Siyonist Vahşet!


Güney Lübnan’da bir evi vuran İsrail uçakları 37’si çocuk 60 sivilin ölümüne neden oldu. İsrail, Güney Lübnan’a yönelik hava saldırılarını 48 saat süreyle durdurduğunu açıkladı
İsrail savaş uçakları, Güney Lübnan’daki Kana kasabasını dün gece yarısından sonra bombaladı.
Saldırıda, savaştan kaçanların sığındığı 3 katlı bir ev vuruldu. Binanın sığınağında bulunan 60’ın üzerinde sivil yaşamını yitirdi; ölenler arasında 37 çocuk da var.
Saldırı Lübnan’da öfke seline yol açtı. Beyrut’ta toplanan kalabalık, İsrail ile bombardımanın başlamasından bu yana İsrail’e destek veren ABD’ni protesto etti.

Öfkeli kalabalık, ateşkes çağrısında bulunamayan BM’in Beyrut’taki binasını da bastı. Son kayıplarla birlikte, İsrail saldırılarında ölen Lübnanlıların sayısı 750’ye ulaştı.

İsrail saldırıdan Hizbullah’ı sorumlu tuttu. İsrail, Hizbullah’ın Kana kasabasını, roket saldırılarını düzenlemek için kullandığını iddia etti ve daha önce sivilleri bölgeyi terketmeleri yönünde uyardığını bildirdi.

Yıkıntıların arasından sağ kurtulanlar ise kasabada Hizbullah gerillalarının bulunmadığını, zaten bölgeden birçok kişinin göç ettiğini, kalanların da binalarda saklanmaya çalıştığını belirttiler.
Ntvmsnbc


İlgili Haberler :
Milliyet : Lübnan'a Gelme Rice!
Hürriyet : Katliam!
Zaman : İsrail Yine Çocukları Vurdu!
VOA News : İsrail Durmazsa Bizde Vururuz!
Radikal
: Kana'da Çoluk Çocuk Katliam
DW-World Kana Saldırısına Tepki Büyük!

İSRAİL SİVİLLERİ ÖLDÜRÜYOR!


Einstein 1948'de New York Times Gazetesinde yayımlanan "İsrail'de Faşist Siyonizm Uyarısı" [Einstein Letter Warning Of Zionist Fascism In Israel] adlı mektubundan bu yana değişen hiç bişey yok!

Mektubu okumak için : Einstein Letter Warning Of Zionist Fascism In Israel


İsrail saldırıları sivillleri vuruyor
Lübnan’a yönelik saldırıları 18’inci gününe giren İsrail ordusu, Bekaa Vadisi’ne bombardımanı sürdürüyor. Son 24 saat ölen sivillerin sayısı 17’ye ulaştı. Birleşmiş Milletler Acil Yardım Koordinatörü, saldırılara 72 saat ara verilmesi çağrısı yaptı.
ntvmsnbc
NEW YORK/SUR/BEYRUT - İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırırı 18. gününe girdi. 130’dan fazla bölgeyi vuran İsrail’in bir köyden tahliye edilen sivillerin konvoyunu vurmasın üzerine 17 kişi hayatını kaybetti.
İsrail uçakları sabah saatlerinde Bekaa Vadisi’nin doğusunda bir köprüyü bombaladı. Bekaa Vadisi’nin ülkenin geri kalan bölgeleriyle bağlantısı kesilmiş durumda.
Lübnan’da dün de 130’dan fazla noktayı bombalayan İsrail ordusu, sınırdaki bir köyden tahliye edilen sivillerin konvoyunu da vurmuştu. Saldırılarda 17 sivil hayatını kaybetti
Hizbullah gerillaları da saldırılara karşılık olarak İsrail topraklarına Haybar-1 adlı uzun menzilli yeni bir roket fırlattı.
İsrail polisi, Afula kasabası yakınlarına düşen roketin 100 kilogram patlayıcı taşıdığını belirtti. İsrail ordusu dünkü çatışmalarda 26 Hizbullah militanının öldüğünü duyurdu.

Hasankeyf''i Yaşatma Girişimi!


HASANKEYF'İ YAŞATMA GİRİŞİMİ

Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan ve Nurol A.Ş. tarafından Ilısu Baraj Projesinin temel atma töreninin 5 Ağustos
2006'da yapılacağı duyuruldu.

Biz, barajdan etkilenecek yerlerdeki belediyeler, Yerel Gundem 21'ler, barolar, odalar, STK'lar vb. kurulusların katilimi ile olusturulmus bir platform olarak Ocak 2006'dan beri etkin bir şekilde özelinde Hasankeyf'in genelinde Dicle Vadisi'nin sular altında kalmasını engellemeye yönelik yoğun bir kampanya yürütüyoruz. Bu çerçevede 25 Temmuz 2006'da Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi Sekretaryası olarak Diyarbakır'da bir araya gelerek temel atma töreni öncesi ulusal medyanın ilgisini Hasankeyf'e çekmek amacıyla Hasankeyf'te bir konser düzenleme kararı aldık. Bu karara barajdan etkilenecek olan illerdek yerel yönetimler, STK'lar ve odalar da destek sunuyor.
4 Ağustos 2006 Cuma günü Hasankeyf'te düzenlenecek bu konser ile baraj ile sular altında kalacak eşşiz tarihi, kültürel ve doğal mirasa dikkat çekmeyi, göç etmek zorunda kalacak olan yerel halkın sesini duyurmayı ve konuyu medyanın gündemine taşımayı amaçlamaktayız. Konser akşam 17.00'da başlayacak, sabaha kadar devam edecek bir etkinlik/eğlence şeklinde düzenlenecektir.

Bu konserde sizleri de aramızda görmek istiyoruz. Sanatçılara eşlik edecek profesyonel orkestra ve ses düzeni de sağlanacaktır. Etkinliğe katılan sanatçılarımızın, isteğe bağlı olarak, canlı performans ya da playback yaparak Hasankeyf'e destek sunabileceklerine inanmaktayız. Organizasyonda yer almak isteyen sanatçılarımızın söyleyeceği parçaların bir listesini göndermesi yeterli olacaktır.

Konser duyurusu Pazartesi günü basın mensuplarına gönderileceği için bize en kısa zamanda cevap gönderebilirseniz seviniriz.

Saygılarımızla,



HASANKEYF'İ YAŞATMA GİRİŞİMİ
28 Temmuz 2006, Diyarbakır

İletişim: Çağlayan Ayhan
Dış İlişkiler Koordinatörü, Girişim Sekretaryası
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği
Tel: 0412 223 46 23
Faks: 0412 224 41 73



İletişim: Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi, GABB, Gevran
Cad., 1. Sok. Belediye Konukevi, Ofis-Diyarbakir
Tel : +90 (412) 223 46 23 Faks: +90 (412) 224 53 38
Mail: bilgi@gabb.gov.tr Elektronik ağ:
www.hasankeyfgirisimi.org

Cuma, 4 Ağustos 2006:
- Saat 17:00'da Hasankeyf'te, sivil toplum kuruluşların (STK) ve Batman ilinden halkın doğaçlama/konser (davul-zurna, dengbej, müzik vs.)etkinliğinde buluşması, buna bölge ve ulusal basının yoğunluklu olarak katılması
- 4 Ağustos'u 5 Ağustos'a bağlayan gece Hasankeyf'te
STK temsilcilerince temsili gece nöbeti tutulması.Bunun için çadırlar kurulacaktır.
- 4 Ağustos'ta 2 ulusal gazetede ilanin çıkarılması.

Cumartesi, 5 Ağustos 2006:
- Sabah erkenden Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak illerinden Dargeçit'e ordan da Ilısu köyünde(barajın temel atılacağı yere) otobüslerle hareket edilmesi
- Sabah-öğlen Ilısu köyünde temel atma töreninde halkın, STK'ların ve belediye başkanların toplanması ve Ilısu baraja tepkinin demokratik şekilde dile getirilmesi, basın açıklamanın okunması

Endonezya'da Karangetang Yanardağı Patladı!


JAKARTA - Endonezya`nın Sulavesi adasındaki bir yanardağın lav püskürtmesi üzerine binlerce köylü tahliye edildi. Yetkililer, ülkenin en faal yanardağlarından biri olan Karangetang yanardağının, lav ve sıcak kül püskürtmesi üzerine 5 köydeki 3 bin 941 kişinin tahliye edildiğini belirtti. Bölgedeki polis yetkilileri, tahliyelerin devam ettiğini söyledi.

Kore'de Sel Felaketin 3 Bin Kişi Ölü yada Kayıp!


Kuzey Kore'deki sel felaketlerinde yaklaşık 3000 kişinin öldüğü veya kayıp olduğu bildirildi.

''Good Friends'' adlı Güney Koreli bir insan hakları kuruluşu yayımladığı bildiride, ''Kuzey Kore, son yağışlar yüzünden çok ciddi zarara uğramıştır, yaklaşık 3000 kişi ölü veya kayıptır'' denildi.

Bildiride, ''zarar ve insan kaybının, dış dünyada şimdiye kadar bilinenin aksine belirgin olarak daha yüksek olduğu'' belirtildi.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, Kuzey Kore'deki sel felaketlerinde 121 kişinin öldüğünü, 127 kişinin de kayıp olduğunu açıklamıştı.

İsrail ve Ortadoğu Krizi


...::: İsrail Beyrut'un Kuzeyini Vurdu :::...


İsrail uçakları sabaha karşı Beyrut’un kuzeyinde çeşitli noktaları bombaladı. Bunlar arasında kentte iletişimi sağlamaya yarayan bir anten de var.

İsrail kuvvetleri dün, Lübnan sınırında Hizbullah gerillalarının sert direnişiyle karşılaşmış ve ağır kayıplar vermişti. Bin Cebel ‘de yoğunlaşan çatışmalarda 8 İsrail askerinin öldüğü, yirmisinin de yaralandığı bildiriliyor. İsrail, Marun el Ras’ta da bir askerinin öldüğünü açıkladı.

İsrail kuvvetlerinin günlerdir ele geçirmeye çalıştığı Bin Cebel, sınırdan 4 kilometre uzakta bulunuyor. İsrail, çatışmalarda birçok Hizbullah savaşçısının öldürüldüğünü öne sürdü.

Üst düzey askeri bir yetkili, Lübnan’daki İsrail operasyonlarının birkaç hafta daha devam edebileceğini söyledi.
VOA News

...:::BM de İsrail'i Kınayamadı:::...


BM Güvenlik Konseyi, İsrail tarafından önceki gün Lübnan’da bir BM gözlem noktasına düzenlenen ve dört gözlemcinin ölümüne yol açan saldırıyı kınayan bir bildiri üzerinde ABD’nin muhalefeti nedeniyle anlaşamadı.
Konsey’in 5 daimi, 10 geçici üyesinin "oybirliğiyle BM barışı koruma personelinin güvenliğinin BM Güvenlik Konseyi’nin sorumluluğunda bulunduğunu söyleyeceğini" belirten Fransız büyükelçi, ancak Konsey’in önceki gün meydana gelen olayı değerlendirme şekli üzerinde bir uzlaşma sağlayamadığını kaydetti.
BM’de görevli diplomatlar, Çin tarafından önerilen başkanlık bildirisi metninin dün gün boyunca süren müzakerelerde, Washington’un ısrarıyla en az üç kez yumuşatılması amacıyla değişikliğe uğradığını belirttiler.
Konsey’in 15 üyesinin oybirliğiyle kabul etmesi gereken başkanlık bildirisinin karar tasarısı gibi zorlayıcı bir özelliği bulunmuyor.
Milliyet

...:::: İsrail'in Hedefi Lübnan Ordusu :::...


İsrail, Hizbullah büroları ve sivil hedeflerin ardından, Lübnan ordusuna ait bir üssü vurdu. Lübnan’ın güneyini de bombalayan İsrail ordusunun yıktığı evlerin enkazı altında 57 kişi kalırken, Bint Cbeyl’deki çatışmalarda 8 İsrail askeri öldü.
Ntvmsnbc

...::: Acil Ateşkes Çağrısı ABD'ye Takıldı :::...


talya'da 15 ülkenin katılımıyla gerçekleşen Lübnan konferansından ‘acil ateşkes' çağrısı çıkmadı. ABD'nin ‘şartlı ateşkes' ısrarı aşılamayınca sadece ‘çatışmaların acilen durdurulmasının gerekliliği' konusunda anlaşmaya varıldı.
İsrail'den, saldırılara azami sınırlama getirmesi istendi. Konferanstan, Lübnan için BM idaresi altında bir güç oluşturulması kararı çıktı. Konferanstan sonra basın toplantısı düzenleyen Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, “Ateşkesi ne kadar geciktirirsek, o kadar yıkım ve sivillere karşı saldırılara şahit olacağız.” dedi.

Toplantı sonrası açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy, “hemen şimdi” ateşkes ilan edilmesi için çağrıda bulunulmamasından üzüntü duyduğunu bildirdi. Douste-Blazy, “Bayan Rice, çatışmaların durdurulması için acilen çalışılmasını önerdi. Biz ise çatışmaların 'hemen şimdi durdurulmasını' istiyoruz.” ifadesini kullandı. İtalya Başbakanı Romano Prodi ise ''Sağlayabileceğimiz mutabakatı sağladık'' derken, Washington, ortak bildiride acil ateşkese değinilmemesinin, konferansın başarısızlığı anlamına gelmediğini savundu.

Burak Eldem : Lübnan ve "Yeni Ortadoğu"


Aşağıya bi kaç alıntı yaptığım ve linkini verdiğim Burak Eldem'e ait yazı bulunmakta, ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
K.M
"...ya olan bitenlerin "iç güvenlik"le falan hiçbir ilişkisi yoksa? Ta 1996 yılında PNAC fikir babalarınca hazırlanmış bir rapor, işin içine Türkiye'yi de katarak Ortadoğu'nun haritasını yeniden düzenleme stratejisini ayrıntılarıyla formüle etmişse? Son beş yıldır yaşadıklarımız, bu raporda çerçevesi çizilmiş belirleyici adımlarla bire bir örtüşüyorsa? "Saddam rejiminin devrilmesinden Refik Hariri suikastine; bugün Lübnan'ın güneyinde yaşananlardan yakın gelecekteki Suriye ve İran operasyonlarına dek her kritik adım, bundan yaklaşık on yıl önce ayrıntılarıyla planlanmıştı" derse birileri size?..."

"...Raporda, İsrail'in kuzey sınırının en kritik bölge olduğu, altı çizilerek vurgulanıyor. Lübnan'ın güneyinde etkin bir siyasi ve askeri varlığa sahip Hizbullah'ı yenilgiye uğratmak ve pasifize etmek, ajandanın üst sıralarında yer alan görevlerden biri. Bu konuda, İslam dünyasındaki mezhep ayrılıkları ve Şii cemaati üzerindeki "nüfuz merkezleri" gündeme getirilerek, ilk aşamada bu dengeler üzerinde oynanacak. Çalışma Grubu, Lübnanlı Şii cemaati ve Hizbullah'a olan desteğin İran Şiilerinden değil, Necef başta olmak üzere Irak'taki Şiilerden geldiği saptamasını yaptıktan sonra, Saddam rejiminin devrilmesinin ardından Güney Irak'ta Şii cemaatinin kontrolünün Haşimilere, yani Ürdün Krallığı'na devredilmesi gerektiğini vurguluyor. Böylelikle, Irak Şiileri pasifize edilerek İsrail ve ABD ile işbirliğine istekli hale getirilirken, Hizbullah'ın desteklerinden biri de kesilmiş olacak..."
DEVAMI İÇİN : Lübnan ve "Yeni Ortadoğu"

Avrupa Kavruluyor!


Nehirlerde su seviyesi düşüyor, bitki örtüsü sararıyor ve insanlar ölüyor... Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerini de kavuran sıcaklar, doğal hayatı tehdit eder boyutlarda.

Fransa’dan Kaliforniya’ya dek etkili olan kavurucu sıcaklara karşı koruyucu önlemler arttırıldı…

Avrupa, kavruluyor. Meteorologlar, haftalardır Avrupa’da etkili olan sıcak havanın Perşembe günü 38 dereceye kadar ulaşacağını söylüyor. Yaz aylarında serin bir iklime sahip olan Avrupa’da bu durum, doğal hayatı tehdit eder boyutlarda. Aşırı sıcaklar yüzünden Avrupa genelinde 40 kişi hayatını kaybetti, bunların büyük bir çoğunluğu ise Fransa’da. Fransız yetkililer, çoğu yaşlı olmak üzere 30 kişinin sıcak nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirdi.

Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen ülkelerin başında olan Fransa’da hükümet, 56 bölgeye turuncu alarm verdi. Bu kararla ülkenin yarısı ikinci derecede alarm durumuna geçirilirken, koruyucu önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Fransa Sağlık Bakanı Xavier Bertrand, tıp öğrencilerini ve doktorları acil durumda hizmet vermeye çağırdı. Hükümet yetkilileri, ayrıca Fransız halkına da bol su içmeleri ve güneşe çıkmamaları çağrısı yapıyor.

Almanya’da su seviyesi düştü

Kavurucu sıcakların etkilediği Almanya’da ise nehirlerde su seviyesi düştü. Saksonya ve Saksonya - Anhalt eyaletlerinde Elbe nehrindeki su seviyesinin büyük ölçüde düşmesi nedeniyle deniz trafiği kısıtlandı, bazı yük gemileri nehirdeki seferlerini durdurdu. Bild gazetesi, ''Çöl Sıcağı'' başlığı atarken, Baden - Württemberg Eyaleti’ndeki Dreisam nehrinin tümüyle kuruduğu belirtiliyor.

Sıcaklar Almanya’da üzücü olaylara da neden oldu. Hafta sonunda sıcaklar nedeniyle insanlar yüzme havuzlarına akın ederken, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi boğulduğu belirtiliyor. Bu arada Hannover Havaalanı’nda da sıcaklar yüzünden tren raylarının zarar görmesi tren seferlerinin geçici bir süre aksamasına yol açtı.

İspanya ve Güneydoğu Avrupa

İspanya’da da şimdiye dek 9 kişinin sıcaklarda öldüğü belirtiliyor. İspanya’nın tatil bölgeleri Mallorca, Kanarya Adaları, ayrıca Katolanya’da Gerona bölgesi, Ceuta ve Melilla adalarında alarm seviyesi birinci seviyeye çıkarılmış durumda. Ülkenin kuzeyindeki Saragossa bölgesini de etkileyen sıcaklar, 36 - 38 dereceye kadar çıkıyor.

Güneydoğu Avrupa da aşırı sıcaklardan etkileniyor. Hırvatistan’ın Knin bölgesinde sıcak hava 39 dereceyle rekor seviyeye ulaştı. Ayrıca Bosna Hersek’teki Mostar, Karadağ’ın başkenti Podgorica’da da sıcaklar aynı seviyede seyrediyor. Aşırı sıcaklar Güneydoğu Avrupa’da, orman yangınlarına da neden oluyor.

Kaliforniya’da sıcaklar


Kavurucu sıcaklar, Amerika’da da etkisini gösteriyor. Kaliforniya’da pazar günü sıcaklık 46 dereceye kadar çıkarken, 29 kişinin de öldüğü kaydedildi. Klima kullanımının artmasının da elektrik tüketimini rekor seviyelere ulaştırdığı ifade ediliyor. Kaliforniya’da sadece hafta sonu günde 50 bin megawatt elektrik enerjisi tüketildiği belirlendi.

İsrail Lübnan'da BM Binasını Bombaladı!

İsrail uçakları, dün Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler'e ait bir binayı bombalayarak 4 uluslararası gözlemcinin ölümüne neden oldu. Ölen gözlemcilerin Hindistan vatandaşları olduğu bildiriliyor.

Roma’da konuşan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, İsrail’in neden Birleşmiş Milletler binasını hedef aldığını açıklamasını istedi.

İsrail, ölümleri trajik olarak niteledi ve soruşturma yapılacağını bildirdi. Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün sözcüsü, saldırının doğrudan Kiyam kentindeki binalarını hedef aldığını söyledi.

Bu arada Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, bundan böyle Hayfa kentinin güneyine de roket saldırıları düzenleyeceklerini belirtti. Televizyondan konuşan Nasrallah, İsrail’le çatışmalarının yeni bir aşamaya girdiğini, bu yüzden Hayfa’nın güneyinin de hedef alınacağını kaydetti. İsrail, Hizbullah’ın elinde Tel Aviv’e kadar ulaşabilecek füzeler bulunduğuna inanıyor.
VOA News
BBC Turkish

NTVMSNBSC

'Yeni bir Ortadoğu' böyle mi kurulacak?


# Hizbullah'ı gerekçe göstererek Lübnan'a giren İsrail ordusu 14 gündür ülkeyi bombalıyor.
# Lübnan'da 39'u asker ve Hizbullah militanı, geri kalanı sivil 398 kişi öldü, 1596 kişi yaralandı. Ölen ve yaralananların büyük bölümü kadın ve çocuk. 750 bin kişi can korkusuyla yollarda.
# Hizbullah militanlarının füzeleri yüzünden İsrail tarafında da 24'ü asker 40 kişi yaşamını yitirdi, 30'u asker 300 kişi yaralandı.
# İsrail bombalarının yerle bir ettiği bina sayısı meçhul. Yıkılan köprü sayısı 56. Yedi havaalanı, 39 anayol ve limanlar kullanılamaz durumda.
# İki hastane, su arıtma tesisleri, süt ürünleri fabrikası, tahıl ambarları bombalandı. Yüz binlerce kişi yeterli gıda ve ilaçtan mahrum.
# Uluslararası kuruluşlar İsrail'in sivil-asker ayrımı yapmadığını, misket bombası kullandığını, ambulansları bile hedef aldığını doğruladı.
# Ortadoğu'ya giden ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İsrail güçlerinin aralıksız saldırılarını 'doğum sancıları' olarak nitelendirerek "Yeni bir Ortadoğu'nun zamanıdır" dedi.
Radikal
DİĞER HABERLER :
Lübnan'da Bilanço Ağırlaşıyor!

Hem Sıcak Hem Sel

Avrupalılar aynı gün içinde hem terden, hem de yağmurdan sırılsıklam oldu. Kıtayı etkisi altına alan rekor sıcaklıklar ve nem oranı yüzünden sokağa çıkılmaz hale geldi.

Sıcaktan ölenlerin sayısının 22’ye çıktığı Fransa’da radyo ve televizyonlardan uyarılar yayınlanıyor.

Önceki gün güneşle uyanan Fransa ve Almanya, akşama doğru gökgürültülü sağanak yağmur ve fırtınaya teslim oldu.

ÇATILAR UÇTU

Almanya’da yılın en sıcak günü önceki gün 38.9 derece ile Saksonya Anhalt Eyaleti’ne bağlı Bernburg’da ölçüldü. Bir çok bölgede aşırı sıcakların ardından fırtına ve şiddetli yağmur zarara yol açtı. Minden-Lübbecke bölgesinde çok sayıda ağaç devrildi, otomobiller zarar gördü. Aşağı Saksonya’da da evlerin çatıları uçtu, bodrum katları sular altında kaldı. Yıldırım düşmesi sonucu yangınlar çıktı. Karlsruhe’nin kuzeyindeki Hambrücken’de yüzlerce ev fırtınada hasar gördü, yaralananlar oldu. Aschaffenburg-Miltenberg yolunda yola devrilen bir ağaç nedeniyle 100 kişi yolda kaldı.

SIRA TÜRKİYE’DE

Türkiye de bu hafta yazın en sıcak günlerini yaşayacak. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün dünkü açıklamasına göre, sıcaklık yurdun Kuzeydoğu kesimlerinde değişmeyecek, diğer yerlerde 2 ila 4 derece artacak. Yurt genelinde sıcaklık, uzun yıllar ortalamalarının 2-3 derece üzerinde olacak.

Öldüren Sıcaklar Geliyor

ABD ile Avrupa’nın bazı ülkelerinde, ölümlere neden olan son yılların en sıcak yazı yaşanıyor. Hava sıcaklığının bu hafta Türkiye’de de artacağına dikkat çeken uzmanlar kronik sağlık sorunu olan hastaları uyarıyor.
SİBEL GÜNEŞ
NTV

İSTANBUL - ABD ve Avrupa ülkelerinde birçok kişinin ölümüne yol açan sıcak hava bu hafta Türkiye’yi de etkileyecek. Uzmanlar kronik sağlık sorunu olan hastaları uyarıyor. Sıcakla birleşen nemin kalp krizi, felç, sıcak çarpması gibi ölümle sonuçlanabilecek sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten uzmanlar, bol sıvı tüketilmesini öneriyor.

National Geographic'ten "Strange Days on Planet Earth"


Edward Norton’ın Sunduğu Bir Dedektiflik Dizisi
Bilim insanları ve araştırmacılar uzun süredir dünyamız hakkında bir dizi sırrı çözmeye çalışıyorlar. Dört bölümden oluşan yaklaşık 4 saatlik bu film aslında bir dedektiflik dizisi. Ünlü oyuncu Edward Norton’ın sunduğu bu dizinin tek farkı dedektiflerin üzerinde çalıştığı olay mahallinin gezegenimiz olması...
Gezegenimizin dört bir yanında insanı huzursuz eden dönüşümler yaşandığını izliyoruz. Daha sık ve daha şiddetli doğa olaylarına tanık oluyoruz. Araştırmacılar, hızlı küresel değişimin yaşandığı bir döneme girdiğimizi düşünüyorlar.
Bunlar, yeryüzünde yaşanan tuhaf günler.
Eriyen kutup buzları, bembeyaz kesmiş mercan resifleri, çift cinsiyetli doğan kurbağalar, Atlas Okyanusu üzerinde oluşan toz bulutları... Bu olayların her biri kendi başına bile rahatsız edici. Ama ya ilgisiz görünen değişimler, aslında birbiriyle bağlantılıysa? Ya daha büyük bir şeylerin habercisiyse? Ne yönde ilerliyoruz ve daha önemlisi rotamızı değiştirmek için ne yapabiliriz?

# DVD 1 BÖLÜM 1: İSTİLACILAR
# BÖLÜM 2: YARIM DERECE FARKI
# BÖLÜM 3: YIRTICI HAYVANLAR
# BÖLÜM 4: SORUNLU SULAR

Özel Seçenekler:
# “Çevreyi Ne Kadar Tanıyorsunuz?” Testi
# Değişen Dünyanın Fotoğrafları
Tanıtım animasyonu : Strange Days

İsrail "Tanrının İşini" Görüyormuş!

