnek alındığı, virüs bulaşanların imha edildiği kaydedildi.
Slovakya: Ölü kuşlara yapılan testlerde kuş gribi virüslerine rastlandı. Bir şahinle bir dalgıçkuşunda yapılan ilk testlerde, kuş gribinin H5 türü tespit edildi.
Slovenya: Ülke genelindeki H5N1 virüsü taşıyan yabani kuş sayısı 20'ye ulaştı. Tüm vakaların Avusturya sınırı yakınlarındaki Maribor kenti civarında olduğu belirtildi.
İsveç: Oskarsahmn liman kendi dışındaki tüm ölü kuşlar incelemeye alındı. Çiftliklerdeki tavuk ve hindilerin kapalı alanlarda tutulması istendi.
İsviçre: Cenevre yakınlarındaki bir ölü kuşta H5N1 virüsü saptandı.
Ukrayna: Rusya ile birlikte, havaların ısınmasıyla daha fazla yayılabileceğinden endişe edilen kuş gribiyle mücadele için ortak komisyon kurdu. H5N1 virüsünün tespit edildiği geçen yıldan bu yana 200 binden fazla kuş telef edildi
Hastalığın son zamanlarda görüldüğü ülkeler ve bu ülkelerde alınan önlemler şöyle:
Avusturya: Graz'da 2 tavuk ve 3 ördekte ölüme yol açabilen H5N1 virüsü saptandı. H5N1 testleri pozitif veren 5 kuştan alınan örnekler de AB laboratuvarına gönderildi.
Bosna: İki kuğuda H5N1 virüsüne rastlandığı açıklandı. Yabani kuşların avlanması yasaklanırken, tüm çiftliklere, hayvanları kapalı alanlarda tutmaları talimatı verildi. Bosna Veterinerlik Enstitüsü Başkanı Jozo Bagaric, kuğuların bulunduğu bölgede, 12 köydeki 4420 kümes hayvanının itlaf edileceğini söyledi
Bulgaristan: Romanya sınırı yakınlarında, yabani bir kuğuda H5N1 virüsü tespit edildi. AB, bu ülkeden kümes hayvanı ve ürünü alımını yasakladı. Bulgaristan, vatandaşlarına, kuş gribi saptanan ülkelere gitmemeleri tavsiyesinde bulunuldu.
Hırvatistan: Ciovo adasındaki bir kuğuda H5N1 virüsü bulundu. Hükümet, hayvanlarda kuş gribi vakalarının ortaya çıktığı Almanya, Avusturya ve Macaristan'dan kümes hayvanı ithalatını yasakladı.
Fransa: Avrupa'nın en büyük kümes hayvanı üreticisi Fransa'nın güneyindeki Bouches-du-Rhone bölgesinde ölen bir yabani kuğuda H5N1 virüsü saptandı. Kuş gribi vakalarının ardından 43 ülke, bu ülkeden kümes hayvanı alımını tamamen veya kısmen durdurdu.
Almanya: Almanya Federal Tarım ve Tüketicileri Koruma Bakanı Horst Seehofer, 140 yabani kuşta kuş gribi virüsü tespit edildiğini söyledi. Ölü kuşların bulunduğu bölgeler 3 kilometre mesafeye kadar “yasak bölge”, 10 kilometre mesafeye kadar da “gözlem bölgesi” ilan edildi. Köpeklere tasma zorunluluğu getirildi, kedilerin dışarıya bırakılması yasaklandı.
Yunanistan: Ülke genelinde 17 H5N1 vakası olduğu bildirildi. Selanik kenti yakınlarında 2 gün önce leşleri bulunan 3 yabani kuğunun kuş gribi virüsü taşıdıkları belirlendi
Macaristan: İlk vakanın görüldüğü geçen aydan bu yana 10 kadar yabani kuşta virüs tespit edildi. Tuna Nehri'ninSlovakya sınırından Budapeşte'ye kadar uzanan bölümü karantinaya alındı, nehrin bu bölümünde kuş gribinden ölen birçok kuğu bulunduğu belirtildi.
İtalya: Ülkenin güneyindeki bir kuğuda H5N1 virüsüne rastlanmasının ardından, tavuk eti talebinde yüzde 70 oranında düşüş oldu. Sağlık Bakanı Francesco Storace, Sicilya'da ölen 2 kuğunun yanı sıra ülkenin çeşitli yerlerinde başka kuşların da kuş gribi virüsü taşıdığını doğruladı.
Hollanda: Fransa ile birlikte, göçmen kuşların kümes hayvanlarına kuş gribi hastalığı bulaştırmasının engellenmesi için hazırladığı aşılama programını AB'nin onayına sundu. Kanatlı Hayvan ve Yumurta Üreticileri Birliği (PVE) Başkanı De van de Riet, hastalık nedeniyle ihracatta tıkanıklık yaşanmaya başladığını belirtti ve ekonomik açıdan ortaya çıkan tehdidin, kuş gribinin kendisinden daha tehlikeli olduğunu savundu.
Polonya: Kuzeydeki Torun kentinde, Vistula Nehri kıyısında leşleri bulanan iki kuğuda hastalık tespit edildi. Örnekler, H5N1 virüsü bulunup bulunmadığının açığa çıkarılması için İngiltere'ye gönderildi.
Romanya: Ekim ayındaki ilk vakadan bu yana Karadeniz kıyılarındaki 40 kadar köyde kuş gribine rastlandı. On binlerce kümes hayvanı telef edildi.
Rusya: Geçen hafta sonuna doğru bir gün içinde 7 bölgede 24 bin tavuğun kuş gribinden dolayı telef olduğu bildirildi. Dağıstan, Kabardin-Balkariya, Kalmikia, Adige, Krasnadar, Çeçenistan ve Stavropol bölgelerinde H5N1 virüsüne rastlandığı belirtildi. Virüsün bulunduğu bölgelerin karantinaya alındığı, bu bölgedeki hayvanlardan örnek alındığı, virüs bulaşanların imha edildiği kaydedildi.
Slovakya: Ölü kuşlara yapılan testlerde kuş gribi virüslerine rastlandı. Bir şahinle bir dalgıçkuşunda yapılan ilk testlerde, kuş gribinin H5 türü tespit edildi.
Slovenya: Ülke genelindeki H5N1 virüsü taşıyan yabani kuş sayısı 20'ye ulaştı. Tüm vakaların Avusturya sınırı yakınlarındaki Maribor kenti civarında olduğu belirtildi.
İsveç: Oskarsahmn liman kendi dışındaki tüm ölü kuşlar incelemeye alındı. Çiftliklerdeki tavuk ve hindilerin kapalı alanlarda tutulması istendi.
İsviçre: Cenevre yakınlarındaki bir ölü kuşta H5N1 virüsü saptandı.
Ukrayna: Rusya ile birlikte, havaların ısınmasıyla daha fazla yayılabileceğinden endişe edilen kuş gribiyle mücadele için ortak komisyon kurdu. H5N1 virüsünün tespit edildiği geçen yıldan bu yana 200 binden fazla kuş telef edildi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)