Aşağıda Radikal Gazetesi yazarı Ceyda KARAN!ın bugünki [24.07.2006] Radikal Gazetesinde çıkan yazısı var. İsrail'in sadece 2 askeri kaçırdı diye işgale kalkıştığı,bu yüzden Beyrut'u yerlebir ettiğini düşünenler varsa hala Ceyda'nın yazısını okusunlar K.M

Amerika'daki etkili neocon'lardan Larry Kudlow'a bakılırsa İsrail ordusu, Filistinli ve Lübnanlı sivillerin katledildiği bombardımanlarıyla 'Tanrı'nın işini görüyor.' Yine etkili neocon David Horowitz'e göre İsrail, 'Medenileşmiş dünyanın yapması gereken işi yapıyor.'
İsrail'e destek için 19 Temmuz'da Washington'da düzenlenen mitinge katılan konuşmacılar, savaşın ardındaki dinamiği ve ideolojik perspektifi gözler önüne seriyor. Washington Post'tan öğreniyoruz ki, senatörler ve Maryland valisi Robert L. Ehlich'in de katıldığı mitingde, İsrail Büyükelçisi Daniel Ayalon "Bu sadece İsrail'le ilgili değil. Dünyamızın neresi olacağı, kaderi ve güvenliğiyle ilgili. İsrail ön cephede. İran'ın bu küçük dallarını budayacağız" demiş. San Antonio merkezli Conrenstone Kilisesi'yle Amerika'da onbinlerce müride sahip Evanjelist Rahip John C. Hagee'ye gelince... O da İncil'den alıntılarla ABD'nin Tanrı'nın İsrail ve Batı için planlarını yerine getirmek için İran'a karşı önleyici askeri saldırıda bulunması gerektiğini anlatmış. Zira Mesih'in yeryüzüne inebilmesi için İran'la bir çatışma gerekliymiş!
Kendisi bu mitinge katılmamış, lakin namlı neocon'lardan olan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi John Bolton, Ortadoğu'da yaşanan insani dramdan bahsederken, ahret meselelerine girmiyor. Ona göre, öldürülen İsrailli ve Lübnanlı siviller arasında ahlaki açıdan eşit karşılaştırma yapılamaz: "Masum sivilleri hedeflemek, onların ölümlerini arzulamak, roketler ateşlemek, patlayıcılar kullanmak yahut adam kaçırmalara başvurmakla, kendi kendini savunmanın üzücü ve talihsiz sonuçlarının aynı şey olduğu söylenemez." Hem İsrail Başbakanı Ehud Olmert, 'Dünyanın en ahlaki ordusu bizimkisi' demiyor mu? İsrail bombardımanlarında evleri başlarına yıkılan, okulları, hastaneleri, elektrik santralları, su tesisleri, otoyolları, havaalanları vurulan Lübnanlı siviller, İsrail'in 'kendi kendini savunuyor olmasının' talihsiz kurbanları, o kadar!
Yıllardır toprakları Yahudi devleti tarafından çalınan, evleri ve zeytinlikleri tahrip edilen, çocukları sokak ortasında öldürülen, gettolara tıkılan, tarla, okul, hastanelerine ulaşmaları engellenen Filistinliler için de aynı şey geçerli. Köyleri 'Buraları bize tanrı verdi, zaten 3 bin yıl önce de bizimdi' diyen Siyonist yerleşimciler tarafından zapt edilen, adil olmayan bir barış dayatılan, işgale direnince 'terörist' etiketi yapıştırılan Filistinliler... Ama işte bunlar başlarına İsrail 'kendi kendini savunduğu için' geliyor!
Yaşananlara ırk ve din ayrımı yapmadan bakıp gördüklerinden hoşlanmayanlar da anti-Semitik olmak zorunda! Yahudi asıllı Fransız yazar Alain Finkielkraut 1998'de Le Monde'da yayımlanan makalesinde ne güzel söylemiş: "Oh, 20. yüzyılın sonunda Yahudi olmak ne kadar güzel! Bizler artık tarihin suçladıkları değil, sevgilileriyiz. Zamanın ruhu bizleri seviyor, onurlandırıyor ve koruyor, çıkarlarımızı gözetiyor. Hatta bizim onayımıza ihtiyacı var..."
Neocon Bush yönetiminin desteğini arkasına almış İsrail'in, Gazze'den başlattığı ve Lübnan kanalıyla bölgeye yayacak gibi göründüğü bu savaşın, kaçırılan birkaç askeri karşılığı hapiste tuttuğu 9 bin 600 Filistinli esirden kadın ve çocuklardan oluşan 400 kadarını bırakmasıyla ilgisi olmasa gerek! Zira daha önce de BM kararlarıyla yasadışı olduğu sabit işgal gücüne mensup İsrail askerleri kaçırıldı. Hepsinde esir değiş tokuşu yapıldı.
ABD ve İsrail yönetimlerinin derdi günü, 11 Eylül sonrası, militarist politikalarıyla radikalleşmeye ittikleri İslamiyet. Suriye'yi filan boş verin! Amerikan parası ve korumasına muhtaç Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer petrol emirliklerindeki Sünni rejimler kıllarını kıpırdatmazken, İslamiyet'in bayraktarı konumuna sokulan Şii İran asıl hedefleri. Hizbullah da İran'ın 'ilk budanacak kolu'. Uluslararası yasaları ya çiğneyerek yahut da eğip bükerek Irak savaşına giriştiler. Ama nükleer yetkinliğine ulaşması önünde engel görünmeyen İran'a öyle aynı nakaratlarla dokunulamayacağı anlaşılalı beri taktik değiştirdiler.
11 Eylül sonrası çekinmeden 4. Dünya Savaşı çağrısı yapan (zira üçüncüsünü Soğuk Savaş'a sayıyor) neocon'ların ağababası Norman Podhoretz, hedefi açıkça ilan etmişti: 'İslamiyet'i Ortadoğu'dan kazımak' ve salt 'seküler bir ritüele' indirgemek. Lakin İsrail ve Amerikan bombaları bunu sağlar mı, işte orası şüpheli. Kıyamet güçleri, nafile bir kumar oynuyor. Militarizm ve işgalin sonu ya neocon'ların pek arzuladığı Armageddon yahut da İslami kâbus olabilir ancak... Benim merak ettiğim şu ki, acaba hangisi daha fundamentalist? Hizbullah ve İran mı, yoksa İsrafil'in borusunu öttürmeye meraklı Eski Ahitçi neocon'lar mı?

Bush yönetimi İsrail'e acilen bomba yolluyor!


ABD'nin İsrail'e, talebi üzerine alelacele hassas güdümlü bombalar yolladığı ortaya çıktı. Uzmanlar: İsrail'in Lübnan'da vuracak uzun bir hedef listesi var
Radikal
WASHINGTON - Hizbullah'ın askerlerini kaçırmasını gerekçe gösterip 12 Temmuz'da savaş açtığı Lübnan'ı yerle bir edip en az 350 kişiyi öldüren İsrail, ABD sayesinde daha çok saldırabilecek. Hizbullah'a ağır darbe indirilmeden ateşkes ilan edilmesini engelleyen Bush yönetiminin, İsrail'e operasyonu sürdürmesi için en az bir hafta süre tanımasının ardından, acilen bomba sevk ettiği ortaya çıktı. New York Times, Washington'ın Tel Aviv'e 'alelacele hassas güdümlü bombalar yetiştirmeye' çalıştığını yazdı.
İsrail'in geçen haftaki talebi üzerine 'hassas güdümlü bomba' sevkıyatına hız verildiğini söyleyen ABD'li yetkililer, yönetimin 'kısa bir tartışma' sonrası bunu onayladığını ve kararın halka açıkça ilan edilmediğini aktardı Pentagon, ne teslimatın büyüklüğüyle içeriğini ne de hangi yolla gerçekleştirileceğini açıkladı. İsrail, 2005 tarihli milyonlarca dolarlık bir silah satışı anlaşmasına dayanarak teslimatı talep ediyor. Anlaşma da, İsrail'in ABD'den 100 kadar 'sığınak uçuran' diye bilinen lazer güdümlü GBU-28 bombası alabilmesine, ayrıca uydu güdümlü silahların satışına imkân tanıyor.
Askeri uzmanlar, talebin 'İsrail'in Lübnan'da vuracak uzun bir hedef listesi' bulunduğunun kanıtı olduğu yorumunu yaptı. Lübnan'da Hizbullah liderlerinin saklandığı söylenen sığınaklarla yeraltı cephaneliklerinin lazer ve uydu güdümlü bombalar olmaksızın vurulmasının zor olduğuna da dikkat çekildi. Ancak İran'ı Hizbullah'ı silahlandırmakla suçlayan ABD'nin, İsrail'e silah yetiştirmesinin Arap âlemini kızdıracağı uyarısı da yapıldı. İsrail'in Washington Büyükelçiliği ise "Hassas güdümlü silahları, Hizbullah'ın askeri gücünü etkisiz kılmak ve sivillere zararı en aza indirgemek için kullanıyoruz" dedi.

BM: Her saat kötüye gidiyor
Oysa BM'nin 'büyük insani felaket' uyarısı yaptığı Lübnan'ın ateşkese ve insani yardıma ihtiyacı var. Dün Beyrut'a giderek krizin boyutlarını saptamaya koyulan BM insani yardım şefi Jan Egeland, her geçen saat durumun daha kötüye gittiğini, halihazırda yarım milyon insanın acil yardıma ihtiyaç duyduğunu ve bu sayının sürekli arttığını belirtti. (NY Times, afp)

İSRAİL'İ DURDURUN!


John Berger, Noam Chomsky, Harold Pinter ve Jose Saramago'dan mektup: Amaçları Filistin'i tasfiye etmek. Olayın adını olduğu gibi söylemeli ve buna ebediyen direnmeliyiz

İsrail'le Filistin arasındaki çatışmanın son faslı, İsrail güçlerinin Gazze'den bir doktorla kardeşini, yani iki sivili kaçırmasıyla başladı. Bu olay Türkiye hariç hiçbir ülkenin basınında fazla yer bulmadı. Ertesi gün Filistinliler İsrailli bir askeri rehin alarak İsraillilerin esir tuttuğu insanlarla bir takasın müzakere edilmesini önerdi; zira İsrail cezaevlerinde yaklaşık 10 bin esir var.
* * * *
Bu 'adam kaçırma' olayı çok büyük bir zorbalıkmış gibi tepkiyle karşılanırken, 'İsrail Savunma (!) Güçleri'nce Batı Şeria'nın yasadışı askeri işgali ve su başta olmak üzere tüm doğal kaynaklarına sistematik olarak el konulması hayatın hazin de olsa doğal bir gerçeğiymiş gibi kabul gördü. Bu, Filistinlilerin kendilerine uluslararası anlaşmalarca tahsis edilmiş topraklarda yaşadığı eziyetin üzerine bir de Batı'nın 70 yıldır döne döne uyguladığı çifte standartların tipik bir örneği.
* * * *
Bugün zorbalık, zorbalık doğuruyor; derme çatma füzeler karmaşık füzelere cevap veriyor. Karmaşık füzeler, mahrumiyet içindeki yoksul kalabalıkları bir zamanlar adalet dediğimiz erdemi beklerken vuruyor. Her iki füze tipi de vücutları paramparça ediyor; bunu emri veren komutanlardan başka kim aklından atabilir ki?
* * * *
Her provokasyona ve karşı provokasyona karşı çıkılır, nasihatler verilir. Ancak bu seferkinin ardından gelen gerekçe, suçlama ve yeminlerin tümü, aslında dünyanın dikkatini siyasi hedefi Filistin milletini tasfiye etmekten başka hiçbir şey olmayan uzun süreli bir askeri, ekonomik ve coğrafi uygulamadan uzaklaştırma amacına hizmet ediyor.
* * * *
Bunun yüksek sesle ve açıkça söylenmesi gerekiyor, zira ara ara açık edilse de genelde gizli yürütülen bu uygulama, bugünlerde büyük hızla ilerliyor. Bizce olayın adını olduğu gibi söylemeli, buna kesintisiz ve ebediyen direnmeliyiz.
* * * *
Not: 'Arna'nın Çocukları' adlı belgeselin yönetmeni Juliano Mer Khamis'in sorduğu gibi, 'Lübnan'ın Guernica'sını kim resmedecek?'

John Berger: Sanat eleştirmeni, Noam Chomsky: MIT'de dilbilim profesörü, Harold Pinter: Nobel Edebiyat ödüllü yazar, Jose Saramago: Yazar

Lübnan Yerle bir!


Son yıllarda savaş yaralarını sarıp ayağa kalkan Lübnan'da, yol, köprü, liman, santral, fabrika ve hastaneler dahil, altyapı yıkıldı. 750 bin kişi karanlıkta kaldı
BEYRUT - İsrail'in hava, deniz ve karadan 10 gündür geceli-gündüzlü bombaladığı Lübnan'ın hayat damarlarını koparan yıkımın fotoğrafı netleşmeye başladı.
Lübnanlı yetkililerin İngiliz The Guardian gazetesine verdiği bilgilere göre 12 Temmuz'dan bu yana sadece havadan 1300'ü aşkın akın düzenleyen İsrail güçleri 361 kişiyi öldürdü, 1100 kişiyi de yaraladı. Büyük bir yıkım getiren saldırılar sonucu, Beyrut Refik Hariri Havaalanı ile Kuleyat ve Riyak askeri üsleri dahil toplam yedi havaalanı kullanılamaz hale geldi. Bütün askeri ve sivil radar sistemleri devre dışı bırakıldı. Beyrut, Trablus ve Cemil Cemayel gibi ana limanlar bombalandı. Trablus'ta deniz trafiğini idare eden iletişim sistemleri ve Beyrut'ta deniz feneri hedef alındı. Toplam 56 köprü yıkıldı, 39 anayol ciddi hasar gördü.

İlaç ve gıda depoları hedef


Beyrut'un 35 km. güneyindeki Ciye elektrik santralı ve Sibline'deki jenaratör bombalandı, bunun sonucunda güneyde 750 bini aşkın insan karanlıkta kaldı. Beyrut'ta her gün altı saat elektrik kesintisi yapılıyor. Dört doğalgaz ve 17 petrol deposunun yanı sıra 12 petrol istasyonu bombalandı. Bekaa Vadisi'ndeki bölgenin en büyük süt ürünleri fabrikası, Sayda'da ince kâğıt fabrikası, Beyrut'ta tahıl ambarları, bir kağıt fabrikası ve tıbbi malzeme satan iki şirket, Procter & Gamble'ın yiyecek ve temizlik ürünleri deposu füzelerin hedefi oldu. Sayda'nın güneyinde Deyr Zehrani su arıtma tesisleri devre dışı bırakıldı. Beyrut'un Hıristiyan mahallesi Eşrefiye'de iki su sondaj kamyonu füzelerle havaya uçuruldu. Biri Nebatiye diğeri Beyrut'ta iki hastane bombalardan nasibini aldı. Meys El Cebel hastanesi yerle bir edildi. Zahle'de tıbbi yardım taşıyan konvoy vuruldu.
Zararın boyutlarını tespit etmenin zor olduğu belirtilmekle birlikte Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed Fatfat'ın tahminine göre zarar en az 4 milyar dolar. Bu rakama bu yaz 1.2 milyon dolayında turistten beklenen 3 milyar dolar gelir kaybı gibi dolaylı zararlar dahil değil.
Hava, deniz ve karadan kuşatma insani felaketin boyutlarını da katmerleştiriyor. Lübnan günlerdir insani yardım koridorunun açılmasını istiyor. Özellikle güney bölgelerine insani yardım ulaştırmak yol ve köprülerin tahrip edilmiş olması ve araç konvoylarının vurulması nedeniyle mümkün değil. Lübnanlı yetkililer gıda ve ilaç stoklarının azaldığını belirtip yardım çağrıları yapıyor. Dün Beyrut'a giden Fransız Dışişleri Bakanı Philip Douste Blazy insani yardım göndereceklerini belirtip İsrail'den hava koridoru açmasını istedi.
İsrail'in Lübnan'a insani yardımların ulaştırılmasına izin vereceğini açıklamasının ardından gıda ve ilaç taşıyan ilk yardım konvoyu, Sur'a ulaştı

Radikal

ÇinBilis Tayfunu Can Kaybı : 482


Pekin - Çin'de etkili olan Bilis tayfunu nedeniyle ölenlerin sayısının, daha önce açıklanan rakamın iki katını aştığı bildirildi.

Çin haber ajansı Şinhua, ülkenin güneydoğu sahillerini geçen cuma günü vuran, ardından güney ve orta kesimleri etkileyen Bilis tayfununda, daha önce 198 olarak açıklanan can kaybı sayısının 482'ye çıktığını duyurdu.

Ajansın haberinde, yalnızca Hunan eyaletinde 92 olan can kaybı sayısının 346'ya yükseldiği, burada halen 89 kişinin de kayıp olduğu belirtildi.

Çin'de Bilis tayfunu nedeniyle 1 milyon 700 bin kişi tahliye edilmiş, bazı yollar geçici olarak kapanmıştı.

Mayon Yanardağı Faaliyette!


Çevrede yaşayan köylüler evlerini terketmeye başladı.
Filipinler`de cuma günü faaliyete geçen Mayon Yanardağı`nın çevresinde yaşayan köylüler evlerini terketmeye başladı.
Yanardağ`dan köylere doğru lav akışının başladığı, ayrıca bulutların da gökyüzünü kapladığı belirtiliyor.
Filipinler Hükümeti, Yanardağ`ın kraterine 6 kilometre yaklaşılmasını yasaklarken, yetkililer de dumandan uzak durulması uyarısında bulundu.
Uzmanlar faaliyetin haftalarca sürebileceğini belirtiyor.
Filipinler`deki 22 aktif yanardağdan biri olan Mayon, en son 1993 yılında faaliyete geçmiş ve 79 kişi yaşamını yitirmişti.
TRT Haber

Tungurahua Gaz ve Kül Püskürtüyor



Uzmanlar,yanardağın faaliyetlerinin artacağı uyarısında bulunuyor.
Ekvador`da faaliyetleri artan Tungurahua yanardağı, gaz ve kül püskürtmeye devam ediyor. Volkanda büyük patlama olabileceği uyarısına karşın, yanardağın eteğindeki kasabalarda yaşayan Ekvadorlular ise canları pahasına, eşya ve hayvanlarını kurtarma çabası içinde.
Uzmanlar, iki ay önce, yaklaşık 7 yıllık uykusundan uyanan Ekvador`daki Tungurahua yanardağını, "cezvede kaynayan, her an taşmaya hazır süte" benzetiyor.
Son günlerde faaliyetini artıran 5 bin onbeş metre yükseklikteki volkan, zehirli gaz ve lav püskürtüyor.
Yanardağdaki faaliyetlerin artması üzerine, bölgeden çoğu çocuk, kadın ve yaşlılar olmak üzere 5 bin 500 kişi tahliye edildi.
Uzmanlar, yanardağın faaliyetlerinin gelecek günlerde daha da artacağı uyarısında bulunuyor.
Tungurahua yanardağı, yaklaşık yüzyıl süren sessizliğin ardından en son 1999 yılında faaliyete geçmişti.

İnsanlığın sıfır noktası!


Siyonist faşistlerin lübnan'da öldürdüğü sivillerin sayısı hızla "istatiksel bir veriye" dönüşüp toplumsal algılamada anlamsızlaşıyorken ben bişeyi merak ediyorum. Sinagog'lara yönelik terörist bombalama eylemini hiçkimse alkışlamamışken bir grup anarşist çıkardıkları dergide "sizi antisemitistler sizi" şeklinde parmak sallayan bir bildiri ve bir kaç yazıyı kaleme almış ve "devlette olsalar insanların ütopyalarını yaşamaları güzel şey değil mi" diye sormuşlardı. Elbette kendisine anarşist diyen birinin adı her ne olursa olsun "devlet" e destek vermesi saçmaydı ama benim şimdi merak ettiğim şey o sionseverlerin şimdi siyonist/faşist katliamlarında nerede olduklarıdır?? Yoksa Sion ütopyası aslında sivil soykırımı mıydı??
K.M

Radikal Gazetesinde ki haber :
İnsanlığın Sıfır Noktası

Küresel Sıcaklar : ABD ve Avrupa Yanıyor!


Avrupa'da sıcaklar dokuz can aldı, ABD yanıyor


Avrupa ve ABD sıcak hava dalgasının etkisi altında. İtalya, İngiltere, Almanya ve Fransa'da dokuz kişi hayatını kaybetti.
İngiltere'de sıcaklar rekor düzeyde. Sıcaklar 1911'den bu yana ilk kez 36 dereceyi aştı. Klimalara aşırı yüklenme dolayısıyla yer yer elektrik kesintileri yaşanıyor. Parklardaki hayvanlara serinlemeleri için su sıkılıyor.
Almanya'da da son 12 yılın en sıcak temmuz ayı yaşanıyor. Sıcaklıkların ortalamanın 3 ile 5 derece üzerinde olması bekleniyor. Yetkililer yaşlı ve hastaları serin dışarı çıkmamaları için uyarıyor.
Fransa'da sıcaklık 40 dereceye ulaştı. Ülkede dün dokuz kişi sıcak dolayısıyla ölmüştü.
2003 yılında Fransa'da 15 bin İngiltere'de 2 bin kişi sıcaklar dolayısıyla yaşamını yitirmişti.

Belçika'da hava 37.8 derece
Belçika'da temmuz ayında son yılların en yüksek seviyesine çıkan sıcaklık, yaşlı ölümlerini yaklaşık yüzde 30 oranında artırdı.
Kamu Sağlığı Enstitüsü'nün verdiği bilgiye göre, ülkede önceki yılların aynı döneminde 85 yaş üzerindekilerde günde ortalama 275 ölüm olurken, sıcak havalar nedeniyle bu yıl temmuz ayında günlük yaşlı ölümleri ortalaması 350'ye yaklaştı.
Özellikle 85 yaşın üstünde kan dolaşımının düzensizleştiğine ve nefes almanın zorlaştığına dikkati çeken Enstitü, ''havadaki ozon yoğunluğunun artması ve az sıvı alınması durumunda ölüm riski de artıyor'' uyarısında bulundu.
Belçika'da dün sıcaklıklar sahil kesimlerinde 31, iç kesimlerde 35 santigrat derece olarak açıklanırken, ölçülen en yüksek sıcaklık 37.8 derece olarak verildi.
Ülkede sıcaklık önceki yıllarda en fazla 38 dereceye kadar çıkmıştı.
Milliyet
Avrupa ve ABD yakın tarihin en sıcak günlerini yaşıyor. Uzmanlar halkı aşırı sıcaklara karşı tedbirli olmaları için uyarıyor. Türkiye'de ise telaşa mahal yok
LONDRA - Avrupa ve ABD'nin önemli bölümü gölgede 30 derecenin üzerindeki 'tropik sıcaklıkların' etkisinde. Bilim insanları, küresel ısınmanın iklimde bozulmaya ve aşırı sıcaklara neden olduğunu belirtiyor. Almanya'nın bugün 38 dereceyle yılın en sıcak gününü yaşaması beklenirken, meteorologlar, 2006 Temmuz'unun yüzyılın en sıcak ayları arasında yer aldığına işaret ediyor.
Fransa'nın büyük bölümünü etkileyen sıcak hava dalgası nedeniyle, Paris'te sıcaklardan bunalan turistler, kenti gezmek yerine klimalı alışveriş merkezleri ya da parklardaki havuzlarda serinlemeyi seçiyor. Fransa'da hastaneler, ilk yardım merkezleri ve bakımevleri alarma geçerken şimdiye kadar sıcak hava yüzünden ülkede iki kişi hayatını kaybetti.
Manş Denizi'nin öbür yakası Britanya'da da aşırı sıcaklar etkili oldu. Londra'da alışılmadık şekilde 33 dereceye yükselen sıcaklık metro sisteminde 47 dereceye ulaşarak rekor kırdı. Londra'nın kliması bulunmayan ünlü iki katlı otobüslerinde ise sıcaklık 52 dereceye ulaştı. Britanyalı meteorologlar, sıcakların, küresel ısınmadan kaynaklandığını belirtiyor.
İspanya'da da 40 dereceye ulaşan sıcaklar şimdiden iki kişinin ölümüne yol açtı. Kuzeyde ve güneydeki yedi bölgede aşırı sıcaktan dolayı uyarılar yapılırken, Endülüs bölgesindeki Cordue ve Jaen'de termometreler gölgede 42 dereceyi gösterdi. Belçika, Hollanda, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde de sıcaklıklar, 30 derecenin üzerinde.
ABD'de serinleme merkezleri açıldı
Atlas Okyanusu'nun öteki yakasında da yer yer 40 dereceyi aşan sıcaklık nedeniyle önlemler alınıyor. ABD'nin güney, orta ve kuzeydoğu bölgelerinde, özellikle Kaliforniya'daki Stockton ve Utah'taki Salt Lake City'de 40 derece dolaylarında seyreden ısı nedeniyle, 'serinleme merkezleri' açıldı.
New York'un La Guardia Havaalanı'nda ölçülen 37 derece sıcaklık 1848'den bu yana kaydedilen en yüksek sıcaklık olurken, klimaların artan enerji ihtiyacı dolayısıyla meydana gelen elektrik arızası bazı uçak seferlerinin aksamasına yol açtı.
Türkiye'de her şey normal
Devlet Meteoroloji Müdürlüğü'nden aldığımız bilgilere göre, temmuz ayında Türkiye'de ölçülen sıcaklıklar mevsim normalleri civarında seyrediyor. Meteoroloji yetkilileri, önümüzdeki günlerde Türkiye'de sıcaklıkların mevsim normallerinin sadece yarım ila bir derece üzerinde olmasını beklediklerini, ülkenin kuzeybatısında ise sıcaklıkların mevsim normallerinin altında olabileceğini belirtiyor. Yetkililer, küresel ısınmanın, hava sıcaklıkları üzerindeki etkisinin kesin biçimde izah edilemediğini, bu yüzden sıcaklıktaki bütün değişimlerin küresel ısınmayla açıklanmaması gerektiğini vurguluyor. (aa, The Independent, Yaşam Servisi)
Radikal
Belçika öyle 'sıcakladı' ki, YAŞLILAR ÖLÜYOR
Belçika'da Temmuz ayında son yılların en yüksek seviyesine çıkan sıcaklık, yaşlı ölümlerini yaklaşık yüzde 30 oranında artırdı.

AA - Kamu Sağlığı Enstitüsünün verdiği bilgiye göre, ülkede geçen yılların aynı döneminde 85 yaş üzerindekilerde günde ortalama 275 ölüm olurken, sıcak havalar nedeniyle bu yıl Temmuz ayında günlük yaşlı ölümleri ortalaması 350'ye yaklaştı.

Özellikle 85 yaşın üstünde kan dolaşımının düzensizleştiğine ve nefes almanın zorlaştığına dikkati çeken Enstitü, ''Havadaki ozon yoğunluğunun artması ve az sıvı alınması durumunda ölüm riski de artıyor'' uyarısında bulundu.

Bu arada, Belçika'da dün sıcaklıklar sahil kesimlerinde 31, iç kesimlerde 35 santigrat derece olarak açıklanırken, ölçülen en yüksek sıcaklık 37,8 derece olarak verildi.

Belçika'da sıcaklık önceki yıllarda en fazla 38 dereceye kadar çıkmıştı.

Tsunami Halka Bildirilmemiş!!


Endonezya’da 7.7’lik depremin ardından meydana gelen dev dalgalarla hayatını kaybedenlerin sayısı 531'e ulaştı. Ülkeye tsunami uyarısı yapıldığı ancak Endonezyalı yetkililerin halkı bilgilendirmediği ortaya çıktı
ENDONEZYA'DA ÖLÜ SAYISI 531'E ÇIKTI

Endonezya'da önceki gün meydana gelen depremin tetiklediği tsunami felaketinde ölü sayısı 531'e çıktı.
Associated Press, Endonezya hükümetinin, dev dalgalarda 531 kişinin öldüğü bilgisini verdiğini duyurdu. Öte yandan Reuters haber ajansı, Ulusal Felaket Dairesinden alınan bilgilere göre, tsunamide 525 kişinin öldüğünü bildirdi.

Konuyla ilgili skandal bir açıklamaya imza atan Endonezya Bilim ve Teknoloji Bakanı Kusmayanto Kadiman, felaket konusunda uyarıldıklarını ancak uyarıyı halka bildirmediklerini açıkladı.

Bakan, “Amerika Pasifik Uyarı Merkezi ve Japonya tsunami oluşmadan yaklaşık 45 dadika önce depremin tsunamiyi tetikleyeceği bildirildi. Ancak cep telefonundan mesaj geçmek ve sesli anons sistemi olmadığı için halkın tehlike bölgesinden uzaklaştırılması çok da mümkün görünüyordu” dedi.

Öte yandan Endonezya Sağlık Bakanlığı yetkilisi Nurvila Devi de, Cava Adası’nda ölenlerin en az dördünün yabancı olduğunu ve 54 binden fazla insanın evlerini terk ettiğini söyledi. Henüz yeterli çadırın ulaşmadığı bölgede, felaketzedeler plastik ve ağaçlardan oluşturdukları Klübelerde yaşamaya çalışıyor. Yerel Metro televizyonu, askerlerin Pangandaran Plajı yakınlarındaağaç dallarında çok sayıda ceset bulunduğunu bildirirken, Yardım kuruluşları yavaş yavaş bölgeye ulaşmaya başladı. Endonezya’da Aralık 2004’te meydana gelen deprem ve tsunamide 230 bin kişi yaşamını yitirmişti.
Net Haber

Çin ve Güney Kore'de Sel Felaketi


Çin'de ölenlerin sayısı 200'e yaklaştı, G.Kore'de ise 29 kişi öldü.
Çin'i etkisi altına alan tropikal fırtına Bilis ağır can ve mal kaybına yol açtı.
Bilis'in Çin'e beraberinde götürdüğü şiddetli yağış ve sel felaketinde ölenlerin sayısı 200'e yaklaştı.

Selle mücadele eden Güney Kore'de ise 29 kişinin öldüğü, 32 kişi ise kayıp olduğu bildirildi.

Çin'de "Bilis"in Hasarı Büyük
Filipinler ve Tayvan'dan sonra Çin'i etkisi altına alan tropikal fırtına Bilis'in güney bölgelerdeki hasarı büyük oldu.

Özellikle Hunan ve Guangdong'da çok sayıda yerleşim bölgesi su altında kaldı.

Bu bölgelerde yağışın önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.

Ev ve yolların önemli ölçüde hasar gördüğü güney bölgelerde yer yer su sıkıntısı yaşanıyor.

Bu bölgelerde halka temiz su dağıtılıyor.

Tropikal fırtına Bilis yüzünden evlerini terketmek zorunda kalanların sayısının 2.5 milyonu bulduğu bildiriliyor.

Felaketin yol açtığı maddi kayıbın ise bir milyar 800 milyon dolardan fazla olduğu belirtildi.

Güney Kore'de 29 Kişi Öldü, 32 Kişi Kayıp
Güney Kore de selle mücadele ediyor.

Selle mücadele eden Güney Kore'de ise 29 kişinin öldüğü, 32 kişi ise kayıp olduğu bildirildi.

Selin etkili olduğu bölgelerde binlerce kişi tahliye edildi.

Ekvador'daki Tungurahua Yanardağı Endişelendiriyor

Tungurahua Volcano
Quıto - Uzmanlar, Ekvador'daki Tungurahua yanardağının faaliyetlerinin gelecek günlerde artacağı uyarısında bulunuyor.

Ekvador Jeofizik Enstitüsü, yanardağın gelecek günlerde lav püskürtmeye başlayacağını ve lavların, 15 bin nüfuslu Banos kentine ulaşabileceğini açıkladı.

Enstitü yetkilisi Pablo Samaniego, yanardağın faaliyetlerini, "cezvede her an taşmaya hazır kaynayan süte" benzetti.

Yetkili, bu faaliyetlerin 1918'den bu yana izlendiğini de belirterek, lav püskürmesi halindeki tehlikelere karşı uyarıda bulundu.

Bu arada, yanardağdaki faaliyetlerin artması üzerine, bölgeden çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere 5500 kadar kişinin tahliye edildiği belirtildi.

Şimdilik sadece turuncu alarm verildiği, ancak eldeki güvenilir bilgilerin bölgenin tamamının tahliye edilmesini gerektirebileceği ifade ediliyor.

Kaynak : Anadolu Ajansı

Hatırlatma : Dünyada Tsunami Felaketleri


-21 Temmuz 365: İskenderiye'de depremin yol açtığı tsunamide 50 binden fazla kişi öldü.

-7 Temmuz 1692: Jamaika'da depremin yol açtığı tsunamide binlerce kişi öldü.

-1700 yılı: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide 30 bin kişi öldü.

-1 Kasım 1755: Portekiz'de depremin yol açtığı tsunamide, 6 ila 15 metre yüksekliğindeki dev dalgalar 10 bin ila 60 bin kişinin ölümüne yol açtı.

-8 Ağustos 1868: Şili'de depremin yol açtığı 15 metrelik dev dalgalarda binlerce kişi hayatını kaybetti.

-26-27 Ağustos 1883: Endonezya'nın Krakatoa adasında yanardağ patlaması sonucu oluşan tsunamide 36 bin kişi öldü.

-15 Haziran 1896: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide, 30 metrelik dev dalgalar 280 kilometrelik sahil şeridini yıktı ve 27 bin 122 kişinin ölümüne yol açtı.

-28 Aralık 1908: Depremin yol açtığı tsunamide, 8 metrelik dev dalgalar, İtalya'nın sahil kentleri ve Sicilya'yı vurdu, 120 bin kişi öldü.

-1 Eylül 1923: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide, 11 metrelik dev dalgalar Sagami Körfezi, Kanto Ovası, Atami ve Nebuvaka'yı vurdu. Çıkan yangın ve toprak kaymalarıyla birlikte 145 bin kişi yaşamını yitirdi.

-3 Mart 1933: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide, Sanriku'da 2990 kişi öldü.

-1 Nisan 1946: Alaska'da meydana gelen depremin yol açtığı tsunamide, 35 metreyi bulan dev dalgalar Hilo, Havai ve Aleutian adalarını vurdu, 165 kişi öldü.

-1960 yılı mayıs ayı: Şili'de bir dizi depremin yol açtığı tsunamide 2300 kişi öldü, Havai'de 61 kişi yaşamını yitirdi.

-28 Mart 1964: Alaska'da deprem ve toprak kaymalarının yol açtığı tsunamide, en yükseği 30 metreyi bulan dev dalgalar 130 kişinin ölümüne neden oldu.

-17 Ağustos 1976: Filipinler'de depremin yol açtığı tsunami Mindanao adasını vurdu, 8 bin kişi öldü.

-18 Temmuz 1979: Endonezya'nın Lomblem adasında yanardağ patlamasının yol açtığı tsunamide 539 kişi öldü.

-16 Ekim 1979: Fransa'da deniz dibinde meydana gelen toprak kaymalarının neden olduğu 2 tsunami, Nice'i vurdu, 23 kişi yaşamını yitirdi.

-1 Eylül 1992: Nikaragua'da depremin yol açtığı tsunamide, 11 metrelik dev dalgalar 170 kişiyi öldürdü.

-12 Aralık 1992: Flores ve Babi adalarında, depremin yol açtığı tsunamilerde, 5 ila 25 metre yüksekliğindeki dalgalar Flores'te 1690, Babi'de 263 kişinin ölümüne yol açtı.

-12 Temmuz 1993: Japonya'da deniz dibinde meydana gelen depremin yol açtığı tsunamide, 5 ila 30 metre yüksekliğindeki dev dalgalar Okuşiri adasını vurdu, 200 kişi öldü.

-3 Haziran 1994: Endonezya'da depremlerin yol açtığı tsunamide, 60 metreden yüksek dev dalgalar Batı Cava bölgesini vurdu, 223 kişi öldü.

-11 Kasım 1994: Mindoro Adasında meydana gelen depremin yol açtığı tsunamide 70 kişi öldü.

-21 Şubat 1996: Depremin yol açtığı tsunami, Peru'nun kuzey sahilini vurdu. 5 metrelik dev dalgalar 12 kişiyi öldürdü.

-17 Temmuz 1998: Papua Yeni Gine'de depremin yol açtığı tsunamide, 7 ila 15 metrelik dev dalgalar 3 bin kişinin ölümüne yol açtı.

-26 Aralık 2004: Endonezya'nın Sumatra adasının batı sahili açıklarında meydana gelen büyüklüğündeki deprem ve tsunamide Güney Asya'yı vurdu, felakette 200 binden fazla kişi öldü.

Net Haber

Tsunamide Ölenlerin Sayısı 306'ya Yükseldi


Endonezya’nın Cava adasında 7.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İlk duyrulduğunda depremin 7.2 şiddetinde olduğu söylenmişti.Adayı iki metrelik tsunami vurdu.306 kişi hayatını kaybetti.
Adanın güney sahilinde yer alan Pangandaran bölgesi felaket koordinasyon bürosu yetkilisi Dudi Junaidi, tsunami felaketinden en çok etkilenen Pangandaran bölgesinde 172 kişinin öldüğünü, 86 kişinin de halen kayıp durumda olduğunu belirtti.
Felaket nedeniyle 23 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını kaydeden Junaidi, ölenler arasında 1 Pakistan, 1 İsveç ve 1 Hollanda vatandaşının bulunduğunun belirlendiğini sözlerine ekledi.
Türkiye saatiyle 11.19'da Başkent Cakarta'nın güneydoğusundaki Pangandaran kasabası açıklarında meydana gelen deprem bir dakikadan uzun sürdü. Depremin ardından iki metre yüksekliğindeki dalgalar Pangandaran'ı vurdu. Kasabadaki binaların büyük zarar gördüğü, denizdeki teknelerin binaların üzerine düştüğü belirtildi.
Çok sayıda yabancı turistin bulunduğu Pangandaran'da insanlar dalgalardan kaçabilmek için ağaçlara tırmandı ve iç bölgelerdeki camilere sığındı. Görgü tanıkları sahil şeridindeki tüm evlerin ve otellerin yıkıldığını anlattı. Bazı elektrik ve telefon hatları da zarar gördü.
Milliyet

(AA)

G.Kore'de Sel : 41 Kişi Öldü

Güney Kore'nin doğusunda 3 gündür etkili olan şiddetli muson yağmurlarına bağlı olarak 41 kişinin öldüğü ya da kaybolduğu bildirildi.

Ölü ya da kayıp sayısını daha önce 29 olarak açıklayan yerel yetkililer, şu anda bu sayının 41 olduğunu belirtti. En çok ölümün Gangwon eyaletinde görüldüğünü bildiren yetkililer,

2 bin 400 kadar kişinin evsiz kaldığını da kaydetti Bölgede on binlerce kişinin elektriksiz kaldığı da belirtiliyor.
(AA)

Endonezya'da 7.2'lik Deprem ve Tsunami!!!


Endonezya’nın Cava adasında 7.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Adayı 2 metrelik tsunami vurdu. İlk belirlemelere göre 6 kişi öldü
CAKARTA - Endonezya’yı yine deprem vurdu. Cava adasında meydana gelen ve başkent Cakarta’da da hissedilen depremin büyüklüğü, Richter ölçeğine göre 7.2 olarak açıklandı.
Yerel saatle 15:19'da Pangandaran kasabasını vuran deprem iki metre yüksekliğinde bir dalga yarattı.

Bir görgü tanığı, tsunaminin Pangandaran'da otellere hasar verdiğini ve denizdeki tekneleri binaların üzerine fırlattığını anlattı:

''Birden bir büyük dalgalar belirdi, biz de tepelere doğru kaçmaya başladık. Birçok küçük otel hasar gördü. Binaların üzerine tekneler düştü''.

Endonezya Devlet Başkanı Susilo Bambang Yudhoyono, ''Elime geçen bilgilere göre beş kişi hayatını kaybetti'' dedi.

Devlet Başkanı, kayıpların aranmasına devam edildiğini belirtti. Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan Pangandaran polisi, bir dizi ölü ya da yaralı olduğunun bildirildiğini ve bilançonun artabileceğini söyledi.

Bir dakikadan uzun süre devam eden depremin sarsıntısı başkent Cakarta'da da hissedildi fakat can ya da mal kaybı olmadığı belirtiliyor.
Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, depremin Endonezya’nın Sumatra kıyıları, Cava Adası ve Avustralya’nın Kokoz ve Christmas adalarında tsunamiye yol açabileceği uyarısında bulunmuştu.

2004 yılı aralık ayında Güney Asya’da meydana gelen tsunami felaketinde yaklaşık 300 bin kişi hayatını kaybetmişti.

JAPONYA: DEV DALGALAR 1 SAAT İÇİNDE SAHİLE ULAŞABİLİR
Japon Meteoroloji Dairesi, 7.2 büyüklüğündeki depremin yıkıcı bir bölgesel tsunamiye yol açabileceğini duyurmuştu.
Daireden yapılan açıklamada, tsunami olması halinde dev dalgaların bir saat içinde bölge sahillerine ulaşacağı belirtilmişti.
Pasifik tsunami uyarı merkezi de olası tsunamiden Endonezya'nın Cava ve Sumatra adalarının yanı sıra Avustralya'nın Christmas ve Cocos adalarının etkileneceğini açıklamıştı.
AVUSTRALYA VE HİNDİSTAN İÇİN TSUNAMİ UYARISI
7.2 büyüklüğündeki depremden sonra Avustralya'nın Christmas Adası için de tsunami uyarısı yapıldı. Aynı uyarı, Hindistan'ın Nicobar Adası için de geldi.Pasifik tsunami uyarı merkezi, Endonezya'nın başkenti Cakarta'da büyük binaların sallanmasına yol açan depremin, Avustralya'nın Christmas Adası'nı da tehdit eden tsunamiye yol açabileceğini açıkladı.Hint Okyanusu'nda 2004 yılında meydana gelen depremin yol açtığı tsunamide, yarısı Endonezya'nın Açeh bölgesinde olmak üzere 216 bin kişi ölmüştü.
NTVMSNBC
BBC Turkish
Hürriyet
Milliyet

Çin'deki Tayfunda Ölü Sayısı : 170


Bu yıl ülkeyi vuran dördüncü tayfun olan Bilis tayfunu, evlerin yıkılmasına ve bazı bölgelerde yolların kapanmasına, elektriklerin kesilmesine yol açtı. Tayfundan en çok etkilenen güneydoğudaki Fujian eyaletinde 43, orta kesimdeki Hunan eyaletinde 78 ve Hong Kong'a komşu güneydeki Guangdong eyaletinde 33 kişi öldü.

Çin Devlet Sel ve Kurakla Mücadele Yönetim Ofisi tarafından verilen bilgilere göre, acil yardım ve kurtarma ekipleri kazazedelere çadır, battaniye hazır makarnalar dağıtmaya devam ediyor.

Kırsal kesimdeki Lıçan (Lechang) şehrinde tayfunun getirdiği aşırı yağmurlardan dolayı su derindiğinin 3 metreye ulaştığı ve Beycian (Beijiang) hapishanesindeki bin 663 mahkumun çevredeki tepelerde güvenli yerlere sevk edildiği açıklandı. Bu arada şehirdeki yolcular da yakındaki şehirlerde bulunan tren istasyonlarına gönderildi.

Huan'ın merkezi Çanşa (Changsha) şehrindeki tren istasyonunda ise Pekin-Guancov hattında en az 5 bin yolcunun bekletildiği bildirildi. Yolcular istasyonda beklerken, hasar gören demiryolları da onarılmaya çalışılıyor.

Çin'in açıklarında bir Rus gemisi fırtınadan dolayı batarken, gemideki 11 kişi kurtarıldı.

Bilis tayfunu Çin'e gelmeden önce Filipinler ve Tayvan'da etkili olmuştu. Tayfundan dolayı Filipinler'de 28 kişi hayatını kaybetmişti.

Her yaz tayfunların oluştuğu Çin'de yüzlerce kişi hayatını kaybediyor. Çin'de geçen haziran ayında oluşan seller, heyelanlar ve diğer tabii felaketlerde en az 349 kişi hayatını kaybetmiş, 99 kişi de kaybolmuştu.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ!


Dünyaya duyrulan hali ile Büyük Ortadoğu Projesi :
Basına deklare edilen, dünya kamuoyuna açıklanan hali ile "Büyük Ortadoğu Projesi", ortadoğu ve yakın çevresi coğrafyasında yer alan ülkelerde batılı anlamda demokrasinin sağlanması, terörizmin ortadan kaldırılması, ekonomik ilişkilerin arttırılması ve ekonomik işbirlikleri sağlanarak bölgenin istikrara kavuşturulmasıdır.
ABD, bu projeye gereksinme duyma sebeplerini :
- Dünya enerji kaynaklarının istikrarsız veya totaliter ülkeler elinde olmasının dünya ekonomisine zarar verdiği,
- Terörizmin bu ülkelerde barınma ve güçlenme imkanı bulduğu,
- Bölge halkının gelir ve eğitim düzeyinin çok düşük olması, bu durumu düzeltecek girişimlerin bölge ülkeleri tarafından başlatılmaması,
- Dünya barışının bir türlü sağlanamadığı, bu bölgenin devamlı problem kaynağı olduğu,
- İnsan haklarının bütün dünyada eşit ve benzer şekilde kullanılabilmesi gereksinimi olduğunun altını çizmektedir.
ABD, projenin adı geçtiği her yerde "Genişletilmiş Ortadoğu Projesi" ifadesini kullanıyor.
Proje Ortadoğu'da herkese bir görev taksimi yapmış. Gemide tüm Ortadoğu var.
Bush'un şuan ki görevde bulunan ulusal güvenlik başdanışmanı Condalisa Rice, 2003 yılı Temmuzunda önde gelen medya organlarından Washington Post'ta yer alan mülakatında, projenin "Fas'tan Çin sınırına kadar 22 ülkenin siyasal ve ekonomik coğrafyasını yeniden düzenleyeceklerini" vaat ediyordu.
.................
Gerçek Nedir? : Dünyanın ekonomik/enerji/besin kaynakları krizi içinde olduğu,imparatorluğun ve siyonist işbirlikçisinin kapitalizmin bu krizini aşmak için küresel bir felaketten kurtulabilecek bölgedeki Burak Eldem'in deyişi ile "potansiyel Hiksos'ları ortadan kaldıracak" bir savaş ve yönetim stratejisidir. Demokrasiyi kurmak için terörizmi ve bölgedeki istikrarsızlğı bitirmek üzere kollarını sıvadığını söyleyen imparatorluk; Bölgede en çok kitle imha silahına sahip olan İsrail'i silahlandırdı, bölge halkının yeraltı ve yerüstü zenginlikleri yağma edilerek yoksullaştırıldı.ABD'nin Enerji Açığı Büyüyor.ABD dünyadaki toplam üretilen petrolün %26'sını tüketiyor ve bu ihtiyacının % 60'ını dışardan ithal etmekte. Enerjiye olan ihtiyacı ise her geçen gün artmakta.GOP çerçevesindeki ülkelerdeki petrol yatakları dünya petrolünün % 80'nine sahip.ABD çıkardığı petrolün varilini ülkesinde 6 dolara mal ederken, bu rakam Ortadoğu'da 2 dolar civarında. Ayrıca büyüyen Asya ekonomisi,Rusya ile birleşmesi cabası. Ama petrol kaynaklarının tükenmeye yüz tuttuğu da bir gerçek. 30 Nisan 2006'da The Observer Gazetesinde yazan Will Hutton 'petrol savaşı tüm dünyayı ateşe verebilir' diyor.'Uluslararası güçler giderek azalan kaynakların kontrollerinde kalmayı için herşeyi yapmaya hazır', diyen yazara göre, böyle bir durumda 'alternatif strateji aramamak çılgınlık alametidir'.Observer yazarına göre dünyanın petrol kaynakları hızla tükeniyor ve petrole dayalı ekonominin sonuna hızla yaklaşılıyor.Dünya çapında da petrol şirketleri alternatif enerji kaynakları arayışı içinde;DW-World'ün haberinde ;Shell sözcüsü Rainer Winzenried “Biz enerji tröstüyüz, petrol şirketi değil“ diyor ve ekliyor: “Hem fosil enerji türleri günün birinde tükeneceğinden hem de iklimin korunması açısından yeni enerji türleri bulmak zorundayız.’
Elektrik Mühendisi Richard C. Duncan'ın "The Social Contract" dergisinde yayımlanan "Energy Population and Industrial Civilization"adlı makalesinde Enerji tükenişinin 2008 yılında en yüksek noktasına ulaşıp önlenemez düşüşe geçeceğini ve 2050 yılında dünya nüfusunun 2 milyara düşeceğini söylüyor.[PDF Dosyasını buradan indirebilirsiniz : İNDİR]
Büyük Ortadoğu yada Genişletilmiş Ortadoğu projesini sadece enerji kaynaklarına sahip olma çabası ile açıklayamıyoruz. Daha önce bu sitede yayımlanan Küresel Besin Stoğu Kırılma Noktasına Yaklaşıyor adlı yazıda da "Dünya, küresel hububat stoklarını 30 yılın en düşük seviyelerine iterek,çiftçilerin ürettiklerinden daha fazla yiyecek yiyor" demiştik. Küresel iklim değişikliğinin hissedilmeye başlandığını,buzullarda erimenin önüne geçilemeyeceğini,küresel ısınmanın bir "buzul çağı"nı tetikleyeceğini biliminsanları söylüyor. Presesyon döngülerinin 27.000 yılda bir tekrarlandığı ve her 10.000 yılda bir de buzul çağına yol açtığını biliyoruz. Şu an buzul çağı içindeyiz(!) ama küresel ısınmanın buzul çağını geciktirdiği söyleniyor.

Tüm bunları yazmamın sebebi, bu projenin sadece uzun soluklu kapitalist bir proje olamayacağı. Bir başka bakış açısına göre BOP aslında bir "Mesih" Planı. 11 Eylül Saldırısının ardından Evangelistlerin arka planda olduğu hükümetin başkanı Bush : "Bu Haçlı Seferi, terörizme karşı bu savaş zaman alacak" demişti. Kendisini "Tanrı'nın görevlendirdiğini" de söylemişti.Gazeteci-yazar Serdar Turgut'a göre, bu hiç de ağzından kaçmış bir söz değildi:"Haçlı Seferi, yüzyıllardır Hıristiyan alemi için önemli bir işarettir. Bu laf söylenince Hıristiyan alemi ne yapması gerektiğini anlar. Bush, dünyaya amacını dünyaya deşifre etmişti, çünkü zamanın geldiğini düşünüyordu." Peki bu "Mesih" Planı neydi? : Reagan'ında 1983'te bahsettiği ve dünyanın sonunu getirmeyi hedefleyen kutsal bir senaryonun, kıyamet savaşı Armagedon'a kadar varacak bir plan! Planı uygulayanlar Protestanlığın bir kolu olan Evagelistler, planın merkez üssüyse Ortadoğu ve özellikle de Kudüs.
Hıristiyan inancına göre, Ortadoğu'da hüküm sürecek yedi yıllık kaosun ardından, Hz. İsa kıyametten önce yeniden yeryüzüne inecek. Bugünkü İsrail'in Megido Vadisi'nde yaşanacak kıyamet savaşı Armagedon'da, Hz. İsa inançlı iyilerden oluşan ordunun başına geçecek ve Deccal'ın komutanlığındaki inançsızları yenecek. Böylece kaos bitecek ve yeryüzünde İsa'nın krallığında bin yıllık huzur çağı başlayacak.

Tevrat'ta ve İncil'de, Mesih'in gelmesini haber veren bazı alametlerde anlatılıyor:

Yahudilerin Filistin'e dönüp İsrail devlerini kurması, Ortadoğu'da yıllarca sürecek kanlı bir kaos, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olması, Mescid-i Aksa'nın yıkılıp yerine Hz. Süleyman Mabedi'nin inşa edilmesi.
Başkan Johnson döneminde Beyaz Saray'da üç sene kurmay katipliği yapan Grace Hallsell'in 1999'da yazdığı ve Türkçeye "Tanrıyı Kıyamete Zorlamak" adıyla çevrilen kitabında, ABD yönetiminde söz sahibi olan Evanjelistlerle-İsrail'in, Mesih Planı'nı anlatıyor:

"Evangelist, inanca göre, Mesih'in inişi için bütün Yahudiler İsrail'de toplanmalı, Filistinlilerin tümü sürülmeli... O zaman İsa yeryüzüne inecek, iyilerin başına geçerek kötülere karşı savaşacak."

Büyük Ortadoğu Projesinin arkasında dini sebepler olduğunu düşündürecek daha başka sebepler de var. CIA'nın think-tankı olan "The National Intelligence Center" tarafından hazırlanan "Mapping The Global Future" (Geleceği Haritalamak) başlıklı dünyanın geleceğine dair öngörülerin yer aldığı çalışma, ABD'nin küresel hegemonya savaşının hangi gerekçelerle yürütüldüğünü, Irak'ın neden işgal edildiğini, "terörle savaş" adı altında Müslümanlara yönelik derin dönüştürme operasyonlarının ne amaçla yapıldığını ortaya koyan ve ABD'nin nasıl bir gelecek kurguladığını gösteren çarpıcı bir çalışma. 13 Ocak'ta yayınlanan "2020'de Dünya"sına bakışı içeren çalışma, Türkiye'de sıradan bir haber olarak geçiştirildi.
Rapor, 15 yıl içinde ortaya çıkacak dört temel senaryo üzerinde duruyor:
Pax Americana: Amerika'nın radikal değişimlere rağmen üstünlüğünü koruyacağı, yeni ve kapsayıcı bir dünya düzeni kurabileceği.

Yeni Hilafet: İslam'ın, yeni bir dünya sistemi amacıyla Batılı değer ve normlara meydan okuyacağı, yeniden hilafet gücüne erişerek küresel denklemi bozacağı.

Korku Çemberi: Kitle imha silahlarının hızla artmasının, büyük saldırıların önlenmesi amacıyla geniş çaplı güvenlik önlemlerine zemin hazırlayacağı, bunun da insanlığı Orwellian dünya sistemi ile tanıştıracağı.

Davos Dünyası: Ekonomik gelişme ile Çin ve Hindistan'ın, ABD'nin küresel gücünü aşındıracak birer süper güç olarak öne çıkacağı ve küreselleşmeyi yeniden şekillendirip Asyalı karakterini güçlendireceği. Çin ve Hindistan'ın, 19. yüzyıldaki Avrupa veya 20. yüzyıldaki Amerika gibi, jeopolitik haritayı değiştirecek birer küresel aktör olacağı belirtilerek, Avrupa Birliği, Rusya, Brezilya ve Endonezya'nın geleceği tartışılıyor.
Burada "Yeni Hilafet" dikkatinizi çekmiştir. Farklı bölgelerde yaklaşık bin uzmanın katıldığı 30 konferans sonucu elde edilen bulgular, böyle bir hilafetin ortaya çıkmasının İslam'ın yeni bir aktör olarak küresel sistemde belirgin bir rol üstlenmesine yol açacağını gösteriyor. Bu öngörü CIA raporunun dışında Batılı çevrelerde yoğun olarak tartışılıyor. Hz. Muhammed'in vefatından hemen sonra başlayan ve Endülüs'e kadar uzanan genişlemeyi "Birinci Cihad Dalgası", Osmanlı liderliğindeki genişlemeyi "İkinci Cihad Dalgası" olarak gören bazı çevreler şu anki pozisyonu "Üçüncü Cihad Dalgası" olarak niteliyor ve Yeni bir Hilafet'in Mısır, Türkiye, Pakistan, Endonezya, Körfez ülkeleri, Sudan, Tunus, Cezayir, Fas, Yemen, Suriye, Libya, Lübnan ve İsrail işgali altındaki Filistin topraklarını etkileyebileceğine dikkat çekiliyor. Soner Yalçın'ın "Efendi - 2" adlı kitabında da değiştirilmeye çalışılan müslüman ibadet biçimlerini sorguluyordu.
Büyük Ortadoğu Projesine Marksist bir bakış için [İngilizce]: REVOLUTIONARY PROLETARIAT
Öyle yada böyle her ikisi de doğru. Hep kapitalist bir plan hemde dini bir proje.. Küresel bir çöküşten kurtulmak isteyen egemenler projelerini hiçte gizlemeden saklamadan ortaya koymaya başladılar.
Kemal Mete

İsrail - Lübnan.. SAVAŞ BAŞLADI!


# 'Savaş daha yeni başladı'
Hayfa saldırısının ardından televizyonda bir açıklama yapan Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise, İsrail'e karşı savaşın daha yeni başladığını söyledi.
Nasrallah, kendi ifadesiyle ''israil sınırsız ve kırmızı çizgileri olmayan saldırgan tutum izledikçe'' Hizbullah'ın da aynı şekilde davranacağını kaydetti.
İsrail'in üçüncü büyük kenti Hayfa'ya düzenlenen saldırıyı, sadece başlangıç diye nitelendiren Hizbullah lideri, İsrail kara birliklerinin de Lübnan'a girmesi halinde onlarla yüzyüze savaşacaklarını söyledi ve, "onlara sürprizlerimiz olacak" dedi.

# İsrail kara harekatına hazırlanıyor
İsrail ordusundan bir tümenin, Güney Lübnan’da muhtemel bir kara harekatı için hazırlık yaptığı ifade ediliyor. İsrail Genelkurmayı harekatın savunma amaçlı olduğunu, Lübnan’da kalıcı olmayacaklarını açıkladı.
# İsrail, kapsamlı bir saldırıya hazırlanırken, diğer yandan Lübnan’a bomba yağdırmaya devam ediyor. Lübnan’ın güneyinde saldırılarını yoğunlaştıran İsrail’in bombardımanında son olarak 13 sivilin daha yaşamını yitirdiği bildirildi. Böylece Lübnan’da hayatını kaybeden sivillerin sayısı 116’ya yükseldi.
# İsrail Başbakanı Ehud Olmert de kabine toplantısından sonra yaptığı açıklamada, İsrail’i ‘uzun ve zorlu’ bir sürecin beklediğini, ancak halkın ve ordunun saldırılara hazırlıklı olduğunu söyledi. Hayfa saldırısıyla ilgili olarak “İsrail’in tehditlere boyun eğmeyeceğini halk güçlü devletinin arkasındadır” diye konuşan Olmert, “Bu saldırıların kuzeyde birtakım sonuçlar doğuracak” dedi. [ne gibi sonuçlar doğacak acaba? K.M.]
# SURİYE: EN SERT KARŞILIĞI VERİRİZ
Öte yandan, Suriye yedek askerleri silah altına alabilmek için celp işlemlerinin başladığı ileri sürüldü. İtalyan haber ajansı ANSA, Suriye’nin başkenti Şam’daki güvenilir kaynaklara dayanarak verdiği haberde, celp işlemlerinin başladığını ileri sürdü. Haberde, Suriye yetkililerinin bu konuda resmi açıklama yapmadıkları belirtildi. Şam hükümetinden Enformasyon Bakanı Muhsin Bilal, İsrail’in askeri saldırısına ‘en sert ve acımasız’ karşılığı vereceklerini söyledi.
# G-8'lerden İsrail'e destek
Dünyanın en zengin ülkeleri, İsrail'in Lübnan saldırısına destek verdi. Rusya'nın St. Petersburg kentinde toplanan G-8 Zirvesi'nde Hizbullah'tan İsrail'e yönelik saldırıları durdurması istendi.
G-8 açıklamasında İsrail'in kendini savunma hakkı bulunduğunun altı çizildi.

NTVMSNBC
DW-WORLD.DE/Turkish
BBC/Turkish
Milliyet

İSRAİL SİVİLLERİ ÖLDÜRÜYOR!



İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılar sürerken can kayıpları da artıyor. Çarşamba günü başlayan İsrail saldırılarında şu ana dek 99’u sivil olmak üzere 103 kişi yaşamını yitirdi.
NTV-MSNBC ve AJANSLAR

İlgili Diğer Haberler : PUTİN : İSRAİL'İN BAŞKA AMAÇLARI VAR
İsrail Beyrutta Bombardıman Başlattı!
Ortadoğu Kaynayan Kazan
İsrail Hizbullah Merkezlerini Vurdu
VOA NEWS TURKISH HABERLERİ:
İsrail Lübnan'ı Bombalıyor
Bush ve Putin Arasında Görüş Ayrılığı

KUDÜS/BEYRUT - İsrail bugüne de yine saldırıyla başladı. Hizbullah örgütünün yayın organı El Manar televizyonu, İsrail savaş uçaklarının Beyrut’un 20 kilometre güneyindeki elektrik santralini vurduğunu duyurdu. İsrail savaş uçakları ayrıca Lübnan’ın doğusundaki Baalbek’te bir evi hedef aldı.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının en şiddetlisi dün gerçekleşti. İsrail saldırlarında; köprüler yollar kuzeydeki gaz istasyonları limanlar radar istasyonlarının yanısıra Hizbullah ve Hamas büroları hedef alındı.

Dünkü saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu 39 kişi yaşamını yitirdi. Böylece İsrail saldırlarının başladığı çarşamba gününden buyana yaşamını yitiren Lübnanlıların sayısı 100’ü geçmiş oldu.

Dünkü İsrail saldırılarında en yüksek can kaybı sınırdaki Mirvahin köyünde 15’i çocuk 20 kişinin öldürülmesiyle gerçekleşti. Köylülere evlerini terkedip bölgeden ayrılmaları için 2 saat süre veren İsrail ordusu sürenin dolmasının ardından köyü yerle bir etti.

LÜBNAN BAŞBAKANI’NDAN ATEŞKES ÇAĞRISI
Lübnan Başbakanı Sinyora ülkesini ‘felaket bölgesi’ ilan ederek BM himayesinde acil ateşkes çağrısı yaptı.

BM’den Lübnan hükümetinin ülkenin güneyinde otoritesini genişletmesine yardım etmesini isteyen Sinyora, “Bugün Lübnan’ı, kapsamlı ve hızlı bir Arap planına ihtiyaç duyan felaket bölgesi ilan ediyorum ve Lübnan dünyadaki dostlarının yardımına koşmasını istiyor” diye konuştu.

İsrail ise ateşkes için Hizbullah’ın Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmesini cephanesini Lübnan ordusuna teslim etmesini ve Lübnan ordusunun da İsrail-Lübnan
sınırı boyunca mevzilenmesini şart koştu.
Öte yandan Hizbullah’ın İsrail’e yönelik roket saldırıları da devam ediyor. Hizbullah roketleri ilk defa İsrail’in sınırdan 35 kilometre uzaklıktaki Tiberias kentini hedef aldı. Hizbullah’ın roket saldırlarında 15 İsrailli yaralandı.
Savaş uçakları Cuma günü de Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah’ın evini ve bürosunu da bombaladı. Bu saldırı sonrası Nasrallah örgütün İsrail ile açık savaşa hazır olduğunu duyurdu.

Bundan sonra İsrail’in sadece Hayfa’ya değil, iç bölgelerine de saldıracağız” diyen Nasrallah, Beyrut açıklarında İsrail donanmasına ait bir gemiyi vurduklarını söyledi.

Olayı doğrulayan İsrail ordusu, gemiye, Hizbullah’a ait bomba yüklü bir insansız deniz aracıyla saldırı düzenlendiğini açıkladı. Saldırıda 2 İsrail askeri öldü, 2 asker ise kayıp.
Hizbullah militanlarının Safed ve Nehriye’ye yönelik roket saldırısında da 2 İsrailli öldü. Hizbullah’ın, çarşamba gününden bu yana düzenlediği roket saldırılarında ölen İsrailli sivillerin sayısı 4’e ulaştı.
İsrail Başbakanı Ehud Olmert, saldırıların, Hizbullah örgütü silahsızlanıncaya kadar devam edeceğini belirtti.
BM GÜVENLİK KONSEYİ SESSİZ KALDI:
BM Güvenlik Konseyi’ni olağanüstü toplantıya çağıran Lübnan, Konsey’in İsrail saldırılarına karşı net tavır almasını istemişti. Ancak ABD’nin İsrail lehine ağırlık koyması nedeniyle Konsey yaptırım gücü taşıyan bir çağrı yapmadı.

Büyük Deprem-Bir Sonraki Nereyi Vuracak?


San Francisco'nun yüz yıl önce yerle bir olduğu deprem, modern sismoloji biliminin doğuşuna öncülük etti.
Yazı : Joel Achenbach National Geographic Türkiye
Kaliforniya'daki (ABD) son büyük deprem olan ve modern deprem biliminin doğuşuna öncülük eden 1906 San Francisco depreminin üzerinden yüz yıl geçti. Yüz yıl sonra, elimizde levha tektoniği adı verilen oldukça başarılı bir kuram var. Bu kuram, 1906 San Francisco depremi gibi depremlerin oluşma nedenlerinin yanı sıra kıtaların neden hareket ettiği, dağların neden yükseldiği ve yanardağların neden Büyük Okyanus kıyısı boyunca dizildiği konularına da açıklık getiriyor. Levha tektoniği, insan aklının en büyük zaferlerinden biri olabilir. Yine de uzmanlar depremin ne zaman meydana geleceğine ilişkin kesin bir bilgi veremiyor.

Depremlerle ilgili en kolay soruların bazılarına hâlâ yanıt aranıyor: Neden başlıyorlar? Onları durduran ne? Bir fay kırılmadan önce kötü niyetini belli edecek biçimde küçük hareketlenmeler gösterir mi?

Ve daha genel bir soru var: Depremlerin oluşumunda belirgin örgü, kural ve düzenler mi var, yoksa doğaları gereği rasgele ve kaotikler mi? Belki de California Üniversitesi sismologlarından Robert Nadeau’nun dediği gibi, "Rastlantısallığın çoğu bilgi eksikliğinden başka bir şey değil". Ama bir depremsellik haritası incelendiğinde, fayların yeryüzünde düzenli çizgiler halinde uzanmadığı görülüyor. Kaliforniya'nın güney bölümü gibi bölgelerde faylar paramparça olmuş bir otomobil camı gibi görünüyor. Duraysız, çatlamış bu geniş yerkabuğu kütlesi yoğun gerilimle yüklü. Bir fay kırılınca, diğer fayların üzerine gerilim yükleyebilir. Depremlerin kaotik olduğunu savunan uzman grubunun ileri gelenlerinden, UCLA (California Üniversitesi–Los Angeles, ABD) sismoloğu David Jackson, deprem biliminin "karmaşıklıkla yeni tanıştığını" söylüyor.

Depremler önceden kestirilebilirler mi, yoksa kaotikler mi? Bu, yalnızca uzmanlık gerektiren, akademik bir tartışma değil. Depremler can alıyor. Kentleri yerle bir ediyorlar. 26 Aralık 2004’te meydana gelen büyük bir depremin doğurduğu tsunami, 220.000 kişinin ölümüne neden oldu. Geçtiğimiz Ekim’de Keşmir’de meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki deprem en az 73.000 kişinin ölümüne yol açtı. Tahran, Kabil ya da İstanbul’da büyük bir deprem, kalitesiz, yüksek binaları yıkarsa belki de ölü ve yaralı sayısı bir milyonu bulacak. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan ve tektonik levhaların kesiştiği bir deprem kuşağı üzerinde bulunan Japonya da huzursuz.

Şimdilik, depremin önceden bilinmesi, kuşlar, yılanlar, balıklar ve tavşanların gelen felaketi önceden sezdiğini anlatan öykülerin ötesine geçemiyor. Uzmanların şu an için yapabildikleri, fay zonlarını iyi bir biçimde haritalandırmak, kırılması olası fayları saptamak. Ve tahmin yürütebiliyorlar... Tahmin, belirli bir bölgede, belirli bir zaman aralığında, belirli bir büyüklükte bir deprem olacağını söyleyebilir. Ve sizi, evinizin temelini sağlamlaştırmanız ya da termosifonu duvara sıkı sıkıya sabitlemeniz gerektiği konusunda uyarabilir.

Tahminlerin daha kesin bilgilere dönüştürülmesi -"3 gün sonra, bu bölgede, 7 büyüklüğünde bir deprem bekleniyor"- imkânsız olabilir ama uzmanlar depremlerin gizemini çözmek için ellerinden geleni yapıyor. Laboratuvarlarda kayaçları kırıyor, taşın gerilim altında nasıl davrandığını inceliyorlar. Eski dönemlerde meydana gelen tsunamilerin öldürdüğü ağaçlardan oluşan hayalet ormanlarda dolaşıyor; yerin geçmişte ne zaman ve ne şiddette sarsıldığını öğrenmek için sıra dışı bir biçimde duran kayaçları haritalandırıyorlar. Fayların aktif izlerini bulmak için fayları dik kesen hendekler kazıyorlar. Fay zonlarına öylesine çok sayıda sensör yerleştiriyorlar ki, yeryüzü adeta yoğun bakımdaki bir hastayı andırıyor.

Ortadoğu Yanıyor!


İsrail'in Lübnan'a Saldırması ve Ortadoğudaki gelişmeler basın özetleri :
#İsrail sabahın ilk ışıkları ile birlikte yine vurmaya başladı

İsrail jetleri bu sabahın erken saatlerinde Lübnan'ın Bekaa vadisinde Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'ne ait üssü vurdu.
Lübnan polisi, Ahmet Cibril'e bağlı Suriye yanlısı FHKC-Genel Komutanlık örgütüne ait üssün bombalandığını bildirdi.
FHKC-Genel Komutanlığının Lübnan'daki diğer üssü, Beyrut'un 15 kilometre güneyinde bulunuyor.

# İsrail ordusu çarşamba gecesinden bu yana yüzlerce hedefin vurulduğunu Hizbullah lideri Şeyh Nasrallah’ın da hedefte olduğunu açıkladı. Uluslararası Beyrut Havalimanı dün akşam ikinci kez bombanladı. İkinci saldırıda yakıt tankları hedef alındı.

# Başkan Bush : İsrail'in kendisini savunma hakkı vardır dedi! [başka ülkelerin sivil vatandaşlarını öldürme ile "kendini savunma hakkı" arasında bağ kuran beri gelsin. Açık açık söyleyin işte artık bahaneleriniz bile komikleşmeye başladı K.M.]

# İsrail Başbakan Yardımcısı Şimon Perez, kısık sesiyle sakin sakin, ama kesin ifadelerle anlatıyor: "Beyrut havaalanını vurmamız, yalnızca bir uyarıydı. Hizbullah Beyrut Havaalanı yoluyla İran'dan silah ve istediği her şeyi alabiliyor. Beyrut Havaalanı İran'ın kontrolünde. Lübnan hükümeti uyarıyı ciddiye almalı. Şu anda yalnızca Hizbullah ve Hizbullah'ın kullandığı hedefleri vuruyoruz."

# İsrail’in iki askerinin kaçırılmasının ardından lübnan topraklarında kara hava ve denizden başlattığı operasyon sürüyor. İsrail bombardımanında şu ana kadar 60 kişi yaşamını yitirdi. Hizbullah saldırılarındaysa 2 İsrailli öldü.

# İsrail Lübnan'ı üç koldan vuruyor.İsrail, iki askerinin kaçırılması ardından önceki gün başlattığı operasyonda Lübnan'ı havadan, denizden ve karadan bombalıyor.

# Hayfa'ya roket saldırısı:Hizbullah ise İsrail operasyonu karşısında roket saldırılarını sürdürüyor.İsrail askerleri yedekler de göreve çağrıldı.İsrail'in kuzeyindeki Nahariya kentine Lübnan'dan düzenlenen roket saldırılarında iki İsrailli hayatını kaybetti.İsrail'in en büyük üçüncü kenti Hayfa'ya da bir roket saldırısı düzenlendi.

# Hizbullahın roket saldırıları nedeniyle Lübnan sınırındaki yerleşim bölgelerinde 500 binden fazla İsrailli geceyi sığınaklarda geçirdi.

# ABD, BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’in Gazze saldırılarının kınanmasını öngören karar tasarısını veto etti.Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada, 15 üyeden 10’u tasarıya onay verdi, 4’ü çekimser kaldı.Tasarıyı veto eden tek ülke abd oldu. ABD’nin BM büyükelçisi John Bolton, iki İsrailli askerin Hizbullah tarafından kaçırılması ve bölgedeki diğer gelişmeler göz ardı edileceği gerekçesiyle tasarının kabul edilemez olduğunu savundu.İsrail’in saldırılarını başkent Beyrut yakınlarına kaydırmaya kararlı görünmesi ise sivil toplum kuruluşlarını endişelendiriyor.

# İsrail’le Lübnan arasındaki gerginlik, siviller arasında paniğe yol açtı. Lübnanlıların yanı sıra, körfez ülkelerinden binlerce kişi Lübnan’dan kaçmak için yollara düşmüş durumda...Lübnan’la Suriye arasındaki sınır kapısı Masaa’dan 10 binden fazla körfez ülkesi vatandaşının çıkış yaptığı bildirildi. Lübnan’la Suriye arasındaki diğer sınır kapılarından kaç yabancının çıktığı bilinmiyor.

# NASRALLAH: ASKERLER BIRAKILMAYACAK
Hizbullah lideri Nasrallah dün, İsrail Başbakanı Olmert’in ‘savaş nedeni’ tehdidine karşın askerlerin bırakılmayacağını açıklamıştı.İsrail cezaevlerindeki mahkumların serbest bırakılmasını, uluslararası toplumun dikkatini çekmek istediklerini belirten Hizbullah lideri Nasrallah, askerleri bu nedenle kaçırdıklarını, bunun en doğal hakları olduğunu ve askerleri serbest bırakmayacaklarını söylemişti.Nasrallah, “Tüm İsrail bir araya gelse bu askerleri kurtaramayacak” demişti.

# İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad, Suriye'ye yönelik bir İsrail saldırısının tüm İslam alemine yapılmış bir saldırı olarak kabul edileceğini ve ''çok sert bir karşılık göreceğini'' söyledi.İran devlet televizyonunun haberinde, Ahmedinejad'ın Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile yaptığı telefon konuşmasında, ''Siyonist rejim aptalca yeni bir hareket yapar ve Suriye'ye saldırırsa bu tüm İslam alemine yapılmış bir saldırı olarak kabul edilecek ve bu rejim çok sert bir karşılık görecektir'' ifadelerini kullandığı belirtildi.

# İsrail operasyonun Gazze ayağında da saldırılar sürüyor. İsrail hava saldırısında dün geceyarısı Filistin Dışişleri Bakanlığı bombalandı, ölen ya da yaralanan olmadığı belirtiliyor. Gazze Şeridi’ndeki bir başka hava saldırısında da bir İslami Cihad militanı öldürüldü.
Milliyet
BBC Turkish
Radikal
Ntvmsnbc
VOA News
Birgün
DW-World/Turkish
Zaman

AKDENİZ'DEKİ BÜYÜK TEHLİKE : KURAKLIK!

Drought
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), yayınladığı rapor ile Akdeniz'deki kuraklık tehlikesinin boyutlarını ortaya koydu.

WWF-Türkiye'den alınan bilgiye göre, ''Akdeniz'de Kuraklık ve
WWF'nin Önerileri'' adını taşıyan rapor ile Akdeniz havzasında yer
alan hükümetler kuraklık konusunda uyarıldı.

Yayınlanan rapora göre, su kaynaklarının yanlış kullanımı sonucu
ve küresel ısınmanın da etkisiyle Akdeniz'deki kuraklığın şiddetinin
yakın gelecekte daha da artması bekleniyor.

Su kaynaklarının yanlış kullanımı noktasında, tarımda yanlış
sulama teknikleri ve baraj yapımları konularına dikkat çekilen
raporda, hükümetlerden durum daha da tehlikeli hale gelmeden su
politikalarını değiştirmeleri isteniyor.

Akdeniz'de kuraklığa yol açan önemli tehditler arasında gösterilen
tarımsal sulama konusunda, havza genelinde sulama yapılan tarım
alanlarının 1960'lara oranla 2 kat arttığına işaret edilen raporda,
Akdeniz'de su tüketiminin yüzde 65'nin de tarımsal amaçlı sulamada
gerçekleştiği belirtildi.

Akdeniz genelinde yılın en kurak zamanlarında bile mısır, pamuk,
şeker pancarı gibi fazlasıyla su tüketen ürünlere sulama yapıldığının
kaydedildiği raporda, suyu fazlasıyla tüketen bu ürünlere Avrupa
Birliği'nce teşvik uygulanması ve AB üyesi olmayan ülkelerde bu
ürünlerin sulamasının çok fazla sarfiyata ve kayba yol açan ''salma
sulama'' gibi yöntemler kullanılarak yapılması eleştirildi.

''BARAJLAR SU KAYNAKLARINI TÜKETİYOR''

Raporda, su kaynaklarının tüketilmesinde önemli bir diğer etken
olarak, artan su talebini karşılamak için sürekli olarak daha fazla
sulama amaçlı baraj yapılması gösterildi.

Su kaynaklarının akılcı olarak yönetilmediği takdirde kuraklığın
çok daha tehlikeli boyutlara ulaşacağı uyarısında bulunulduğu raporda,
bu durumda hükümetlerin daha çok su temin etmeye çabalamaktan çok su
talebini doğru yönetip, sürdürülebilir ve entegre havza yönetimini
benimsemeleri gerektiği vurgulandı.

Raporda, İspanya, Fransa ve Türkiye, Akdeniz'de en fazla baraj yapan
ülkeler arasında sıralanırken, İspanya 1300 baraj ile dünya çapında en
fazla baraj yapan ülke olarak ön planda yer aldı.

Akdeniz genelinde yağış miktarında yüzde 20 bir azalma
görüldüğünün belirtildiği raporda, buna karşılık su talebinin son 50
yılda 2 katı artış gösterdiği kaydedildi.

Raporda, Akdeniz havzasında su talebi giderek artış gösteren
ülkelerin başında Türkiye, Fransa ve Suriye yer alırken, 2025'te
özellikle Türkiye, Mısır ve Suriye'de küresel ısınmayla beraber yağış
miktarının yüzde 25 düşeceği öngörüsü yer alıyor.

Kuraklığın tüm Avrupa ekonomisine büyük zararlar verdiğinin ifade
edildiği raporda, 2003 yılında kuraklığın Avrupa genelinde 11 milyar
avro zarar ve yarısı sadece İtalya'da olmak üzere 40 bin hayata mal
olduğu kaydedildi.

TÜRKİYE'DE DURUM

Raporda, Türkiye'nin yer aldığı değerlendirmelerdeyse, Türkiye'de
su kaynaklarına yönelik en fazla tüketimin tarımsal su kullanımıyla
olduğu belirtildi.

Türkiye'de tarımda yüzde 88.5 oranında ''vahşi sulama'' olarak
nitelendirilen ''salma sulama'' yapıldığı ve bunun sonucunda suyun
önemli kısmının yolda kaybedildiğinin ifade edildiği raporda,
Türkiye'de daha verimli sulama yöntemleri olan yağmur sulamanın yüzde
8.5 düzeyinde, damla sulama yönteminin ise yalnızca yüzde 3 düzeyinde
yapıldığı kaydedildi.

Türkiye'nin 1960'larda 28 milyon nüfusuyla kişi başına düşen 45
bin metreküp kullanılabilir su miktarıyla su zengini olarak
nitelendirilirken, bugün 68 milyon nüfusu ve kişi başına düşen 1400
metreküp kullanılabilir su miktarıyla su sıkıntısı çeken ülkeler
arasında yer aldığına işaret edilen raporda, yer altı suyunun
tüketilmesi de Türkiye için önemli tehdit olarak yer alıyor.

Kaçak kuyularla yer altı suyunun tüketilmesinin özellikle İç
Anadolu Bölgesi'nin doğal kaynaklarını, biyolojik çeşitliliğini ve
ekonomisini tehdit eden önemli sorun olarak gösterildiği raporda,
WWF-Türkiye'nin 3 yıldır ''Suyun Akılcı Kullanımı Projesi'' kapsamında
Konya Kapalı Havzası'nda yürüttüğü çalışmalarda 50 bin kaçak kuyu
bulunduğu ve yer altı suyu seviyesinin her yıl 2-3 metre düştüğünün
tespit edildiği bilgisine yer verildi.

Raporda, Türkiye'de su kaynaklarının tüketilmesi konusundaki
tehditler arasında, tarımsal sulama amacıyla havzalar arası su
transferi projelerine de yer verilerek, Konya Havzası'nın sulanması
için yapımı devam eden ''Mavi Tünel Projesi'' de eleştirildi.

Bu yılın sonunda açılacak olan ''Mavi Tünel Projesi'' ile 230 bin
hektarlık alanı sulamak için 17 kilometrelik bir tünel ve üç barajla
Göksu Nehri'nin suyunun Konya Havzası'na getirilmesinin planlandığının
belirtildiği raporda, bu yöntemin sürdürülebilir olmadığı savunuldu.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Filiz Demirayak, rapora ilişkin yaptığı
değerlendirmede, hükümetlerin, su politikaları konusunda mevcut bakış
açılarını bir an önce değiştirmeleri ve kuraklık krizine karşı ilgili
tüm taraflarla beraber çözümler bulmak zorunda olduklarını belirtti.

Tarım politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade
eden Demirayak, şunları kaydetti:

''Modern ve tasarruflu sulama yöntemleri desteklenirken doğru ürün
desenleri belirlenmelidir ve kaçak su kullanımına son verilmelidir.
Büyük su yapıları ve barajlar planlanırken çevreye, doğal kaynaklara
olan etkileri göz önüne alınmalı, entegre ve sürdürülebilir su
yönetimi esas alınmalıdır.''

Filipinlerde Tayfun!

Typhoon
Filipinler'in kuzey kesimini önceki günden bu yana etkisi altına alan tayfunun 6 kişinin ölümüne neden olduğu bildirildi. Sivil Savunma Bürosu, bir kişinin boğularak, bir kişinin toprak kayması sonucu öldüğü, anne ile üç çocuğunun da devrilen ağacın altında kalarak yaşamlarını yitirdiklerini, ayrıca 3 kişinin kayıp olduğunu açıkladı.

Başkent Manila'nın bazı bölgelerinde ulaşımın felç olmasına neden olan su yükselmesi nedeniyle yaklaşık 300 kişinin kaçmak zorunda kaldığı belirtildi. Filipinleri terk eden tayfunun Tayvan'a doğru yöneldiği kaydedildi.
AA

Kolombiya'da Tahliye Sürüyor


"Galeres" faaliyete geçince 10 bin kişinin tahliyesine başlandı.
Kolombiya'daki Galeras Yanardağı yeniden faaliyete geçti.

Yanardağın büyük taş parçalarıyla, gaz ve kül püskürtmesi üzerine, yöredeki yaklaşık 10 bin kişinin tahliyesine başlandı.

4 bin 275 metre yüksekliğindeki Galeras Yanardağı'nın yeniden faaliyete geçmesiyle Pasto kentini yoğun kül bulutu sardı.

Yanardağın büyük taş parçaları, gaz ve kül püskürtmesi üzerine en yüksek düzeyde alarma geçen yetkililer yöredeki yaklaşık 10 bin kişiyi tahliye etmeye başladı.

Başkent Bogota'nın güneybatısında Ekvador sınırı yakınında bulunan Galeras Yanardağı'nın 2002'deki son büyük patlamasından bu yana 100'un üzerinde küçük sarsıntı oldu.

Kolombiya'da Yanardağ Alarmı / Şili'de Sel


Galeras yeniden faaliyete geçti, yöredeki 8 bin kişi tahliye ediliyor.

Kolombiya`daki Galeras Yanardağı, yeniden faaliyete geçerek kaya, gaz ve lav püskürtmeye başladı.
Yanardağın faaliyete geçmesiyle yetkililer, en yüksek düzeyde alarma geçerek, yöredeki 8 bin kişiyi tahliye etmeye başladılar.
Başkent Bogota`nın güneybatısında Ekvador sınırı yakınında bulunan 4 bin 275 metre yüksekliğindeki yanardağın 2002`deki son büyük patlamasından beri 100`ün üzerinde küçük sarsıntı kaydedildi.
Volkan, geçen yıl da 50 kilometre öteye dek yayılan lav püskürtmüştü.
TRT
::::::...:::::::
Şili'de sel can aldı: 11 ölü

Santiago - Şili'nin güneyini iki gündür etkisi altına alan şiddetli yağışlar sonucu meydana gelen sellerde 11 kişinin öldüğü, 2 kişinin kayıp olduğu bildirildi.

Yetkililer seller nedeniyle 30 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını, ayrıca şiddetli yağış ve seller sonucu elektriklerin kesildiğini, uzak bölgelerle karayolu irtibatının sağlanamadığını ve limanların kapandığını belirttiler.

Öte yandan, Şili Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet nehirlerin taşması sonucu büyük sellerin meydana geldiği, başkent Santiago'nun 480 kilometre güneyindeki bölgede olağanüstü hal ilan ettiğini duyurdu.
TNN Haber

Başbakan Ehud Olmert : Bedeli çok ağır olacak!


...::: NELER OLDU? :::...
9 Haziran: İsrail, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye plajına en az dört füze atıp pikniğe gelmiş altısı aynı aileden dördü çocuk sekiz kişiyi öldürdü.
13 Haziran: Gazze'de bir minibüsü vuran İsrail ordusu, araç etrafına toplanan kalabalığın üzerine iki füze daha yolladı. İkisi çocuk dokuz sivil öldü.
20 Haziran: Cebeliye ve Han Yunus'a atılan füzeler üç çocuğu öldürdü.
25 Haziran: Filistinli militanlar, İsrail askeri kontrol noktasını basıp iki askeri öldürürken, Gilad Şalit adlı askeri kaçırdı.
28 Haziran: İsrail, Gazze'ye 'Yaz Yağmuru' operasyonu başlatıp Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın yazlık sarayı üzerinde alçak uçuş yaptı.
29 Haziran: İsrail, aralarında bakan, vekil, belediye başkanı ve diğer yetkililerinin bulunduğu 64 Hamas yetkilisini esir aldı.
6 Temmuz: Operasyonu kuzeye genişleten İsrail, 22 Filistinli öldürdü.
9 Temmuz: Bir evin İsrail top ateşiyle vurulması sonucu altı yaşında bir kız, ağabeyi ve annesi öldü
Suriye ile İran'a suçlama
Hizbullah'ın İran ile Suriye'nin desteğine sahip olması ise, işleri daha da karmaşıklaştırıyor. Dün Suriye Dışişleri Bakanı Faruk Şara, İsrail işgalinin Filistin ve Lübnan halkını provoke ettiğini belirtti. İranlı baş nükleer müzakereci Ali Laricani, işgale direnmek gerektiğini, ama Filistin için insan haklarından söz edilmezken, İsrail mevzubahis olunca dünyanın ayağa kaldırıldığını söyledi. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Frederick Jones ise, "Hizbullah'ı destekleyen İran ve Suriye'yi sorumlu tutuyoruz" dedi. İsrail'in BM Temsilcisi Dan Gillerman, Lübnan'ın Hizbullah'ı silahsızlandırması kararının uygulanmasını isterken, Lübnan'ı işgal ihtimalini dışlamadı.
BEYRUT/KUDÜS - Filistinli militanların bir İsrail askerini kaçırması üzerine İsrail'in Gazze'ye düzenlediği operasyonda ölen Filistinlilerin sayısı 70'i bulurken, krize Hizbullah'ın da müdahil olmasıyla çanlar topyekûn Ortadoğu savaşı için çalıyor. Dün Lübnanlı Şii örgüt Hizbullah, 'Gazze'deki Filistinlilere destek için', Kuzey İsrail'e saldırıp İsrail askerlerini öldürmekle kalmadı, iki askeri de kaçırdı. Hizbullah operasyonuyla gafil avlanan ve güç kullanarak çözemediği rehine krizi iyice katmerlenen İsrail, 2000'de Hizbullah'ın direnişinden yılarak işgali bitirmesinden beri Lübnan'a ilk kez girdi. Ordu Lübnan'ı kara, hava ve denizden vururken, Başbakan Ehud Olmert, Hizbullah'ın asker kaçırmasını 'savaş nedeni' olarak niteleyip Lübnan'ı sorumlu tuttuklarını belirtti.

İki Lübnanlı sivil öldü
İsrail asker ve tankları Lübnan'ın güneyine girerken, savaş uçaklarının ev, yol, köprüleri vurması sırasında iki Lübnanlı sivil öldürüldü, 23'ü yaralandı. İsrail'in kuzeyine sızmaya çalışan bir Hizbullah militanı da öldürüldü. İsrail dün gece de hava ve denizden güney Beyrut'u bombaladı. Sınıra altı bin asker gönderip binlerce yedeği göreve çağıran İsrail, geniş çaplı operasyon işareti verdi. İsrail hükümeti, Lübnan'daki Hizbullah mevzileri ile sivil altyapı tesislerine hava operasyonunu onayladı. Rehine pazarlığını reddeden Olmert, iki askerin akıbetinden Hizbullah'ın da parçası olduğu Lübnan hükümetini sorumlu tuttuklarını belirtip 'ağır bedel ödeteceklerini, çok acı verici, uzun erimli harekete geçeceklerini' söyledi. Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, "Lübnan'ı 20 yıl geriye götürürüz" tehdidi savurdu.
ABD Dışişleri İsrail'in meşru müdafaa hakkını kullandığını savunurken, Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora "Hükümetin olaydan haberi yok. Sorumluluk almadığımız gibi uluslararası sınırda meydana gelen olayı onaylamıyoruz da" tepkisini gösterdi.

Hamas tebrik ettiÖncesinde Hizbullah, İsrail'in Şlomi kenti ile işgali altındaki Şeba çiftliklerine Katyuşa roketleri atıp top ateşi açmış, İsrail de kuzeydeki nüfusuna yeraltı sığınaklarına inme çağrısı yapmıştı. Sınırı geçmeye çalışan iki İsrail tankını imha ettiklerini açıklayan ve sekiz İsrail askerini de öldüren Hizbullah, asıl bombayı İsrail sınır karakolundan iki asker kaçırdığını duyurarak patlattı. BM, AB, ABD ve diğer ülkeler askerlerin derhal bırakılması için Hizbullah'a çağrı yaptı. Hamas ise 'İsrail ordusunun zayıflığını gösteren ve direniş projesini tamamlayan' Hizbullah'ı tebrik etti.

'Tek yol esir değişimi'

Daha sonra muzaffer edasıyla basın toplantısı düzenleyen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Filistin üzerinde baskıyı düşürmek için operasyonu uzun zamandır planladıklarını belirterek, "Esirler güvenli ve uzak bir yerde. İsrail operasyonla alacağını sanıyorsa hayal görüyor. Esirler tek bir yolla iade edilebilir: Dolaylı müzakere ve değiş-tokuş" dedi. İsrail'le "Hep ilk olarak müzakere etmeyeceklerini söyler ama sonunda kabul ederler" diye alay eden Nasrallah, "Askerleri İsrail hapishanelerindeki 10 bin Lübnanlı, Filistinli ve Arap esirin durumuna dikkat çekmek için kaçırdık" vurgusu yapıp üç Lübnanlı esire de "Sözümüzü tuttuk. Özgürlüğe giden yoldasınız" diye seslendi.
İsrail askerlerinin kaçırılmasını Beyrut'ta havaya ateş açarak kutlayan Hizbullah taraftarları yoldan geçenlere de şeker dağıttı.
Özellikle bir İsrailli polis ailesini öldürme suçlamasıyla 22 yıldır esir tutulan Semir Kuntar'ı bıraktırmaya çalıştığı belirtilen Hizbullah, 2000'de de üç İsrail askeri kaçırmış, ama bunlar kurtarma operasyonunda ölmüştü. 2004'te ise Hizbullah asker cesetlerini verip karşılığında İsrail hapishanelerinden 430 Filistinli ve Lübnanlının bırakılmasını sağlamıştı.
Radikal

İsrail Lübnan'a Girdi! Ortadoğu Savaşı mı??


İsrail Beyrut'u füzeyle vurdu: 10 ölü

Bir ortadoğu savaşı mı? Bir dini kitaba dayanarak "vaadedilmiş toprakların" üzerinde 1948'den beri zulüm sürüyor...Nil nehrinden Fırat nehrinin doğduğu yere kadar uzanan Büyük İsrail projesi için... İmparatorluk ve Siyonist/Faşistler hemen suçluyu ve işbirlikçilerini işaret parmakları ile gösterdiler : "Bu işin arkasında İran ve Suriye var!" BOP nin ne kadar kanlı geçeceği, "kutsal topraklar" üzerinde daha ne kadar kan akacağı belirsiz... Din/Kapitalizm destekli Faşizme Hayır!
Kemal Mete

İsrail savaş uçaklarının, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a düzenlediği füze saldırısı sonucu en az 10 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı bildirildi.

Yetkililer İsrail savaş uçaklarının bu sabah 06.30 sularında Beyrut Refik Hariri Havaalanı civarına füze saldırısında bulunduğunu belirttiler. İlk alınan bilgilere göre, füze saldırıları havaalanının doğusunda ve batısında bulunan Hizbullah'ın güçlü noktalarını hedef aldı.

Lübnan televizyonları saldırıyı yayınlarını keserek canlı olarak duyurdu.

İsrail, dün iki askerinin Lübnan'daki Şii Hizbullah örgütü tarafından kaçırılmasından sonra Lübnan'a girmeye başlamıştı.

İsrail, Hizbullah militanlarının 2 asker kaçırmasının ardından 6 yıl önce çekildiği Güney Lübnan'a girdi. Çatışmalarda 8'i İsrail askeri 11 kişi öldü. Hizbullah da Hamas gibi İsrail'le esir değiş-tokuşu istiyor
Haberler :
Radikal
Ntvmsnbc
Zaman
Milliyet

Kök Hücreden Sperm Üretildi


İnsanın ortaya çıkışı üzerine tartışmalar sürüp gitmekte, homo sapiens'in evrimdeki eksik halkası bulunana kadar (bulunacak mı acaba?) bu tartışmaların çeşitlenmesi ve birbirine alternatif teorilerin çarpışması kaçınılmaz. Sümer mitolojisinde insanlığa "Bilgeliği veren" Tanrı EN.Kİ ve diğer tanrılar NiN.HUR.SAG-NİN.Tİ-İ.NAN.NA "lulu adama" yı yaratmış daha sonra ENKİ "lulu adama" ya cinselliği öğretmiş yani üreme yeteneği vermiş.Bu Tanrılar panteonunda (Anunnaki) öfkeyle karşılanmış ve insanların "Tanrısal özellikler kazandığı" söylenmiş,EN.Kİ - Ziusudra ve tufandan kaçış hikayesi böyle başlamıştı.Bunun Semavi dinlerde karşılığı; Bilgelik Ağacında ki "Yılan" ın Adem ve Havva'ya bilgelik meyvesi vermesidir,Tanrı yasakladığı meyveden yiyen Adem ve Havva'yı cennetinden kovmuştu.. Tufan'dan kaçışta bildiğiniz gibi Nuh Tufanı Efsanesi dir. Konuyu dağıtmadan söylemek istiyorum.Tevratta cinsel ilişki için "bildi" kelimesi kullanılır.[Tevrat, Tekvin, bap 4:1: "Ve Adem karısı Havva'yı bildi ve gebe kalıp Kain'i doğurdu ve yine kardeşi Habil'i doğurdu...] Ve Sümer mitolojisinde EN.Kİ'nin sembolü "Yılan" dır :)
BKZ : Adem
Enuma Eliş
İnsanın başdöndürücü bir gelişme yaşayarak alet kullanmayı öğrenmesinden kök hücreden sperm elde etmeye ulaşmasına "erkekler zamanını doldurmuş, gereksiz bir tür mü?" denmiş. Bence burada sorulması gereken şey Uroboros [Kendini yutan yılan] misali teknolojinin ve genetik alanında ki bizi birgün çöküşe götürecek gelişmelerin anahtarını nasıl kırmalıyız olmalı...

KEMAL METE

Haberler için :
Ntvmsnbc
Radikal Gazetesi

Gazze ve Hindistan'da Şiddet!


GAZZE CEHENNEM GİBİ...

...İsrail hükümeti bu operasyona 'Yaz Yağmuru' adını takmış. Ama operasyon, can derdindeki Gazze halkı üzerine cehennem sıcağı gibi çöküyor...
"..."Gazze üniversitesini, elektrik santralını vurmanın terörle mücadeleyle ne ilgisi var?" diye sorunca, general "Terörizmi engellemek zorundayız. Sivilleri kalkan yapıyorlar. Yalnızca teröristin elektriğini kesemeyiz. Vurduğumuz her hedef, doğrudan ya da dolaylı terörizmle bağlantılı " gibi bir açıklama getirdi..."

...Gazze santralı vurulduğundan bu yana Filistin halkı günde dört saat elektrik alabiliyor, İsrail uygun bulur, verirse. Ciddi su sıkıntısı var. İlaç sıkıntısı var. Yiyecek sıkıntısı var. Gazze'ye üç ana giriş kapısının, Erez, Karni ve Kerem Şalom, her üçü de dün kapalıydı. 'Güvenlik durumu uygun olduğunda' açılıyormuş. General, "Giren çıkanı izlemek zorundayız. Erez, kendi kapıları, suikast bombacısıyla saldırdılar" diyor...
Devamı için Radikal
...:::: HİNDİSTAN'DA TRENLERE SALDIRI ::::...

Hindistan’ın Bombay kentinde banliyö treni hattında 8 patlama meydana geldi. Patlamalarda 190 kişi öldü, 625 kişi de yaralandı. Patlamaların planlı saldırılar olduğu açıklandı. Saldırıları henüz üstlenen olmadı.
NTVMSNBC
BOMBAY - Akşam meydana gelen patlamalar büyük paniğe yol açtı. Patlamaların etkisiyle banliyö treninin vagonlarında büyük hasar meydana geldi. Olayda 190 kişi öldü 625 kişi de yaralandı.

Dün akşam, iş çıkışı saatinde meydana gelen patlamalar büyük paniğe yol açtı. Hindistan polisi, saldırıların planlı terör eylemi olduğunu açıkladı.

İçişleri bakanı, saldırı düzenleneceği yönünde istihbarat aldıklarını ancak yerini ve zamanını belirleyemediklerini belirtti. Hindistan başbakanı, “Saldırıların arkasında teröristler var” dedi.

Saldırıların sorumluluğunu üstlenen olmadı. Hindistan ile sık sık gerginlik yaşayan komşusu Pakistan’ın devlet başkanı Pervez Müşerref ve Başbakan Şevket Aziz, saldırıları kınadı.

Hindistan polisi, saldırıların planlı olduğunu açıkladı. İçişleri bakanı, saldırı düzenleneceği yönünde istihbarat aldıklarını ancak yerini ve zamanını belirleyemediklerini belirtirken, başbakan, “Saldırıların arkasında teröristler var” dedi.

Sıcak Haber : Bilis'te Tropikal Fırtına (11.07.2006 - 17:00)


Reuters AlertNet
Tropical storm Bilis is forecast to strike Taiwan as a typhoon at about 06:00 GMT on 14 July. Data supplied by the US Navy and Air Force Joint Typhoon Warning Center suggest that the point of landfall will be near 25.1 N, 122.3 E. Bilis is expected to bring 1-minute maximum sustained winds to the region of around 129 km/h (80 mph). Wind gusts in the area may be considerably higher.

According to the Saffir-Simpson damage scale the potential property damage and flooding from a storm of Bilis's strength (category 1) at landfall includes:

Storm surge generally 1.2-1.5 metres (4-5 feet) above normal.
No real damage to building structures.
Damage primarily to unanchored mobile homes, shrubbery, and trees.
Some damage to poorly constructed signs.
Some coastal road flooding and minor pier damage.
There is also the potential for flooding further inland due to heavy rain.

The information above is provided for guidance only and should not be used to make life or death decisions or decisions relating to property. Anyone in the region who is concerned for their personal safety or property should contact their official national weather agency or warning centre for advice.

This alert is provided by Tropical Storm Risk (TSR) which is sponsored by Benfield, Royal & SunAlliance, Crawford & Company and University College London (UCL). TSR acknowledges the support of the UK Met Office.
Diğer Kaynak : Tropical Strom Risk

GLOBAL DISASTER DEĞERLENDİRME

..:::DOĞAL FELAKETLER:::..

Dünyanın "Ateş Çemberi" denilen bölgesinde 26 Aralık 2004'te bu yüzyılın en korkunç doğal felaketi meydana geldi. Endonezya'da okyanus açıklarında,bilim insanlarının kıta hareketinden kaynaklandığını söylediği 9.0 büyüklüğündeki deprem ve ardından korkunç bir yıkıcı güce sahip dev dalgalar.. 230 insan hayatını kaybetti.Felaketin ardından 2 milyon insan da evsiz kalmıştı. Deprem ve tsunamiden şu ülkeler etkilenmişti:
Bangladeş
Doğu Afrika (Kenya, Seyşel Adaları, Somali, Tanzanya ve Madagaskar)
Hindistan
Endonezya
Malezya
Maldivler
Myanmar
Sri Lanka
Tayland
Tsunami Fotoğrafları : Sismik Haber.Org

"Ateş Çemberi"nde felaketler tsunaminin ardından da bitmedi.. büyüklüğü 6.5 ila 7.7 arasında değişen bir çok deprem yaşandı...
-Cezayir ve Endonezya'da deprem
-Endonezya'da Felaketler Durmuyor
Endonezya'nın Java adasında Cumartesi günü meydana gelen ve en az 4 bin 900 kişinin ölümüne neden olan depremin ardından...
-Asya Sallanıyor
Japonya ve Endonezya’da depremler meydana geldi. Japon Meteoroloji Dairesi, ülkenin güneyindeki Kyuşu adasında, yerin 140 kilometre altında meydana gelen depremin büyüklüğünün Richter ölçeğine göre 6,2 olduğunu açıkladı.Depremde 5 kişinin yaralandığı belirtilirken, bu sarsıntıdan...
Ardından Yanardağ Patlamaları haberleri gelmeye başladı bölgeden :
-Üç Volkanda Hareket
Reuters'in haberine göre, Alaska'da bulunan üç aktif volkanda hafta sonundan bu yana belirgin bir hareketlenme başladı. Alaska Volkan Gözlemevi'ndeki yetkililer, Chuginadak Adası'ndaki Cleveland volkanında Cuma günü küçük bir patlama meydana geldiğini ve deniz yüzeyinden 4.6 kilometreye dek duman ve kül püskürdüğünü bildirdiler. Anchorage bölgesinde bulunan 3400 metre yüksekliğindeki Spurr volkanındansa, hafta sonundan bu yana duman yükseliyor. Huzursuzluk belirtileri gösteren üçüncü volkansa, 1800 metre yükseliğindeki Tanaga. Alaska'da, uzmanlarca dikkatle gözlenen 40 aktif volkan var ve geçen yıldan bu yana bazılarında sismik hareketlilik iyice artmış durumda...
- Pasifik'te Yanardağ Patladı
Yeni Zelanda yakınlarındaki Raoul Adası'nda bulunan yanardağın, pazar akşamı meydana gelen şiddetli depremlerin ardından...
-Merapi Lav Püskürtüyor
Büyük Okyanus'taki 'Çember Ateşi'nin en tehlikeli yanardağlarından Merapi'nin lav püskürtmeye başlaması üzerine yaklaşık 5 bin Endonezyalı evini terk etti..
Merapi Volkanı Patladı
Endonezya'da yeniden faaliyete geçen Merapi Yanardağı'nın patlamaları dün şiddetlendi...
-Karthala Yanardağı Patladı
Komor Adaları'ndaki Karthala yanardağı faaliyete geçtiği, 300 bin kişinin yaşadığı bölgede halk panikle evlerini terk etti...
-Japonya'da Yanardağ Patladı
Japonya'nın güneyinde Sakurayima yanardağı faaliyete geçerek, kül ve duman püskürtmeye başladı...
-Filipinler'de Yanardağ Faaliyeti
Yanardağın faaliyeti yüzünden Sorsogon eyaletindeki köylerin külle kaplandığı, görüş mesafesinin azaldığı ve halkın saatlerce evlerinden çıkamadığı kaydedildi...
..::: KASIRGALAR/TAYFUNLAR/FIRTINALAR/SELLER:::..
-28 Ağustos 2005'te Kapitalizmin insan hayatına verdiği önem bir kez daha gözler önüne serildi. New Orleans'ı vuran Katrina Kasırgası orada yaşayan siyah yoksul insanların kabusu oldu.Otomobili olanlar şehri terk ettiler, terk edemeyenler ise Superdome ve Kongre Merkezi’nde kendi kaderleriyle baş başa bırakıldılar. Yorumcuların kabul etmek zorunda kaldığı gibi, yoksul mahallelerdeki yıkım manzaraları, Galle ya da Banda Aceh’te filme alınmış görüntülere benziyordu [World Socialist Web Site]
-Endonezya'da Sel Felaketi
Güneydoğu Asya’da aşırı yağışların yolaçtığı sel ve toprak kaymaları, Filipinlerin ardından Endonezya’da da can kaybına yol açtı...
-Kasırga ABD'yi Yıkıp Geçiyor
ABD'nin orta batı bölgelerinde etkili olan kasırgada 10 kişi öldü, çok sayıda bina zarar gördü...
-Balkanlar'da Fırtına
Balkanlar üzerinden bu kez önce sel, sonra kar geldi. Sular altında kalan Bulgaristan baraj kapaklarını açtı, Edirne bir yılda üçüncü kez taşkın yaşadı. Yollar iki metre su altında kaldı...
-Avusturalya'yı Kasırga Vurdu
Avustralya'nın kuzey doğu kesimlerini etkileyen tropikal kasırga, geniş çaplı hasara yol açtı...
-Ortadoğu Sel Altında
Sel suları Orta Avrupa'dan sonra Ortadoğu'ya yayılırken, toplam yedi kişi hayatını kaybetti...
-ABD'de Kasırga Felaketi
ABD’nin Tennessee eyaletinin iç kesimlerini bir hafta içinde ikinci kez etkisi altına alan kasırga sonucu 11 kişi öldü...
-Avrupa Sellere Teslim Oldu
Avrupa'nın en büyük ikinci nehri Tuna nehri boyundaki şiddetli taşkınlar dört ülkede binlerce kişinin daha evlerinden tahliye edilmesine yol açtı...
-Avusturalya'da Monica Kasırgası
Avustralya Meteoroloji Bürosu, yerli Aborjin topluluğunun yaşadığı bölgeyi etkisi altına alan kasırganın 3. kategoride olduğunu, ancak iç kısımlara ilerledikçe yavaşlayacağını açıkladı...
-Filipinler'de Tayfun : 32 Ölü
Filipinler'de iki gün etkili olan Chanchu tayfununda ölü sayısı 32'ye yükseldi...
-ABD'de Alberto Fırtınası
ABD'de, 2006 kasırga sezonu, Alberto Fırtınası'yla açıldı. Alberto'nun Meksika Körfezi'nde şiddetini artırdığı belirlendi...
-Sağanak Karadeniz'i ve Doğuyu Vurdu
SAMSUN/GİRESUN/VAN - Yağmur Karadeniz ve Doğu Anadolu'da dört can aldı. ..
-İklim Felaketleri Çin'i Vurdu
Çin'de bu yaz meydana gelen iklim felaketlerinde 349 kişinin öldüğü açıklandı...
..::: UYGARLIĞIN FELAKETLERİ:::...
Bütün Küresel Isınma ile ilgili haberleri arşivlerde bulabilirsiniz. Küresel Isınma kapitalizm/uygarlık kaynaklıdır. Bir iki örnek :
-Küresel Besin Stoku Kırılma Noktasına Yaklaşıyor
-Bir Yada İki Nesillik Vaktimiz Kaldı
-Dünyayı Bekleyen Su Savaşları
-Küresel Isınmadan İnsan Sorumlu
-Chomsky : Nükleer Savaş Tehdidi Arttı
-Küresel Isınma ve Kapitalizm
- Bütün savaş ve nükleer haberleri
...::: KÜRESEL HASTALIKLAR:::...
-H5N1 Muatsyona Uğrayacak (H5N1 Muatsyona Uğradı)
-Ölüm Virüsü
-Avrupa'da Kuş Gribi Hızla Yayılıyor
-İnsandan insana geçen kuş gribi şüphesi
-Meçhul Virüs Hızla Yayılıyor
-Kuş Gribi İnsandan İnsana Geçmiş Olabilir
-Kuş Gribi Muatsyona Uğradı!
-Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
-Kene Artışı Engellenemiyor
-Virüslü Keneleri Göçmen Kuşlar mı Getirdi?
-Angola'da Kolera 2 Bin can Aldı
.....:::::::::::......
Üzerinde yaşadığımız bize hayat veren Gaia bu son 5 aydır topladığım veriler ışığında bile zor saatler yaşayan bir hasta gibi.. Bundan hepimiz sorumluyuz, Evimiz için mücadele etmedik,etmiyoruz.Daha önemli işlerimiz mi vardı? Sınıfsal/Toplumsal/Cinsel/AntiMilitarist mücadelelerimiz evimizden önce mi geliyordu? "Ahmaklar Gemisi" batıyorken içinde ahmakça tartıştıkta gezegenimizi unuttuk mu? Sahte burjuva örgütlerinin süslü hanımefendilerine,beyefendilerine mi bıraktık ekolojiyi? Evet öyle yaptık... Çöküşe gidiyorken hiçbirimiz ayakta kalamayacağız,çok geç.. artık çok geç...
Kemal Mete

Akdeniz Orkinoslarını Kaybediyor

Orkinos
Akdeniz’in en önemli deniz zenginliklerinden orkinos balığı, Fransa ve diğer AB üyesi ülkelerdeki yasadışı avlanma nedeniyle yok olmak üzere.
Ufuk Kırabalı
Çevre örgütleri Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) ve Greenpeace’in hazırladığı iki ayrı rapor, denizlerdeki orkinos stoklarının tükenmek üzere olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. WWF’nin ‘Akdeniz ve Doğu Atlantik’te Orkinos Yağmacılığı’ başlıklı raporuna göre, Akdeniz’de hükümetlerin yasadışı avlanmayı görmezden gelmesi yüzünden orkinos stokları tükenmiş durumda. Greenpeace’in ‘Orkinoslar Nereye Gitti?’ başlıklı raporu ise, AB ülkelerinin tehlikenin esas orkinos çiftliklerinin faaliyetlerini görmezden geldiğini vurguluyor.

‘AKDENİZ’DE ORKİNOS YAĞMACILIĞI’
WWF’in ‘Akdeniz ve Doğu Atlantik’te Orkinos Yağmacılığı’ başlıklı raporu, Akdeniz’e kıyısı olan AB üyeleri, Libya ve Türkiye’nin kotalara ve sürdürülebilir balıkçılık kurallarına uymadığını savunuyor. Raporda, balıkçılık konusundaki yasal düzenlemeleri yapan Uluslararası Atlantik Orkinosları Korunma Komisyonu’nun (ICCAT) belirlediği yıllık 32 bin tonluk orkinos kotasının, 2004’te 45 bin ton, 2005’te ise 45.5 bin ton aşıldığının altını çiziyor. WWF raporu, ülkelerin kasten eksik bildirimde bulunduğu ve yasa dışı orkinos avcılığını örtbas ettiğini ifade ediyor.

‘ORKİNOSLAR NEREYE GİTTİ?’
AB ülkelerinde hükümetler yasadışı orkinos balığı avlayan şirketlere gerekli yaptırımları uygulamıyor.

Uluslararası çevre örgütü Greenpeace’in ‘Orkinoslar Nereye Gitti?’ başlıklı raporu, ICCAT tarafından belirlenen kotaların çok üzerine çıkıldığına dikkat çekiyor. Greenpeace raporda, Akdeniz ve Atlas Okyanusu’nda yakalanan orkinos miktarının, yıllık 32 bin ton olan kotanın yüzde 37 üstüne çıktığını vurguluyor. Rapora göre, Akdeniz’de son yıllarda ölçüsüz orkinos avcılığı ve orkinos çiftliği sektörü, stokların tükenmesindeki en önemli paya sahip bulunuyor.

’AB ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMIYOR’
Akdeniz’deki orkinos çiftliklerinin kapasitesinin en az 50 bin ton olduğu tahmin ediliyor. Greenpeace raporu bu rakamın ICCAT’ın izin verdiği miktarın yüzde 60 üzerinde olduğunun altını çiziyor. Raporda, bu durumdan AB’nin büyük sorumluluğu bulunduğu ifade edilerek, AB’nin son on yıl içinde orkinos çiftliği sektörüne 34 milyon dolar destek verdiği vurgulandı.

ORKİNOS ÇİFTLİKLERİ KAPATILMALI
Her iki kurum da hazırladığı raporlar, çözüm önerisi olarak orkinos çiftliklerinin acilen kapatılması gerektiğini savunuyor. WWF raporunun hazırlayıcısı WWF Deniz ve Kıyı Programı, AB Balıkçılık Komisyonu’nun bu konuda öncülük etmesi gerektiğini ve bu yıl Kasım’da yapılacak ICCAT toplantısında orkinosların geleceğinin tartışılmasını öneriyor.
Orkinos balıkları denizden çıkarıldıktan sonra temizleniyor ve buzlanıyor. Kimi dev gemilerde bulunan tesislerde konserveleme işlemi dahi yapılıyor.

WWF Türkiye Genel Müdürü Filiz Demirayak, yaptığı açıklamada orkinos sektörünün artık Akdeniz’in doğusunda ve Libya sularındaki son rezervlere yöneldiğini, orkinos çiftliklerinin aşırı avlanma konusunda geri adım atmaması halinde yakın zamanda balıkların soyunun tükeneceği uyarısı yaptı. Greenpeace raporu da, orkinos balığı popülasyonu eski haline dönene dek orkinos çiftçiliklerinin kısıtlanmasını öneriyor.

TÜRKİYE’YE YENİ KOTA VERİLECEK
Uluslararası Atlas Orkinosları Koruması Komisyonu’na 2003’ten bu yana üye olan Türkiye için henüz net bir kota belirlemesi bulunmuyor. Bu nedenle Türkiye için ICCAT’in yeni üyelerine uyguladığı 1.100 tonluk kota geçerli. Resmi rakamlara göre, 2004 yılında Türkiye’de 1.090 ton mavi yüzgeçli orkinos yakalandı. ICCAT’nin Kasım toplantısında Türkiye için gerçek bir avcılık kotasının belirlenecek.

YARIŞ ATINDAN HIZLI YOL ALIYOR
Orkinos balığı, Thunnus thynnus, Akdeniz ve Atlas Okyanusu’nda 700 kilogram’a kadar çıkabilen ağırlıkları ve bir yarış atının koşma hızından daha hızlı yüzebilme yetenekleriyle ‘denizlerin kralı’ olarak betimleniyor.

Angola'da Kolera 2 Bin Can Aldı!


Angola’daki kolera salgını nedeniyle şubat ayı ortasından bu yana 2 binden fazla kişi öldü.

Dünya Sağlık Örgütünden (WHO) yapılan açıklamada, ülkede 48 bin 817 vakanın tespit edildiği, 2003 kişinin kolera salgını nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi. Angola’da ilk kolera vakası 13 Şubat’ta başkent Luanda’nın Boa Vista bölgesinde görülmüş, ülkedeki 40 bölgeden 18’i salgından etkilenmişti.

ABD-Rusya Arasında Nükleer İşbirliği


Başkan Bush ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in St. Petersburg’da yapılacak G-8 toplantısı sırasında, iki ülke arasındaki nükleer işbirliği konusunu ele alması bekleniyor. Bu konuda varılacak anlaşma, Rusya’nın, Amerikan nükleer reaktörlerinden gelen nükleer yakıtı depolamasını öngörüyor.

Amerika Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns’e dün bir Amerikan televizyonunda, Rusya ile sivil amaçlı bir nükleer enerji anlaşması yapılmasıyla ilgili soru soruldu. Burns, şu yanıtı verdi:

"Şu anda Ruslarla pek çok alanda görüşme yapılıyor. Bu konular üzerinde anlaşmaya varırız veya varamayız. Bu nedenle şu anda yapılan görüşmelerin ne kadar başarılı sonuçlanacağını beklemek lazım."

Nicholas Burns ayrıntılara girmemekle birlikte, nükleer teknolojilerin yayılmasını durdurmak için Amerika’nın Ruslarla çalışmak istediğini de kaydetti.

"Dünyanın nükleer güçlerinden biri olarak Ruslarla çalışmayı istiyoruz. Nükleer maddelerin yayılmasını sınırlamak için işbirliğine hazırız. Bu, Amerika’nın çıkarınadır ve kimse buna şaşırmasın."

Rusya İran’ın nükleer enerji sanayine yardımcı oldu. Bu ülke, geçen yıl da İran’ın tüm nükleer enerji tesislerini çalıştıracak olan uranyumu işlemeyi ve imha etmeyi önerdi. Bu plan hiçbir zaman yürürlüğe konamadı ve nükleer programından ötürü, İran’la uluslararası toplum arasında ortaya çıkan kriz devam ediyor. Ancak İran’la Rusya arasındaki görüşmeler, Rusya’nın mevcut krizin çözümünde oynayabileceği önemli rolü de gösteriyor. Bush yönetimi, bu rolü destekliyor.

Ancak Amerika’nın Rusya’yla nükleer alanda işbirliği yapmama politikasındaki bu son değişikliğe bazı senatörler itiraz ediyor. Cumhuriyetçi partili Senatör John McCain, Amerika ve Rusya arasındaki olası nükleer işbirliğinin kaygı verici olduğunu söyledi. Senatör McCain, CBS Televizyonu’na verdiği demeçte, basın özgürlüğünü kısıtlayan baskıcı Rus hükümetini ödüllendirmenin yanlış olacağını da vurgulayarak şöyle konuştu:
"Ruslarla çok sert konuşmanın artık zamanı geldi. Putin ülkede baskıcı bir yönetimi yeniden canlandırma yoluna girmiş bulunuyor."

Cumhuriyetçi partili Senatör, iki ülke arasındaki sivil amaçlı nükleer işbirliği anlaşmasının, Amerika’dan çok Rusya’nın işine yarayacağını belirtti.

Aynı programda konuşan Demokrat partili Connecticut Senatörü Christopher Dodd ise, kaygıları paylaşmakla birlikte, uzun vadede Ruslarla sivil amaçlı nükleer anlaşmanın yararlı olabileceğini söyledi.

Amerikalı liderler, yıllar boyunca, Rusya’nın İran’la olan nükleer işbirliğini sona erdirmemesi durumunda, Washington ve Moskova arasında sivil amaçlı nükleer işbirliği yapılamayacağını savunuyordu.

Rusya’yla sivil amaçlı bir nükleer anlaşmaya varılması durumunda bu anlaşmayı, Amerikan Kongresi’yle Rus parlamentosunda da onaylaması gerekiyor.
Kaynak : VOA News

KÜRESEL ISINMA ORMANLARI TEHDİT EDİYOR


ABD’li bilim insanları küresel ısınmanın orman yangınlarını tetiklediğini vurguluyor. Son yıllarda yaz sıcaklıklarının yükselmesi, orman yangınlarının da sayısını artırıyor.
Kaynak:Science dergisi
ABD’de son yıllarda artışa geçen orman yangınlarını ele alan çevre uzmanları, küresel ısınmanın rolünün altını çiziyor. ABD’deki orman yangınlarının 1970’lerden bu yana seyrini araştıran uzmanlar, 1980’lerde ani bir artış, 1990’larla birlikte de bu artışın ‘normalleştiğini’ farketti. Uzmanlar, küresel ısınmanın yaz sıcağını artırarak, orman yangını sezonunu uzattığını vurguluyor.
Araştırmayı yürüten Scripps Institution of Oceanography uzmanı Dan Cayan, “Orman yangını sezonunun uzaması, potansiyel yangın sayısını artırıyor. Sezonun uzaması ise küresel ısınmanın direkt bir sonucudur” diye konuştu. Cayan, yangın sezonunun insan eliyle Dünya’nın ısınmasıyla uzadığını tahmin ediyor.

SON 20 YILDA ANİ ARTIŞ VAR
Bilim insanları, fosil bazlı yakıtlardan atmosfere salınan karbon diyoksidin 20’inci yüzyıl içinde ortalama sıcaklıkları artırdığını vurguluyor. Araştırmacılar ABD Ormanlar ve Ulusal Parklar İdaresi’nin 4 kilometre kare ve daha fazlasını etkileyen bin 166 adet orman yangının mercek altına aldı. Araştırmada 1987 yılından itibaren orman yangınlarında ani bir artış gözlemlendi. Ayrıca orman yangısı sezonu olarak nitelenen en sıcak dönemin 78 gün genişlediği ortaya çıktı.

SICAK YAZ, ORMAN YANGINI DEMEK
Uzmanlar değişimin ilkbahar ve sonbahar sıcaklıklarındaki artışla ilişkili olduğunu, sıcak geçen yıllarda soğuk yıllada nazaran daha çok orman yangını çıktığını belirtiyor. Bilim insanları yaz aylarının sıcak geçip geçmeyeceğini ilkbaharda karların ne zaman erimeye başladığından çıkarıyor. Buna göre, karlar erken erirse sıcak bir yaz geliyor.

KÜRESEL ISINMANIN DİREKT ETKİLERİ
Bağımsız uzmanlar, orman yangınlarındanki artışın küresel ısınmayla ilişkilendirilmesini önemli bir araştırma olarak niteliyor. Bilim insanları küresel ısınmanın getirilerinin sanıldığı gibi 100 yıl sonra değil, bugün bile hissedilebilir olduğuna vurgu yapıyor.

K.Kore'den Savaş Tehdidi


Kuzey Kore lideri Kim Jong-II, ülkesinin ABD ve Japonya’nın BM kanalıyla getireceği her türlü yaptırımı savaş nedeni sayarak en sert karşılığı vermeye hazır olduğunu söyledi.
İSTANBUL / SEUL - Nükleer silah ve uzun menzilli füze denemeleriyle uluslararası kamuoyunun tepkisini çeken Kuzey Kore’nin lideri Kim Jong-II, ABD’ye sert mesaj verdi. Güney Kore haber ajansı Yonhap’ın haberine göre, Kuzey Kore lideri devlet televizyonunda yaptığı bir konuşmasında, “ABD’nin saldırması halinde halkım topyekün savaşa hazırdır” dedi. Yonhap’ın haberinde, Kuzey Kore lideri Kim’in “Emperyalist düşman ABD işgalcilerine en küçük tavizi dahi vermeyeceğiz” sözlerini aktardı.
Kim, Kuzey Kore devlet televizyonunda yaptığı konuşmada savaşın kaçınılmaz olması halinde hazır olduklarını söyledi. Kim konuşmasında, “Bunlar boş laf değil’ dedi. Normal şartlarda halka doğrudan hitab etmeyen Kim televizyon yayınında füze denemelerine değinmezken, bu konuşmasının ne zaman yapıldığı ise açıklanmadı. Televizyon bandında Kim, “ABD’nin en ufak müdahalesini bile toptan savaş nedeni sayarız. Emperyalistler ülkemizi yıkmaya çalıştılar, ama Kuzey Kore ve ben ayaktayız” diye konuştu.

SAVAŞ ÇANLARI ÇALIYOR
Öte yandan, Kuzey Kore’nin Melbourne Büyükelçisi Chon Jae Hong, Avustralya’nın önde gelen gazetelerinden The Sunday Herald Sun’da yayımladığı bir görüş makalesinde, ülkesinin füze denemelerini savundu. Füze denemelerini ‘askeri hazırlık’ olarak niteleyen Büyükelçi Chon, tatbikatın kuzeydoğu Asya’daki askeri dengelerin korunmasına yönelik bir çaba olduğunu savundu. Uluslararası güç dengelerinin ‘Irak’taki gibi dışardan müdahaleyle’ bozulmasının savaşa yol açabileceğini belirten Chon, “Bu durumda da Kuzey Kore’nin kendini savunmak için elinden geleni yapacağından kimsenin şüphesi olmasın” diye yazdı.

ASKERİ ÜSLERİ ZİYARET EDİYOR
Saygın İngiliz gazetesi Financial Times’ın Asya baskısı da, Kim Jong-II’in 2006 yılının ilk yarısında askeri üsleri 41 kez denetlediğini yazdı. Bu rakam liderin geçen yılki ziyaretlerinin iki katı. Gazeteye göre Kim, sadece Haziran ayında 12 kez askeri üsleri gezdi.

JAPONYA’DAN MİSİLLEME TEHDİDİJaponya, doğrudan nükleer tehdit altında kalırsa Kuzey Kore’ye saldırma hakkının doğacağını düşünüyor. Japonya Dışişleri Bakanı Taro Aso, bir TV kanalında konuşurken, “Nükleer silahları olduğunu söyleyen ve Japonya’ya füze saldırısında bulunabilecek bir ülkenin taarruzuna uğrarsak, elimiz kolumuz bağlı durmayız” dedi.

Japonya’nın 1947’de kabul ettiği barışçıl anayasada, kuvvet kullanımına izin verilmiyor. Bakan Aso, “Halkın can güvenliğini garanti altına almak için ilk saldıran taraf olma hakkının” anayasaya uygun olacağını öne sürdü. Savunma Bakanı Fukuşiro Nukaga da “Egemen bir devletin kendi vatandaşlarını korumak için düşmana sınırlı taarruzda bulunmasının tabii olduğunu” söyledi.

ABD’DEN TEKE TEK GÖRÜŞME ÇAĞRISI

ABD’li diplomatlar ise, Kuzey Kore’nin yeniden masaya oturmasını, konuyu barışçı yollarla çözmeye razı olması halinde Washington’un Pyongyang ile teke tek görüşmeye hazır olduğunu duyurmuştu. Ancak Kuzey Kore uluslararası yaptırımı savaş nedeni sayacağını açıklamıştı.

RUSYA VE ÇİN’İN DOLAYLI DESTEĞİ SÜRÜYOR
Kuzey Kore’nin ABD’nin batı kıyıları ve Japonya’ya kadar ulaşabilen Taepodong-2 füzelerini denemesi, Tokyo’nun sert tepkisini çekmişti.
Kuzey Kore'nin füze denemelerinden sonra Güney Kore ordusu harekete geçti.

Japonya, nükleer prgramını ve füze denemelerini durdurması istenen Kuzey Kore’ye mali yaptırım öngören bir karar tasarısını BM Güvenlik Konseyi’ne sunmuştu. Ancak, İngiltere ve Fransa’nın onayına karşın, Sovyet dönemi ilişkilerini tazelemek isteyen Rusya ve komünist Çin bu tasarıya soğuk yaklaşıyor. Pekin yönetimi bir yanda da, Pyongyang yönetimini Kasım ayında terkettiği altı müzakere masasına yeniden oturması için iknaya çabalıyor.

‘FİİLEN’ DEVLETİN BAŞINDA, AMA DEVLET BAŞKANI DEĞİL
Kim, 1994 yılında babası Kim Il-sung’un ölümünden sonra parti ve devlet örgütünün başına geçti. Babasının anısına Devlet Başkanlığı makamını boş bırakan Kim, Kuzey Kore İşçi Partisi Genel Sekreteri ve 1997’den bu yana da ülkede askeri gücün temsil eden Ulusal Savunma Komisyonu Başkanı sıfatlarını kullanıyor.

Kim Ulusal Savunma Komisyonu’nu 1998’de devletin en üst makamı olarak ila etti. Kim resmi olarak devlet başkanı olmadığı için, seçimlere de gitme gereği olmadan askeri ve parti organları kanalıyla devleti fiilen yönetebiliyor. Kuzey Kore, devlet yönetiminin babadan oğula geçtiği tek komünist ülke
ntvmsnbc

ABD ile Nükleer İşbirliği

Türkiye ile ABD, nükleer enerji kullanımında işbirliğine gidiyor. Bu amaçla 26 Temmuz 2000 tarihinde imzalanan anlaşma ve ekindeki mutabakat zaptı, Bakanlar Kurulu tarafından onaylandı.
Ntvmsnbc
ANKARA - Resmi Gazete’de onayı yer alan anlaşma ile Türkiye ve ABD, dünya çapında nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin tedbirlerin kuvvetlendirilmesi konusundaki desteklerini teyit ediyor.

Anlaşmanın “işbirliğinin kapsamı” bölümünde, tarafların barışçıl amaçlarla nükleer araştırma ve geliştirmede işbirliği yapabileceği belirtilerek, işbirliğinin eğitim, personel değişimi, toplantılar, ortak çalışma ve projelere katılımlar, teknoloji ve bilgi transferini içerdiği belirtiliyor.

“Gizlilik derecesi taşıyan verilerin transfer edilmeyeceğine”dair bir hüküm de içeren anlaşma, “hassas nükleer teknolojinin” transfer edilmemesini de öngörüyor.

Anlaşma, Türkiye’ye transfer edilecek uranyumun küçük miktarda ve düşük düzeyde zenginleştirilmiş olmasını şart koşuyor. Hassas nükleer tesis ve bunların başlıca bileşenleri ise, bu anlaşmada bir değişiklik yapılmadıkça, transfer edilmeyecek.

Anlaşma, ABD’den transfer edilen nükleer malzemelerin askeri amaçlarla kullanılmasını da yasaklıyor.

Mersin'de nükleer santral tepkisi

Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı ve Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Kamer Gülbeyaz, bugün Mersin Nükleer Karşıtı Platformu'nu oluşturan 34 sendika, siyasi parti, dernek ve oda adına Mersin Tabip Odası'nda bir basın açıklaması yaparak, 6 Ağustos'ta Akkuyu'da yapılacak nükleer karşıtı şenliklere herkesi beklediklerini söyledi.
Sendika.Org
Açıklamada Türkiye'de nükleer enerji santrali kurulmasına dönük tüm argümanların bilim dışı olduğunu ve gerçekleri yansıtmadığı belirtildi.

Platform Sözcüsü Gülbeyaz, Türkiye'nin nükleer enerji santraline ihtiyacı olmadığını belirterek, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi durumunda, ülkenin 2030 yılında dahi elektrik talebini karşılayabilecek kaynaklara sahip olduğunu söyledi. Batılı ülkelerde işletme maliyeti, pahalılığı ve kamuoyu baskısıyla istenmeyen nükleer enerjinin, Türkiye'de ise genellikle politik bir seçim olarak ortaya çıktığını ileri süren Gülbeyaz, ABD ve AB ülkelerinin çoğunda artık nükleer enerjiye sıcak bakılmadığını ifade etti.

29 Nisan'da Sinop'ta yapılan nükleer enerji karşıtı mitingin bir benzerinin de 6 Ağustos'ta Akkuyu'da yapılacağını kaydeden Gülbeyaz, yapılacak nükleer karşıtı şenliklere herkesi davet ettiklerini dile getirdi. Nükleer enerji karşıtı eylem ve etkinliklerin, Türkiye'de nükleer enerji santrali kurma girişimleri sona erinceye kadar devam edeceğine değinen Gülbeyaz, "Çocuklarımıza sağlıklı bir çevrede yaşama olanağı tanıyabilmek için bir kez daha nükleer santrallere hayır diyoruz" dedi.

Çin'de Sel 30 Kişi Öldü!


Çin'in doğusundaki Jaingsu eyaletinde kasırga ve yağışlar, 30 kişinin ölümüne yol açtı. Seller eyalette 13 milyon kişinin yaşamını olumsuz etkilerken 40 bin kişi güvenli yerlere nakledildi.
China Daily gazetesi, eyaletin Dafeng şehrini vuran kasırganın üç kişinin ölümüne neden olduğunu duyurdu.

İlgili Global Disaster Haberi
İlgili Haber :
Haber X
Haber Aktüel
Yerel yetkililer, eyalette son günlerde devam eden yağışların yol açtığı sellerde 27 kişinin öldüğünü ve 40 bin kişinin güvenli yerlere nakledildiğini açıkladı.

Bazı şehirlerde, caddelerde sallar kullanıldığı ve sellerin eyalette 13 milyon kişinin yaşamını olumsuz etkilediği bildirildi.

Resmi makamlar, sel ve toprak kayması gibi doğal felaketlerin haziran ayında 349 kişinin ölümüne, 99 kişinin kaybolmasına yol açtığını ve ekonomik zararın 20 milyar yüeni (2,5 milyar ABD Doları) bulduğunu açıklamıştı.

Fırtına Vadisi talan edilemez


FINDIKLI (05.07.2006)- Kurulmak istenen hidroelektrik santrali nedeniyle Fırtına Vadisi yok olma tehlikesi altında. Uzun bir süredir yasadışı yollarla vadinin yok edildiğini söyleyen Ardeşen halkı, 4 Temmuz günü eylem yaptı.
Kaçak orman kesimleri, hidroelektrik santralin yeniden kurulmak istenmesi, vadideki kumun yasa dışı yollarla çekilmesi, vadideki canlı yaşamına zarar veriyor. Fırtına deresindeki balıkların kaybolması gibi bir çok kötü sonuca yol açıyor.
Atılım
İlgili Haber : Santral Planından Vazgeçin - Sendika.Org
Fırtına Deresi’nin Karadeniz'e döküldüğü yerde yapılan eyleme, yaşlı-genç yüzlerce kişi katıldı. Ardeşenliler, “Fırtına vadisi talan edilmesin”, “Diren fırtına yanınızdayız”, “İnsanca yaşamak ve temiz doğa istiyoruz”, “Vadiden elinizi çekin”, “Denizi yok ettiniz derede yok olursa elimizde ne kalır” yazılı dövizler taşıdı.

Eylemde polisin yoğun yığınağı dikkat çekti. Yapılmak istenen “Fırtına Vadisini Kurtarma Şenliği” hava muhalefeti yüzünden kısa sürdürüldü. Eyleme, Rize Pazar Belediye Başkanı Hikmet Hatırnas, Artvin CHP Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu, Rize Eğitim-Sen ile Fındıklı SGD üyeleri katılarak destek verdi

Eylemde basın metnini Adil Ayata okudu. Ayata, “Vadiye hidroelektrik santral yapılması sonucunda, vadi bataklığa dönüşecek ve insan yaşamına kötü etkide bulunacak” dedi. Bölgede ağaçların kesilmesi nedeniyle erezyon ve heyelan tehlikesinin artacağına dikkat çeken Ayata, “Bölgede açılan tüneller, patlatılan dinamitler, büyük bir alanda doğa tahribatına yol açacak ve Kanada'dan sonra sadece bölgede bulunan Deniz Alası türü başta gelmek üzere bir çok canlı türü yok olacak”, şeklinde konuştu. Ayata, konuşmasını yasadışı ormancılık, yol yapımı ve dere ıslahı adı ile yapılan katliamları kınayarak sonlandırdı.

Eylemde, “Para her şeyi satın alır”, “Doğayı asla, dere orman bütündür parçalanamaz”, “Fırtına bizimdir bizim kalacak”, “Dere bizim evimiz suyu alınterimiz” sloganları atıldı.

Gazze'de Çatışmalar Sürüyor!


"Siyonist/Faşist İsrail Devleti'nin Filistin üzerinde uyguladığı vahşet sürüyor. Buna sessiz kalmamalıyız."
"...Bir rehineyi kurtarmak için çok sayıda insanın ölmesine neden olacak bir operasyon düzenlemek, düşünülemez..."

İsrail ordusunun Gazze’de başlattığı Yaz Yağmuru Operasyonu’nda, en kanlı gün geride kaldı. Bölgede, son 24 saatte 21 Filistinli öldü, İsrail ordusu da ilk kaybını verdi. Diplomat Erakat, dünyanın olup bitene seyirci kalmayı sürdürmemesini istedi.
Ntvmsnbc
BBC Turkish
Voa News/Turkish
İlgili Haberler : İsrail Hukuku Çiğniyor - BBC.UK/Turkish
Gazze'de Tampon Bölge Hazırlığı - DW-WORLD.DE Deutsche Welle
GAZZE - Filistin toprakları, İsrail ordusunun Ekim 2004’te, Han Yunus Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıdan bu yana en kanlı günü geride bıraktı.
İsrail ordusunun, Gazze’nin kuzeyinde, helikopter ve tanklarla düzenlediği saldırılarda, 21 Filistinli öldü.

Filistin kaynakları, saldırılarda 62 kişinin de yaralandığını, bunlardan 20’sinin çocuk olduğunu ve 7 yaralının durumunun da ağır olduğunu duyurdu.
Bu arada İsrail ordusu da Yaz Yağmuru Operasyonu’nda ilk kaybını verdi. Bir günde 21 kayıp veren Filistin’de, İçişleri Bakanlığı olağanüstü hal ilan etti.
Barış görüşmelerinde Filistin Özerk Yönetimi’ni temsil eden deneyimli diplomat Saib Erakat da uluslararası toplumdan İsrail saldırılarını durdurmak için devreye girmesini istedi.
Barış görüşmelerinde Filistin Özerk Yönetimi’ni temsil eden deneyimli diplomat Saib Erakat da uluslararası toplumdan İsrail saldırılarını durdurmak için devreye girmesini istedi.
Erakat, “6 saatten az bir sürede 20 Filistinli öldü. Filistin’in ne ordusu, ne hava kuvveti, ne deniz kuvveti var. Filistin, uluslararası toplumun sorumluluğundadır. Dünya olan bitene seyirciyi kalmaya devam edemez” dedi.

HAMAS KABİNESİNİN İÇİŞLERİ BAKANI ÇATIŞMA ÇAĞRISI YAPTI
Filistin’deki Hamas kabinesinin İçişleri Bakanı Said Seyam, hükümete bağlı güvenlik güçlerinin, Gazze Şeridi içlerinde saldırı halindeki İsrail güçleriyle çatışmaları çağrısı yaptı.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü Halid Ebu Hilal konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Bakan Seyam’ın ayrıca “olağanüstü hal” ilan ettiğini bildirdi.

Filistin’de olağanüstü hal ilanı yetkisinin yalnızca Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ta olduğu biliniyor.
Sözcü açıklamasında, “Seyam, tüm Filistin polis ve askeri güçlerine, halkımızın savunulması yolundaki ahlaki, ulusal ve dini göreve katılmaları ve bu baskına, bu korkakça siyonist saldırıya karşıkoymaları çağrısı yaptı” dedi.

Sözcü, olağanüstü hal konusunda da “Kan akmasının ve İsrail’in suç işlemeye devam etmesi nedeniyle İçişleri Bakanı birkaç saat önce tüm vatan topraklarında olağanüstü hal ilan etti” ifadesini kullandı.

İsrail’in Filistin topraklarında giriştiği hava ve kara operasyonlarında yalnızca bugün toplam 12 Filistinli öldürüldü.

Filistinli yetkililerden İsrail operasyonlarına karşı savaş yönünde ilk kez çağrı yapılıyor. Seyam’ın bazı Filistinli güvenlik güçleri üzerinde etkili olduğu bilinirken, güvenlik kuvvetlerinin büyük bölümü Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a bağlı...

İTALYA: İSRAİL, GAZZE’DE ORANTISIZ GÜÇ KULLANIYOR
İtalya Dışişleri Bakanı Massimo D’Alema, kaçırılan İsrailli askerin serbest bırakılmasını sağlamak için İsrail ordusunun Gazze’de “orantısız güç” kullandığını belirtti.

D’Alema, katıldığı bir festival sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu şekilde bir güç kullanımı orantısız. Bir rehineyi kurtarmak için çok sayıda insanın ölmesine neden olacak bir operasyon düzenlemek, düşünülemez” dedi.

ABD nükleer füzelerini yeniliyor


ABD’nin önde gelen araştırma merkezi Los Alamos National Laboratory uzmanları, Pentagon’un ilk nükleer bombası olan B61 füzelerini onarıyor.
Ntvmsnbc
Associated Press
LOS ALAMOS - ABD’de nükleer konularda en üst denetleyici kurum olan Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, Pentagon’un elindeki füzelerin ömürlerinin uzatılması için ülkedeki araştırmak kurumlarıyla işbirliği yapıyor. Kurum adına bir açıklama yapan Savunma Programları Direktörü Tom D’Agostino, füzelerin uzun ömürlü olmasının zamanında ‘çok iyi üretildiğinin’ bir kanıtı olduğunu ifade etti. D’Agostino açıklamasında, onarımın fiziksel patlama testleri yapılmadan gerçekleştirileceği ifade etti.

D’Agostino, füzelerin ömdrünün uzatılmasını eski bir otomobilin karbüratörünün yenilenmesine benzetti. İlk kez 1960’larda üretilen PB61 füzelerinin ömrü en az 20 yıl uzatılacak.
ABD’nin elindeki en eski nükleer silahların yenileme programı, 2009’da bitecek ve 470 milyon dolara malolacak.

NÜKLEER KARŞITI EYLEM TAKVİMİ


TEMMUZ

3-10 Pazartesi

Karaburun Ütopyalar Kampı Anti nükleer stant

17-23 Pazartesi

Sinop Nükleer Karşıtı Yaşam Şenliği

AĞUSTOS

* 5-6 Mersin’deyiz Akkuyu’dayız

*Sinop Bianeli

*26-27 Barışa Rock Anti nükleer stantlar

EKİM

14 Ekim-5 Kasım

Anti nükleer yürüyüş İstanbul-Ankara

KASIM

4 Kasım
*Küresel eylem günü

EKLER
*Hilal Atıcı’nın Anti nükleer balon önerisi
*Hiroşima günü

Dünya 130 bin yıl öncesine dönecek


Süperbilgisayarda küresel ısınma simülasyonları yapan uzmanlara göre, gelecek birkaç yüzyılda deniz seviyelerinin 1 metre yükselmesiyle Dünya 130 bin yıl önceki iklim koşullarına geri dönebilir.
ntvmsnbc
Bilim insanları, Dünya’daki deniz seviyesinin her yüzyılda 1’er metre yükseleceği uyarısında bulunuyor. Grönland’ın 2100 yılında 130 bin yıl önceki kadar sıcak olacağını vurgulayan uzmanlar, bunun buzulların erimesini hızlandıracağını öngörüyor. Kötü senaryoya göre, deniz seviyesi 4 metre yükselebilir.
University of Arizona-Tucson öğretim üyesi Dr. Jonathan Overpeck tarafından yürütülen araştırma, Antarktika’nın batısındaki dev buzul kütlesinin de 500 yıl içinde bütünüyle suya karışacağı öngörüyor. Bu tahminlere göre, her yüzyılda denizler 1’er metre yükselecek.

130 BİN YIL ÖNCESİNİN KOŞULLARI
Dr. Overpeck’in bilgisayar modellerinde 130 bin yıl öncesinin iklim koşulları canlandırıldı. Bundan 130 bin yıl önce, Dünya kendi ekseninde bugüne göre biraz daha eğikti. Bu eğimin sonucunda da Güneş’ten gelen ışınlar Kuzey Yarımküre’ye daha dik iniyor ve bu bölgeleri bugüne nazaran daha fazla ısıtıyordu.

DENİZLER 4 METRE YÜKSELECEK
Bilim insanlarının Grönland’daki erimeden dolayı, küresel deniz seviyesinin 2 ila 3.5 metre yükseleceğini tahmin ediyor. Ancak, küresel ısınma sadece kuzey kadar, güneyi de ısıtacağı için Antarktika’nın da erimesiyle deniz seviyesindeki yükselme toplamda 4 metre’yi bulacak.

22’İNCİ YÜZYIL 8 DERECE DAHA SICAK OLACAK

Dr. Overpeck, BBC’ye verdiği demecinde, “Mesele, küresel ısınmanın deniz seviyesini yükseltip yükselmeyeceği değil, kaç derecelik bir artışın kaç metre’lik bir yükselmeye neden olacağıdır” diye konuştu.
Dr. Jonathan Overpeck

Dr. Overpeck, esas tehlikeyi Dünya’daki karbon dioksid emisyonunun ve buna bağlı olarak ısınmanın Endüstri Devrimi’nin başlangıcı sayılan 1750 yılı değerlerinin iki katına çıkması olarak niteliyor. Gelecek yüzyılda Kuzey Kutbu’ndaki sıcaklıklar 5 ila 8 derece yükselmiş olacak. Aynı sürecin 130 bin yıl önce de gerçekleştiğine vurgu yapan Dr. Overpeck’e göre, “Bu durumda Dünya’yı büyük tehlikeler bekliyor”.

Kaynak: Araştırmayı konu alan makale Science dergisinde yayımlanmıştır

Çevrecilerin eylemi

Dünyada korumada öncelikli 200 ekolojik alandan biri olan ve hidroelektrik santralı yapımından çevrecilerin uzun uğraşları sonucu kurtulan Fırtına Vadisi, bu kez de taş ve kum ocaklarının tehdidi altına girdi.

Kum ve taş ocaklarına tepki gösteren çevreciler eylem yaptı.

Binlerce bitki türü ve yaban hayatına ev sahipliği yapan Fırtına Vadisi'ndeki kum ve taş ocaklarına, çevreye zarar verdiği gerekçesiyle çevreciler tepki gösteriyor. Yıllarca yapılmak istenilen hidroelektrik santralının tehdidinde kalan, yöre halkının ve çevrecilerin uzun mücadelesi ve yargı kararlarıyla kurtarılan Fırtına Vadisi şimdi taş ve kum ocaklarının tehtidi ile karşı karşıya kaldı. Ardeşen Doğa Güzellikleri Koruma Gönüllüleri Platformu, bu amaçla Fırtına Vadisi'nde biraraya gelerek kum ve taş ocaklarını protesto etti. Vadi girişinde toplanan yaklaşık 100 kişi, ellerinde 'Deniz yok, dere yok, neyimiz kaldı', 'Bu doğayı siz mi yarattınız? Ne hakla yok ediyorsunuz?', 'insanca yaşamak, temiz bir doğa istiyoruz', `Yeter artık. Deniz alası vadimize gelsin' yazılı pankartlarla tepkilerini ortaya koydu. Çevrecilerin eylemine CHP Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu, Ardeşen eski Belediye Başkanı Tahsin Ocaklı, Pazar Belediye Başkanı Hikmet Hatırnaz ile Rize Eğitim Sen Başkanı Ercan Özay da destek verdi.

BİR DEREMİZ KALDI
Çevre gönüllüleri adına açıklama yapan Ardeşen Doğa Güzellikleri Koruma Gönllüleri Platformu sözcüsü Adil Ayata, dünyada koruma altındaki 200 ekolojik alandan biri olan Fırtına Vadisi'nde bulunan kum ve taş ocaklarının son derece denetimsiz bir şekilde çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:

"Sürekli dere yatağı değiştiriliyor. Bu bölgede yüzlerce araç, iş makinesi çalışıyor, şantiyeler kuruluyor, yapılaşmalar artıyor. Bu bölgede bulunan Deniz Alası nesli hızla tükeniyor. Fırtına Vadisi'nin ekolojik dengesi bozuluyor. Yapılan bu olumsuz çalışmalara yetkililer seyirci kalıyor. Buna dur denmesi gerekiyor. Bir deremiz kaldı, onu da yok etmeyelim."

Dünyada Kanada'dan sonra Fırtına ve Hala Dere'sinde yaşayan Deniz Alası'nın da kum ve taş ocakları nedeniyle tarihe karışacağını ifade eden Ayata, "Derede yaşayan canlı balık türleri zarar göreceği gibi dünyada eşine az rastlanan çiçek ve kuş türleri de bu gidişle yok olacak" diye konuştu. Çevreciler daha sonra tulum eşliğinde horon oynayarak eylemlerine son verdi.

TEMA Vakfı Rize Temsilciliği de konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, Fırtına Deresi Vadisinin korunmasına yönelik başlatılan girişimi desteklediklerini açıkladı. Tema Vakfı Rize gönüllü temsilcisi Nevzat Özer, "HES Projesi'nde gösterdiğimiz duyarlılığın taş ve kum ocaklarına karşı da gösterileceğinin bilinmesini istiyoruz. İlgili kamu kuruluşlarını, devletimizi toplum karşısında çevreyi koruyamama, biyolojik çeşitliliğin yok olmamasını önleyememe ve Bern Sözleşmesi'nin altına konan imzamıza bağlı kalamama gibi bir duruma sokulmamasını bekliyor ve inanıyoruz" dedi.

Kaçkar Dağları'nın kuzey eteklerinde yer alan Fırtına Vadisi çok dik yamaçlara sahip. Kızılağaç, kayın ve ladin ormanları, geniş çayırlıklar, Şimşir ormanları gibi Doğu Karadeniz'e özgü tüm ağaç yapısını barındıran ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından koruma altına alınan Fırtına Vadisi ile Kaçkar Dağları'nda 537 odunsu bitki, 136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki türü bulunuyor.

Haber: DHA

İsrail Gerginliği Tırmandırıyor


İsrail Şalit'in sağ olduğunu bildiklerini açıklarken, Başbakan Ehud Olmert pazarlık yapmayacaklarını yineleyip şiddetli operasyonların haberini verdi: "Şantaja boğun eğmeyeceğiz. Tüm teröristlere saldıracağız." Adalet Bakanı Haim Ramon ise "Gilad'a zarar verirlerse gökyüzünü başlarına yıkarız" tehdidini savurdu.
İlgili Haberler için Radikal
Ayşe KARABAT :Kimi kimin Rehinesi?
İsrail savaş uçakları bir hafta içinde ikinci kez Filistin içişleri bakanlığı binasını bombaladı. Saldırıda bina tahrip olurken, üç kişi de yaralandı. İsrail ordusu saldırı haberini doğruladı.
Bu olaydan önce Filistinlilerin attığı bir roket İsrail’in güneyindeki Aşkelon kent merkezine düştü, ancak ölen ya da yaralanan olmadı. Saldırının sorumluluğunu Hamas’ın askeri kanadı üslendi.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert, roket saldırısının İsrail’e karşı terörün tırmanmakta olduğuna işaret saydığını söyledi. Olmert, buna karşılık verileceğini, Hamas’ın bundan ilk olarak etkileneceğini vurguladı. Olmert ayrıca, askerin kaçırılmasından sorumlu herkese kuvvet kullanma tehdidinde bulundu. İsrail başbakanı ülkesinin şantaja boyun eğmeyeceğini ve ne zaman öldürücü darbe indireceğini gayet iyi bildiğini söyledi. İsrail, bir askerinin kaçırılmasından Suriye ve Şam’daki Hamas liderlerini sorumlu tutuyor.

Geçen hafta İsrail savaş uçakları Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yazlık sarayının üzerinde uçmuştu. Militanlar askerin hayatı karşılığında İsrail cezaevlerindeki BİN kadar Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını istiyordu. İsrail hükümet sözcüsü, 25 Haziran’da kaçırılan askerin hayatta olduğundan ve birkaç gün önce Filistinli bir doktor tarafından muayene edildiğinden haberdar olduklarını açıkladı.
Kaynak VOA News

Her yıl bir kuş türü yok oluyor


Bilim insanları, insanları yarattığı tahribat ve küresel ısınmanın sonucunda kuşların yüzde 12’sinin soyunun yüzyıl sonuna dek tükeneceğini vurguluyor.
NEW YORK - Dünya’da halen 10 bin kuş türü bulunuyor. Mevcut kuş türlerinin tümü 1850’den sonra keşfedildi. Bunlar arasında yaklaşık 130 türün son 500 yılda yokolduğu düşünülüyor. Bilim insanları her dört yılda bir, bir kuş türünün soyunun tükendiğini düşünüyor. Kuşların yeryüzünden silinmesinin nedeni ise insanların tahrip edici etkisi.

Duke University’den Stuart Pimm, kuşların türlerinin bilinenden çok daha hızlı tükendiğini savunuyor. Pimm’e göre, mevcut varsayımlar iki faktörü hesaba katmıyor: İlk olarak, sürekli yeni kuş fosillerinin bulunması aslında çok daha fazla kuş türünün soyunun tarihte bir zamanlar tükendiğini gösteriyor. İkinci olarak, bilim insanlarının soylarının tükendiğini kabul etmeye yanaşmadığı birçok ‘izi bulunmayan’ kuş türü var.
HER YIL BİR KUŞ TÜRÜ YOKOLUYOR

Pimm’in revize edilmiş tahminine göre, her yıl bir kuş türü yeryüzünden siliniyor. Pimm, normal şartlar altında her yıl üç kuş türünün yokolabileceğini, ancak kuş koruma alanları sayesinde bunun önlendiğini de belirtiyor. Önceki yüzyıllarda insanların yeni kıtalara adım atması kuşların silinmesinde etkili oldu. Yeni bir coğrafyaya adım atan insanlar ilk olarak kuşları öldürüyor. Daha önce, Pasifik Okyanusu’ndaki adalara yerleşenler ve Amerika kıtasına ilk ayak basanlar bu bölgelerdeki kuşları yok etmişti.

İNSANLARIN YIKICI ETKİSİ
Son yıllarda kuşların soyunu tüketen yine insanların doğada yarattığı tahribat. Doğal ortamların çeşitli gerekçelerle tahrip edilmesi, yerleşime açılması ve küresel ısınma kuşların ayakta kalmasını giderek zorluyor. Bilim insanlarının tahminlerine göre, insan müdahalesi olmasaydı, salt doğal koşullarda her yüzyılda sadece bir kuş türü yok olacaktı.
Ntvmsnbc
Kaynak: Araştırma Proceedings of the National Academy of Sciences mecmuasında yayımlanmıştır.

Tekirdağlılardan Santral Protestosu

Tekirdağ'ın Saray ilçesinde kurulması planlanan termik santrala karşı yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı bir yürüyüş düzenlendi.

Saray Belediye Parkı'nda dün sabah toplanan ilçe sakinleri, ellerindeki pankartlarla santrala karşı yürüdü.

Sloganlar atıldı

Miting alanına yürüyen CHP Tekirdağ Milletvekili Erdoğan Kaplan, Saray Belediye Başkanı Mahmut Halilcikoğlu ve vatandaşlar, "Termik santrala hayır", "Ayçiçeklerimiz ölmesin", "Ülkemizi seviyoruz, termik santral istemiyoruz" gibi sloganlar attı. Kaplan, Saray'a termik santral kurulmaması için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, "Ama karar verme yetkimiz olmadığı için durduramıyoruz. Hükümetin termik santral ihalesi yasal değil" dedi. Yürüyüşün ardından termik santralın kurulmaması için imza kampanyası başlatıldı.

Enerji Krizi'nin Ardındaki Skandal : Kapitalizm!


Oymapınar Barajı'nı işletenler, sözleşme hükmüne rağmen devletin, 'Sisteme elektrik sağlayın' talebini yerine getirmediği için kentlere elektrik verilememiş
Geçen hafta cuma gecesi başlayıp, cumartesi sabah saatlerine kadar süren 13 kentteki elektrik kesintisinin, Enerji Bakanlığı'nın yazılı ve sözlü talimatlarına rağmen Oymapınar Barajı'nın devreye girmemesinden kaynaklandığı ortaya çıktı.Enerji Bakanlığı Müsteşarı Sami Demirbilek, kesinti sırasında yaşananları anlattı. Arıza üzerine kentin küçük kısmının elektriği kesilmiş olsaydı arızanın kontrole alınmış olacağını kaydeden Demirbilek, ancak kenti karanlıkta bırakmak istemeyen görevlilerin 'iyi niyetli' davranmaları nedeniyle arızanın domino etkisiyle 13 kentte art arda kesintiye yol açtığını belirtti.
Devamı İçin : TIKLAYIN

Mamutların Katili Küresel Isınma


Bilim insanları, Buz Çağı’ndan sonra vahşi atların ve mamutların soylarının tükenmesinin nedeninin insanların avlanması değil, küresel ısınma olduğunu öne sürüyor.
Vahşi atların ve mamutların yok olmasının sorumluluğu insanların olmayabilir. Yeni bir teze göre, bu türler küresel ısınmayla Buz Çağı’ndaki doğal dokunun değişmesine ayak uyduramadılar. En önemli besin kaynağı olan otlakların ortadan kaybolması, bu hayvanların topluluklar halinde açlıktan ölmelerine neden oldu. University of Alaska profesörü Dale Guthrie, 600’den fazla fosili radyokarbon tarihleme yöntemiyle yaptığı incelemede, mamutların ve vahşi atların insanların Bering Boğazı’nı aşarak Amerika kıtasına girmeden önce yok olmaya başlamış olduğu fikrini ortaya atıyor

İlk insanların, 12 bin yıl önce Sibirya’dan Bering Boğazı’nı aşarak Kuzey Amerika’ya ayak bastıkları varsayılıyor. Mamutlar ve vahşi atların da yaklaşık olarak 11 bin 500 ila 12 bin 500 yıl önce yok oldukları düşünüldüğünde, bu türlerin insanların aşırı avlanmasına kurban gittiği fikrine ulaşılıyordu. Uzmanlar, soyları tükenen eski memelilerin yerini bugünkü modern türlerin aldığını düşünüyor.
Araştırmada, Amerika kıtasının en kuzey bölgelerinden 9 ila 18 bin yıllık bizon, antilop, vahşi geyik ve insan fosillerini incelendi. Yeni tezi ortaya koyan Guthrie, bizon ve vahşi geyik popülasyonlarının 12 bin yıl öncesinde sanıldığı gibi açlık yaşamadığını, hatta daha fazla üreme şansı yakaladıklarını ifade ediyor. Halbuki fosiller bu türlerin insanlar tarafından vahşi atlar veya mamutlara göre daha avlandığını gösteriyor. O halde vahşi geyiklerin ve bizonların tüm zorluklara karşın hayatta kalmaları nasıl açıklanıyor?
AŞIRI AVLANMA OLASILIĞI DÜŞÜK
Guthrie’nin buna yanıtı şöyle: “İlk insanları bulabildikleri tüm hayvanları avlıyordu, at eti ilk zamanlarda bizon etinden daha çok tercih edildiği için bir süre atlara yönelmiş olabilirler, ancak mamut veya atların insanlarca avlandığını gösteren fazla kanıt yok. Oysa insanların yaşadığı bölgeler bizon ve vahşi geyiklerin kalıntılarıyla dolu.

BULAŞICI HASTALIK İHTİMALİ YOK
Guthrie, mamut ve vahşi atların insanlar tarafından soyları tükenecek kadar öldürülmüş olamayacağını, bu hayvanların yok olmasının bir başka nedeni olduğunu belirtiyor. Guthrie, ayrıca fosil kalıntıların büyük bir salgın hastalığın soyların tükenmesine neden olmuş olabileceği tezini desteklemediğini ifade ediyor ve ekliyor; “Zira büyük bir salgın hastalık türlerde ani bir yokoluş olarak ortaya çıkardı, ayrıca vahşi geyik ve bizon gibi virüsü bulaşması muhtemel hayvanlar da böyle bir bulgu yok.”
ISI DEĞİŞİMİ OTLAKLARI DEĞİŞTİRDİ
Guthrie, Amerika kıtasının kuzeyinin 13 bin ila 11 bin yıl öncesinde önemli bir iklimsel dönüşüme sahne olduğunu vurguluyor; “Bu dönemde hayvanların vücut boylarının değiştiğini görüyoruz, ısı değişimi olduğu biliyoruz ve tam bu sırada insanlar kıtaya ayak bastı. 13 bin yıl önce hayvanların besin değeri yetersiz kuru otları yediğini düşünüyorum. Sonrasında Alaska ve Yukon bölgesi ısınınca ırmaklar şişti, otlar yeşerdi; bizonlar ve vahşi geyikler daha iyi beslendi daha hızlı ürediler.”

BİZONLAR VE VAHŞİ ATLAR AYAKTA KALMAYI BAŞARDI
Bölgedeki iklim değişikliği otlak arazilerin yerini çamların almasına neden oldu. Çamlar çimlerin yerine geçince, hayvanlar için uygun otlaklar ortadan kayboldu.

Bu durum mamutlar, vahşi atlar, vahşi geyikler ve bizonlar için de geçerliydi, ancak Guthrie, bizonların ve geyiklerin buna uyum sağladığını ve ayakta kalmayı başardığını vurguluyor; “İlk insanların kıtaya ayak basmasından bin yıl sonra dahi vahşi geyikler ve bizonlar yaşamlarını sürdürüyordu.”

AŞIRI AVLANMA HALA GEÇERLİ BİR SAV
Dinozorların soyunun tükenmesi gibi, mamutların da yokolması bilim dünyasında en çok tartışılan konulardan biri. Son çalışma Amerika kıtasının kuzey bölümleri için önemli ipuçları içeriyor olsa da, birçok bilim insanı yeryüzünün diğer bölgelerinde bu hayvanların soyunun insanların avlanmasından dolayı tükendiğini savunmaya devam ediyor. Yeni tezin kıtanın güneyinde Texas, Arizona gibi bölgelerindeki tükenmeleri açıklayamadığı da dile getiriliyor. Bu nedenle kimi uzmanlar insanoğlunun aşırı avlanmasının da mutlaka bir etken olduğu görüşünde.
Ntvmsnbc

Pasifik Hızla 'Asit Denizi'ne Dönüşüyor

Pasifik Denizi
Bilim insanları, yapılan ölçümlerde son 15 yıllık süre zarfında Pasifik Okyanusu’nun küresel ısınmaya bağlı olarak normalin üstünde asitlendiğini tespit etti.

Kaynak LiveScience/
Pacific Ocean Grows More Acidic

Uzmanlar, Pasifik Okyanusu’ndaki anormal asitlenmeyi küresel ısınmayla atmosfere salınan karbon dioksidin denizler tarafından emilmesine bağlıyor. Yapılan araştırmalarda pH’ta 0.025 birimlik düşüş tespit edildi. Asitlenmenin üç okyanusta da birden görülmesi, küresel ısınmanın dolaylı tehlikelerine dikkati çekiyor.

Dünya denizleri, petrol, kömür ve doğal gaz kökenli enerji kaynaklarının yakılmasıyla atmosfere salınan karbon dioksidin yaklaşık yüzde 30’unu emiyor. Bilim insanları, karbon dioksid deposu haline gelen denizlerin gelecek binyılda küresel CO2’nin yüzde 90’ını emeceğini tahmin ediyor.

Karbon dioksid oranının artması ise, denizlerdeki doğal yaşamın tehlikeye girmesi demek. Önce küçük canlıların soyunun tükenmesi, besin zincirinde daha üstteki canlıların yemsiz kalmasına neden olacak.

Mikroskopik canlılar ve yosunların besin zincirinden silinecek kadar soylarının tükenmesi, okyanuslardaki biyoçeşitliliği olumsuz etkileyecek. Bilim insanlarına göre, insanoğlunun vurdumduymaz şekilde çevreyi kirletmesi ve atmosferi karbon diokside boğmasının sonuçları dolaylı olarak kendini gösterecek.

Selin bıraktığı hasar ağır


Sel ve heyelan nedeniyle ölenlerin sayısı 10’a yükseldi. Selin etkilediği bölgelerde hasar tespit çalışması başladı. Selden en büyük zararı 1 milyon YTL ile Rize gördü.
Ntvmsnbc
İSTANBUL - Yurdun doğusundan batısına birçok ilde etkili olan sel ve heyelan can almaya devam ediyor. Manisa’nın Alaşehir İlçesi’nde, Uluderbent Deresi sularına kapılan 4 çocuktan 1’i öldü, 3’ü ise kayıp. Son iki günde 10 kişinin hayatına malolan sel ve heyelanın bilançosu da netleşmeye başladı. İlk tespitler milyonlarca YTL zarara işaret ediliyor. Selden en büyük zararı gören yer ise Doğu Karadeniz.
İSTANBUL - Yurdun doğusundan batısına birçok ilde etkili olan sel ve heyelan can almaya devam ediyor. Manisa’nın Alaşehir İlçesi’nde, Uluderbent Deresi sularına kapılan 4 çocuktan 1’i öldü, 3’ü ise kayıp. Son iki günde 10 kişinin hayatına malolan sel ve heyelanın bilançosu da netleşmeye başladı. İlk tespitler milyonlarca YTL zarara işaret ediliyor. Selden en büyük zararı gören yer ise Doğu Karadeniz.

Hafta sonundan bu yana doğu ve batı illerinde büyük zarara yolaçan sağanak yağışın bilançosu henüz rakamlarla tespit edilmedi. Ancak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile yerel yönetimlerin çalışmaları sonucu elde edilen ilk tespitler bilançonun ağırlığını ortaya koyuyor.

Selden en çok etkilenen yerlerden olan Giresun’un Yağlıdere İlçesi’ndeki zemin katta bulunan bütün ev ve işyerlerini su bastı. Yıkılma tehlikesi nedeniyle birçok ev boşaltıldı. Espiye İlçesi’nde de çok sayıda bina selden zarar gördü. Keşap ve Çanakçı ilçelerinde ise birçok köprü yıkıldı.

Sel ve Heyelan’ın Rize’deki bilançosu ise 1 milyon YTL olarak açıklandı. İlde çökme tehlikesi bulunan 39 ev tamamen 20 ev de geçici olarak boşaltıldı.

Trabzonda ise sel Sürmene, Of ve Hayrat ilçelerini etkiledi. Of’un Cumapazarı beldesindeki derenin taşması sonucu belediye binası, ilköğretim okulu ve işyerleri su altında kaldı. Cumapazarı beldesi içmesuyu arıtma tesisi ile kanalizasyon hattı da kullanılamaz hale geldi. 12 kilometrelik yolun zarar gördüğü seldede 2 ev yerle bir oldu.

Sel ve heyelan nedeniyle Ordu ve ilçelerinde 300’e yakın ev ve işyerini su bastı. 3 evin yıkıldığı Ordu’da bazı binalar da boşaltıldı.

Van’ın Çaldıran İlçesi’ni vuran sel felaketindeyse yaklaşık 50 ev hasar gördü. İlçedeki tarım alanlarında da zarar büyük. Bitlis ve Muş’ta da onlarca ev su altında kaldı, çok sayıda hayvan telef oldu.

Sağanak yağış batıda, en çok Kırlareli’de ve Tekirdağ Çorlu’da hasara yol açtı. Kamu binaları da dahil olmak üzere çok sayıda evi su bastı.
İlgili haber için TIKLAYIN

İklim Felaketleri Çin'i Vurdu


Çin'de bu yaz meydana gelen iklim felaketlerinde 349 kişinin öldüğü açıklandı.
Milliyet

İngilizce Kaynak : Institute Atmospheric Physics/Chinese Academy of Sciences
Çin Meteoroloji İdaresi tarafından yapılan açıklamada, haziran ayında Çin'in güneyini etkisi altına alan yağışların yol açtığı sel ve toprak kayması gibi felaketlerde 99 kişi kayboldu.

Söz konusu birimin felaket tahmin ve kurtarma bölümü başkan yardımcısı Vang Bangcong, düzenlenen basın toplantısında, felaketlerin getirdiği ekonomik kaybın 20.2 milyon yüene (2. milyar ABD doları) bulduğunu söyledi.

Bu arada ülkenin kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletine bağlı Huludao şehrinde geçen hafta meydana gelen selde 8 kişinin öldüğü, bir kinin kaybolduğu bildirildi.

Yeni Çin Haber Ajansının haberinde, Huladuo şehrine düşen yağmur miktarının 243 mm'yi bularak, 1991 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıktığı kaydedildi.

Bahçesi Olan Dünyayı Kurtarsın!


Doğa uzmanları, küresel ısınmanın tehdit ettiği özel canlı türlerini korumak için bahçe sahiplerini göreve çağırıyor
Radikal
LONDRA - Küresel ısınma yüzünden dünyadaki 1 milyon canlı türü yok olma tehlikesi altında. İklim değişiklikleri, farklı hayvan türlerinin beslenme kaynağı olan bazı bitki ve böcek türlerinin doğal ortamlarında değişime yol açıyor. Bu da hayvan türlerinde azalmaya neden oluyor. Britanya'nın özel kuş türlerinde de şimdiden ciddi oranda azalma gözlemleniyor.

Arılar için renkli çiçekler
Doğa uzmanları vahşi yaşamın risk altındaki türlerini kurtarmak için son çare olarak gözlerini özel bahçelere çevirdi. Bahçe sahiplerini harekete geçirmek üzere BBC'de bir program hazırlayacak olan doğal yaşam uzmanı Chris Gibson, her bahçenin vahşi yaşamı korumak için doğal ortam olduğunu söylüyor. Hükümete bağlı Britanya Doğa Ajansı da bahçesinde gönüllü olarak doğal ortam yaratacaklara özel öneriler de hazırlamış: Arılara polen zengini bitki ve kelebek çekmek için renkli çiçekler yetiştirmek, kirpiler için yaprak yığını bulundurmak gibi... Bir köşede oluşturulacak çamur havuzcukları ise, üçte biri yok olma tehlikesi altındaki amfibik türler için.
Britanya Kuşbilim Kurumu da ne zaman, hangi köşeye, hangi yem bırakılmalı gibi detaylı bilgiler içeren özel bir rehber hazırlamış bulunuyor. Rehberde meyve ağaçları sonbahar sonu ve kış aylarında gelen kuşlar için besin kaynağı olarak, daima yeşil kalan çalılarsa kuşları yırtıcı hayvanlardan koruyacak yuvalara uygun olduğu için tavsiye ediliyor.

Bahçıvanlar kilit noktasında
Gönüllü korumacıların su tüketimine de dikkat etmesi gerekli. Yağmur suyunu depolama, çiçek yataklarının kurumasını önlemek için üstünü örtme gibi yöntemlerle su israfını önleyebilirler. Daha az su ihtiyacı duyan Akdeniz bitkileri kullanmak da tedbirler arasında.
Tek tek bahçıvanlar ve küçük bahçelerdeki özel alanlar, küresel bir problemi çözme kapasitesine sahip değil elbette. Ancak Britanya'da bahçe sahibi sayısının ülke nüfusunun üçte ikisi olduğu ve İngiliz bahçelerinin toplam alanının doğal kaynak rezervlerinden daha büyük yer tuttuğu göz önüne alınınca, bahçıvanlar kilit bir noktada. (The Observer)

Sel Felaketi Sürüyor


Trakya, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaz sağanaklarıyla hafta sonundan bu yana 12 kişi öldü,Beş kişi sel sularının arasında kayboldu.
Yağmur yağıyor, Türkiye ceset topluyor
Dere yataklarına kurulan yerleşimler, ıslah edilmeyen dereler yağmurla ölüm tuzaklarına dönüştü.
BİTLİS: Hizan ilçesine bağlı Arat Köyü'nde derede yün yıkayan Şefika Atik ile 14 yaşındaki Levent ve 12 yaşındaki Refika aniden kabaran sulara kapıldı. İki çocuğun cesedi bulundu, anneyse hâlâ kayıp.
MUŞ: Malazgirt ilçesi Tatargazi Köyü'nde sel sularına kapılan 14 yaşındaki Doğan Tekin'in cesedi, ağaçlara takılı halde bulundu.
VAN: Çaldıran ilçesinin Hangedik Köyü'nde dere yatağına kurulu bir ev çöktü. Enkaz altında kalan 40 yaşındaki Hediye Saçak, geride sekiz çocuk bırakarak öldü.
KIRKLARELİ: Dereköy'de ahırdaki hayvanını kurtarmaya çalışan 30 yaşındaki Beyhan Erdem sele kapıldı. Bir çocuk annesi Erdem'in cesedi, evinin biraz ilerisinde bulundu.
MANİSA: Alaşehir'e bağlı Dağhacıyusuf Köyü'nde, Uluderbent Deresi'nin taşması sonucu sel sularına kapılan altı yaşındaki Berrin Çeşme yaşamını yitirdi. Aynı aileden sekiz yaşındaki Binnur Çeşme, 10 yaşındaki İrfan Çeşme'yle 10 yaşındaki Recep Çelebi'yse kayboldu.
TEKİRDAĞ: Çorlu ilçesinde önceki gece başlayan sağanak nedeniyle Devlet Hastanesi'nin acil servisi de dahil 400 bina su altında kaldı. İlçe hâlâ elektriksiz.
DÜZCE: 1999'daki depremin ardından Fevzi Çakmak Mahallesi'ndeki kalıcı işyerlerinin bulunduğu bölgeye taşınan Düzce Belediye binasının bazı odaları, sağanak sonucu sular altında kaldı.

Küresel ısınma kuşları erken göçe zorluyor


Küresel ısınmaya ayak uydurmaya çalışan kuşlar, daha erken yumurtluyor ve göç zamanlarını değiştiriyor.
NEW YORK - Küresel ısınma kuşların tatil zamanlarını da değiştirdi. Avrupa kıtası kuşları, yazı Avrupa’da geçirmek için önceki dönemlere göre daha önce göçe başlıyor. Bunun nedeni ise, ilkbaharın önceki yıllara göre daha erken gelmesi.

İskandinav kuş gözlemcileri, kışı Afrika’da geçiren kuşların, kışları Akdeniz bölgesinde geçiren kuşlara göre daha erken zamanlarda Kuzey Avrupa’ya götüğünü gözlemledi. Araştırmacılar Afrika’dan göçen kuşların Avrupa’ya daha erken gelmesini küresel ısınmanın güneyde sıcaklıkları yükseltmesine bağlıyor. Afrika’da yaz sıcakları önceki yıllara göre daha erken başlıyor; dolayısıyla kuşlar da ellerini çabuk tutarak aç kalmamak için daha erkenden beslenme rejimlerini değiştiriyor.
Kaynak : ntvmsnbc

Yabancı türler Beyaz Kıta’da


Uzmanlar, Antarktika’ya ait olmayan birtakım canlı türlerinin kıtaya yerleşerek ekosistemi tehdit ettiği uyarısı yapıyor.
İskoçya’nın Edinburgh kentinde toplanan Antarctic Treaty Consultative (Antarktika Danışma Kurulu) toplantısında sunulan bir makale, bilim insanları arasında yeni bir tartışma başlattı. Antarktika’nın sert iklimi nedeniyle izole olmuş bir kıta olduğunu belirten makalenin yazarı Neil Glbert, kıta dışında gelen yeni tür canlıların soğuk coğrafyada tutunmalarını ‘sürpriz’ olarak niteliyor.

YABANCI YENGEÇ TÜRLERİ
Antarktika’yı istila eden canlılar arasında örümcek yengeç türü olarak nitelenen Hyas araneus bulunuyor. Bu yengeç türüne Antarktika kıyılarında artık sıkça rastlanıyor. Neil Gilbert, bu türün tek başına esas yaşam alanı olan Kuzey Atlas Okyanusu’ndan Antarktika’ya kendi başına gelemeyeceğini düşünüyor. Araştırmacılar ayrıca kıtanın kuzeyindeki King George Adası’nda da Poa annua türü otların bittiğini belirtiyor.

TURİSTLER, GEMİLER VE KÜRESEL ISINMA

Gilbert’e göre, yabancı türlerin Beyaz Kıta’da varlık göstermesinin iki nedeni var: Kıta dışından gelen turistler veya şilepler ve küresel ısınma. Turistik veya kargo amaçlı olarak birçok gemi ve uçak kıtaya geliyor. Özellikle uçaklar diğer kıtalarda üzerlerine yapışan bitki tohumlarını Antarktika’ya bırakıyor ve bitkiler bu şekilde kök salabiliyor. Turistik gezilerin artışı da yabancı türlerin kıtaya girişini artırdı; kıtaya her yıl 25 bin turist geliyor.

Normal şartlarda bu türlerin Beyaz Kıta’da ayakta kalması mümkün değil. Ancak, küresel ısınmayla ılımanlaşan iklim yabancı canlıların ayakta kalmasını kolaylaştırıyor.
Kaynak : (ntvmsnbc,bbc)

Göktaşı 'Bugün' (3 Temmuz) Teğet Geçecek


Dünya’ya doğru hızla ilerleyen 920 metre çapındaki bir meteor, 3 Temmuz günü yeryüzünü sıyırıp geçecek. Bundan sonraki ilk, yakın meteor geçişi 2029’da.
İSTANBUL - Bilim insanları göktaşının en fazla Dünya-Ay mesafesi kadar yaklaşacağını, dolayısıyla Dünya’ya çarpma ihtimalinin olmadığını belirtiyor. Ancak bu mesafe astronomi meraklılarının, 3 Temmuz sabah saatlerinde teleskoplarıyla asteroidin geçişini izlemesine izin veriyor. Geçiş sırasında da bilim insanları asteroide radarla yüksek frekanslı radyo sinyali göndererek araştırma yapacak.
Gözlem adı 2004 XP14 olan asteriod 10 Aralık 2004’te ABD’deki Lincoln Laboratory Near Earth Asteroid Research (Lincoln Dünya Alanı Asteroid Gözlem Laboratuvarı LINEAR) tarafından keşfedilmişti. Laboratuvar Dünya’nın yakınından geçecek tüm göktaşlarını araştırıyor ve muhtemel yol çizgilerini hazırlıyor. Yansıttığı ışı göz önüne alınarak yapılan analizde, 2004 XP14 göktaşının çapının 410 ila 920 metre arasında olduğu tahmin ediliyor.

RADYO SİNYALİYLE GÖZLEM
Göktaşı 2004 XP14, 2 Temmuz günü sabahı TSİ 7:25 gibi geçişine başlayacak ve en yakın noktasında Dünya’ya 432 bin km mesafede olacak. NASA’nın California’nın Mojave Çölü’nde bulunan 70 metre çapındaki Goldstone radarı, 2004 XP14 göktaşını 3, 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde yüksek frekanslı radyo sinyalleriyle yoklayacak.

DÜNYA’YA ÇARPMA İHTİMALİ OLAN 783 GÖKTAŞI

Apollo meteor kuşağına ait olan 2004 XP14 asteroidin bu yüzyıl sonunda Dünya’ya çarpma ihtimali olacağı belirtilmiş, yapılan detaylı analizlerden sonra bu olasılık reddedilmişti. Dünya’ya çarpma ihtimali olan 783 adet göktaşı bulunuyor.

BİR SONRAKİ GEÇİŞ 2029’DA
Dünya’ya yakın bir sonraki asteroid geçişi 13 Nisan 2029’da gerçekleşecek; Asya ve Kuzey Afrika’daki gözlemciler bu olayı çıplak gözle görebilecek. Gözlem adı 99942 Apophis olan bu göktaşı, 300 metre çapında ve Dünya’ya 32 bin km yakından geçecek. Astronomlar bu derece yakınlıkta bir göktaşı geçişinin ancak bin 500 yılda bir gerçekleştiğini vurguluyor.
Kaynak : Ntvmsnbc

Sağanak Karadeniz ve Doğu'yu vurdu: Dört ölü!


SAMSUN/GİRESUN/VAN - Yağmur Karadeniz ve Doğu Anadolu'da dört can aldı. Cuma günü Samsun'da Köroğlu Köyü imamı Ali Aybaş ve iki aylık bebeğinin sel sularına kapılarak boğulmasının ardından Kocaman Belde Belediye Başkanı Sezai Nevik sağanaktan kaynaklanan heyelan, Halil ve Gülşen Pınar çifti de otomobille sel sularına kapılarak can verdi.
Giresun'un Saraycık Köyü'nden ailesiyle önceki gece Keşap ilçesine giden 29 yaşındaki Eşref Pınar'ın kullandığı otomobil, Saraycık Köprüsü'nden geçerken şiddetli yağış nedeniyle köprü seviyesine kadar yükselen Balıklısu Deresi'nin sularına kapıldı. Pınar'ın annesi 49 yaşındaki Gülşen, babası 48 yaşındaki Halil Pınar, araçla birlikte dere sularına kapılarak sürüklendi. Halil ve Gülşen Pınar'ın cesedi, dere kenarında bulundu.
Samsun'un Terme ilçesine bağlı Kocaman beldesinin DYP'li Belediye Başkanı Sezai Nevik, iki gündür süren sağanağa karşın düğün için Ordu'nun Ünye ilçesine gitti. Üç araçlık konvoyun başında bulunan Nevik'i izleyen aracın sürücüsü Şükrü Hasbaba, "Çok karanlıktı. Yağmur birden bastırdı.
Aniden toprak kaydı. Hemen durdum. Başkanın aracını o karmaşada kaybettim" dedi. 54 yaşındaki Nevik'in cesedi, kazadan yedi saat sonra bulundu.
Van'da önceki akşamdan itibaren etkili olan yağmur, dün Çaldıran ilçesinin Hangedik Köyü'nde sele neden oldu. Dere yatağına kurulu evlerden biri çöktü. Enkaz altında kalan 40 yaşındaki Hediye Saçak hayatını kaybetti, hasar gören 15 ev tahliye edildi. Köyde 1000 kadar küçük ve büyükbaş hayvan da telef oldu. Bitlis'in Tatvan ilçesinde öğlen saatlerinde başlayan sağanak yağmur da sele neden oldu.
Bu arada yağmur yurdun batı kesimine kaymaya başladı. Bugünden itiberen gökgürültülü sağanak tüm yurtta sıcaklıkların azalmasına neden olacak. Marmara Bölgesi'nde bugün etkili yağış bekleniyor. Yağışla birlikte hava sıcaklığı 2-4 derece azalırken, yetkililer su baskınlarına karşı vatandaşları uyardı. (Kaynak : Radikal,dha,aa)

ENERJİ KRİZİNİN ADIMLARI?!

Yatağan Termik Santral İşletme Müdürü Aziz TIĞ ; "Arıza bizden kaynaklanmadı,cumartesi akşam� dış kaynaklı olarak yaşanan enerji dalgalanması ve enerji darbesi nedeniyle santral devre dışı kaldı dedi
Kaynaklar : Ntvmsnbc
Radikal Gazetesi
Ege, Akdeniz, Anadolu ve Marmara b�lgelerindeki 13 ilde meydana gelen elektrik kesintisi turizmcileri isyan ettirdi. Özellikle Muğla, İzmir gibi turizmin yoğun olduğu bölgelerde, jeneratör bulunmayan bar ve restoranlarda sıkıntı yaşandı. İstanbul'un Anadolu yakasında bazı semtler, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, İzmir, Muğla, Eskişehir, Uşak, Burdur, Isparta, Kütahya, Afyonkarahisar, Bilecik ve Antalya'ya kadar inen bölgede yaşanan elektrik kesintisi nedeniyle milyonlarca kişi karanlıkta kaldı. Kesinti, hafta sonu ve gece olması nedeniyle üretimi vurmadı ama özellikle kafeler, düğün salonları, alışveriş merkezleri, gazinolar ve turistik işletmeler işlerinin en yoğun olduğu günde görülen kesinti nedeniyle zor durumda kaldı. Çeşme'de esnaf kepenk kapatırken "Turizm için kara bir gün yaşadık" diyen Çeşme Turistik Otelciler Birliği Başkanı Veysi İncel, "Turistler kesintiyi tedirginlikle izledi, hayal kırıklığına uğradı. Kesinti, maddi ve manevi büyük zarar verdi" dedi.

Ege bölgesinde öğle saatlerinde yaşanan gerilim düşmesi sonucu dört termik santral devre duşu kaldı. Bölgedeki illere de elektirik verilemedi.
�ZM�R - TEDA� yetkilileriniden alınan bilgiye göre, öğle saatlerinde Ege bölgesine enerji sağlayan hatlarda enerji dalgalanması meydan geldi.
Antalya'daki yeni trafo merkezinin devreye alınması nedeniyle oluşan yük kaymasını, iletim hatlarında sorun yarattığı öğrenildi. Bunun üzerine bölgeye enerji sağlayan Yeniköy, Yatağan, Kemerköy ile Soma termik santralleri devre dışı kaldı.
Başta İzmir olmak üzere Manisa, Aydın, Uşak ve Muğlaya elektirik verilemedi.